halk-cephesi

Sosyalizm iktidarın halk tarafından yönetildiği, sınıfsız bir toplum düşüncesidir. Yani bir sosyalist sen farkında olmasan bile senin hakkını savunandır. İktidar yalakası bir kişinin aldığı maaşın dörtte birini bile almayan emekçilerin hakkını gerek düşüncesini aktararak, gerek barikatlarda çatışarak savunandır.

Ayçe İdil'imize yoldaşları tarafından yazılan bir şiir….



AYÇE

 

Hiç bir uykudan

sensiz düşlerle kalkmadık ülkem

bundandır tenimizin

yanık ete benzer esmerliği…

Ayçe

Çiçek ismi olabilir

Asi ve halklar renginin

en güzelinde

Ayçe..

Bir ulusun dili olabilir

bütün dünya lehçelerinde

“DİRENÇ” demek mesela

belki yalınca kavga

Ayçe…

Geceyarıları suskunlukta

kan içinde uyandırılan halkımın

boğum boğum terleyen sabrı

yumruklarıyla dövmesi

tanrıların

mermer direkleriyle ihtişam saçan

bir o kadar korkak, şarlatan kulelerini

halk bıçağının kesmesi gırtlağını

vatan satanların..

Ayçe..?

Bir türkü olabilir

evladı kaybolmuş analara ait

Halk türküsü

“Belimizde kılıncımız kirmani hey” deyiveren

coşkulu cesur…

Ayçe, her doğan çocuğumuzun alın yazısı

Ayçe, yoksulluğa, başkaldırı

Ayçe, adaletsizliğe isyan..

Ayçe…?

bir ses olabilir

slogan

-mert, namuslu-

haykırış

barut

namlu…

12 kez daha

-ZAFER! Ayçe MİTRALYÖZ…

Gülsuyu’nda Parababaları destekli uyuşturucu çeteleri Hasan Ferit Gedik’i genç yaşta aramızdan aldı

Halkımızın 28 Mayıs başkaldırısına karşı başlayan Parababaları ve Tayyipgiller terörü, bu kez İstanbul’un Gülsuyu Mahallesi’nde can aldı. Taksim-Gezi ayaklanmasının ardından, Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi Gülsuyu Mahallesi’nde de halkın ve devrimci grupların gösterileri gerçekleştirildi. Ancak Gülsuyu, Parababaları destekli faşist çeteler tarafından abluka altına alınan bir mahalleydi. Gösterilerde bulunanlara sürekli saldırılarda bulunan bu çetelerin teşhir edilmesi ve mahalleden tecrit edilmesi için sürekli olarak ajitasyon-propaganda yapan gruplar, sanki bu saldırılar yetmiyormuş gibi polisin saldırısı ile de karşı karşıya kalıyorlardı. İşte bu eylemlerin bir parçası olarak dün akşam Gülsuyu’nda toplanan devrimci gruba, çetelerden bir grup ateş açtı. İlk çatışma sırasında bir kişi yaralandı. Gruplar arasında devam eden çatışma sırasında, köşeye çıkan çete üyesi, Hasan Ferit Gedik adındaki arkadaşımızı başından 4 kurşunla vurarak, kendisini kuşatma altına alan devrimcileri yıldırmaya çalıştı. Aynı şekilde kuşatma altında bulunan çete üyeleri, rastgele ateş açarak yoldan geçen halka ve devrimcilere kurşun yağdırdılar, sonra da dağılarak ortadan kaybolmuşlardır. Bu sırada ise Tayyipgiller’in ordusu haline dönüşen polis, kılını bile kıpırdatmamıştır. Çetelerin dağılması ile birlikte mahalleye gelen polis, devrimcilere saldırıda bulunmuştur.

Olaylar sırasında Hasan Ferit Gedik ve Gökhan Aktaş ağır yaralı, mahalle halkından Abdullah Kıyat, Yakın İleri, Semiha Ateş ise çeşitli yerlerinden yaralı olarak hastaneye kaldırıldılar. Bu sırada yaralı yakınlarına polis tarafından saldırılar düzenlendi.

Durumu ağır olan Hasan Ferit Gedik ve Gökhan Aktaş başka hastanelere sevk edildiler. Gece 02:00’da ise yaşama şansı az olduğu belirtilen Hasan Ferit Gedik aramızdan bedence ayrıldı.

İstanbul’un göbeğinde böylesine alçakça bir cinayet işlenirken, “penguen” medyasının tek bir satır olsun haber yapmaması, polisin kılını bile kıpırdatmaması, “sözde” yetkililerin konuyu susuş kumkumasına getirmeye çalışması da, Parababaları ve Tayyipgiller terörünün vardığı son noktayı gösteriyor.

