hcih

Teknoloji ve Zaman Kavramı

Teknolojinin tarihine baktığımda, 2. Dünya Şavaşı dönemlerinde bilim ve teknolojinin gelişimini oldukça ilginç buldum. Karşı tarafın yeni buluşları sebebiyle, bilimde ve teknolojide yenilik arayışına girilmesi sonucu teknolojik gelişme kaydedilmesi sanırım savaşın olabilecek tek iyi özelliğidir. Tarihte mühendisler, psikologlar ve doktorların ortak çalışmaları sonucu az zamanda çok iş yapılması konusunda gelişmeler yaşandı. İnsanın giderek daha önemli hale geldiği düşünülse de asıl istenilenin, üretimin ve verimin arttırılması olduğunu düşünüyorum. Tarihte devlet tarafından maddi açıdan desteklenen kütüphanecilikteki gelişimin, bilim adamlarının çalışma isteklerini ve çalışmalarını olumlu yönde arttırdığını görmek bir kez daha kütüphanelerin insanlık için ne kadar önemli olduğunu görmemi sağladı. HCIH kitabında da kütüphanecilikte tarihteki ilk PhD eğitimine başlanılmasından bahsedilmesine şaşırdım. İtiraf etmeliyim ki kendi açımdan kütüphanecilik üzerine master ya da PhD fikri bana garip görünüyordu, bu alanda eğitim alan bir arkadaşım olmasına ve bu alanı bana tavsiye etmesine rağmen.

Intel şirketinin kurucularından olan Gordon Moore'un 1965 yılındaki öngörüsüne göre bilgisayaların kapasitesi 12 ayda, işlemci hızı ise 18 ayda ikiye katlanarak artacağıdır.  Bilgisayarlardaki bu değişim günümüze kadar çoğunlukla geçerli olmuştur. The Wall Street Journal'deki bir yazıya göre; 50 milyon kullanıcıya telefon 74 yılda, radyo 38 yılda, PC 16 yılda, TV 13 yılda ve WWW ise sadece 4 yılda ulaştı. Angry Birds oyunu ise bu sayıya 35 günde ulaşmıştır. Teknolojinin bu kadar hızlı gelişmesinin yanında, insan hayatına da gün geçtikçe çok daha kolay ve hızlı bir şekilde giriyor olması da etkileyici olduğu kadar korkutucu da bir gelişme. Son 10 yılda hayatımızdaki teknolojik değişime bile bakarak gelecek hakkında kesin varsayımlarda bulunmanın ne kadar yanlış olacağını görebiliriz. Bebeklikten itibaren teknolojiyle etkileşimli bir şekilde büyüyen bir nesil ile karşı karşıyayız. Biz öğretmenler, bunu göz önünde bulundurarak öğrencilerimizi yönlendirmeli ve gelişimlerine katkıda bulunmaya çalışmalıyız. Bunu ne kadar başarabiliriz bilemiyorum… Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, insan teknoloji etkileşimi ne kadar artarsa artsın kağıdın yerini tamamen alamayabilir. Basılı kitaptan okumanın verdiği his, gelecek nesiller için böyle olmasa da bizim nesil için yerinin elektronik ortamlarla doldurulamayacağını düşünüyorum. En azından benim için bu böyle…

Son bir ekleme olarak, Google Cardboard’tan bahsetmek istiyorum. Herkesin basit bir şekilde elde edebileceği ve kullanabileceği kartondan bir gözlük ve cep telefonunuza yükleyeceğiniz Cardboard uygulamasıyla sanal gerçeklik deneyimini herkese sunuyor. Teknoloji, sanal gerçeklik ve insan teknoloji etkileşimi Cardboard örneğinde olduğu gibi basit ve ucuz bir şekilde toplumdaki herkesin hayatında yerini almaya başladı. Şimdiki zaman, geçmiş ile gelecek arasında bir zaman dilimiydi ama artık sanki geleceğe daha yakın bir zaman dilimi oldu. Yoğunlaştırılmış bir zamanda hızla geleceğe yaklaşıyoruz gibi hissediyorum. Önce yakalamamız gereken teknolojinin bizlere getirdiği yenilikleri, güzel işlerde kullanabilmek dileğiyle…