gulive

Çocuk Klasikleri

Yol yorgunluğumu atmak üzere geceyi vasıta kılıp tam uykuya dalacakken küçük kız kardeşim bir hışımla odaya girdi ve elindeki kitapları göstererek “Ablaaa bak ne buldum. Senin çocukluk kitapların!” Yorgunluğun verdiği o sersemliği üzerimden atar atmaz bir anda kavradım tüm kitapları. Allahım, dedim başka bir şey de diyemedim. Seksen Günde Devr-i Alem, Kaşağı, Gecelerim, Robin Hood… İki Şehrin Hikayesi'ni görünce bir kahkaha attım. İncecik bir kitap ve üzerine de çocuk klasikleri yazıyor. Sonra nedense ilkokul üçte iken Guliver'in Gezileri'ni okumuş olduğum aklıma geldi. Yıllar yıllar sonra üniversite sıralarında didik didik ettiğimiz müthiş metaforik olan bir eseri henüz 8-9 yaşlarında okumuş olmam da gülünçtü. Kitaplarımı incelerken kardeşim ısrarla hangisini okuyacaksın diye soruyor. Elimde bir kitap var zaten desem de ikna olmuyor. Tamam, Çehov okuyacağım diyorum. Mutluluktan uçuyor. Sonra nasıl olduysa gözlüğüme takılıyor gözleri. Kaptığı gibi kaçıyor diğer odaya. Çok geçmeden elinde işleme, beyaz bir mendille geri dönüyor. Gözlüğümü temizlemiş sağolsun. “Ablacım bu mendili annem işlemiş, bana hediye etti ama ben de sana hediye etmek istiyorum.” dedi. Baktım, baktım sonra da çektim kendime küçüğü, sevdim de sevdim.