hepful

öylesine başlattığım bir hikayemdin sen. şimdiyse ölesiye sevdiğim adamsın. nereden bilebilirdim ki aşık olma hakkımı sende harcayacak olacağımı. her şey bu kadar nasıl gelişmişti anlam veremiyordum. hala da veremiyorum. buraya bunu neden yazmak için zaman harcadığımı da anlamış değilim. yazmak istesem de, yaşadığımız onca şeyden hangi birine yetecek ki kelimelerim? evindeyim şu an. sen yoksun. işten gelmeni bekliyorum sevgilim. sevgilim demem ne kadar doğru şu an bilemiyorum fakat içimden geldi. içimden gelerek yaptığım her şey burnumdan gelse de senin uğruna hep içimden gelerek davrandım. sevip sevmediğin bile belli değilken ben hala sevdiğine inanmak için kendime bahaneler arıyorum. lakin sevmesen, ben hastalandığım da bana bakmaz üzülmezdin ki. veya uyuyormuş gibi yaptığımda, yanıma gelip beni meleğim diye severek öpmezdin, saçlarımı okşamazdın ki... ben birisinin bu kadar iyi oyuncu olabileceğine inanmak istemiyorum. seviyorsundur sende belki biraz? belki sen bile farkında değilsindir adam? ben sevilmeye laik olduğumu düşünüyorum... izin ver buz kesilmiş kalbine sıcacık ellerimle dokunup eriteyim buzunu. izin ver ki sevgiyi görebilesin. aşkın güzelliğini, sana olan emeklerimi göresin. sana yazdıklarımı okumadığın için tüm dünyaya okutuyorum. benim hikayem buraya sığmaz, anlatacak gücüm de yok zaten... yine susuyorum, gözyaşlarım konuşsun.

- CANSU GEZGİN .

Güle güle Tomas Sivok  😢

Güle güle Altın Kafa  😢

Karakterinle,duruşunla bu kulübe en çok yakışan isimlerden biri oldun.

7 yıl boyunca hep emek verdin bir gün olsun kimse hakkında kötü laf etmedi, sen hep savaştın sen hep hırslı oldun, azimli oldun. Hakkını verdin hep formanın. 

Şampiyonlukla uğurlamak isterdik ama kısmet değilmiş güzel adam.

Her şey için teşekkürler.. Yolun hep açık olsun 🙏🙏🙏

A
RA
MADIĞIM
YER
KALMIYOR SENİ
SABAH
TAN
YA
TA
NA
KA
DAAAAR
SA
NI
RIM HEP
SE

SE
VE
CEK KAL
BİM
SON KEZ
A
TA
NA KADAAR

Bir haftadır yağmur hep öğleye doğru başlıyordu..tabi bugün cumartesi, tatil, eğitim yok..sabahtan başlamalıydıki gün rezil olabilsin..ama banane yine de buna inat gezecem:)

bir evim olduğunu bilmeliyim mutlaka.
hangi ayakla yükselip, hangi ayağın altından yuvarlanırsam yuvarlanayım,
duyacaklarımı bilerek araladığım ağızlardan çıkanlara şaşırmış olayım,
insanı bir his olsun diye hissettiğim açlık tokluk uykusuzluk her ne olursa,
kaç minibüsten atlayıp beş parasız kalırsam kalayım,
bir evim olduğunu bilmeliyim mutlaka. ‘’akşamları buraya geleceğiz.’’

ama ne güzel diyor birhan keskin:
beni hep aynı yerimden yaralayan o eve yine de döneyim döneyim istedim.

Daha önce “Rock’n Coke’ta Arctic Monkeys’in sahneye çıkacağı gün öğlen 12′de en öndeki demirlere yapıştım ve akşam 12′ye kadar hep orda durdum; bu vesile ile Editors ve Hurts’ü de en önden izleme şansını yakalarken Manga’ya falan da en önden katlanmak zorunda kaldım ama o müthiş yorgunluğa ve kafa sikikliğine değen nokta Old Yellow Bricks’in sahneye konduğu noktaydı çünkü tüm ışıklar sarıydı ve her şey büyüleyiciydi; tıpkı şarkıda bahsedilen şehir gibi…” falan demiş miydim? Demiştiysem o an böyle bi andı işte.

seni özlemek kıyısı olmayan kentlerde
denizi aramak gibi
seni özlemek sabahlanan gecelerde
hasret kalınan uyku gibi
seni özlemek hep hüzünlü yüzlerde
aniden beliren gülümseme gibi
seni özlemek güllerdeki kan kırmızı gibi
seni özlemek o hep yüreğime döktüğüm
gözyaşları gibi
seni özlemek bütün çıkmayan sokaklar gibi
ve
seni özlemek ölmek üzereyken
verilen o son nefes gibi..

gün bir telefonla aydı. 
“yatıyor musun hâlâ” dedi. “uyanmaya çalışıyordum,” dedim. “uyan artık ya, çok uyuyorsun.” 
gülüyoruz. beni hep güldürür. sessizlik. 
“hava çok güzel.” dedi.
esneyerek “burada kapalı, ya da bilmiyorum perde kapalı nasıl bilmiyorum.” 
“hmm,” diyor manidar. “sen de çok güzelsin.” gülüyorum. gülüşüyoruz. ekliyoruz, “Allah ayırmasın, iki tarafta da beraber.” 

