kalbi,

sevgili küllük,

çünkü biliyordum, onyüzbinmilyonmilyarmilyor km uzağımda da olsaydı şu anda uyurken izlediğim yüz onun olacaktı.
cağnım elleri..
adı ne idi ne yapardı ne severdi ne yaşadı ne gördü bilmiyordum pat diye yo yoo çat diye yea böyle küüüt diye oldu her şey ama
nusret ağbi ama güzel ağbim bizim de yüzümüz gülecekti işte biliyordum.
biz kırmadık hiç bi kalbi ağbi,küstürmedik kimseyi ve de yolda bırakmak yoğ idi bizde.
biz umud ettik biz dua ettik biz şükrettik..
biliyordum sayın her kimseniz,biliyordum..
sustuklarımdan kaç şiir yazılır kaç türkü yakılır biliyordum ama yakışan sükut idi. hüzün idi.
nasıl geçti öyle,6 ay oldu nerdeyse.
ömrüm sayalı,yoldaş olalı 6 ay oldu.
sahi negzel oldu 😌
*“İşte sen gülüyorsun
ve beni daha geniş bir salona almış oluyorlar. Gözlerim dönüyor sevdadan,merkezden değil.” 210217/E.

Ben o yazdıklarımı ancak sana yazabilirdim. Çünkü kainat denen nesnenin içinde en çok sevdiğim yürek, üstüne en çok titrediğim insan kalbi senin göğsündekidir.

Nazım Hikmet - Piraye'ye Mektuplar

anonymous asked:

Madem herkes yazıyor bir de ben yazayım. Taa yıllar önce kötü birini sevdim, gerçekten kötü birini. Yıllardır onu görmüyorum, duymuyorum. Sesini yüzünü unuttum, onun yüzünden kimseye güvenemiyorum, insanlara kötü davranıyorum. Hayatimi mahvetti, beni değiştirdi. Papatyalar kokan ruhumu ceset kokan bir ruh haline getirdi. Çocuk olan kalbimi kötü bir kadının kalbi haline getirdi. Işin tuhafi şu ki yıllar geçmesine rağmen onu unutamadim. Ben hala seviyorum o hala kötü

Cidden yakarım buna

anonymous asked:

Sevgilimin kalbi durdu 20 dk veya daha fazla.öldü dediler.Bitkisel hayattta dediler . Kimseyi hatirlamiyo dediler . Bilincinin yerinde olduğunu nasil anlamislar biliyomusun . Seninki geldi demisler . Etrafa bakinmis . Aramis gözleriyle.4 ay oluyo o yatali . Konusamiyo solunum aleti var diye . Ama goruntulu aradigimda hissediyorum abi . O beni taniyo.Unutamazki.4 sene peşimde kostu o.4 ayda mi unutucak Az kaldi iylesmesine.9gun sonra 1 yil olucaz . 14 subatta yoktu .9 gun sonra olsun . Dua edn

İnşallah ya mutlu olun ne diyim
Seni aramış gözleri vay be aşka bak:))

“Güvercinler uçur kanadımın gökyüzünden,

Martılar besle ilham ettiğin denizinden.

Geldi işte göç mevsimi,

İçimin sıcaklığına turnalar uçur kalbi buz tutan nankörlerden.”
-Aysun Özer-

Leyla ile Mecnun “Ya olmasaydı”

