kalbi,

Onunla olmadığı için başkasıyla yetinenler, o şarkı çalacak diye ödleri kopanlar, artık hiçbir şeyin geçmesini beklemeyenler, kendini zaman zaman aynı acıya batırıp çıkanlar, kimselere anlatamayanlar, domates doğrarken, çamaşırları katlarken ansızın gözleri dolanlar, umut etmiyorum deyip hala bekleyenler, yutkunamadığı bir geçmişi olanlar, annesini özledikçe onun kullandığı yumuşatıcıyı alıp koklayanlar, her gün tek başına yemek yemek zorunda kalanlar, gece uyanıp sigara yakanlar, kalbi hep kırık kalanlar…

Herkesin bir hikayesi var, ama mutlu, ama mutsuz. Hangimiz mutlulukla doyuyoruz ki, bir kulpundan tutuyoruz mutluluğu. Hiçbir şey olmasa bile uzanarak mutsuzluğun sapına, “hey ben de mutsuzum!” diyoruz. Ben yoruldum düşünmekten ve düşlemekten. Naif, ince ruhlu adamdan odun herifin tekine dönüştüm. Çünkü yoruldum. Saçlarım ağardı, dökülüyorlar hatta. Aman onun kalbi kırılmasın, aman onun hevesi gitmesin, artık şu söz verdiğim insanlara da sözümü tutayım derken yoruldum. İnsanların yerine bu kadar ihtimal düşünürken, beni bazı istisnalar hariç kimsenin düşünmemesinden yoruldum, yoruldum. Birkaç insan olmasa merakta kalacak, kıracağım telefonu çıkıp köyüme dedemin evinde yaşayacağım. Çay toplayıp, inek otlatacağım, lazcada şuka denilen salatalık yetiştireceğim, onlarla birlikte kendimi büyüteceğim. Bir hikaye oluşturacağım kendime. Bir türlü uygulayamadığım, çeşitli sebeplerle yoluna devasa taşlar konulan bir hikaye. Ben hikayeme yön vermek istiyorum artık yön verilmesini değil. Ben mutlu olmak istiyorum, bir elin parmaklarını geçmeyecek insan kalabalığıyla. Bir Allah’ın kulu bile kalabalık hissettirir beni çünkü biliyorum. Ama sabrım kalmadı artık, nerede o eski ben. Ömrümün kalanında bir yer edinmeyecekler, benim halimi düşünmeyecekler ilk durakta insin lütfen! Çünkü sabrın sonu selamet.

Aklım başıma geldi,
Keyfimi kaçıran neydi,
Bilmem ne kadar geçti,
Umurumda değil şimdi.

insan ne zaman, kalbi ağlayacak gibi olsa yoruldum diye gelir şuraya. böyle yerler yalnız kaldığın ama yalnız olmadığını hissettiğin yerler. ben çok geldim. çok gittim. gelirken kimdim, giderken kimdim bilmiyorum. kalbim durmuyor. kahretsin durmuyor. ama ben kendi irademle kimseye hissettiğim gibi kalmadım. kendi irademle kimseye acı vermeyeyim dedim. sarhoş kalabildim hergün içerek! ama sürpriz. ama kalbim. ama intihar. ama..

‘İnsanlar ırk veya renk gibi sebeplerle üstün olmazlar!

En iyi kalbi en iyi aklı olan insan üstündür.

Üstün insan yerdekine eğilerek ayakta durur ve onu kaldırarak yükselir…’

Robert Ingersall

anonymous asked:

Terk edilmek Bir sevgiliden değil samimi olduğun sanal bir arkadaşın tarafından Bir gün önce hiçbir şey yokken bir gün veda mesajı gelir İşte o zaman kelimelerin canımı yaktığını daha iyi anladım Diğer şeyler unutulur da bu unutulmaz be Yani ben unutmam

Ellerimde tutuyorum bu kalbi diye bi post atmıştım seneler önce, sana gelsin

İnsanların bi kalbi olduğunu bilin. Ne kadar gözükmese de içten kırılıyor, zarar görüyor. İnsanlara gereksizmiş hissini yaşatmayın. Belki en büyük sahip olduğu şey kalbinin güzelliği ve iyiliğidir. O kalbi kırıpta bişey olmamış gibi arkanızı dönüp gitmeyin. İnsanların sol parçasını, parçalamamayı deneyin.

oysa ben, sana yüzyıllardır açılmamış bir ağız, hiç dolmamış bir çift gözle geldim. şu kadar vicdanım yokken, merhametler kuşanıp geldim. ben sende varlığı şüpheli bi kalbi, kalan bi avuç insanlığı kaybettim.