hossein's

independent.co.uk
The Muslims who saved Jews during the Holocaust are finally being commemorated

From the article:

Dubbed the “Iranian Schindler”, Islamic diplomat, Abdol Hossein Sardari, saved thousands of Jews from the Nazi regime by confusing the fascist group with their own propaganda. When the Nazis began implementing anti-Jewish laws in occupied France, Mr Sardari, head of the Iranian Consulate in Paris, used the Nazis’ own racial purity laws to convince the group Iranian Jews were actually Aryan and not subject to the Reich’s racial laws. Issuing Iranian passports to occupied Jews, without the consent of his superiors, Mr Sardari helped 2,000 Jews escape the Nazi regime.

Read More

Cary Fukunaga in Talks to Direct Atomic Bomb Drama 'Shockwave'

‘Drive’ scribe Hossein Amini is writing the script for Universal and Working Title.

Cary Fukunaga, best known for steering the first season of HBO’s True Detective, is in negotiations to direct Working Title and Universal’s adaptation of atomic bomb drama Shockwave: Countdown to Hiroshima.

Keep reading

10

“Love is composed of a single soul inhabiting two bodies.” (Aristotle)

Alain Delon & Romy Schneider

Jane Birkin & Serge Gainsbourg

Brigitte Bardot & Jacques Charrier

Marina Vlady & Robert Hossein

Vanessa Paradis & Johnny Depp

Kyle Maclachlan & Linda Evangelista

John Lennon & Yoko Ono

Mylene Farmer & Laurent Boutonnat

Marcello Mastroianni & Catherine Deneuve

Monica Bellucci & Vincent Cassel

6

FRI-DATE Chronicles (October 5): Hossein’s

For tonight’s dinner, it was a toss up between Mamou and Gaudi (again), since
JodiesDaddy was craving for good ol’ meat. However, when we were entering the driveway of Serendra, he had an epiphany as the big red sign of Hossein’s was staring down at us. “Why not Hossein’s?! Their meat is good and it will be much cheaper than the 2!” Soooooo Hossein’s it was!

To start, we had motabal which was served with 1 pita, roti channai and a papadum.

For our main course, we ordered the lamb (above) and the beef (not shown) shish kebabs (each order had 2 sticks). And ordered biryani rice to go with it (towards the end of the meal we ordered half a plate of saffron rice since we still had a lot of meat).

It was an excellent meal. I liked all the appetizers, though the roti was my favorite. And I liked how tender the lamb (which was NOT gamey at all) and beef were and that it was really really tasty and delicious.

Next week, I hope we think of another place as good as Hossein’s to eat at :). Suggestions? :)

Erkek (Her sahnede/Her haliyle)

Sen geldin. Benim eziyetim dokundu sana. Ama bağışla, senin sen olduğunu bilmiyordum. Ne zaman ki öfkemin üzerine indi yağmur. O zaman duruldum.

Sen saçlarını tararsın. Ben seni, puslu aynanın içinde bir resim, ağır ağır uçuşan perdenin üzerinde bir gölge olarak fark ederim. Masal keser dört bir yan. Seni yeşiller içinde bir cennet çiçeği velvelesinde ilk kez gördüğümde, sen o musun, diye sormam bile. Bilirim ki rengini gizlesen kokunu saklayamazsın, perdeni çeksen ışığını boğamazsın. Benim gördüğüm benim rüyamda kalır. Senden şüphelenmek yerine çimento yanığı göz bebeklerimden şüphelenmeyi yeğlerim. Fark ederim aynanın sırtındaki sırrı. Eksiğim gibi durduğunu. Güvercinlerin kanat sesleri inşaat işçilerinin yanık türkülerine karışırken fıtratın dilinde işlemeye başlarım. Bir yanımdan sakinleşir ama bambaşka bir yanımdan taşarım.

Bir başka aynada tanırım kendimi. Bundan böyle hoş-halim. Latifim. Gördüm ya seni görülmek de isterim. Yağmurun rengini ateşte seçerken ne yana gitsen sana dönerim. Çıkarırım alnımdaki kara bağı. Bahtımı ekmeğine bağlarım. Anlamsız varlığım anlam bulur. Başkalaşırım. Mademki elinin dokunduğu her şey, bir bardak çay, iki parça şeker olsa bile. Harikulâde bir şey.

Çamura saplanmış kara lastik pabucun bütün masallardaki kristallerden daha varlıklıdır. Ama yokuşun dik senin, yükün ne kadar ağır. Senin taşıdığın benim belimi büküyor. Sen ezilme, bel verme diye her şeyden vazgeçebilirim. Sarı bir sayfanın resmiyeti üzerinden kazınan vesikalık bir fotoğraf gibi bir anda kimliksiz kalabilir, ismim gibi cismimden de geçebilirim.

Kadın (Sadece Bir Sahnede/Peçesini indirmesiyle)

Daha düne kadar yüzüm açıktı sana. Aramızda masumiyet ihlaline dair bir hece yoktu. Çünkü senin farkında olmadığım gibi benim farkımda olduğunun da farkında değildim. Ama şimdi bir bilmek halindeyim ki yüzüm, keskin inen bir satırın gürültüsünde, her şeyi karanlığa boğan bir perdenin düşüşü kadar ani ve kesin, senin yüzüne kapalı bundan böyle.

Çünkü beni fark ettiğin anda ve bunu benim de bildiğim anda ne senin senliğin ne de benim benliğim kalır. Geriye sadece içimizde taşıdığımız Âdem ve Havva ve aramızdaki ezel olasılığı kalır. Bu yüzden şimdi sadece yüzümü değil kalbimi de her an izleyen bir çift göze dair terbiyeyle, aramıza bir uçurum koyuyorum. Senden kaçıyor, kendimi senden gizliyorum.

Ama. Aşkın koşulanda değil kaçılanda, açılanda değil kapananda olduğunun da bilgisindeyim. Peçemi örterek açıyorum sana kapılarımı. Dahası ezeli bir bilginin ürpertisi yüzüme sinerken aramıza bir senlik ve benlik davası sokuyorum. Seni ben karşısında tanımlıyorum yani. Sana yer veriyor, baha biçiyorum. O dairede kendimi tamamlıyorum. Senden gizlenerek seni sen, beni ben yapıyorum. Böylece benim için taşıyabileceğin bütün anlamların farkında olduğumu da beyan ederek benim kadın senin erkek olduğumuzu yüzüme indirdiğim şu peçede aşikâr ediyorum. Bu halimle seni bir mümkün olarak gördüğümü itiraf ediyor, senle ben arasındaki bütün ihtimallere evet diyorum.

Nazan Bekiroğlu, ‘Baran’; Fıtratın dili
Fotoğraflar: Mecid Mecidi’nin
2002 yapımı, “Baran” (Yağmur) filminden, (Zahra Bahrami & Hossein Abedini).