Aşk bütün ihtişamıyla nüfuz etmişti aşk meclislerine bir mezhep bir yol olmuştu gökkubbe onunla kaplıydı ama bir yiğit arıyordu kendini vereceği,aşkın gıybetini yapıp yada kokusunu alır almaz düşüp bayılanları değil de rabbin tahtı olacak kalbi temizleyecek ondan başkasını yerle yeksan edecek ve bu kalbe sahip bir yiğit arıyordu.Aşkın rüzgarı hep doğudan esiyordu çünkü doğu kasidedir doğu güneşin yaktıklarından ziyade gönül ateşinde yananların meskenidir.Uçurumlarda ki cambazların…Sırlar sır idi.Öyle bir aşık çıka ki aşka hükmede…Çöller ah çöller aşıkların makamı çöllerde ki kum adedincedir.Oranın havası  başka havalra benzemez kışı soğuktur.Hani hazreti Hamza çölde yalnız kalınca anladım Rabbi demişti ya..Uçsuz bucaksız çöl ve aslan avcıları…Ayak izleri kaybolur çöllerde bu ölüme ne denli bir işarettir kimse çölde ben varım diyemez uçup gider..Çöl kavruluyordu çöl aynı çöldü amma Ademden beri bir çok şey değişmişti bir çok peygamberler ve nebiler geldi evler inşa edildi binalar inşa edildi şairler çıktı meydana..Ondan sonra aşıklar meydana çıktı hicretin birinci asrı ceziretül arap bir beyin oğlu oldu adını kays koydular…Annede şefkat neyse alemde derya odur çöl ise babadır baba merhametidir heybetlidir.Kaysta bu çölün elinde büyüyordu onun kültürünü alıyor kendini nakış nakış işliyordu vatanı çöl olmuştu çok hassas rakik kalpli ve ince görüşlüydü ailesi onu kabilenin başına geçmesi için hazırlamak istiyordu…Küçük küçük kerpiçlerden yapılmış evler bahçe duvarları büyük her bahçede gölgelik ve bağlık tütsüler vazgeçilmezleri…Meclisler kuruluyor fıkıhtn şiirden bahsediliyor lakin kays hepsini riyakar görüyordu…Ailesi küçük yaşta onu mektebe göndermeye karar verdi…

-II-

Aşk ilk önce tohumunu atar kalbe bu bir arayış bir eksiklik nakıslık olarak tecelli eder.Muteber olmanın hür olmanın yegane yollarındandır ilim fakat kaysın gönlünde büyük çalkantılar büyük düşünceler yatıyor..Derslerde dalgın ve düşüncelerin tesiriyle bitkin çöl soğuğunda bir arayıştır düştü kalbine kalabalıklarda arkadaşlarının yanında yalnızdı..İçinde dumansız yanan büyük bir aşk alevi var fakat hiçbir şeye layık görmüyor bu istidadını sahibini bekliyor..doğuştan aşık doğmuştur bir kere…Fazla geçmedi ki mektebe bir güzel geldi ismi Leyla yani geceye ait olan geceden olan demek yahut siyah saçlı demek lakin gece olan bahtımıydı bu güzelin…Alımlı endamıyla oturdu sanki yaşlarından çokça büyüktü kays içinde yanan bu koru düşünmeden ona akıttı.Yıllardır aradığım bu içimde yokluğunu hissettiğim kalbi ilhamlarla doluyor leylaya baktıkça içi coşuyordu…Teni az geliyor bir duman olup leyla diye tütmek diliyor.Herşey öylesine aciz herşey öylesine fakir an kadar yakın asırlar kadar uzak sanki içi tutuşuyor tutuştukça kaysın kemalatı hızla artıyordu…İlim okuyamaz oldu Leyla da karşılıksız kalmadı ahu kalbi ne zaman kaysı görse serçe gibi kanat çırpıyordu…ders aralarında kısa konuşmalar başladı kaysın dilli artık terazinin tartamayacağo cihettendi söylerken öğreniyordu…aşkları dillere dolanmaya başladı insanlar böyledir boş beyinler konuşmak için bahane arar dolu beyinler susmak için…Canı paylaşmak istedi kays bir ömrü bir ekmek gibi paylaşmak hava ağırdı nefes almak güçtü…Göğüs kafesinde ki acı yakasını bırakmıyordu sonra korkular başladı aşk bütün hislerine hükmetmeye başlammıştı aşk dedi ki ben senin olacağım…İkisinede saki oldu aşk birer kadeh içirdi aşk öyle süratlidir ki kimi zaman anda yıllar geçer…Bütün arayışlarını bulmuştu kays…Onu sakladı ona tutundu..Aciz olan leylaydı onun acziyetine hürmeten acziyete büründü kays sevgilide ne varsa kays onunla halleniyordu…Kelimeler ağır geliyordu artık sadece mest halini yaşamak istiyordu…Yavaş yavaş halktan kopmaya başladı..Arkadaşlarından ailesinden hoca ders anlatırken kays leylayı dinliyordu…Kaysın toprağı aşıklar diyarından alınmıştı onun bahtı ondandı biz aşıklar toprağından yoğrulmuşuz .Leylanın çöl kumlarına basan ayak tozlarını öpüyordu…Onun sokağının köpeğini görse saygı gösteriyor onu besliyordu…Sokağından geçemiyor kalbi kaldırmıyordu…Aşk bu sefer masumiyet kapısından girmişti henüz masum olan leylanın masumiyeti karşısında koskoca bir kainat yıkılmış yeniden var edilmeye çalışıyordu leyla ile..Kays sarığını sarıyor fistanını giyiyor ve güzel kokularla mektebe geliyordu…Süslenmek sahip olunmaktır kim kime süsleniyorsa onundur.Leylanın simsiyah saçları sonsuzluğa açılan bir perde gibiydi..Aşkın yoluydu…Cisminde nasıl bir cevher saklıyordu öyle o geldiği zaman fısıltılar çığlık oluyor durgun deniz dalgalanıyordu sesi başka sesleri utandırırdı…Ah leylam aynı yanan alev olsak belki seni tadarım benim sen olmam gerek senin ben olman gerek…Yoksa kavuşmak muhal…

