kafae

2

soldaki fotoğrafı epey zaman önce görmüştüm. manabu miyazaki isimli japon fotoğrafçı 1994′te çekmiş. bu geyik türü ‘sika’, ya da japon geyiği diye adlandırılıyormuş. ikinci fotoğrafı yeni gördüm. aynı fotoğrafçının çekmiş olması kuvvetle muhtemel. fotoğraflardan hangisi önce, hangisi sonra emin değilim, elbette iki ihtimal var. geyiğin karla kaplı olduğu fotoğraf önce çekilmiş olabilir. bu fotoğrafta üst solda ayak izleri var, geyiğe kadar varmış fakat orada sonlanmış. miyazaki’nin ormanda yürüyüşe çıktığı arkadaşı geyiği ayaklarının hemen önünde farketmiş ve ona haber vermiş olabilir. öyleyse, karlar erimeye başladığında geyiği merak edip, yanına dönüp, ikinci fotoğrafı çekmiş olabilirler.

etkileyici bir fotoğraf gördüğümde -bir alışkanlık olarak- fotoğrafçının o fotoğrafı çektikten hemen önceki ve sonraki düşüncelerini, hislerini tahmin etmeye çalışırım. bazen o gününün nasıl geçtiğini hayal ettiğim de olur.

fotoğrafların ikinci kronolojik ihtimali kafa karıştırıcı. çünkü yarısına kadar karda kalmış geyiği tekrar görmek için daha fazla kar yağmasını beklemiş olmalılar. belki sadece donmuş bir geyikti -ama ölmemiş- ve uyanıp kendine gelmiş olabilir umuduyla onu aramaya çıkmış olabilirler. 

ayak izleri önceden bırakılmış ve karla biraz örtülmüş olabilir. ya da küçük ayaklı bir insana, bir çocuğa aittirler. karlar içindeki geyiğe kadar yürüyüp geri dönen çocuğun bu fotoğraflardan hiç haberi olmayabilir. (eve dönüş yolunda çocuğun aklından neler geçer, gördüklerini akşam yemeğinde hangi kelimelerle anlatır..)

derin bir nefes aldı. bir iskembe çekti hızlıca. acelem var, çok uzatmayacağım arkadaşlar, betimlemelerle canınızı da sıkmak istemem. dedi.

kimse hiç bir şey anlamadı. zaten anlamasını da beklemiyordu. yüzünün yarısıyla güldü, diğer yarısıyla ağlıyordu. devam etti: geçen mahalledeki kahvehaneye gittim. kış günleri çoğu kapatıyor zaten. emekli dayılar evden çıkamıyor zaten mazallah femurları kıymetli, çıkmasınlar tabi dedi. her ne kadar dikkati keskin görünse de dikkatinin çok çabuk dağıldığı belliydi. senini yükseltti: geçen kitap okumaya starbaksa değil de kahveye gittim arkadaşlar diye bağırdı. neden bağırıyorsun dedi en aklı başında olanı diğerleri gitmek üzere çoktan toparlanmıştı. kalbinizin gürültüsünden beni duyamıyorsunuz dedi ağlamaklı bir şekilde.

dünyanın bütün battaniyelerini dedi… bir çeşit nöbet geçiriyor gibiydi. çay tabağına kafa atmak isteği uyandı içinde. ya da ne gerek var kafama çay tabağı atarım dedi ve plastik tabağı alnında parçaladı. fonda kan damlıyor gözlerimden kan şarkısı çalıyordu.

anonymous asked:

Kafa dengi birisin iyisin konuşma tarzın falan iyi seviyorum seni malsın ama iyi anlamda

Hep iyi anlamda mal olmak istemistim

Keşke Türkiye çapında bi hashtag başlatsak ve Milli Okuldan Kaçma Günü oluştursak. O gün herkes okuldan kaçsa kafa dinlese ve idareciler bile bunu kabullenip bu günü 'Resmi Olmayan Resmi Tatil' olarak görmeye başlasa..
Benim kafa sesim güzel hocam.