Hasan Ferit arkadaş, henüz 21 yaşında, fakir halkımızın yaşadığı İstanbul’un Armutlu semtinde yaşayan bir devrimciydi. Partimizden yoldaşların dayanışma amacıyla çalışma içinde bulunduğu platform ve yayınlarda beraber çalıştığı bir dosttu. Çok genç yaşta devrimcilikle tanışmış, son aylarda mahallesine yapılan “kentsel dönüşüm” adı altındaki saldırılara karşı eylemlerden, Taksim-Gezi İsyanına birçok eylemde yer almıştı. “Tüm yoksul mahalleler bizimdir! Tüm yoksul mahalleler bizimle özgürleşecektir! Çeteler halka hesap vermekten kaçamayacaklardır!” diyordu son sözlerinde. Taksim-Gezi İsyanı ve ODTÜ ayaklanması sonucu öldürülen şehitlerimizin aileleri ile iletişimde bulunur, onların katledilişine dair duyduğu öfke sonucunda katillerinin hesap vermesi için sosyal ağ ortamında kampanyalar düzenlerdi. Davasına yüreği ile bağlı, sürekli sorgulayan, insanlığın insanca yaşama mücadelesinde gerekirse yaşamını ortaya koyma kararlılığında olan bir arkadaştı.

Maalesef Parababaları ve Tayyipgiller böyle pırıl pırıl insanların yaşamını, milyarların döndüğü uyuşturucu piyasasından daha değersiz görüyor. Çünkü biliyorlar ki, Ethem Sarısülük’lerin, Abdullah Cömert’lerin, Ali İsmail Korkmaz’ların, Mehmet Ayvalıtaş’ların, Medeni Yıldırım’ların, Ahmet Atakan’ların, Hasan Ferit Gedik’lerin yaşaması, onların sonu demektir. Onlar yaşadıkça, Parababaları devleti sarsılacak, yıkılacak ve onun küllerinden insanların insanca yaşadığı bir sosyalist düzen doğacaktır. İşte bu sebeple korkuyorlar daha 20’li yaşlarındaki gençlerden.

Ancak bu çeteler düzeni böyle sürüp gitmeyecektir. Gerek insanlarımızı bedenen uyuşturan faşist çeteleri, gerekse de manevi olarak uyuşturan tarikat, cemaat çeteleri dağıtılacaktır. Yoksulların, işçilerin yaşadığı mahallelerden ve tüm yurdumuzdan polisiyle, çetesiyle Parababaları ve Tefeci-Bezirgân düzeni def edilecektir. Halkın Kurtuluş Partisi olarak bunu gerçekleştireceğimize inancımız tamdır. Tüm halkımızın, Hasan Ferit arkadaşın yoldaşlarının, ailesinin, dostlarının başı sağ olsun.

HASAN FERİT GEDİK YOLDAŞ ÖLÜMSÜZDÜR!

Halkın Kurtuluş Partisi

İstanbul İl Örgütü

Denizden bir damla koptu…
Billur mavi bir damla. Karaburun'a düşer düşmez açıldı.
Doğruldu damladan Müjdat..
Ak Libaslı Bedrettin yiğitleri, verdiler Müjdat‘ın avcuna ateşlerini…
Gördüler kakülleri kıvır kıvır, Kehribar, Mercan Boncuklu, beş dal örüklü aydın yörükleri…
Gördüler kardan kalkamayan keklikler…
Gördüler Ege Dağlarının yanan ateşini…!

Gülsuyunda çeteler tarafından katledilen Hasan Ferit Gedik'in cenazesi Armulu'dan çıkartılamıyor. Polis Armutlu’ yu abluka altına almış durumda ve cenazenin çıkmasını engelliyor.

Grup Yorum tüm dinleyicilerini Armutlu'ya çağırıyor, bir cenazeye bile saygıları olmayanlara halkın gücünü gösterelim.  GELME İMKANI OLAN ARKADAŞLAR DESTEĞİNİZ ÖNEMLİ.

Hatay Halk Cephesi Heyeti Reyhanlı'da

Hatay Halk Cephesi heyeti 14 Mayıs günü Reyhanlı’da gerçekleştirilen katliamı yaşayanlardan gerçekleri öğrenmek ve başsağlığı dilemek üzere saat 15.00’da Reyhanlı’ya gittiler. 6 kişilik Hatay Halk Cephesi heyeti yaşadıklarını aşağıda bizlere aktardı.

6 kişilik heyetimizle Reyhanlı’da gerçekleştirilen katliam hakkında gerçekleri öğrenmek ve Reyhanlı halkına başsağlığı dilemek için Antakya’dan Reyhanlı’ya yola çıktık. Reyhanlı’ya vardığımızda, girişte birçok arabada gözü yaşlı kadınlarımızı ve analarımızı gördük. Reyhanlı’ya giriş yaptıktan sonra patlamanın gerçekleştiği yerler olan Belediye binası ve Postaneye doğru yol aldık. Reyhanlı’nın girişinden, patlamanın gerçekleştiği bölgeye kadar her dükkanda, her adım başında polisler vardı. Reyhanlı adeta polis şehri olmuştu, zaten halkın büyük bir kısmı da bundan şikâyetçiydi. “Patlamadan önce neredelerdi her şey bittikten sonra geldiler” sözleri ile sitem ettiler. Yol boyunca birçok taziye çadırı gördük.