-III-

Leyla ve kaysın aşkı dillere düştü ailesi mektepten aldılar ve bu işin olmayacağını telkin ettiler aslında aşkı körüklediklerini farkında değillerdi zira hasret aşkın besiniydi kardeşiydi destekçisiydi..Kays bundan sonra mecnun adıyla bilinecekti çünkü bütün hayatı bir kenara bıraktı aklı fikri leylada bıraktı ailesi kendi denklerince bir gelin istiyorlardı ve mecnunu da bu şekilde yönlendirmeye çalışıyorlardı…Kabeye götürdüler bu aşktan vazgeçsin diye mecnun aşkımı arttır yarabbi diye dua etti bundanda sonuç alamadılar.ona başka kadınlar gösterdiler kays yüzlerine bakmadı ne varsa leyladaydı birisinde bir güzellik varsa leylaya benzediği içindi..O güzelliğin madeniydi.Mecnun çöllere gidiyor çiçeklerle konuşuyor çölle dertleşşiyordu hlaktan kopmuştu çöl onun için denizdi…Bazen mest hali öyle vuruyor ki mecbun olduğu yerde eriyordu…Cinnetin kıyısında geçen geceler.Bir şeyi arzulayıp alamamak ne acayip şeydir ne acip şeydir şu acziyet leyla ise gözleri kan yanakları kan bir köşede dizlerini çekmiş figan halinde içten içe eriyor…Mecnnunu hocalra götürüyorlar tabiplere götürüyorlar ona hiç biri tesir etmiyor leyla ise bir köşeye itilmiş gibi çaresiz bir kıyıda bir köşede sadece ağlamakta…Aşk bütün esrarını açmaya başladı kaysa zümrüt kanatlarıyla göründü…Aşk dedi ki ben ayakları uğurlu aşkım bensiz sen yoksun ama leylasız da ben varım…Mecnun elinin tersiyle itti senin endamın bile leyladan dedi…Artık leylada fani olma hali başlamış gördüklerni leyla diye çağırmaya başlamıştı…O nasıl bir kıskançlıktı ki leylanın elbiselerini bile kıskanıyordu leylaya değen yağmuru…Mecnun öldü dediler sapıttı dediler hep derler zaten…Mecnun leylayı bir kez olsun görmek aşkıyla yanarken leyla da dağla taşla dertleşiyor iki bir birine benzeyen gönül bu belki öyle küçük ihtimallidir ki aynı gönülü bulmak bulunca ayakta durabilmek…Yinede onları öldürücü umutları vardı ne zaman yapayalnız kalsalar bir birlerine sığınıyorlardı…Son baharda dökülen yaprak gibiydiler…Ne istediler neden onları vermediler bir birlerine…Hangi dava böyle kutsiydi…Yıllar böyle sürdü..

