halk-tv

Düşünsene gece heyecanla darbeyi beklemişsin, tankları sokakta görünce sevinçten çılgına dönmüşsün, korsan bildiriye inanıp keyif sigaranı yakmışsın, Halk TV'yi açıp darbeyi kutlamak için cami hoparlörlerinden 10. yıl marşı çalınmasını bekliyorsun ama imam birden sela okuyor. Kemalistler şok, fetocular iptal.

FADIL AKYILDIZ

“Barzani Kerkük'e el koyamaz, çünkü Barzani Türkçe değil” demesini bekliyoruz Çakma milliyetçi tabandan  tık YOK.
Şaka gibi Kerkük'e Kürt bayrağı çekilmesi halk tv'de  Kerkük'lü Gazeteci Özdemir Hürmüzlü Kerkük'ten detayları aktarıyor. CHP liler tepki yağıyor MHP de tık YOK.

“Bizim Türkçü Gençlerin hep MHP'li oluşu iyi bir şey değil. İleride hepsi hayal kırıklığına uğrar ve çok şey kaybeder.”  - Hüseyin Nihâl ATSIZ

Monoton zúgásra kelek. Mint a zenei klipek végén,amikor minden elpuszult és csak a füstölgő roncsok maradványai vannak meg. Csomókban álló hajam végigsimítom, felülök. A jól ismert nyári madár búgása megmosolyogtat. Felállok és támolyogva elindulok az ablak felé. Nézem a csendéletet, amit este én hagytam úgy. Félig tele pohár,vagy félig üres, kérdés mennyire vagy pozitív,a telefonom agresszív, zöld villogása, hogy vegyem már le a töltőről, ledobált, füstszagú ruhák a földön, a kibontott doboz gyógyszer az asztalon, egy szem hiányzik belőle, használt zsebkendők itt-ott. Ekkor már halk beszédet, a tv zaját is hallom átszűrődni egy másik szobából. Itthon vagyok? Élek? Vagy csak álmodom? Ilyen a szoba,míg meg nem mozdítok valamit. A ruhák nem kerülnek maguktól a mosógépbe sem a szekrénybe, a zsebkendők a kukába. A telefon így villog,míg ki nem húzzák. Akkor miért nem teszem?
Odalépek az ablakhoz,kihúzom a függönyt. Hirtelen minden feléled. Hangos autók,járművek zaja keveredik kutyaugatással,madárcsicsergéssel, néha egy - egy gyereksikollyal. Nem pusztult el semmi. Zúgás, madárhang, egyre hangosabb reklámok, autók,állatok, már hallom,ahogy zubog a csapból a víz, ajtócsapódások, heves nevetés, hirtelen valami koppan, jaj, leesett a csendélet darabja, eltört a pohár, már nincsen tele, sem félig. Lehet, hogy világ véget ért este számomra. De ma reggel újra elkezdődött.

youtube

Halk TV Promo

BAŞSAĞLIĞI DİLEMEYİN, HİSSETMEYE ÇALIŞIN

Sabah gözümüzü açtık, Ağrı'dan gelen 2 şehit haberi ile güne başladık.
Haberi okur okumaz önceki gün şehit cenazesi için gittiğim Kocatepe Camisinde emniyet görevlisinin sözü aklıma geldi. Etten ve bariyerlerden güvenlik hattı oluşturulmuş. Nasıl geçebilirim diye sordum. Yanıt, “devlet büyükleri için, siz dışarıdan katılın” oldu.
Şehitlerin gelmemesi ile görevli ve sorumlu olan “devlet büyükleri” cenaze namazına katılacak, millet uzaktan bakacak.
*****
Daha 8 saat olmuş, Kars ve Mardin’den gelen şehit haberleri üzerine alttaki satırları yazalı.
Yazmıştım ve sormuştum;
İlginç olan, saldırıların tek bir alanda olmamasıdır. Diyarbakır, Ceylanpınar, Kilis, Adana, Malazgirt, Şırnak, Kars, Mardin…
Değişik illerde gerçekleştirilen bu saldırıların amacı, toplumu tahrik ederek toplumsal bir tepki yaratma isteği gibi görülüyor.
Terör saldırıları karşısında oluşacak toplumsal tepkinin, milliyetçilik duyguları temelinde ortaya çıkacağı aşikardır.
O zaman sorgulamak gerek;
Son günlerde milliyetçilik duyguları üzerine konuşan kim?
Böylesi bir karmaşa kimin siyasi planlarına yarar?
Terörü ve toplumsal çatışmayı önlemek için tek parti iktidarı gerekir diyen kim?
77 milyonluk Türkiye'nin geleceği, bir kişinin iktidar hırsına kurban edilecek mi?
Bütün bu soruların yanıtını vermesi gerekenler;
1. Meclisteki siyasi partilerin yöneticileridir,
2. Milletin vekilleridir,
3. Milletin kendisidir.
*****
Biraz olsun insani duyguları sahip olan, biraz olsun vicdanı olan kendisini şehitlerin annesi, babası, eşi, çocuğu, kardeşi yerine koysun ve hissetmeye çalışsın.
Özellikle de “daha binlerce Arslan var” diye milletin evlatları üzerinden şahinlik yapan sayın Davutoğlu ve mecliste terörü araştırmamak için elini kaldıran milletin vekilleri, bir seferlik olsun “evlat acısı, eş acısı, baba acısı, kardeş acısı ne demekmiş” hissetmeye çalışın.
Bırakın parti çıkarlarını bir tarafa, insan olarak, bu milletin vekilleri olarak bu şehit cenazelerinden ben de sorumluyum diyerek koşun meclise, gelin bir araya, kapatın kapıları ve düşünün, konuşun, BARIŞ için ortak aklı bulun ve bu topraklarda BARIŞ'I yeniden yaşatın.
Sizin göreviniz insanları yaşatmak, ölülerin arkasından baş sağlığı dilemek değil.
Sizler sadece;
Şehit cenazelerin de bir araya gelecekseniz…
Barış adına çözüm üretmek yerine “bir kişinin iktidar hırsına mı” boyun eğecekseniz…
O zaman dönüp kendinizi sorgulayın “Ben kimim” diye…
Sahi, gece rahat uyuyabiliyor musunuz?
Millet uyuyamıyor da…
Özellikle çocuğu görev başında olanlar…
Tevfik Kızgınkaya, 02.08.2015