kbe

“Kadın beyanı esastır” ne demek?

Taciz ve tecavüzler söz konusu olduğunda “kadın beyanı esastır” ilkesi bazn kafa karıştırıcı olabiliyor. Anlaşılan şey, “kadın ne derse sorgusuz sualsiz kabul edilecektir” gibi anlaşılıyor ve hemen akıllara “Ya kadın iftira atıyorsa?” sorusu geliyor.

Öncelikle belirtelim “kadın beyanı esastır” demek, başka delillere gerek duyulmadan yalnızca bu beyana bakılarak mahkumiyet kararı çıkacak demek değildir. “Kadın beyanı esastır” demek, bir kadın tecavüze ya da tacize uğradığını söylediğinde aksini kanıtlamak erkeğin sorumluluğudur demektir. “Zaten böyle olmuyor mu?” diye düşünüyor olabilirsiniz. Hayır,  öyle olmuyor. 

Öncelikle tecavüze uğradığını söyleyen bir kadına kimsenin inanmama ihtimali son derece yüksek. Ailesiyle paylaşırsa babası ya da başka bir erkek akrabası tarafından öldürebilir, tecavüzcüsüyle evlenmeye zorlanabilir. Polise gittiğinde polis tarafından da tacize uğrayabilir. İş yerinde gerçekleşen bir olayda susması için işten atılabilir. “Hakketmişsindir” denilebilir. Hayatının sonuna kadar namussuz, iffetsiz kadın olarak damgalanabilir. Kocası tarafından tecavüze uğrarsa zaten kimse bunun tecavüz olduğunu kabul etmeyecektir. Eğer bütün bu aşamaları geçip mahkemeye çıkabilirse de, hakim onun tecavüze uğradığına inanmayacak, kanıtlamasını bekleyecektir.  

“Kadın beyanı esastır” ilkesi bir kadının tecavüze uğradığını kanıtlamak zorunda kalmasının önüne geçmeye çalışan, aksini kanıtlama görevini erkeğe yükleyen bir ilkedir bu sebeple.

Bu ilkenin hukuk sisteminde olmaması kadınları susmaya, erkekleri ise “nasıl olsa başıma bir şey gelmeyecek” rahatlığına iter. Tecavüzün önünü açar, bilhassa tecavüzü ve tacizi teşvik eder.

Şimdi gelelim iftira meselesine. Öncelikle tecavüze uğradığı bilinen bir kadının başına pek de hoş şeyler gelmiyor, daha önce de değindiğimiz üzere. O halde bir kadının halihazırda karşılaştığı bütün baskı ve ayrımcılıklara ek olarak bir de bu yargılara maruz kalmak isteyebileceğini düşünüyor muyuz gerçekten? Düşünmeyelim gerçekten, çünkü elimizde şöyle bir veri var;

En açık renk pembe olanlar bütün tecavüzcüleri gösteriyor. Bir ton daha koyu olanlar ihbar edilenler, kahverengi olanlar ise mahkemeye çıkanlar. Kırmızılar hapse girenler. En alttaki siyah iki tane ise iftiraya uğrayanları gösteriyor. Ayrıca Antikapitalista dergisinden Alper Ard’ın verilerine göre;

“Amerikan Adalet Bakanlığı’nın Ulusal Suç Mağdurları Araştırması (2008-2012) verilerine göre, her 100 cinsel saldırı ve tecavüz vakasından yalnızca 40’ı polise bildiriliyor. Bu sayının sadece 10’u bir tutuklamayla sonuçlanıyor. Bu tutuklulukların yalnızca 8’i hakkında bir ceza soruşturması açılıyor.  Bu sayıdan sadece 4 kişi ceza alıyor ve bu 4 kişiden sadece 3’ü cezaevine giriyor. Yani kadınların maruz kaldığı tecavüzlerin %97’si cezasız kalıyor.”

Sonuç olarak

“Kadın beyanı esastır” ya da kısaca KBE, kadınların birden bire çıldırıp sinirlerine dokunan bütün erkekleri tecavüz ile suçlayacakları anlamına gelmiyor. KBE, kadınların tecavüze uğradıklarında bunu yargıya taşımaktan korkmayacakları anlamına geliyor. KBE tecavüze uğrayan kadının cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, bakteriyel bulaşıcı hastalıklar, travma sonrası stres bozukluğu gibi bir çok olumsuzluğun üzerine bir de toplumun baskısını ve adaletin “erkekliğini” hissetmemesi anlamına geliyor. Kadın beyanı esastır ilkesi tecavüzün suçlusunun kadın olarak görülmediği bir toplumsal tahayyüle işaret ediyor.

Kaynaklar;

1) http://bianet.org/biamag/bianet/137985-kadinin-beyani-esastir-onermesinden-ne-anlamaliyiz

2) http://www.cinsomedya.org/kadinin-beyani-esastir-ilkesinin-pratik-nedenleri/

3) http://theenlivenproject.com/the-truth-about-false-accusation/

Ek okuma önerisi;

http://sosyalistfeministkolektif.org/mor-nokta/ocak-subat-2012/166-aksi-spatlanncaya-kadar-kadnn-beyan-esastr

10

KBE-WHAAAAT???

I have mad hair, I love it, it’s an epic texture that goes from super curly, to locks if I leave it. When I brush it out, this is what it looks like, and I’m always trying out new things with it in terms of treatments etc, so when my friend told me about the Ethiopian salon, I was totally keen. 

On Thursday night I went with my friend Eden to get a full on Habesha hair experience at an Ethiopian salon in Bedfordview, and get konjofied.

In case you weren’t aware, Ethiopian women SHOW FLAMES!! They are HELLA HOT!!! The epic part about being in a beauty salon from a different culture to your own, is that you get to learn all these amazing things about how different people keep themselves beautiful.

The treatment we went and got is called Kbe or Kebeh, and basically involves getting a mother load of butter put onto your hair, and then getting it steamed, and washed out. It was a super interesting experience. I unfortunately didn’t take an “after” pic coz I was in a super rush, BUT my hair felt SOOOOO soft, like a cloud and it only cost R100. Next time I wanna get it rolled out….

I thought it was really cool that the main hair treatment we went for was natural and didn’t involve harsh and horrible chemicals which so many women in Africa are exposed to. (for more on this, check out my friend Milli’s blog posts on the topic)

Totally going back!!

[p.s. if you’re keen on natural hair products in SA, then make sure you check out Suki Suki Naturals for awesome oil and sprays.]

Order of the British Empire

Sir Charles Spencer Chaplin (KBE 1975)

by Strauss-Peyton Studio (c. 1920) © National Portrait Gallery, London

Only two years before his death, Charlie Chaplin was knighted in 1975 at the age of 85 as a Knight Commander of the Order of the British Empire by Queen Elizabeth II. The honour had been first proposed in 1931. Knighthood was suggested again in 1956, but was vetoed after a Foreign Office report raised concerns over Chaplin’s purported “communist” views and his moral behaviour in marrying two 16 year old girls; it was felt that honouring him would damage both the reputation of the British honours system and relations with the United States.

The actor is pictured here sitting for a portrait session taken in 1920 when Chaplin was thirty.