kandan

bilmeni istiyorum ki canımıniçi
son iki yüzyılında dünyanın
ellerinin değip de güzelleştiremediği
hiçbir şey yokken, kendime bakıp da utanıyorum
nasıl oluyor sahi ve özlemimden soruyorum
ben ebedi bir hata olarak bana
uzaksa uzak, bir de senin gözlerinden yol almaya başlıyorum

sen başka bir şehre gideceksin diye
oturup ayakkabılarını boyuyorum
oradan ne getireyim sana diyorsun
ben hep, sen gel yeter istiyorum
ama uzaklık, sevdiklerimin yurdudur madem
ve laftan sözden anlamaz bir çocuk gibi ısrarım
öyleyse ben de geliyorum

gözlerimle gördüm, üç gündür komada bir çiçek tarlası
kim bilir belki uykusunda su içiriyorlar ona
bir de sanki dudağında ömer fısıltısı
elinden geliyorsa elimden tut diyorum
elinden gelmiyor ve ben dünkü çocuk
birdenbire büyüyorum

burada her şey kandan ve kirden yapılma
bense sular altındayım fakat
şüphesiz ki ortağı olduğumdan bu hırsın
ellerimi hiç duru hissetmiyorum
bir fotoğrafımız var, boynuna sarılmışım
sanki bir tek orada anlam bulmuş bu eller
başka ne işe yarar bilmiyorum

olacağı bu ya, öncekiler gibi her gün
ben sabahlara bir hatıra bölüştürüyorum
her şeye biraz sen, her birazda her şey sen
birazdan çağırmanla uyanıyorum ve
hazırladığın bir sofrada senin gönlün olsun diye
yüzlerce ihtimal arasında
bir ihtimal hayatta kalıyorum

bilmek istiyorum
insan insanla ne konuşur
ve topallayan bir kırkayak
dikkat çekmeden nasıl ortalıktan kaybolur
şu yaşıma gelince anladım biraz
her şeyin birazı olur, ölümün olmaz.

senin ağzındaki kanı benim çamurdan ellerim silemez ama istersen, seni en güzel ben öperim. hem onlar gibi korkmam da kandan, karanlıktan. izin ver yanına geleyim.

Sıkıldım.
Burdan da.
Senin gelmemenden de.
Bilinmezliklerden de.
Beni bekle dememenden de.
Finallerin gelmesinden de.
Biten silgiden de.
Başlamamış tüm yolculuklardan da.
Yemek saatini beklemekten de.
Uyku uyuyamamaktan da.
Akan kandan, kapanan yaradan da.
En çok da atılan dikişten.

Found this on the January issue of Yuri Hime.

Titles (Top left to bottom right)

1. Yuru Yuri by Namori
2. Fu-Fu by Minamoto Hisanari
3. Ato de Imouto shimasu by Meno
4. Tsuki ga Kirei desu ne by Itou Hachi
5. Ameiro Kouchakan Kandan by Fujieda Miyabi
6. Shoujo² by Miman
7. Renai Log by Takemiya Jin
8. Inugami-san to Nekoyama-san by Kuzushiro
9. Prince Prince by Aoto Hibiki
10. 2DK, G Pen, Mezamashidokei. by Oosawa Yayoi
11. Tomiko no Kimochi by Nekota
12. you know this already
13. Watashi no Sekai wo Kousei suru Chiri no You na Nani ka. by Amano Shuninta
14. Tachibanakan Triangle by Merryhachi
15. Momoiro Trance by Koruri
16. Houkago Nijigenme by Gotou Yuuki
17. Last Waltz by Katakura Ako
18. Akumu no Rakuen by Sekihara
19. Netsuzou Trap -NTR- by Kodama Naoko (getting an anime this year yay)

*No. 12 is Citrus by Saburo Uta in case you really don’t know

05.04.2017

-Bu yersiz öfkenin sebebi ne?

+Yerinde olsam bana tahammül etmem.

-Mevzu derin diyorsun.

+Açık açık bana tahammül etme diyorum. Kimse etmesin. Annemde, ablamda, abimde. O da bu da şu da. Kimse bana tahammül etmesin. Beni bi salın. Bi bırakın. ‘’Allahından bulsun’’ falan deyin.

-Uçmuşuz yine.

+Ayaklarım yere basıyor.

-Allahından bulsun dememizi gerektirecek şeyler yapmadın henüz.

+Daha ne yapmamı bekliyorsunuz ki? Size nasıl muamele ettiğimin farkında değil misiniz?

-Saçların neden dökülüyor?

+Ne?

-Saçların diyorum neden 2 haftadır öbek öbek dökülüyor?

+Vitamin eksikliği falandır.

-Komiksin. Acizsin. Yetmezmiş gibi beceriksizsin. Benden saklamaya çalışman bile başlı başına bir asalak olduğunun göstergesi.

+Ne saklayacağım senden?

-Kendine kestiğin hesapları.

+Bıktım artık senden. Sen de bi bırak beni.

-Yersiz bir öfke ve hayatından uzaklaştırma çabası daha.

+Öfkelenmedim.

-Külahım nerde? Ona anlatırsın.

+Kapatalım mı konuyu?

-Ölümünden sen suçlu değilsin. O an öyle davranmak zorundaydın. Çünkü yanlış şeyler oluyordu. Açıklamak zorundaydın. Saklasan ailene ihanet etmiş olacaktın. Tatsız şeyler oldu ama senin yüzünden değil. Senin yüzünden değil.

+Sus.

-Senin yüzünden ölmedi. Artık yaşamak ona ağır geldiği için öld..

+Kes sesini.

-Yalnız değildi. Yanında doktorlar vardı.

+Onun ailesi doktorlar değildi, bizdik!

-Suçlu olsaydın gece telefon çaldığında o ses yok olsun istemezdin. Suçlu olsaydın o telefonun ucundaki haber, senin haberin olsun istemezdin. Suçlu olsaydın her şeyi duymana rağmen, annen haberi vermekte zorlanmasın diye o gidene kadar uyuyor taklidi yapmaz, o gittikten sonra yatağının üzerine oturup hıçkıra hıçkıra ağlamazdın. Gözyaşlarını silip, her şeye rağmen odaya gidip, ona sarılmazdın. Sırtını sıvazlamaz, kendini onun yerine koymazdın. Gardını indirmezdin. Eğer suçlu olsaydın merhamet edemezdin. Edemezdin.

+Keşke..

-Canını sıkan tek şey bu değil. Yürekten bağlı olduğun bir insanı toprağa verdin. Öbürünü de kendi ellerinle bir başkasına emanet ettin. Ama kopmadı ki senden bir şey. Gönül bağı kurduğun her şey yerli yerinde. Dünyanın neresine giderlerse gitsinler değişmez, Başka bir dünyaya gitseler bile değişmez.

+Değişti. Daha çok değişecek. Anlamazsın ki sen. Etten misin, kandan mısın beni anlaman için bunu yaşamış olman gerek. Kimi kaybettin sen? Neyi kaybettin de böyle beylik laflar etme cüretini buluyorsun kendinde? Ben cenazesinde boş teselli lafları duymamak için hiçbir şey yok gibi davranmışken, onun cenazesinde etrafa aptal kahkahalar atmışken, sen kimsin? Kim bana teselli verebilir? Bu acının aynını yaşayan kim var? Kim var amınakoyduğumunçocuğu. Belanı sikeyim seni. Seni var eden yarım aklımı sikeyim. Sana böyle konuşma cüretini veren toleranslarımı sikeyim. Sikeyim ulan. Tüm dünyayı sikeyim. Hepinizin ağzına sıçayım. Hepinizi sikeyim ulan şerefsizler. İki yüzlü, bencil şerefsizler. İtoğlu itler. Hayvanoğluhayvanlar. ŞEREFSİZLER. SİKEYİM SİZİ. HEPİNİZİ SİKEYİM.

-Harika küfürlerdi gerçekten. Nefesimi kestin.

+Söylediklerim için pişman olacağımı biliyorsun. Zorlama beni. Bırak. Bırak ne olursun. Beni bir başıma bıraksın herkes. Çek ellerini üzerimden. Kırmadan, yormadan, incitmeden. Bırakın. Anlatmakla değişmez bazı şeyler. Benim için değişmez. Bilmen lazım bütün bunları. Neden her defasında tekrar ettiriyorsun, neden küfür etmeye zorluyorsun beni. Yoruldum, bırak. Ne olur sen de beni bi bırak.

-Gidiyorum. Şimdilik aklından beni çıkar ama bana duvar öremezsin. Herkese karşı evet, ama bana karşı asla. Bunu hiç unutma.

