kaderder!

chad and eya conv.
  • eya:"Ewan," kinuha ko yung burger ko at kumagat doon, "Naiinis din ako sa kanya. Bahala sya, magsorry muna sya sakin bago ko sya kausapin. At kung ayaw nya, kung hindi nya ako papansinin edi bahala sya sa buhay nya! Hindi sya ang oxygen ko kaya mabubuhay ako kahit wala sya! Wala naman akong ginagawa sa kanya tapos magagalit sya, kung walang pansinan edi wag! Like I care! Basta wala akong kasalanan, wala akong ginawang masama." ( '_' )
  • chad:"Sige, sabi mo eh pero payo lang, wag ng patagalin ang awayan nyo kasi pag pinatagal pa yan baka mahirapan ka ng ayusin ang gusot nyo. Patch things up between you guys as much as possible."
  • eya:"Wala akong gagawin, hangga't hindi sya nagso-sorry sakin hindi rin ako makikipagpansinan sa kanya. Hindi sya kawalan!"
  • chad:"Paano kung kagaya mo, inaantay ka lang rin nyang magsorry sa kanya?"
  • eya:"Edi patigasan kami, basta ako hinding hindi magsosorry sa kanya. Wala akong masamang ginagawa sa kanya."
  • chad:"Pride. I'm pretty sure ganyan din iniisip ni Cross, hindi rin yun magfi-first move sa pagsosorry kahit pumuti pa ang uwak. Hirap sa tao, ang taas masyado ng pride. Eya, walang patutunguhan ang pride, wag kang papadala sa pride mo. Kung hihintayin mo syang magsorry sayo at hihintayin nya din magsorry ka sa kanya, maghihintayan lang kayo parehas ng walang kasaysayan. In the end, parehas kayong talo sa ginagawa nyo. You'll both lose each other dahil sa pride nyo."
  • eya:"Eh pero kasi, wala naman akong kasalanan---"
  • chad:"Bahala ka, pairalin mo ang pride mo basta siguraduhin mo lang na kaya kang pasayahin ng pride mo para wala kang pagsisihan."
  • eya:"Minsan kasi naiinis na talaga ako sa ugali ni Cross, yun bang hindi ko na kayang tagalan ugali nya. Nakakabarino na ba! Tapos naiirita talaga ako sa kanya pero in the end... Gaano man ka-ironic pakinggan, ayaw kong mawala sya sa tabi ko. Ayaw kong dumating yung araw na wala nang Cross na magpapairita sa araw ko. Hindi na magiging normal pag wala ng supladong Cross. Para bang may kulang na..."
  • -diary ng panget

nerdesin? gelmeni bekledim, boşuna. önceleri içim umut dolu, köşe başından dönüp gelmeni bekledim. köşe başındaki lambanın seni görünce mutlu olacağı düşüncesiyle bekledim. gün günü kovaladı, yüreğim hediye ettiğin yalnızlıkla büyüdü, büyüdü.. kahırla doldu sana hasret yüreğim. koca şehirde yapayalnız kaldım işte.

nerdesin? beni nerede unuttun demiyorum, sana hiç kızgın değilim, inan. benden gittiğin her adımda yüreğim sana daha fazla yaklaştı. sana olan aşkım, zamanın derinliğine kavuştu da bir sana kavuşamadı. ben sevilmek nedir bilmezken, sen çok çok sevilmenin hazzını yudum yudum içeceksin. gülüşlerindeki ölümsüzlüğü yaşayacağım.

ama nerdesin? baktım her yere, sen yoktun. sokaklardan cenazemi topladı kediler ve bir hüzün anıtı halinde bıraktılar beni evime. 

sen nerdesin? kaderde bu sensizlikte varmış. sesini duymak, seni anmak varmış şarkılarda, sonra.. tüm kitaplarda seni okumak varmış. kağıtlara seni yazıp, seni gökkuşağına bulamak varmış. artık sana yazmazsam da olur, zaten okumuyorsun. bi’ daha nerdesin demeyeceğim, bendesin artık. gözyaşımın bittiği yerdesin. bazen bir deniz kenarında, bazen bir vapur iskelesindesin. uzaklardasın ama aslında yanıbaşımdasın. gittiğine inanmıyorum

gel demeyeceğim.