Bir gün leyla kaçıp geldi ben dedi leylan geldi…Mecnun ormanda hayvanlarla konuşuyordu…

-IV-

Eger sen sensen ben kimim diyecekti ki sustu…Sarıldılar leyla hadi gidelim buralarladan dedi..Mecnun tuttu elinden leylanın yürümeye başladılar..Bütün hüzünler sona ermişti…Medineye göç etmek istediler aylar sonra medineye vardılar mecnun orda küçük br ev yaptı evlendiler..Bu iki denizin buluşması gibiydi yalnız birşeyler farklı gidiyordu imam gazalinin dediği gibi bir araya gidince kavuşunca aşk gitmişti…Şimdi başka bir dava vardı kavuştuktan sonra başlayan hasret…Leyla medine ehline zemzem taşıyordu kabeden getirlen fıçılardan su dağıtıyor beytten çıkmıyordu..Mecnun da el yazması eserleriçoğaltıyordu ama içinde ki deniz daha çok büyümüştü bu yangını leyla söndüremediyse kim söndürecekti…Leyla da öyleydi içinde büyük bir hasret vardı…Hani arayışı bitmişti hani ya leyla gelmişti ama sanki leyla artık başka birisiydi çok seviyordu amma aşk yoktu…aşk kanatlarını çekmişti çünkü hasret elini eteğini çekmişti..

Ben sende seni mi arıyorum yoksa sende beni mi demişti…Mecnun da ilim tahsiline başlamış büyük hocalardan hadis fıkıh tefsir dersi alıyor ders halkaları kuruyordu…

Bir gün bir veli zaatla tanıştı sanki onun ilacı onda gibiydi…Başında sarığı bembeyaz omuzlarına ucu sarkıtılmış uzun bir entari üzerinde cübbe bir tutam sakal ve ışıl ışııl nur bu zat köyünde defalarca kovulmuştu mecnun onun talebesi oldubiz seni takıldığın yerden atlatırız buyurdular ona bir takım zikirler filan verdi..Leyla da bu şeyhe biat etti…Bu sefer manevi bir yola girmişlerdi bu zat sanki aşkın piriydi mecnun çok istifade etti…

-V-

Mecnun artık eve gelmez oldu tekkenin hizmetlerini görüyor temizliğini yapıyor boş zamanlarında da mescisdi nebevide hizmet ediyordu…Leylada leylayı kaybetmişti artık…Mecnun gerçek hasretin rabbi rahime olduğunu anlamış ve yaşamıştı lakn leyla bu olgunluğa çabuk varamadı hcrana dayanamadı ağırına gitti bu yokluk ve şehri terketti..,

Mecnuna emir; Namusunu bul ve getir…Mecnun başladı şehir şehir gezmeye herkese soruyor soruşturuyor gittiği yerlerde de tekkeler buluyor maneviyat devşiriyordu…Leylanın sevgiyle dolu hasreti vardı ama bu sefer her taş yerine oturmuştu fakat bir mesele vardı leyla bir basamak bir köprüydü ağaç meyve verince meyve yenilse ağacı anmamak ahde vefamıdır…Leylaya büyük vefası vardı tam dört sene leylayı aradı…Sonunda bir köye vardı aradığını sordu ona dediler ki bizim köyde bir mağra var orda büyük bir anne var büyük evliyalardan onun duasını al..mecnun mağaraya girince baktı ki mağarada ki leyla o da rabbini bulmuş…Onu tuttu ve şehrine geri getirdi…

anonymous asked:

Yak yak, ben sigara içmem onun yerine papatyalar yakarım. Bana yaptıklarını anlatmaya ne bu yürek bir daha dayanır ne de bu dünya.Ne kadar berbat bir insan olursa olsun benim canımı en çok yakan şey onun sesini ve yüzünü unutmak. Bir insan böyle nasıl sevebilir ki?Onun bende oluşturduğu yeni insan daha doğrusu ceset parçası yalnızlıktan çürüyor. Her gece çürüyorum, ne biri bana yardım edebiliyor ne de ben yardım kabul edebiliyorum. Ama kalbim çok acıyor ve onun olduğu bir kalbi acıtmak çok beter

Gerçekten, çok fena birşey bu. Diyecek birşey bulamadım.

Dünyaya kalbi ile bakanlardanız!
Yüzümüzden gülümseme,
Yüreğimizde umut eksik olmaz bizim!
Sevginin gücüne inanır; ona göre yaşarız.