-Son olarak bana küfür etmeden garip bir zevk alıyorum. En az senin kadar normal(!) olan bir iç sese bu zevki yaşatmayı çok görme. Benimde basit zevklerim ve seninki kadar hassas(!) bir kalbim var. Küfürlerine bayılıyorum kızım. Lütfen sık sık tekrarlayalım bunu. Yeniden görüşene dek : elveda.

10

‘Çirkin Kral’ Yılmaz Güney'in İmralı günleri…

Yılmaz Güney’in İmralı tutsaklığı, gün ışığına çıktı. Ölümüne değin Yılmaz Güney’in en yakınında olan Nihat Behram’ın çabaları sonucunda ünlü sinemacının set dışında ilk kez fotoğraflarının çekilmesine izin verdiği Ahmet Boga’nın deklanşöründen yansıyan fotoğraflar.

Everest Yayınları tarafından kitaplaştırılan bu fotoğraflarda Güney’in İmralı’daki yaşamı adeta kare kare okurların önüne geliyor. Fotoğraflara bakınca insan meşhur ‘Kelebek’ filmini anımsıyor.

Güney'in hayatını en güzel Can Yücel anlatır: O da herkes gibi geldi dünyaya /Kapkara bir üçgenden kapkara bir kare / Ne yazıldı üstüne o kazılacak / Kandan davalar, davadan kanlar / Mahpuslar azatlar azaplar / Voltalar votkalar simitvetsonlar / Curalar bakaralar aşklar / Çocuklar çocuklar halklar…

Asıl adı Yılmaz Pütün olan Güney, 1 Nisan 1937’de Adana’nın Yüreğir Ovası’nın Yenice Köyü’nde Vartolu Gûle ile Siverekli Hamo’nun çocuğu olarak dünyaya gelir. 13 yaşındayken Kemal ve And Film adına film bobinleri taşır, Adana’daki sinema salonlarına.

1957’de Ankara’ya gelir. Hukuk fakültesine yazılır. Adana’da lise yıllarında “Pazar Postası” ile başladığı öykü yazmayı burada da devam ettirir. “Yeni Ufuklar” ve “On Üç” gibi dergilere yazar, o dönemin edebiyatçılarıyla birlikte olur.

1958’de sinemanın içine girer. 1959 yılında senaryosunu Yaşar Kemal ile birlikte yazdığı “Bu Vatanın Çocukları” adlı filmde Atıf Yılmaz’ın yardımcılığını yapar ve küçük bir de rol alır. Bu onun ilk filmidir. Aynı yıl Yaşar Kemal ile “Alageyik”i yazar ve Atıf Yılmaz’ın yönettiği bu filmde ilk kez başrol oynar.

Pütün soyadını terk eder “Güney” adını alır. Güney adını almasının nedeni “Üç Bilinmeyenli Eşitsizlik Sistemi” adlı öyküsünde “Ben kendimden utandım, insanlar ayrıntısız olmalıymış… Bunu orospu dediğim karım söyledi” cümlesinden dolayı komünizm propagandasıyla yargılanıyor olmasıdır. Bu yargılama 1.5 yıllık mahkûmiyet ile sonuçlanır.

Mahkûmiyetinin bir bölümünü sürgünde “Konya Günleri” olarak geçirir. Güney, sürgün dönüşü birçok filmde rol alır. Filmlerinin gösterildiği Anadolu’daki sinema salonları dolup taşar. Artık o, Ayhan Işık, Cüneyt Arkın, Fikret Hakan, Ediz Hun gibi oyuncular arasında “Çirkin Kral” olarak tanınır.

Yılmaz Güney'in ‘Çirkin Kral’ lakabını ise bir gazeteci taktı. Tarık Dursun K. Milliyet gazetesinde, Yılmaz Güney ile yaptığı söyleşinin başlığını ‘Çirkin Kral’ olarak attı. Ve o günden sonra bu lakapla anılmaya başlandı.

Güney, “Hudutların Kanunu”, “Seyyit Han”, “Aç Kurtlar”, “Kızılırmak- Karakoyun” gibi filmlerde hem oynar ve hem de yönetmenlik yapar. 1970’lerin başıyla birlikte “toplumsal gerçekçilik” akımı Güney’in sinemasına yansır. 1970 yılında “Umut” filmini çeker.

Güney, 1971’de “Acı”, “Ağıt”, “Vurguncular”, “Umutsuzlar” gibi filmleri çeker ve oynar. Yine 1971’de Nevşehir Cezaevi’ndeyken yazdığı “Boynu Bükük Öldüler” romanı yayınlanır ve ertesi yıl “Orhan Kemal Roman” ödülünü alır.

1972’de Mahir Çayan ve arkadaşlarına “yardım ve yataklık” yaptığı gerekçesiyle askeri cezaevine girer. Güney Dergisi’ni bu yıllarda cezaevinde çıkarır. İki yıl sonra tahliye olur ve “Arkadaş”ı çeker. Film iki eski arkadaşın, özellikle de Azem’in gözünden yozlaşan toplumsal ilişkileri anlatır.

1974’te “Endişe”nin çekimleri sırasında Yumurtalık hâkimini öldürdüğü gerekçesiyle bir daha yargılanır. Bu kez 19 yıla mahkûm olur. 1978’de yönetmenliğini Zeki Ökten’in yaptığı “Sürü” filminin senaryosunu cezaevinde yazar.

1981’de yönetmenliğini Şerif Gören’in yaptığı “Yol”u da cezaevinde yazar. Film İmralı cezaevinden izne giden ayrı arı sorunları, beklentileri, hayalleri, umutları olan beş mahkûmun öyküsünü anlatır.

Yol filmi, 1982’de Cannes Film Festivali’nde Costa Gavras’ın “Kayıp/Missing” filmiyle ortak olarak büyük ödülü, Altın Palmiye’yi alır. Yol filminin aldığı bu ödül Türkiye sineması tarihinde yurtdışında alınan en büyük ödüldü.

Son filmi “Duvar”ı 1983’te Paris’te sürgünde çeker. Film, 12 Eylül askeri darbesiyle birlikte hapishaneye dönen Türkiye’yi, çocuk mahkûmların gözüyle anlatır. 9 Eylül 1984’te Yılmaz Güney Paris’te sürgünde yaşamını yitirir.

Türk sinemasının “Çirkin Kral"ı Yılmaz Güney, yaşasaydı bugün tam 73 yaşına basacaktı. 47 gibi genç bir yaşta hayatını kaybetmesine rağmen, filmleri, asi kişiliği ve siyasi görüşleriyle, ardında dopdolu ve unutulmaz bir yaşam öyküsü bıraktı.

104 filmde başrol oynadı. 24 filmi kendi yönetti. 50 filmin senaryosunu yazdı, 6 filmin senaryosuna yardım etti. Tüm bunları topladığımız zaman Yılmaz Güney'in emeği geçtiği 111 film var. Güney, Türk sinemasına 1958-1983 yılları arasında, yani çeyrek yüzyıl boyunca, katkıda bulundu.

Babil'le Oscar'a aday olan Meksikalı yönetmen Inarritu sinemacı olmaya, Yol filmini izledikten sonra karar verdiğini söyler. Dünyaca ünlü yönetmen Elia Kazan da, Umut filmini izledikten sonra Güney'in sinemasına hayran kalır. Fransa'da tanışmadan önce, Güney'in affedilmesi için yazılar kaleme alır.

Dostoyevski'nin yazdıklarını Türk sinemasına ilk uyarlayanlardan biridir Güney. Senaryosunu yazdığı, oynadığı, Ferit Ceylan'ın yönettiği Her Gün Ölmektense, Suç ve Ceza romanının serbest uyarlamasıdır. Ama film kayıptır.

1972'de, Yılmaz Güney'in Türkiye'de çıkacak genel aftan yararlanması için 13 ülkeden 170 sinemacının katıldığı bir imza kampanyası başlatıldı. Kampanyaya katılanlar arasında Sartre, Jean-Luc Godard, Peter Brook, Elizabeth Taylor, Tony Richardson gibi isimler vardı.

Baba filmi Güney'in en çok ilgi çeken filmlerindendi. Çocuklarının geleceği uğruna hayatını mahveden Cemal'in hikayesini anlatatır. Filmdeki rolüyle Güney, Adana Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü kazandı, fakat jüri kararı değiştirerek ödülü Cüneyt Arkın'a verdi. O da ödülü reddetti.

12 Eylül askeri darbesinden sonra Güney'in Türkiye'deki bütün filmleri toplatıldı. Sonraki süreçte 111 filminden, rol aldığı 24'ünün izine hiçbir zaman rastlanamadı. Bildiğimiz Yılmaz Güney filmleri de vakti zamanında yurtdışına çıkarıldığı için kurtarıldı.