Şehidin babası Hakkı Kiraz şunları söyledi:
“Valla ben sakindim. Allahtan geldi dedim. Takdiri ilahi dedim.  Kaderimizde bu var dedim. Oğlum bunu hak etmemişti.  Ama kaderde bu varsa boynumuz kıldan incedir. Biz inanan insanlarız. Hamdolsun, gayrimeşru bir yolda değildi. Namusuyla, alnının akıyla, şerefiyle, onuruyla, haysiyetiyle,  görevinin başında takdir-i ilahi oldu. Ben memnunum, ben şükrediyorum.

Ya Rab bu hasrete can dayanmıyor;
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
Her adımda bir engel var, salmıyor,
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
Mümkün mü bu yolda maksuda ermek?
Mümkün mü sılada dost yüzü görmek?
Âşıka ar gelir geriye dönmek;
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
Çekilmez bir şelek vurdun arkama;
Şaşırdım yollarda kaldım, akşama.
Umudum her zaman bakidir amma,
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
Sevip sevilmemek varsa kaderde,
Hangi doktor ilaç verir bu derde?
Hastayım, susuzum gurbet illerde;
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
Ey hanlar hanını halk eden Hancı!
Bir yudum aşkınla doğdu bu sancı.
Ey fakir ekmeği, Mümin inancı!
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun
—  Abdurrahim Karakoç

Bakında içiniz açılsın tumblr canlarım !bırakın şu aşk meşk şiir işlerini:)) kaderde ne varsa o olur ,, aşk mı. En güzel aşk zaten seccadende , ölümsüze aşık olki aşkında ölümsüz olsun başkaları gibi sıradan olma, 😉
Yani demem o ki.
O MEVLAYA HAS KALBİNİ LEYLAYA PASPAS ETME. YAZIK OLUR☺️👍

Dün gece ağlarken kendimi sakinleştirmeye çalışırken buldum yine. Yine kendimi teselli ederken. Ve yine aynadaki şişmiş gözlerime bakıp kaderde yokmuş derken.

“Meğer ne doldurulmaz bir derinlikmiş yokluğun. Kaderde bu sensizlik de varmış. Her insanın yüzünde sana benzeyen bir şey aramak da varmış. Sesini duymak varmış şarkılarda. Bütün kitaplarda seni okumak varmış. Meğer ne dayanılmaz bir şeymiş yokluğun. Kağıtlara seni yazmak varmış, renk renk düşünmek varmış seni, çiçek çiçek koklamak varmış. Artık hiç yazmasan da olur hiç gelmesen de.. Meğer ne türlü bir ölümmüş yokluğun.

Bir daha nerdesin demeyeceğim. Bendesin artık. Dudaklarımın değdiği kadehlerdesin. Serin yağmurlar getiren bulutlardasın. Kah denizlerdesin, kah rüzgarlardasın. Uzaktasın ama yine bu şehirdesin.

Gittiğine inanmıyorum. Gel demeyeceğim.” 

Ya Rab bu hasrete can dayanmıyor;
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
Her adımda bir engel var, salmıyor,
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Mümkün mü bu yolda maksuda ermek?
Mümkün mü sılada dost yüzü görmek?
Aşığa ar gelir geriye dönmek;
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Çekilmez bir şelek vurdun arkama;
Şaşırdım yollarda kaldım, akşama.
Umudum her zaman bakidir amma,
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Sevip sevilmemek varsa kaderde,
Hangi doktor ilaç verir bu derde?
Hastayım, susuzum gurbet illerde;
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Ey hanlar hanını halkeden Hancı!
Bir yudum aşkınla doğdu bu sancı.
Ey fakir ekmeği, Mümin inancı!
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Abdurrahim Karakoç