havas

youtube
Lianne La Havas Talks Working with Prince,
 Admiration for Lauryn Hill + Jamaican Roots
4

“I guess we need names for things, but I would like to eventually abolish the concept of genre because all music is a bit of everything. I don’t mind soul, though. Because it is soul. It’s all about real situations.” - Lianne La Havas on being labeled as a neo-soul artist

ben bir gün yine çok âşıktım, öyle çok, o kadar çok ki
psikologlar çocukluğuma koşuyordu, sorun orda belli
meteorolojiyi yanıltıyordum, gökyüzüm çok belirsiz
kendimden beklenmedik soğuk hava dalgaları getiriyordum
anlamıyorum neden, sağanak yağışların etkisini sürdürüyordum
aniden bastırıyordum, çok hazırlıksızdım, hep hazırlıksızdım
hayvanlarımı telef, meyvelerimi ziyan, kendimi helâk ediyordum
nadiren, çok nadiren bazı şeyleri böyle bir çırpıda anlatıyordum
lüzumsuz şeyleri tarif etmede en iyi bendim elbette!

sen bir odada sanki uyuyordun, ben senin göğsüne eğiliyordum
kalbinin bir sesi vardı, gelmesiyle gelgitimi şereflendirirdi
inan istememiştim aradaki kafiyeyi, sanki, ne istediğim gibiydi ki
ben bir gün yine yoldan çıkmıştım, kafamı çiçek açtırıyordum
orduya bomba diye atılıyordum, hepsini ortadan kaldırıyordum
hani ben daha enkaz altından karınca kurtarıyordum
gelinlik çiçeği diye cenazelerde atılıyordum, herkesi kaçırıyordum
ama ben o gün çok âşıktım, öyle çok, o kadar çok ki
gezegenimize teşrif edemiyordum bir türlü, ayaklarım vardı
uyumsuzdu, rüyamda görmüştüm, ben de bir gün insan olacaktım
çok korkuyordum, rüyalarım çıkardı, öyle çok, o kadar çok ki
gözlerimi hiç açamıyordum, gözlerimi açarsam başımdalardı
bam! solungaçlarımı gizliyordum, kanatlarımı unutuyordum
antenlerimi saçım niyetine çocuklara yolduruyordum
yavaş yavaş insan olmanın tahribine erişiyordum
kalbime roket fırlatırken deşmede en iyi bendim elbette!

ben sanki birini üzmüştüm, kimdi bilmiyorum, olsa ağlardım
kahveyle, uçuş hakkı kazanmak gibi meziyetlerim vardı,
takdir görmezdi, sanki ne görürdü ki
ben bir gün yine birini unutmam gerektiğini
sanki bir anlık aklımdan çıkarmıştım
ama kararlıydım, o kadar çok, öyle çok ki
asla pelerin takmayacaktım ve hiç inanmayacaktım üç elmaya
tekinsiz masallara kahraman olacaktım, tayinim çıkacaktı saraya
sarayı havaya uçuracaktım, varoş mahallelerde kutlama yapacaktım
mezarlardan ölüleri uyandıracak, göbek deliklerinde çiçek açtıracaktım
pusuda bekleyecektim sonra seni, tam başkasını öpecekken
çalıların arasından çıkacaktım, alkış tutacaktım, aklımı kaybedecektim
kalbimi değil.
manyetik alanına yanlış şeyler çekmekte en iyi bendim elbette!

sakın beni yanlış anlama
senden bir ricam var ama
lütfen galaksimi bombalama!

Türk Hava Kuvvetleri, Filo büyüklüğü açısından NATO’da ve Dünya’da 2. Sıradadır. Dünyada gece harekatı yapabilen 4 Hava Kuvvetlerinden birisidir. 

“Kaygusuz kalsın diye düşmandan vatanımız
Yemin ettik göklerde akacaktır kanımız
Bir Türk oğlu Türk olan böyle ölür, nam salar
Üzülmeyin bu yolda kurban veren analar"

anonymous asked:

sıkıldım be Erim. Hayat çok zor. Böyle derin dondurucuya girip yaşamıma orda devam edesim var biliyon mu.