Bu kadar çok filmde oynayan, film yöneten Yılmaz Güney'in bir de edebiyatçı şapkası var. Bu hareketli yaşama, cezaevi yaşamına bir de kendi oğlu için tasarladığı Oğluma Masallar adlı bir çocuk kitabı sığdırmayı bilmiştir.

Türk sinemasının kırılma noktalarından biri kabul edilen Umut filminin baş karakteri. Yönetmen Erden Kıral kendi kuşağını kastederek, "Hepimiz Cabbar'ın o faytonunun merdivenlerinden indik sinemaya,” der.

Yılmaz Güney'in ağzından düşürmediği sözleri de meşhurdur: “Asıl hapishane insanın kafasında yarattığı hapishanedir. Hayatı sınırlayan hapishane odur ki, ilk fırsatta yıkılmalıdır. Dünyayı daha iyi kavrayabilmek için.”

“Ben kimsenin canını yakmadım; onlar benim ateş olduğumu bile bile geldiler… Biz, önceden küçük şeylerle mutlu olan insanlardık. Sonra aklımıza sevda diye bir şey soktular, toparlanamadık…”

“Geride kalan tek şey yüreğim… Sahip bile çıkamıyorum artık ona! Baksana almış başını gitmiş sana… Hayatın iyi, uslu bir seyircisi olmaktansa hayatın içinde başarısız bir adam olmak bin kere daha iyidir. İyi bir boks seyircisi olmaktansa, kötü bir boksör olmayı göze almak daha iyidir…”

“Her şeye rağmen düşmana inat yaşayacağız. Yarın bizim çünkü. Biz öleceğiz ama çocuklarımız bırakacağımız mirası taşıyacaklar yüreklerinde. Ve onların yürekleri bizim altında ezildiğimiz korkuları taşımayacak…”

“Öfkeyi, bir bulutun üzerine yazmak isterdim; yağmur yağsın bulut yok olsun diye… Nefreti, karların üzerine yazmak isterdim; güneş açsın karlar erisin diye… Ve dostluğu ve sevgiyi, yeni doğmuş tüm bebeklerin yüreğine yazmak isterdim; onlarla birlikte büyüsün bütün dünyayı sarsın diye…”

HAZIRLAYAN: BAHADIR ÖZGÜR - Radikal

Siz hiç kan kokusunu hissettiniz mi burnunuzda?

Tarih ve gün kavramım yok. Tamamen muamma her şey.

Arkamda serkan önümde avni. ben ortalarındayım.

12 kişiyiz 1 doktor  1 de kıdemli subayımız var bize refakat eden. görev kuzey ırak sınırına girip bilgi edinmek.

Hava o kadar soguk ki dişlerim birbirine vuruyor ama adrenalinden midir nedir üşüdüğümü hissetmiyorum.

derken karşıdan bi ses “ zıııppp”

arkamdakine. tek kurşun. “zııııp”.

arkadaşım yerde. tam kafasından. kanları bana sıcradı. belki de beyninden bi kaç parçaydı. bakamadım ama kokusunu duydum. o koku yok mu zaten…

eğildik. siper aldık. 

keskin nişancıların hepsi mi inatçı olur? bir hedefe 10 kursun sıksa. 10unda karavana gitsen 11. kurşunu sıkar. çünkü onu öldürmek zorundadır. bu 2. dünya savaşında da böylemiş. şimdi de.

biz ne oldugunu anlayana kadar zaten 2-3 zahiyat verdik.

önümdeki arkamdaki öldü ben kurtuldum.

artık ne yapacagını bilmiyorsun bi süre sonra. dişlerini sıkıyorsun. hava karanlık. ay bile yok kodugumun yerinde.

aydınlanma fişeği atılır atılmaz kabak çiceği gibi ortaya cıktılar.

karsımızda 100'e yakın it. ellerinde amerikan silahları, rambo filmindeki bomba atarlar, neler neler…

derken karsımda buldum 2-3 tanesini. saniyeler içerisinde yıgıldılar yere.

gece başlayan catısmaya ezan sesi eklenince sabah oldugunu anladık. anladık ama artık seslerimiz azalmıstı. ben, erkan ve bir kac adını bilmediğim kişiyle 5 kişiydik.

karsımızdakiler durmadan ateş ediyordu. 

telsizle yardım istedik. biz gelene kadar dayanın dediler.

yol 12 dakka. diyarbakırdan kalkacak ucak buraya gelecek. 12 dakka.

12 dakka bana 120 yıl gibi geldi. kursunlar, bombalar. kopan ayak parcaları, feryatlar derken 12. dakkaya girildiği an ucak sesini duyduk. tek bir ses. “piiuufff”

sobaya atılan tezek gibi yanıyorlardı. telsizden bir çağrı geldi. 

“bozkurt cevap ver”

“bozkurt cevap ver”

“bozkurt cevap ver”

“bozkurt cevap ver”

Artık sonuncuda anlayıp telsize davrandım,

“Bozkurt cevap veriyor, buyrun komutanım”

“Evladım kac kişi kaldınız?”

Etrafına baktım.

Kimseyi göremedim. ayağa kalktım, gezdim, arkadaslarımdan geri kalanlara. bi şey kaldıysa tabi.

davrandım telsize.

“Komutanım, sadece ben varım”

“Emin misin bozkurt?”

-Eminim komutanım. Beni almaya gelecek misiniz?

-Şu noktaya git. oradan seni alacaklar. mühimmatın var mı?

-12 mermim bi de bıcagımla süngüm var komutanım.

-Dayan aslanım. 1 saat sonra seni alacaklar. hadi allah yardımcın olsun.

45 dakka yürüdüm izini bilmediğim yerde. tek dayanağım bana tarif edilen yer. bulundugum yerden 45 dakka doguya yürüyecek olmamdı. 

45. dakkanın sonlarına dogru bi bina gördüm. yaklastım. nöbetçiler cıktıgında bana garip garip bakıyorlardı.

bir tanesi hafif aksanlı bi türkçeyle “ parola?” dedi.

Parola? dedim.

Seni buraya kim gönderdi? dedi.

Komutan? dedim.

Tamam kod adın ne. onu söyle.

Bozkurt dedim.

içeri aldılar beni.

aynaya baktıgımda anladım durumun vahametini. kıpkırmızı olmus suratım kandan. saclarımda beyin parcaları. üniformam delik deşik sürünmekten. botlarım parcalanmıs. 

O gün askerliğimin son günüydü. Son gün. 

O gün bugündür kan kokusu duydugum an midem bulanır. yüzüm ekşir. 

18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ


Onlar ki; Çanakkale'de canlarını verdiler bölük bölük, kanlarını akıttılar oluk oluk! 


Kol, baş, bacak verdiler hiç düşünmeden, gövde, el, ayak verdiler çekinmeden…Sömürgeciliğe karşı Dünya'ya direndiler! 


Katliam olup, ölüm olup üstlerine yağan ,makinelı tüfek kıyımlarında yerlere serildiler.


Toprak pembeye, kırmızıya boyandı etten, kandan!“Cephaneleri tükendi , yürekleriyle savaştılar!”


Sömürgeci, emperyalist Haçlılar gururla, güç ve gövde gösterisiyle, küstahlıkla Deccal ordusu gibi saldırdılar!Hasta Adam'ın halsizliğine güvendiler!Fakat geldikleri gibi değil; azalmış - tükenmiş, yenilginin en büyüğünü tatmış olarak döndüler…


Tüm şehitlerimizi minnet, rahmet ve saygıyla anıyorum…

Her sabah uyandığımda kendi kendime şöyle söylemeliyim: Bugün de meraklı, hayırsız, kaba, kıskanç ve bencil insanlarla karşılaşacağım. Bütün bu kötülüklerin nedeni insanların iyiyi ve kötüyü ayırt edememeleridir. Ancak kötünün ne olduğunu bilen, onun yanlış olduğunu kavrayan insanlar, yanlış yapan insanların doğasını anlayabilirler. Bu insanlar benimle aynı kandan, aynı tohumdan geldikleri için değil, benimle aynı aklı, aynı tanrısal parçayı paylaştıkları için akrabamdırlar. Bu insanların hiçbiri bana zarar veremez, hiçbiri beni kötü eylemlere zorlayamaz. Ben de akrabalarıma ne öfkelenebilirim ne de kin tutabilirim. Çünkü biz birbirimize yardım etmek için dünyaya geldik. Aynı ayaklar, eller, göz kapakları ya da dişler gibi. Bu nedenle bir insana kızmak ya da ondan nefret etmek doğaya aykırıdır. 


Marcus Aurelius, Kendime Düşünceler s.17
Fotoğraf: Fernando León de Aranoa’nın
2002 yapımı, “Los lunes al sol” (Güneşli Pazartesiler) filminden, (Javier Bardem & Luis Tosar).

