jeune*

La première fois que je vis ainsi cette jeune femme, je fus ravi et séduit. Puis il y a des figures dont le charme entre en nous brusquement, nous envahit tout d'un coup. Il semble qu'on trouve la femme qu'on était né pour aimer. J'ai eu cette sensation et cette secousse.
Je me fis présenter et je fus bientôt pincé comme je ne l'avais jamais été. Elle me ravageait le cœur. C'est une chose effroyable et délicieuse que de subir ainsi la domination d'une femme. C'est presque un supplice et, en même temps, un incroyable bonheur.
—  Maupassant

apparently napoleon said once at st helena that whenever he felt admiration for a handsome man he felt it first in his loins and then ‘in another place i will not name’ and idk but that sounds kinda gay

J'ai décidé d'arrêter d'être une victime. Ça n'a pas été facile car c'est une position confortable. Mais je ne voulais pas rester bloquer dans le passé. Je suis encore jeune et j'ai la vie devant moi. Malgré la souffrance, j'ai réussi à m'en sortir, à trouver une nouvelle voie pour ma vie. Je suis une survivante et ça me rend fière. Je n'ai plus peur de l'avenir : je l'attends avec impatience.
—  Pleurerdanslabaignoire

« Ai-je besoin de te le dire, à toi qui as souffert si souvent de me voir passer de la tristesse à une joie extravagante, de la douce mélancolie à une passion furieuse ? Aussi je traite mon cœur comme un petit enfant malade. Je lui cède en tout. Ne le dis à personne : il y a des gens qui m’en feraient un crime. »

 in : Goethe – Les souffrances du jeune Werther chez Folio classique, traduit de l’allemand par Bernard Groethuysen p. 44.

Adriaen van Nieulandt le Jeune ~  Amaryllis

In Greek mythology, it is believed that the flower was a quiet and shy nymph that fell in love with a shepherd, Alteo. Alteo had the physical beauty of Apollo and the power of Hercules, and did not return Amaryllis’ affection. Amaryllis tried to win the love of Alteo by offering him the most unusual flower on earth. She sought counsel from Delphi, and showed up at Alteo’s door for 30 nights dressed in white. Every night, Amaryllis would use a golden arrow to pierce her heart. When Alteo finally opened the door, he saw a vibrant red flower that arose from the blood that poured out of Amaryllis’ heart. This tale gave the Amaryllis the meaning of determination, pride and dazzling beauty.

Dün akşam senden ayrıldıktan sonra,
İlyas’lara gittim.
Oturup, şu evlenme meselesini uzun uzun konuştuk;
Karısı da akla yakın şeyler söyledi:

Ben gerçi onu severim, dedi;
Beraberce yaşayıp gitmenizi kim istemez?
Ama, yoksulluğa alışkın değildir o;
Açlığa, yalınkat döşeklere pek katlanamaz.
Dinledikçe, kızcağıza hak verdim;
Bu iş olmayacak gibime geliyor, ne dersin?
Sen öyle görmüşsün büyüklerinden;
Dört kap yemekli sofralar görmüşsün,
Karpuz kollu yaz entarileri görmüşsün;
Yattığın yataklar herhalde somyalıdır;
Haftada bir-iki, sinemaya gidersiniz evcek…
Hayat pahalı, sana pabuç alamam;
Pabucu bırak, şöyle karın doyurucu bir şeyler de alamam;
Kitap alamam mesela,
Radyo alamam, tiyatro bileti alamam;
Gençsin birçok şeylerde gönlün kalacak.
Peşin söylemeli ki, sonra bana gücenmeyesin;

Benim cıgaram var, rakım var;
Alıştığım insanlar var bunca yıldır,
Sevdiğim, inandığım;
Onlarla görüşmeden edemem.
Hepsini kabullensen bile, günü nasıl kurtaracağız;
Memurluk bana gelmez,
Ticaret falan da yapamam, yaradılışım böyle;
Çelimsizim, taş kıramam.
Ben yazarak, çizerek geçinmek zorundayım;
Diyeceksin ki; ölme eşeğim ölme!
Sen bir aralık demiştin ki:
Gerekirse, ben de çalışırım, demiştin;
İngilizceden tercümeler yaparım, dikiş dikerim;
El işine koşmak gücüme gitmez;
Annem bana bunların hepsini öğretti.
Benim anam da iyi kadındır, biliyorsun;
Sana kaynanalık etmez tabii.
Ama, hastalıklı, eli işe varmıyor;
Bulaşık mı yıkayacaksın, tercüme mi yapacaksın;
Ortalığı mı süpüreceksin, dikiş mi dikeceksin?
Bir gün, beş gün değil ki bu;
Gençliğini yitirince hayattan soğuyacaksın.
Ben şiir de yazıyorum, biliyorsun;
Şiirlerimde barış gibi, hürriyet gibi sözler geçiyor;
Buna içerleyenler olacak belki,
Bu güzelim işe bir kulp takıverecekler;
Cezaevlerine düşeceğim, sen yapayalnız dışarda…

Bu mektubu postaya vermeden önce,
Şöyle bir gözden geçirdim;
Başka kusurlarım olsaydı,
Emin ol, onları da yazacaktım.

Bak, düşün taşın…


Metin Eloğlu, Bu Yalnızlık Benim s.66-67 “Aşk Mektubu”
Fotoğraf: Osman Nuri Ergün’ün
1965 yapımı, “Fakir Gencin Romanı” filminden, (Filiz Akın & Cüneyt Arkın).