Bombalar Şehri Oldu Burası

İkinci patlamanın gerçekleştiği postahane önüne geldik, iki-üç fotoğraf çektikten sonra Postahanenin yan sokağına geçtik.  Bu sokak da patlamadan çok fazla etkilenmiş. Aracımızı park ettikten sonra birkaç fotoğraf çekerken bir boyacı dükkânında bulunan esnaf hüzünlü bakışlarla bizlere bakıyordu. Heyetimizden 4 kişi yanına giderek başsağlığı ve geçmiş  olsunda bulundu. Katliamda dayısının kızını kaybetmiş, çok iyi karşılıyor bizleri, ikramlarda bulunuyor ama kabul etmiyoruz. Halk Cephesinden geldiğimiz söylüyoruz ve AKP politikalarını anlatıyoruz. Bize haklı olduğumuzu söylüyor. Ölü sayısının 150’den aşağı olmadığını da belirtiyor. Suriyeliler artık sokakta gezebiliyorlar mı diyoruz. Plakalarını değiştirdiğini bir çoğunun da arabalarının halk tarafından yakıldığını belirtiyor ve hiçbirinin sokağa çıkmaya cesareti olmadığını ekliyor. Halk Cephesi Heyetinden iki kişi de Reyhanlı halkından biri ile sokakta konuşuyor. Reyhanlı’da görüştüğümüz arkadaş şu sözleri söylüyor “Patlamada 150-200 ölü var. Bizlere patlamayı ilk Suriye ordusu yaptı dediler. Daha sonra PKK-Kürtler yaptı dediler, şimdi de 8 Türk’ün yaptığını söylüyorlar. Bunları gözaltına aldılar, bir kişi de Reyhanlı’dan. Buradaki insanların kafalarını karıştırmak için AKP her yolu deniyor. Patlamanın etkisiyle kanalizasyon kapağı açılmış üç kişi içine düşmüş, ikisi kanalizasyonda bir kişi de kanalizasyonun içinde çok ilerde bulundu. İnsanlar motorların üzerindeyken yanarak öldüler” dedi ve bir bomba daha olduğunu ve polislerin o bombayı aradıklarını belirtti ve “bombalar şehri oldu burası, her yerde bombalar var” diyerek yanımızdan uzaklaştı.

Bu Söylediklerimizi Kimseye Söylemeyin, Burada Ses Çıkartanı Götürüyorlar

Heyetimiz daha sonra patlama yerine doğru gidiyor. İki kadınla görüşüyoruz. “150-200’e yakın ölü var ve birçok kişi kayıp. İnsanlar lağım çukurlarına düşerek öldüler. Bizler Suriyelilere yardımda bulunduk, birçok eşyalarını bizler aldık ve onlara ücretsiz verdik. Bunun karşılığında bu vahşeti yaşadık.” Heyet bu katliamın AKP’nin yaptığını, 89 bin nüfuslu bu yere 80 bin kişiyi getirmelerine neden izin verdiklerini sorunca “Biz almadık ki, onları devlet başımıza bela etti. Bu söylediklerinizi de herkese söylemeyin Reyhanlı’da birçok kişiyi tepki gösterdiği için yaka paça alarak götürdüler” sözlerini sarf etti. Reyhanlı halkımız hem katlediliyor, hem de sesini çıkartınca baskılara maruz kalıyordu. Heyetimiz iki kişi ile daha görüştü, onlar da patlama anını şu sözlerle anlattılar “Bir araç geldi, altında bir kişi tellerle araca bağlanmıştı, muhtemelen arabasını gasp ettikleri kişidir ve hemen ardından patlama gerçekleşti. Kanalizasyon kapağı açıldığından birçok kişi kanalizasyon deliklerine düştüler. Sadece bizim bildiğimiz 8 kayıp var.” Diğeri ise patlamadan kıl payı kurtulduğunu şu sözlerle belirtiyor; “Biz ikinci patlamanın olduğu bu yerde otobüs bekliyorduk. Birinci patlamanın olduğunu duyunca o bölgeye doğru yardım etmeye koştuk. Sonra ikinci patlama bizim otobüs beklediğimiz yerde gerçekleşti. Çocuklarıma bağışlandım” diyerek sözlerini bitirdi.

Heyet olarak daha sonra patlamanın gerçekleştiği ikinci yer olan Belediye binasının önüne gittik. Burada da birçok evin zarar gördüğünü ve ölü sayısının çok fazla olduğunu öğrendik. Fotoğraflar ve videolar çektik. Reyhanlı halkının AKP Hükümetine tepkileri çok fazlaydı ve bir de Erdoğan Reyhanlı yerine ilk olarak Amerika‘ya gidince, halkın öfkeleri daha fazla arttı. Heyet olarak gördüğümüz herkese başsağlığı dileyerek tekrar geleceğimizi belirttik ve Antakya’ya doğru yol aldık. Heyetten bir kişi çok basit bir şekilde tellerle çevrelenmiş yerleri göstererek, bu bölgelerin sınır olduğunu belirtti ve önceden buralarda mayınlar olduğunu, AKP'nin Suriye ile aralarının iyi olduğu yıllarda, iki devletin anlaşmalı olarak mayınları kaldırdığını belirtti. Bu yüzden de çapulcuların bu sınırlardan rahatça geçtiklerini söyledi.