My Yuri Manga List

It has been requested of me that I share a list of the Shoujo-ai/Yuri manga I have read. This will be a LONG list. I also should warn beforehand that some of the one-shots I list will be found in the anthologies I list (meaning they’ll technically be listed twice), but I’d rather be safe than sorry. 

Seeing as this list has been around a long time now, I have decided to open requests! If there is a manga you’d like me to review, or one currently on the list you’d like me to review in greater detail, feel free to submit a message and I will see what I can do! As a note however I will not review a doujinshi from an anime/manga that I have not seen/read. I have been considering starting a separate list for doujin reviews. So, yeah! Submit me requests!

.925 by Nishi Uko - [Very short, but enjoyable]

.Traeh by Hanatsu Yaya

A Cold and After That by Minase Ruruu

A Little Melody of Love by Uchimura Kaname

A Person Who Draws People by Hakamada Mera

A Secret on the Lips by Miman

A Special Person by Nawoko

A Water Balloon, a Goldfish, and Ramune by Takahashi Mako

A White White Dress by (unlisted)

Adrift by Morinaga Milk

After Life by Dowman Sayman

Afterschool Girl by Morinaga Milk

Akira to Hiyori by Kirihara Idumi

Akuma no Riddle by Kouga Yun - [Highly Recommended–especially if you loved the anime.]

Alien from Yuri by Manishi Mari

Ameiro Kouchaka Kandan by Fujieda Miyabi - [Highly Recommended]

Anemone by Otomo Megane

Anfang by Mizuno Moto - [Fun One-Shot, but darker than most are used to.]

Angel Dust by Nanase Aoi

Another Kiss by Yurihara Aki - [Cute and fun, but so far not a masterpiece.]

Aoi Hana by Shimura Takako - [Recommended. I really liked it, but others might not. Still, the mangaka is a wonderful lady doing great representation of the LGBT community.]

Aoi Honoo Kaoru Tsuchi by Naruko Hanaharu

Aoi Shiro - Aoi Shiro no Enbukyouku by Fumotogawa Tomoyuki

Apocalypse by Kurata Uso

Apple Daydream by Jounouchi Nene - [Interesting. It’s a collection. Some hits, some near misses.]

Asagao to Kase-san by Takashima Hiromi - [Highly Recommended. LOVE IT!]

At the Bottom of the Stairway to Adulthood by Amagakure Gido

Ayame 14 by Amano Shuninta - [Potential thus far.]

Azure Dream by Morishima Akiko - [I love this author!]

Baby You by Nishi Uko

Bashful Little Hime-chan by Mizuki Maya

Beyond the Feeling by Kuromasa Shisei

Beyond the Stars by Morishima Akiko - [Morishima again. Love her work!]

Black and White by Takemiya Jin - [Loved it. Recommend almost anything by this author.]

Black Eyed Witch by Hakamada Mera

Bloomer Blue Maniacs by Gouda Nagi

Blue Drop by Yoshitomi Akihito - [The anime is a prequel to this collection and its spinoffs. I recommend them all except the gender-bender one.] 

Blue Line by Neko Natsu

Body Warmth Communication by Fujimori Yuyukan

BOMBSHELLS by Amano Shuninta

Boundary Line by Tama Li

Bully by Sukoyaka

Bunny Cafe by (unlisted)

Butterfly 69 by Natsuneko

Candy by Suzuki Yufuko

Candy Boy by Touge Hiro - [The incest didn’t put me off at all, surprisingly. In fact I liked it so much I started to watch the anime. Highly Recommended]

Carbonard Crown by Shinonome Mizuo

Cassiopeia Dolce by Takagi Noboyuki

Cherish by Ootsuka Poteto

Cherry Lip by (unlisted)

Choir! by Tenpogensui

Chouchou Nannan by Takemiya Jin - [I do love Takemiya’s work!]

Cigarette Liar by Yamamoto Mamo

Citrus by Saburo Uta - [You all know this one! Love it, recommend it!]

Collectors by Nishi Uko - [Very different in a good way. LOVE IT!]

Concerto by Hattori Mitsuru

Conversation in the Language of Flowers by Ume Maru

Cotton by Konno Kita

Cotton Candy Love by Tendou Kirin

Don’t Say by Santo

Double House by Haruno Nanae - [This one is good, though a bit dated. Still would recommend, though. Especially because it’s a rare opportunity to see trans representation in Yuri.]

Dream Trip by Chi-Ran

Dream at Dawn by Amano Shuninta

Drumcan Hyakkei: 100 Famous Views of a Drum Can by Various

Earth Girls by Peachpulsar (Mira) - [This was fun. A stone-age fantasy about a village of girls. And though the harem concept exists, it’s a joke mostly and is not at all the point of the manga. I loved it, and it was cute. Highly Recommended. WARNING: NSFW!]

Ebisu-san to Hotei-san by Kizuki Akira - [This one was really nice. And the ending isn’t something you often see in manga or Japan in general.]

Epitaph by Shouoto Aya - [Very cute art.]

E.S. - Eternal Sisters by Kindaichi Renjuurou

Evening Rain Feeling by Yoshitomi Akihito

Fall in Love by Morinaga Milk - [I loved this short one! Really gets me for some reason, and I ALWAYS love Morinaga’s work <3] 

First Love by Suga Atsushi

Flower Flower by Iwami Shouko - [I’m caught up on this one. It’s actually REALLY fun so far. Can’t wait to see what happens next!]

Flowers Dwelling in a Forest Manor by Serio Yuzuha

Footprints in the Snow by Takahashi Mako

For You, My Beloved by Yoshizaki Nagi

Forever Girls by Amagakure Gido

Fragtime (sometimes called Flagtime) by Sato - [Cool concept, and sweet too]

Free Soul by Yamaji Ebine [Finished. It was enjoyable, but definitely unlike most other yuri. Recommended.]

Friends by Kamei Juri

Fu-Fu by Minamoto Hisanari - [I loved this one. Romantic and full of hope for a happy future with a girl you love]

Futari by Ootomo Megane

Futari Dake by Mountain Pukuichi

Futari to Futari by Yoshitomi Akihito - [I’m unsure how I feel about this one. It feels sort of “male gaze” but also shows polyamory in a positive light. Give it a read if you want to consider such things.]

Fuyu no Hanashi by Caramel Crunch

Game by Takemiya Jin - [I love this. It’s pretty short, but has a positive and sweet end. Takemiya has done it again.]

Girl Friends by Morinaga Milk - [THE QUINTESSENTIAL MANGA for Yuri fans. It wins my heart anew EVERY time I read it. If you haven’t, DO IT. NOW.]

Girl Satellite by Hami - [This one was quite cute. No proper romance, even if it’s labeled for it. But they hinted pretty heavily, and there’s a really flirty girl in the cast, so there’s plenty of shipping material. Highly Recommended!]

Girlish Sweet: Atashi no Kanojo by Takemiya Jin - [This was great! Really, go read this and Takemiya’s other works]

Girl’s Love by (Various) - [This is an anthology. WARNING! Hot content if you know what I mean!]

Girls Monochrome by Chico*

Girls’ Glasses by Sengoku Hiroko - [Quiet, but only hints at romance.]

Girls’ Lives by Fujio

Girls’ Love by (various) - [Apparently my app lists this separately due to a spelling mistake. Same as above, but for some reason has different one-shots. Be sure to check which provider you use so you can read the whole collection.]

Girls’ Planetarium by Amagakure Gido

Gokujou Drops by Mikuni Hazime - [Great author. Kinda steamy story in places but still WAY worth the read any day!]

Gurenki by Takewakamaru - [I’ve caught myself up. It’s fun, though I won’t say how it stacks up against anything else until it’s actually finished. A nice way to spend some time though. Recommended.]

Hajimete, Kanojo to by Morishima Akiko - [Repeating myself, but Morishima is great]

Hakoniwa Cosmos by Kuwata Noriko

Halloween Rhapsody by Hiiragi Kei

Hana no Yurina Gume by Koume Keito

Hana to Hoshi by Suzukin Kario

Hana Yamata  by Sou - [I’m behind on this, but I stand by it being super cute.]

Hanjuku Joshi by Morishima Akiko - [Morishima, so, yeah <3]

Happy Picture Diary by Morishima Akiko - [Ditto to above, though story here is not as serious and is more slice of life]

Happy Summer Dream by Uhm Jung Hyun

Haru Natsu Aki Fuyu by Eiki Eiki - [A fun collection. Definitely give it a read at some point.]

Haru Yo Koi by Saki Kaori - [I haven’t even started this yet because of my skepticism. But at some point I will get around to it.]

