hatta

Bugün yırtık pırtık bir kot pantolonla  okula gittim.Çocuklar arasında  gün boyu mevzu o oldu/ teneffüste şöyle bir diyaloğa denk geldim hatta;

-law öretmenin pantoru niye öyle   (pantor :)

-modadır sen bilmiyorsun:/ 

- belki fareler yemiştir :/


Ramazanın hatırlattıkları - 2

İnsan o kadar aciz ki, bir lokma yemek yemediğinde büzüşebiliyor, afallayabiliyor ve hatta zihni bile bulanıyor. 

Tek bir imtihan bile ne kadar aciz olduğumuzu hatırlatıyor ramazanda.

Ellerin çıktı ve göğün ortasına geldi
Tarlada
Bakışı gittikçe yer toprağına
Çakılan
Bu kadar beklerken habersizdi
Ve hatta onlar da habersizdiler
Sular mı anladı
Dağlar mı sezdi
Yoksa birdenbire bir çiçek mi
Bir gün
Herhangi bir an
Ama bir çelik an
Herşey
Ve hepsi başlarını kaldırdılar
Ve hemen ellerinin gölgesi düştü yüzlerine
Karmakarışık belirsiz uzun
Geçti ve geçti gölgesi
Zerdüştün ayaklarından bir kartalın
—  Kutsal Mavi Çocuk Şiiri - Cahit Zarifoğlu
Rilke’den

‘Biz yalnızız. Kendimizi kandırabilir ve bu böyle değilmiş gibi davranabiliriz. Hepsi bu. Yalnız olduğumuzu kabullenmek, hatta bunu varsayarak başlamak bile çok daha iyi. Elbette başımız dönecek, zira gözlerimizi dinlendirmeye alıştırdığımız noktaların tamamı bizden alındı, yakınlarda bir şey yok ve her şey sonsuz bir uzaklıkta.’

‘Kalbinde çözülmeden kalan her şey için sabırlı ol. Soruların kendisini sevmeye çalış, kilitli odalar ve yabancı lisanda yazılmış kitaplar gibi. Cevapları şimdi arama. Şu anda cevaplar sana verilemez, çünkü sen henüz onlarla yaşayamazsın. Bu her şeyi yaşama meselesidir. Şu anda senin, soruyu yaşaman gerekiyor. Belki daha ilerde, farkına bile varmadan, günün birinde kendini cevabını yaşarken bulacaksın. ‘

ramazan günlükleri- 1

dua

bazen bir konuda dua ederiz ama kabul olmaz. hatta ısrarla o şeyi isteriz, bunun için yaradana ellerimizi açarız. fakat gel gör ki bir türlü istediğimize ulaşamayız. biz meselelerin arka planını bilemiyoruz. o şey bizim için hayır mı şer mi bilemeyiz. o yüzden allah ile iletişimimiz hükmünde olan dua kanalını hep açık tutmakla birlikte, eğer istediğimiz bir şey olmuyorsa, olmamasının bir hikmeti vardır diye düşünmemiz gerekir. 

insanın bazen ızdıraptan ağlayası gelir. dua trenini kaçırmamak lazım. biz ızdırap halindeyken üzüldükçe, o sıkıntı azalmaz. aksine biz depresif moda girdikçe, aklımıza kötü şeyler getirdikçe, bulunduğumuz halde çıkmamız iyice zorlaşır. bu yüzden, böyle derdin ilk tesir ettiği anlarda, hemen dua etmek lazım. 

biz çok aciziz, çok fakiriz ve ihtiyaçlarımız sınırsız. gerçekten de, bundan bir sene öncesine kadar olsa dünyaların benim olacağını düşündüğüm ve başka hiçbir şey istemeyeceğime kani olduğum şeyler, şu anda beni tatmin etmiyor ve fazlasını istiyorum. hiç şüphe yok ki, şu an gerçekleşse mutlu olacağına inandığım şeyler de bir süre sonra bana yetmemeye başlayacak. evet, şüphesiz ki insan ihtiyaçları bitmek tükenmek bilmiyor. vefakat elimizde sonsuz kuvvetin anahtarı dua var. gerçekten belki böyle yazınca çok tesirli olmuyor olabilir fakat insanoğlu bazı bazı ihtiyaçlarını isteyebileceği sonsuz kudrette bir zat olduğunu unutuyor. 

dua ederken: allah hayırlısını versin, demek aslında bir nevi duadan kaçmak oluyor. ne istediğimizi net bir şekilde söylemek/istemek gerek. ha şöyle olabilir: allahım blabla mevzu benim için hayırlıysa ver yahut benim için hayırlı kıl. 

bir de allah’ın rububiyetine karışmamak mevzuu var. yani sonuca tevekkül etmek. yani vardır senin de bir bildiğin demek. gerçekten bu tevekkül mevzu, en çok sınıfta kaldığımız meselelerin başında geliyor. biz diyoruz ki “allahım senden bunu istiyorum” allah burada 3 şekil cevap verebilir. evet deyip verebilir. hayır deyip daha güzelini verebilir. yahut, zamanı gelmemiştir, vermeyi erteleyebilir. ama hiçbir dua cevapsız kalmaz. biz ise evet dışındaki cevaplara hep isyan ediyor gibiyiz. çünkü allahın daha iyisini vereceğini ya da isteğimizi daha uygun bir zamana ertelediğini o an göremiyoruz. halbuki annenize sonsuz güvenirsiniz değil mi. anneniz sizi dünyaya getiren. allah ise yaratan. burada tevekkül esprisine harbi önem vermek lazım. 

ama hepsinden önce, mutlak varlıkla yegane iletişim kanalı olan duayı atlamamak gerek. namaz da aslında bir iletişimdir ve biz namazda da dua ederiz. ama bunu bilincine vararak yapmak gerek.

herkes farklı sebeplerle zor günler geçiriyor. herkesin imtihan olduğu şey farklı. ama bi de şöyle düşünmek lazım. bu olanların hepsini kim görüyor? hepsine şahitlik eden kim. allah. düzeltme gücü elinde olan kim. o da allah. o yüzden -üzülmek fıtridir, eyvallah- ama depresyona girip ümitsizlik çukuruna düşmeden önce tüm bunları duyan-gören biricik ve tek varlığa dua etmemiz gerek. ve verilen cevaba da tevekkül etmek gerek. 

başka türlü bu dünyayla nasıl başa çıkılacak, bilmiyorum.*

*bu yazıdaki eğik karakterli cümleler alıntı. ramazan boyunca ramazan günlükleri başlığıyla okuduğum, izlediğim ve dinlediğim çeşitli şeyleri kendi cümlelerimi de ekleyerek yazmaya karar verdim. umulur ki birine faydası dokunur. 

may, 29. 

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.

meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
                                         ölmek ayıp olur mu ?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil..

Bugün eve misafirlerin geleceğini bildiğim için sabah leptopumun arka planını korku seansındaki bebeği koydum annemede şifreyi kaldırdım dedim baya şaşırdı neyse  misafirler gelmiş çocukları pc oynamak istemiş tabi bu veletler açmış pcyi korkmuşlar hatta bir tanesi ağlamış annem badenur ablanız şaka yapmış  ağlamayın hadi gelin niloya açalım demiş kabul etmemişler ve odama oyuncak almaya bile girmemişler eve geldim annem diyo ki zekana hayranım keşke bu zekanı sınavlarda da göstersen