başka bir adamın gülüşü geliyor aklıma, buruk bir gülümseme yerleşiyor dudaklarıma, acı bir tad. hâlâ diyorum, hâlâ bir yanım onda. 
kendime acıyorum, “beni onu sevdiğin gibi seveceğin günü bekliyorum,” diyen  o adama acıyorum. 
bir kalp kaç parçaya bölünür? 

bir gün bir teyze söylemişti, “kadınlar onları seven adamlarla, adamlarda sevdiği kadınlarla evlenmeli. seven adam o kadını ne yapar ne eder evine, kendine bağlar. bir kadın, onu sevmeyen bir erkeği ne yaparsa yapsın bağlayamaz ne evine ne kendine… erkek adam sevdi mi, senin başkasına akan göz yaşını kendi elleriyle siler, bağrına basar da ses çıkarmaz. o yüzden güzel kızım gönlünü koru.”

her gün her saat bir kaç satır bekliyorum senden , yalan yok. aklımdan hiç çıkmıyorsun. eskiden gülen yüzümdün şimdi gözyaşım. geceler boyu hıçkırıklarımsın nasıl aklımdan çıkarsın? özlem duyduğum adamsın.beni bırakmana değil de bensizliğe alıştığın için kırgınım sana. fedakarlıklarımı , sana olan sonsuz saygım , güvenim ve sevgimi kenara atabilecek kadar büyük bir kırgınlık yaşattın bana. affedebilirim seni. yaranın kabuğu düşer ama izi kalır.gitmeseydin. sarılsaydın. öpseydin saçlarımdan. güvende hissettirip korkma deseydin. kurtarsaydın beni de. karanlığıma ışık olsaydın. ihtiyacım var dediğimde dönmeseydin sırtını. bunlar mıydı zor olan yoksa kalman mıydı? ben seni hep bekledim hep beklerim. senin gemin denizler deryalar aşacak ama ben hep bıraktığın limanda kalacağım. bir kere olsun kalbinin benim için atması umuduyla bekleyeceğim seni. sol yanım sen köşem. anılarımızı kirletmeyeceğim. geri döndüğünde sığınacağın umutlar biriktireceğim senin için. her ne kadar benden sığındığım liman alınmış olsa da. ben seni gece sabah döndüğünde bile bekleyeceğim.

Sizin terörist olarak algıladığınız şeyle alakalı da konuşmak lazım biraz. Öyle ya, bir siz iyisiniz kalanlar hep kötü hep yanlış. Bir yerde bir yanlış yapıldıysa doğruya cevirmelerine bile musade etmezsiniz siz. Kan davası kan kokusu sizi cesur ve güçlü hissettiriyor. Ellerinde silah olduğu için geceleri sizi rahat uyuttuğunu söylediğiniz sistem, sizi güvende, sizi değerli hissettiriyor. Kimse vatan için değil aslında sizin için öldüğü icin kendinizi bir bok sanıyorsunuz. Bir bok değilsiniz lan. Insanlarin ölümünü desteklediginiz sürece bir bok değilsiniz gözümde.

İşte yirminci yüzyıldayız. Ben şahsen fen ve ilim seviyesi çok yüksek bir toplumda büyüdüm. Etrafımda hep Teknik Üniversite profesörleri vardı. Kendim de o tahsili görmüştüm. Çağdaş bilgiler, bilimler, usuller öğrendim. Öyle kıymetli kimseler vardı ki kendi sahasında buluşlar, icatlar yapıyordu. Uluslararası şöhrete sahip kimselerdi. Bunların hiçbirisi İslâm’ın hak oluşunu gölgelemedi, onunla zıt düşmedi. Benim imanımı kuvvetlendirdi, herkesin de imanını kuvvetlendiriyor.

Onun için İslâm, hak dindir. Sonunda yine İslâm hâkim olacak; bütün herkes, bütün insanlık İslâm’ı kabul edecek.

Sımsıkı durun, sarsılmayın, tereddüt etmeyin, yamulmayın, sapmayın, sapıtmayın! Elinizdeki dinin, imanın kıymetini bilin. Kur’ân-ı Kerîm’e sımsıkı sarılın. Peygamber Efendimiz’in sünnet-i seniyyesini kılı kırk yararak incelemiş büyük alimlerin sahih hadis kitapları var; onların Türkçe’ye tercemeleri yapıldı. Şerhleri, açıklamaları, yorumları var. Hocalar kalın kalın, yaldızlı yıldızlı, kütüphanelerimizin raflarını şereflendiren kitaplar hazırladılar. Onları okuyun!

Doğru yoldan ayrılmayın ve doğruyu söylemekten geri durmayın. Çünkü insanların çoğu bilmiyorlar.

— 

Doğruyu Söylemekten Geri Durmayın

M. Es'ad Coşan