Hatsukoi Kouzousa by Amao Shuninta

Hatsukoi Shimai by Komao Mako

Hen by Oku Hiroya - [This is a real investment. Lots of (unfortunately hetero exclusively) sex, but still a story about a girl loving a girl. This one isn’t for everyone, but I think in the end I was still glad I read it]

Hidden Meaning by Itou Chika

Himawari Saita by Kuromasa Shisei

Himawari-san by Sugano Manami - [I love this one. Slow pacing and very relaxed, but totally fits the story. Highly Recommended!]

Hime Koibito by Katsura

Himitsu no Hanazono by Fujii Mihona - [This may start of oddly but hang in there]

Honey and Honey by Takeuchi Sachiko - [I love and appreciate Takeuchi’s work so much. The drawing is simplistic, but the content is great. This is an autobiographical and real look at lesbian life in Japan. Definitely a must. Takeuchi-sensei is definitely someone I’d be honored to meet]

Honey and Mustard by Morishima Akiko - [Once again, Morishima everyone]

Honey Crush by Tsubaki Asu - [This one is still on my list. When I read it, I will post about it.]

Honto no Kanojo by Imamura Yoko

Husky and Medley by (unlisted)

Hyakuoku Nengo no Kimi no Koe by Akiyama Maiko

I Girl by Nakahara Momota

I Say a Little Prayer by Minami Q-ta

I Want to Lock You Up by Rokuroichi

I Won’t Say I Love You Anymore by Sakamoto Mano

In Sickness by Shii Hirone

In the Afternoon by Konno Kita - [Sequel to “Nowhere to Go” so read that one first]

Indigo Blue by Yamaji Ebine - [Another Josei hit. Recommended.]

Infinite 20 Minutes by (unlisted)

Interface by Kurogane Ken

Inugami-san to Nekoyama-san by Kuzushiro - [Anime was great, manga promises similar content]

Ipheion by Miman

Junsui Adolescence by Kazuma Kowo - [I liked this one. Everyone might not, but I really did]

Kashimashii: Girl Meets Girl by Akahori Satoru - [My first Yuri manga. This manga and its anime gave me hope that someday I too had a shot at happiness just like Hazumu. Hope that lesbian transgirls can find love. HIGHLY RECOMMENDED!!!]

Kaichou to Fukukaichou by Hakamada Mera

Kakera by Kurata Uso

Kamuko by Inuburo

Katakoihime by Otsu Hiyori

Keep Your Heart Closed by Rokuroichi

Kila Kila by Takemiya Jin  - [Definitely a good read so far. I want to see how it concludes! Recommended!]

Kimi no Kishi by Kirihara Kotori

Kiniro Mosaic by Hara Yui - [Loving it so far! Plus still watching the anime and and disappointed in neither]

Knife Edge Girl - Furutsuji Kikka - [Great. Really liked it.]

Koiiro Etude by Oosawa Yayoi

Kono Negai ga Kanau by Hakamada Mera

Konohana Teikitan by Amano Sakuya

Kotonoha no Miko to Kotodama no Mahou by Fujieda Miyabi - [Really sweet fantasy story. I loved both of the main characters. Totally recommend]

Kuchibiru Tameiki Sakurairo (also known as Kisses,Sighs, and Cherryblossom Pink in english) by Morinaga Milk - [Morinaga is ALWAYS a good read in my mind. Highly Recommended]

Kusari wa mou Iranai - Kurata Uso

Kyoumei Suru Echo by Kigi Tatsumi

Laika, Pavlov, Pouchihachikou by Yotsuhara Furiko - [A nice collection. Worth the read if you like yuri anthology.]

Last 10 Millimeters by (unlisted) - [One-shot with a plot device you’d never think twice about. Kinda fun]

Lemonade by Shioya Teruko - [This one was kind of a struggle for me to read, but I think in the end it was still worth it, despite not being what I had initially hoped]

Lens no Mukou by Hisaka Mika 

Lesbian Solo by Morishima Akiko - [Do I even need to say it? Morishima. Read it.]

Like a Cinderella by Mizutani Fuuka

Like a Flower by Sakasaki Sara

Linkage by Kurata Uso - [This was good. If you like androids and thinking about what makes us “alive” then this is for you. Still unfinished though]

LisBlanc by Kishuu Yuuki

Little Little by Rokuko - [Haven’t finished, but first two chapters were nice]

Lonely Wolf, Lonely Sheep by Mizutani Fuuka - [short but quite enjoyable]

Love Aroma by Takemiya Jin - [Once again, totally recommend Takemiya’s works]

Love Flicker by Takemiya Jin - [Still. Recommended cause Takemiya]

Love My Life by Yamaji Ebine - [Read a while ago. Art style is different, and so is content, but I think was worth the read. Give it a shot]

Love My Poem by Araki Kanao

Love Pheromone No.5 by Iwasaki Tsubasa - [Really silly nonsensical stuff, but funny (for me at least)]

Love Strategy by Aoko

Magic of the Kiss by Usaki Hitomi

Magical Chocolate by Otsu Hiyori

Majo to Houki to Kurobuuchi Megane by Hebe - [Not taken too seriously, this one is quite funny. Not romantic at all though, just comedy]

Maka-Maka by Kishi Torajirou - [I read through this hoping to find some redeeming qualities. I did not. Bu if you want loads of sex with not much else, go for it. Can’t say I’m happy to have read it though.]

Mama Mama by Amano Shuninta[This is intriguing. It’s about two married women with kids who love each other. Why they’re married or the state of said marriages is not known. But it looks to me like a happy life.]

Manga no Tsukurikatta by Hirao Auri - [I am caught up on this so far and am dying for a new chapter. Recommended]

Mannequin by Nishi Uko - [I love Nishi’s work. It’s a one-shot, but I really liked it.]

Maria Holic by Endou Minari - [I watched the anime first. No real shoujo-ai OR yuri, but Kanako is one of the perviest and funniest lesbians you will ever meet. So still fun]

Maria-sama ga Miteru by Konno Oyuki - [Haven’t read yet, but am working through the anime]

Maze of Flowers by Ootsuka Poteto

Mermaid Line by Kindaichi Renjuurou - [I absolutely loved this!!! I could be biased of course, and you’ll see why if you read it, but I don’t care. It was still great. HIGHLY RECOMMENDED!]

Metoraba by Kazuto Izumi

Mette Sarete Kya by Tanaka Minoru

Midsumer Lovers by Morishima Akiko - [Morishima. Enough said]

Mio Post by Nishi Uko

Mine by Scarlet Beriko

Miyabi-chan Down from the Moon by (unlisted)

Mizuiro Cinema by Otsu Hiyori - [Very sweet. Loved it.]

Momo to Botan to Yuri no Hana by Mitsuboshi Megane

Momoiro Toiki by Matsuda98

Moon, World, and Stars by Takagami Yuriko

Moonlight Flowers by Tsukumo Mutsumi - [A super classic, and a tad grittier than you might think. GREAT read, highly recommended]

Motto Gyu to Shite Wanko by Amanagi Seiji - [Pretty typical, nothing special one-shot. Still fun enoughto read though.]

Mousou Honey by Mikuni Hajime - [I don’t see much of this author, but would like to see more]

Multiplying Lights by Nishi Uko

My Class Rep by Unlisted

My Little Sister is Too Cute by Urutsu

My Teddy Bear by Tanaka Minoru

Nana Yuri by Ponpon-o

Nanami to Misuzu by Minakata Sunao

Nanatsu Yuri by Mountain Pukuichi

Natsu no Ari by Yoshitomi Akihito

Next to You by (unlisted)

Nightmare Syndrome by Natsuneko

Nijipuri by Tachibana Ayun - [I thought this one was great! Definitely recommended]

Not for Sale by Amano Shurinta

Nowhere to Go by Konno Kita - [If you paid attention, this has a sequel]

Octave by Akiyama Haru - [Oh my god I LOVED this story! Highly, HIGHLY Recommended!]

Off Time by Morishima Akiko - [You don’t trust me already? Morishima. Read]

Omoi no Saki by Nonta

Omoino Kakera by Takemiya Jin - [Takemiya again, so, yeah. Go read it]

Onegai Kamisama! Moriki Takeshi

Oniyuri-san and Himeyuri-san by Hazuki Ryo

Onnanoko Awase by Morishima Akiko - [Morishima. Duh. Read]

Onnanoko no Sekkeizu by Konno Kita

Orange Yellow by Otsu Hiyori

Othello by Otsu Hiyori

Otome - Kikan Gretel by Sudoo Kaoru

Otome Cake by (various) - [This is definitely worth it for people who seriously love yuri. But I warn you: not all of the pieces of cake taste so sweet. Took me by surprise]

Otome Ouji by (unlisted)

Otome Saku by Asagi Ryuu

P=NP? by Amaguri Taroh

Parfum by Nishi Uko

Past Heaven by Hanatsu Yaya

Peach Taste by Morishima Akiko - [Morishima again.]

