islek

Kucuk bir kizken ogrenmeyi sadece annemin parmaklarini izlemek zannederdim. Onun hareketli parmaklarını, isleyen yuzunu, parlayan sesini izlemekti ogrenmek. Taklit ederdim olmazdi. Parmaklarım yeterince hizli degil, yuzum yeterince islek ve sesim parlak degildi. Sonra dusmek oldugunu anladim ogrenmenin. Asil adi dusmek olmaliydi. Yeniden kalkilmaliydi ayaga cunku ancak boyle olurdu ogrenmek. Aciyarak, sizlayarak olmaliydi unutilmamasi icin. Cok sonra ne kadar acirsa acisin düşmenin de ogrenmek olmadığını anladim. Unutuluyordu. Unutulmamasi lazimdi. Acimisti yeterince. Kalmak miydi ogrenmek, gitmek miydi, neyi ne kadar yapinca anlamis olurdu ogrendigini… Bilinenin tekrari miydi yoksa hic bilinmeyenin acligi miydi ogrenmek. Bulacagiz. Bilecegiz. Birlikte…


Buluttan gunes’ e

Sevgilerle…