Hava cok sıcak amk ondan buharlaşcam şimdi aggshdfgl

internethaber.com
Kürt annenin Demirtaş'tan isteği... köşe yazısı - 29 Temmuz 2015 Çarşamba - Süleyman ÖZIŞIK

Tatilden dönen Selahattin Demirtaş ayağının tozuyla Radikal Gazetesi'ne konuşmuş. Ezgi Başaran'a anlattıklarını iki kez gözden geçirdim belki yanlış anlam çıkarmışımdır diye…

Ama değil…

Kurduğu cümleler, kahvehane sohbetlerinde bile kullanılmayacak türden. İşte o o cümlelerden biri:

“Devletin PKK'ya yapılan hava operasyonlarını durdurması gerekiyor. Kürt anneleri de bize barış için oy verdi. O da bana şunu soracaktır: Biz sana oy verdik, benim çocuğum dağda, gece yarısı onun tepesine bomba yağdırılmasın, sen Ankara’yla konuşabiliyorsun. Git düzelt. O da haklı mı? Haklı”

Haklı tabi haklı olmaz mı?

Oğlu gece yarısı polislerin evine girip onları uykuda şehit edecek. Devletin askerini sokak ortasında çocuğu ve eşiyle birlikte yürürken kahpe bir saldırıyla katledecek. Daha pek çok askeri ve polisi şehit etmesi için ona imkan tanımalı beyler!

Niye üzüyorsunuz çocukcağızın annesini?
O çocuk şehre indiğinde kaç askeri, kaç polisi arkasından sinsice yaklaşarak katlettiğini annesine anlatıp onu gururlandıracak. O annenin göğsünün kabarmasını neden engelliyorsunuz, ayıp değil mi?

Katil devlet!

Normal şartlarda oraya gıda yardımı yapılması lazım! Bomba yerine bol bol çiçek atılması lazım. Hatta bizim Kandil sanatçısı vatanperver sanatçılarımızı dağa kaldırıp orada konserler verilmeli.

Acun Ilıcalı orada Survaivor ve Ütopya tarzı programlar yapmalı. Türkiye'ye yılan çiyan yiyerek hayatta nasıl kalınır dersi verilmeli, kimin eli kimin cebinde örneklemeleri tek tek gösterilmeli..

“Bu tarz benim” gibi yarışma programları yapılmalı mesela… IŞİD'i gördüğünde en hızlı ve en seksi fistanı giyen erkek teröristlere çeşitli ödüller verilmeli!

Ayrıca oralara üniversiteler açılmalı. Terör Yüksek Okulu pek bi yakışır ha!

Yeter ki Selahattin Demirtaş'a hesap soran anneyi üzmeyelim. Adamcağız Kürt annesine çocuğunun bulunduğu dağın niye bombalandığını anlatamıyor.

Polise molotof, askere kurşun, şehitlere göbek atan ziyniyetin temsilcisi Selahattin Bey'i zorda bırakmaya ne hakkımız var?

O annenin terörist oğlu ölmesin ama, Türk annesinin oğlu kalleşce pusu kurularak ölsün, ne önemi var?

O annenin gözü çıksın ki sana, “Benim çocuğum dağdayken senin havuzda ne işin var Selahattin Efendi?” diye soramamış. “Benim çocuğum dağda bombalanırken senin çocukların neden özel kolejlerde okuyor?” diyememiş.

O anneye yazıklar olsun ki “Bana barışı getireceğine dair söz verdiğin için sanasana oy verdim. Oğlum dağdan inmeyecekse senin Meclis'te ne işin var?” diye soramamış!
Sana da milyon kere yazıklar olsun ki “Ben Meclis'teysem senin oğlunun dağda ne işi var?” diyememişsin.

Türk anneleri de, “canımıza tak etti artık. Çözüm Süreci falan istemiyoruz. Bunların kökünü kazımadan geri dönmeyin!” diyor. Şehit binbaşının çocuğu “Benim babamı niye gözümün önünde arkasından yaklaşarak kahpece katlettiniz?” diye soruyor. Yatağında uyurken katledilen polislerin anneleri, “Bizim çocuklarımızın suçu neydi?” sorusunu yöneltiyor.

Onlara ne cevap vereceksin beyim?

Kabul edin ki açılım süreci size fazla geldi. Haddinizi hududunuzu bilmeden bir hayli fazla açıldınız. Bu mesele Kürt meselesi değil. Bunu sana soran ana da Kürtleri temsil eden bir ana değil.

Bu mesele terörle mücadele meselesidir. Ülkesine sadakatle bağlı olan Kürtler sizin zulmünüz altında inliyor. Sizin zulmünüze direnenler Yasin Börü ve arkadaşları gibi vahşice, barbarca katlediliyor.

Bu ülkenin Kürtler'le bir sorunu yok, Kürtleri terör aracı olarak kullanan PKK ve yardakçıları ile sorunu var. Halkın yüzde 13'ü teröriste dokunulmasın diye değil, teröristleri dağdan indirirsin umuduyla sana oy verdi.

Bunu yapamayacaksan, o zaman geriye yapacağın tek şey kalıyor. Sana zahmet olacak ama o analara söyle de terörist doğurmasınlar!