Philosophia by Amano Shuninta - [I liked this more than I thought I would. I will definitely see how it turns out.]

Phyrne Magazine by Nemoto Yue

Pierce by Iizuka Shuuko

Pink Rush by Tono

Pixy Gale by Miyashita Miki - [Interesting. And if memory serves, unfinished I think]

Plica by Amamiya Sae - [Very interesting. Another take on realistic lesbian life in Japan. Give it a read.]

Poolside End by (unlisted)

Poor Poor Lips by Goto Hayako - [This one turned out to be even more super cute than I thought. Funny and sweet, and quite long. I would say: Recommended!]

Present by Kurata Uso

Princess Academy by Oshida J-o

Princess and the Witch by (unlisted)

Prism by Higashiyama Shou

Pure Marionation by Takagi Noboyuki - [Another about artificial intelligence. I liked it, thought it was sweet.]

Qualia the Purple by Ueo Hisamitsu - [This one…like I don’t even know. Damn. This is a great read so far and I can’t wait to see it finished. This will blow your mind in a number of ways, fair warning. Highly Recommended]

Rakka Ryuusui by Sanda Ikki

Rakuen no Jouken by Morishima Akiko - [Read Morishima. Dooooo iiiiiitt]

Rapunzel by Komoda

Renai Joshi File by Morishima Akiko - [Morishima…etc]

Renai Joshika by Morishima Akiko - [I rave about Morishima, but this one is especially good I think because the characters are not what you normally see. Very refreshing change. Highly Recommended even for Morishima]

Renai Manga by Kodama Naoko - [I loved this short one. Not very heavy on the romance and girl love, but it’s there enough to read I would say.]

Riko to Haru to Onsen to Iruka by Hijiki - [No real romance at all, but comedic and cute. Still going, so still chance for romance. And they hinted at it.]

Rock it Girl by Tanaka Minoru - [Not much available, but promising so far]

Roomates by Tamamusi

Rui-Rui by Minatsu - [Still on my to-read list]

Saigo no Seifuku by Hakamada Mera - [Also still to-read]

Sakura no Sono by Yoshida Akimi - [Ditto to two above]

Sakura Trick by Tachi - [I ADORED the anime, and the manga is different and promises to be just as great. Plus oodles of yuri kisses. Who doesn’t love that?]

Sapphism no Gensou by Koume Keito

Sasameki Koto by Ikeda Takashi - [Currently taking my sweet time. I loved the anime so so much. I’m sure the manga will deliver. I want to savor this experience.]

Sayounara Folklore by Kazuma Kowo

Sayuri Hime by (various)

Seasons by Takemiya Jin - [Takemiya. Definitely Read it.]

Secret Garden by Egawa Hiromi

Secret Recipe by Morinaga Milk - [steamy AND sweet, I can’t wait to see the next chapter. Highly Recommended]

Seijun Shoujo Paradigm by Morishima Akiko - [So yeah, that Morishima…]

Seitokai no Himegoto by Minazuki Shinobu

She, i, and the Red Book by Kashimami

Shibuya District by Okazaki Mari - [I’m not sure what to make of this one. Give it a shot if you’re in the mood to take a bit of a risk]

Shinigami Alice by Izumiya Otoha

Shinozaki-san ki wo Ota Shika ni by Hikawa Shou - [This one is hilarious and fun, and still has enough romantic tension. I love it, I can’t wait for another chapter! Highly Recommended!]

Shitsuji Shoujo to Ojousama by Sanada Ikki - [This was cute and funny. A good read for casual fun and cuteness]

Shitsurakuen by Naomura Tooru - [I just started this one, which translates to “paradise lost,” but it’s intriguing so far]

Shoujo Bigaku by Chi-Ran

Shoujo Sect by Kurogame Ken - [On my list because it’s one of the legendary titles. Haven’t read yet though]

Sketch by Yoshitomi Akihito

Sleeping Beauty no Mita Yume by Yotsuhara Furkio

Snowflakes Fluttering Down Through the Clear Sky by Himawari Souya

Sorairo Girlfriend by Rikachi

Sore ga Kimi ni Naru by Hakamada Mera 

Sorry I’m Obsessed by Takemiya Jin - [Takemiya, so definitely read]

Soshite Kanojo wa Haisha e Iku no by Takenouchi Hitomi

Sound by Yamada Kanan

Spiderweb by Takahashi Mako

Spiral of Pleasure by Izumi Yuu

Story of Club Activities by Aoko - [It’s definitely more about sex than most of the others on this list, but not terrible. Still room for more love in the future though.

Straight to You by Mitou Kana

Strawberry Shake Sweet by Hayashiya Shizuru - [Oh my god! I loved this one! HIGHLY RECOMMENDED!]

Strawberry Strawberry Strawberry by Takahashi Mako

Sugar Spot by Matsuzaki Miyuki

Sugar wa Otoshigoro by Ninomiya Hikaru - [It’s on going still, but it’s not what I expected. I’m not entirely sure why it’s tagged the way it is.]

Surely, Always by Hirao Auri

Suzunari by Iwami Shouko

Swear by Muttri Moony

Sweet Guily Love Bites by Amano Shuninta - [Very steamy, but I really liked it. A good read, really] 

Sweet Temptation  by Takemiya Jin - [Takemiya again. Take my word for it and read]

Tear: 99 by Momono Moto

Tempted by the Flower Petals by (unlisted)

Tenbin wa Hana to Asobu by Unohana Tsukasa

Tender Night by Auri Hirao

That Sensation by Sakaki Nagako

The All Girls’ Mahjong Club is Doing Activities by Hakamada Mera

The Blue-Eye Material by Takishima Asaka - [It’s a shame this was cancelled. It was headed in such a direction with so much potential.]

The Cherry Tree Correspondence by Himawari Souya

The Female Body by Konno Kita

The Ocean Meets the Sky by Koume Keito

The Pace of Two by Matsuda98

The Promised Finger by Serio Yuzuha

The Proof of Her Love by Otsu Hiyori

The Secret Stream by Yoshitomi Akihito

The Structural Formula of First Love by Amano Shuninta - [Very interesting and cute.]

The Two of Us, Together Under the Sky by Kuromasa Shisei

This is a Great Hug Pillow by (unlisted)

Three-Second Rule by (unlisted)

Time by Hayase Hashiba

To Meet by Nishi Uko

Together With Master by Himawari Souya

Tomodachi Login by Itou Nanami - [Cute, Funny, totally relateable protagonist for some of us girls who are homebodies] 

Topaze by Nishi Uko

Touch by Hayase Hashiba

Traces of Snow by Takahashi Mako

Tried and True Cooking tools by Izumiya Otoha

Tsubomi by Kobayashi Shounen - [Yet to read, but looks cute]

Under One Roof by Fujio

Under the Rose by Konno Kita

Urbane by Fuji Tamaki

Vampire Girl by Tanaka Minoru

V Hunter by Hayashiya Shizuru - [Amusing, bu not much more.]

Visitor on a Moonlit Night by Kuramoto Kaya

Voiceful by Nawoko - [I loved this one. So cute. Do read it]

Watashi Baka by Amagakure Gido

Watashi no Taistetsu na Tomodachi by Hakamada Mera - [This is tagged as shoujo-ai, but there was really no romance at all. Seriously. Good read though]

Watashi Sekai o Kousei Suru by Amano Shuninta

Watch Out For Drunks by Minase Ruruu

When She Touches Me by Amaguri Taoru

Whispers Under The Roses by Sakurai Aya

White and Pink by (unlisted)

Wishing on a Star by Himawari Souya

Witch by Chi-Ran

Witch Meets Knight by Inumaru - [Some might not get it right away, but the joke is that their names sound like the English words Knight and Witch]

Wonderful Morning by Morishima Akiko - [I don’t even need to say it]

Yappari Idol by Akari Kanao

Yearning for Macarons b Rakuji Tarahi

Yellow Drops by (unlisted)

Your Color by Meiji Kanako

Your Cuteness by Otsu Hiyori

Yozora no Ouji to Asayake no Hime by Hakamada Mera

Yukemuri Sanctuary by Amano Shuninta - [Pretty cute. Not too serious. A very light-hearted read.]

Yume Mitaina Hoshi by Araki Kanao

Yuri Game by Chi-ran

Yuri Hime Collection by (various authors listed here) - [HIghly Recommended]

Yuri Hime Wildrose by (various) - [Highly Recmmended, but very steamy]

Yuri Kuma Arashi by Ikuhara Kunihiko

Yuri Mekuru Hibi by Mizuki Reona

Yuri ni Tanpopo by Yamaguchi Serika

Yuri Seijin Naoko-san by Kashmir

Yuri Tengoku Anthology by (various)

Yuri x Yuri Observation Diary by Morishima Akiko - [Do it.]

Zenryaku, Yuri no Sono yori (also known as Notes From the Garden of Lillies) by Suga Atsushi - [Highly Recommended!]

Zetta x Roman by Mucchiri Muunii

This list just keeps growing. I hope you all enjoy reading yuri as much as I do. If you have suggestions that you’d like me to review, send me a note or an ask. See you all next update!

  • *ceren kafama sıkmamamın tek sebebi senin kandan korkuyo olman. Anladın mı?
  • #ne demek istiyorsun baran açık açık söyle.
  • *ceren sen. seni. ben . seninle. ya neyse salla. gidelim mi? hava soğudu.
2

Ozan Ünsal'ın “referandum’ ile ilgili eseridir.
Bir bomba türettiler cemaat barutundan
Ellerinde patladı, patlar. Hayırlı olsun.

Kandan siyaset yapan hani ulan bizlerdik?
Şimdi Turan'a çıkan hatlar hayırlı olsun.

Dün milliyetçilik de ayağın altındaydı
Bugün pusatlar, avrat, atlar hayırlı olsun.

Ülkücü hareketten pöh ordusu kurdular
Onlaraysa gemiler, yatlar hayırlı olsun.

Hele bir oy yetmesin oportunist diktaya
Adalarda, kardak'ta satlar hayırlı olsun.

Ülkücülerle işi bitince bu diktanın,
Hicaz'dan,Şam'dan yeni tatlar hayırlı olsun.

Stalin, Adolf Hitler kıskanır bu tabloyu
Bu dikta o diktayı katlar hayırlı olsun.

Dik durun genç Türkler dik, yıkılır bu istibdat
Toy gününü Nükredit kutlar hayırlı olsun.

şimdi uzun bir yazı yazacağım. linç yeme ihtimalim yüksek ama umurumda mı bi sorun bana. ben kimsenin ne inancına ne ideolojisine laf etmiyorum. isteyen istediğini savunsun hiç umurumda değil benim için mühim olan karşımdakinin insanlığını. yetiştiğim evde, daha beş yaşındayken bana osmanlı anlatılıyordu, atatürk'ün vefat zamanlarını görmüş birinden dinledim ben hep. hiç tanımadığım dedem kore gazisiymiş, güzelliğe bakar mısın ya seninle ne din ne bayrak açısından bir benzerliği bulunmayan insanların özgürlük davası için çarpışmışsın, bacağını kaybetmişsin. evet belki hoş da değil, ölü sevici de değilim ben. ama bu onurdur kim ne söylerse söylesin dünyaya bırakılmış bir izdir. neyse, ben bu topraktan çıkan çok şeye aşık olarak büyüdüm, büyüdüğümde de aşıklığımı taçlandırdım. çok farklı görüşte insanlarla oturdum kalktım, hiçbiri alelade insanlar değildi. spora daha ergenliğe bile girmemişken başlamıştım. bana tek öğretilen “sen bu bayrağı gerekirse kanının son damlasına kadar hem avrupa'da hem balkanlar'da, hem kuzeyin doruklarında, hem güney korenin pirinç tarlalarında dalgalandıracaksın. senin boş oturma lüksün yok, hem idmanını yapacaksın, hem okuyacaksın, hem okuluna gideceksin, hem de insan olacaksın.”
ben her gün bunu, beş yıl boyunca duydum. her yarışa çıkmadan önce, her zafer kazandığımda. her takım arkadaşım gidip “finlandiya'da da bayrağı sallandırdık vesselam” dediklerinde. ne sağcı oldum ne solcu sadece bir şeyler alacağım insanlardan almam gerekenleri aldım. murat hocam vardı lise son sınıfta, tanıdığım en sağlam solcuydu. hem solun hem sağın yiğitlerine saygı duyup anlatırdı, babasının deniz gezmişlerle fotoğrafları olduğu zamanları dinleyerek yetişmiş, bana da turan'ı ve bayrağı empoze etmişlerdi hep. ama biz onunla da oturup ülkenin durumunu konuşup birbirimize hak verebiliyorduk. yaşar kemal'ine de aşığım bu ülkenin, atsız'ına da aşığım. doğusuna da aşığım, deniz kokusu alan yerlerine de. öyle bir hale getirdiler ki. diyecek bir şeyim yok pek fazla. partici değilim zaten olmam da. hdp çizgisini bozmadan önce hak verdiğim oluyordu. şimdi hak vermiyorum. aksine nefret besliyorum. kandan besleniyorlar istediğinizi söyleyin bana umurumda değil. kürt-türk davasına da geleceğim, abi siz oturduğunuz yerden konuşuyorsunuz tatile güney'e gidiyorsunuz ama hiç gidip van'da da deniz var orası da sıcak demiyorsunuz. çünkü konuşmak çok kolay. gitsenize bi, insanını tanısanıza bi. yatak arkadaşım her ay devletten 1000 lira maaş alırken sıkılıp dağa çıktı, belki askere sıktı? ya.:) van'da deprem olduğu zaman, devlet oluşumu orayı yeniden yaşatmaya çalıştı. ben o zamanlar da oralardaydım. bir gün gezmeye çıktığımda eylemin ortasında kaldım. o özgürlük davası savunanlarınız çadırları yakıyordu. akşamına haberlerde devlet doğuda katliam yaptı van'a kulak verin diye çıktı. kör oldum şerefsizim kör oldum. bu gözler dünya gözüyle 13 ana kuzusu öldü haberi çıkınca ayağa kalkıp alkış tutan insanları gördü. karı kız demedik kafaları duvarlara sürttük o ayrı mevzu da neyse. yine olsa yine yaparım yüksünmeden. solcunun şahı olsam yine yaparım. yine bu gözler gidip ağrı'nın -haşa- allah'ın siktir ettiği yerde, el kadar köyde “yavrum benim evimden şehidim çıktı, yanımda sadece asker vardı, üstüne bir de bizim cenazemize bile müsaade etmediler bu pkklı ierefsizler” diyen kadını gördü, onun sofrasına konuk oldu, onun sofrasında sekiz kişi bir tandır ekmeğini paylaştı. o köyün girişinde asılı olan türk bayrağını gördü yine bu gözler. geleceğim nokta şu, yalvarıyorum ne medyadan ne de tarih kitaplarından görün günümüz durumunu. yerse gider kendiniz görürsünüz. ama bir çatışmanın orta yerinde kalıp ölme ihtimalini göze almanız gerekiyor. adem abim, yüksekova kaymakamı oldu bir dönem. şimdi öğretmenlik yapıyor adamın hayatını siktiler. çektiklerini bilseniz kör olursunuz ya, benim buradaki herkesten daha fazla kürt dostum oldu, gidin onlarla konuşun biri de hdp oluşumunu onaylamaz biri de chp'nin zamanında idamlar için gerekli sayıdaki oya el kaldırdığını unutmaz ama solcular unutur.
15 temmuz mevzusu, tiyatro olabilir, olmayabilir. tiyatroysa da hiçbir tiyatrocu bu kadar doğaçlama oynamamıştır. abi sen seksen beş yaşında iki sopayla o gece sokağa çıkan adama tayyip için götünü verecek diyemezsin ya ben buna müsaade etmem anasını satayım. bakın o adam buranın evladı işte.
yine ben size çok sevdiğim bir şey anlatacağım. ermeni'den dinledik he bunu da :) yalanım varsa sşksinler yani.
“haydar oğlum mevzu şu, çanakkale'de omuz omuza çarpıştık, biz de osmanlı'nın yanındaydık, biz de türkiye'nin yanındaydık, ülkede erkek nüfusu kalmadı ama yine de teslim edilmedi. bi de savaştan kaçanlar vardı, işte şimdi bu sağcıdan da solcudan da çıkan kansızlar var ya, onlar o kaçanların torunları. bir ölüye gözü dolanlarda çarpışanların torunları, varın siz görün hesabını.”
28 şubat olaylarını da iyi biliyorum, dayım nurcuydu. arkadaşları ile beraber ayrılmaya hazırdı, ayrıldı da. şimdi akp çatısı altında, o direkt beni arayıp 15 temmuz gecesi tiyatro falan yok zaten bunlar bunu 28 şubatta kafaya koymuşlardı ona göre davran dedi.
bakın ne kadar uzağız, ona rağmen oturup mutfakta bir paket sigara içip haklıyı haksızı bazen ağlayıp bazen ses yükselterek konuşabiliyoruz. sizin saygınız yok lan bir kere, siz neyi konuşma hakkını kendinizde görüyorsunuz. benim nirvanamdır salih mirzabeyoğlu, o adam devlet eliyle bir süre -haklarını yemek istemem sonradan akp bile olsa uğraştılar- bir süre de fetö eliyle yüzyılın işkencesini çekti. çünkü düşünüyordu ve çok şey biliyordu. yer miydi yemezdi. çıktı hapisten dedikleri gün hüngür hüngür ağladım, gezide de ağladığım oldu ilk üç gün. saplanıp kalıyorsunuz bir ideolojiye, ateist olup her türlü varlığın olmadığını iddia edip bir şeylere tapıyorsunuz, öüslüman olduğunuzu iddia edip kimseye saygı duymuyor ve ölümlüye tapınıyorsunuz. siz benim muhattabım olamazsınız ya, benim arkadaş ortamında çok şey bilmeme rağmen susmayı tercih etmememin de sebebi burdur. önce insanı sevmeyi bilin, sonra da kesinliği asla kanıtlanmayacak ve sonlanmayacak tarihi sevin. o sürekli bok attığınız osmanlı insanlara boklarını ortaya saçmayı değil temizlemeyi öğretti en basitinden. ingiliz ve hristiyan bir tarihçi vardı rahmetli oldu. endülüs'ten çıkan ve karşı güçler tarafından yakılmış kitaplar vardı, eğer onlar yakılmasaydı dünya bir asır ileri giderdi demişti bir söyleşisinde. endülüs'ün nasıl endülüs olduğu da güzel bir bilgidir, araştırabilirsiniz. ben bunu yazmayacaktım esasında da, o kadar yanlış ve saygısız konuşması olan yılmaz özdil denen bireyin bu sabah yayınladığı yazı delirtti beni. her neyse, ülkemi hep seveceğim ve hep söyleyeceğim, benim ülkem çok güzel de insanları dandikleşmiş be kardeşim.

…Bana, “Yunus!” dedi, parmağını kalbimin üzerinde gezdirerek, “Burası kalbinin en değerli yeridir. Burada siyah bir nokta vardır. Canın canı, sevenin canı buradadır. O nokta, yoğun bir damla kandan ibarettir. Adına ‘Süveyda’ yahut ‘Sevda’ derler. Siyaha çalan rengi yüzündendir bu isim. Çünkü sevda, kara talih içinde, o kara kan damlasında büyür. Bütün tecelli denizleri, aşk fırtınaları, işte o bir damla kanda dalgalanıp çırpınır. Aşırı sevgi bu damlayı tahrip edip dağıtırsa, parçaları bütün vücuda dağılır. Aşk, işte bu dağılmanın adıdır ve o dağılırsa âşık ne yaptığını bilmez olur.“

İskender Pala/OD/Sitare

Burası beni çok genişletti. Umursamaz ve rahat oldum. Yolda öpüşen çift görünce rb butonu arıyorum. Anonim kelimesi benim için edebiyat dersi dönemimde kalmıştı ama artık sık sık kullanır oldum. Artık tv de erotik bir sahne görünce değiştirmiyorum kanalı. Sokakta biri kanlar içinde yerde kalsa kandan tiksinmem. İntihar eden biri görsem kesin tumblr kullanıyor derim. Her sigara içen birini görünce onu metalci sanarım. 4 sene önce temiz saf bir çocuk gitti yerine başkası geldi. Free hugs olayını yanlış anlayıp dayıma sarıldım geçen. Beni itmesiyle kendime geldim. Neyse arkadaşlar tumblra dikkat edin.
GELECEK ZAMANIN HİKAYESİ

Birçok zaman kendi iç savaşının yenik kahramanlarındandı. Kendine yenilmenin hükmü, korkularının kölesi olmaktan daha öte değildir. Zaten, kendine yenildikten sonra, başkasına yenilmenin bir önemi var mıdır?

Pürüzsüz teniyle ve yürüyüşüyle birçok erkeği kainatın bir kadının avcunun içinde olduğuna ikna edebilirdi. Bir adamın bütün yara izlerini sahiplenecek kadar cesurdu. Fakat bir damla kanda, kendinden kaçacak kadar da korkak.

Caddenin başından, sonuna kadar hiçbir cümle etmeden yürüdü. Ağzını bıçak açmıyordu. İki dudağının arası birbirine kenetlenmişti. Yağmur, yavaş yavaş suratımıza düşüyor, caddede insanlar saçak altlarından yürümek adına özen gösteriyordu. Birkaç adım sonra, cadde bitecek, körfez bizi karşısına alacaktı.

“Bu seninle ilk yağmurumuz olacaktı” 

Sustu. Tek cümle kurdu. Bütün saatleri, bütün hatalarımı, ezbere bildiği bütün pişmanlıklarımı tek bir cümleye sığdırdı. “olacak-tı.” Cümlenin sonunda, kursakta kalan son umudu vardı. Gelecek zamanın hikayesi. Sonra birden ayağı takılıyor, özne yere düşüyor. Dizleri kanıyor. Özne kandan korkuyor, cinayetlerle dolu bir ömrü var üstelik. Her sevdiği adam paramparça edip gitmiş onu. Muhtemelen ben de parçaladım bir yanını.

“olacak-tı” olamadı. Olması gerekir miydi, belki. bir kadın, gelecek zamanın hikayesiyle, cümle kuruyorsa, ya umutlarını çaldırmıştır ya da pürüzsüz kalbi delik teşik olmuştur.

O, umutlarını çaldıranlardandı. Sevdiği her adamda bir aile aramış, sarılmak yerine sığınmayı tercih etmişti. Savaşacak kadar güçlü değildi, bu yüzden hep kaçmak için yeltenmiş ama kaçarken solukları onu yarı yolda bırakmıştı. Her kaçma denemesinde, bir kez daha ayağı takılmış, solukları kesilmiş, dizleri kanamıştı.

Bir yanı hep çocuktu. Ne zaman küpesinin tekini kaybetse, ne zaman kolyesinin kopçası bozulsa, çocuk gibi ağlardı. Mutluluk ufacık bir nesneydi onun için. Mutsuzlukta öyle.

Pürüzlü gülümserdi. Ne kadar saklamaya çalışırsa çalışsın, gamzelerinin bir kenarında hüznün yalınları hep kalırdı. yağmurlu havaları çok severdi. Kasvetli günlerde, başını göğsüme koyar, iç çekerdi. Yenilmekten değil, bir kez daha yarı yolda kalmaktan korkuyordu. Sarılmak değildi onunkisi. Tıpta tıp, sığınmaktı. Tüm depremlerden, tüm yağmurlardan, tüm yangınlardan ve yeryüzünde kötü ne varsa, her şeyden kaçıp, tüm ayrılıklara kör olup bir kalbe yuva yapmak istiyordu. 

Caddenin sonuna yaklaştık. Sigara paketini avcuma bıraktı. Çakmağı da uzattı.  “sen çıkmaz sokaklardan çıkacak kadar cesur değilsin” sustu. Ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Sesi zehir gibi acıydı. Yutkundu. İnce ve kısa parmakları yüzüme yaklaştı. Tenime dokundu. Başını hafifçe sola eğdi, gözleri doldu.  Dudaklarımı okşadı “çok sevdiğin kadınlar olsun hayatında, sen güzel seversin”.

Onlarca yazımı okumuştu. Hepsinin başka kadınlara yazıldığını bildiği halde, en sevdiği cümleleri seçer, altını çizerdi. Birlikte imla hatalarını düzeltirdik. Boş zamanlarımızda, kordonda çimenlere uzanır, sigaramızı paylaşır, geleceğe dair, bütün hayallerimizi kurgular, detayları konusunda tartışırdık. Benim dediğim olurdu sonunda. Sığındığı limanın bir tuğlasını bile kırmaktan çekinirdi. Titizdi. Bir karışını bilmediği İstanbul’dan en az benim kadar nefret ederdi. Ne zaman İstanbul’dan bahsetsem, hem hayretle dinler hem de ufacık gözlerinin içindeki hayat dolu bakışlarına gölge düşerdi. Zannediyorum, korkuyordu.

Sevememiştim, kendime ilk kez bu kadar öfkelendim. Yüzünde huzura dair onlarca tomurcuk vardı, ben hepsini görmezden gelmiştim. Aynı sokakta değildik, olamadık. Benim çıkmaz sokaklarımda dolandı, geç geleceğimi bildiği halde tren garlarına erkenden koştu. En sevdiğim parçaları sevdi, en sevdiğim şehirleri haritalardan ezberledi. Akdeniz’e açılan şehirlere büyük tutkular besledi.

Pürüzlü gülüşlerinin bir yanına hep beni katmıştı. Bense bir yağmuru ona çok görmüştüm. Yutkunamadım. Pişman oldum. Adımlarım birbirine dolandı. Islak kiremitler kurudu, telefon kulübelerinin kirli camlarını onlarca yağmur yıkayıp geçti. Bir yağmurumuz olmadı.  

                                                                       -Emre