gitmemesi

İnsanlar hayatından çıkmasın diye mücadele edeceksin ama mücadele ederken anlayacaksın ki gitmek isteyenin önünde dağ olsa durmaz, gider. Sen üzülmenle kalırsın. O yüzden gitmek isteyene yapacağınız tek şey kapıyı açmak olsun. Gitmemesi için çabalarken içten içe kendiniz parçalanıyorsunuz.
Soğuk bir odadasın,
gitmemesi gereken kim varsa gitmiş,
önce onlar gider zaten.
Sen sevgili
ölmeye biraz geç kalmış gibisin sanki.
Zorlama kendini,
bana anlatmasan da olur.
Yalnızlığı kabullenmek zorbaca bir zorunluluktur.
Ve büyümekse sevgilim…
Büyümek
düzenbaz bir dünyanın üzerimizde oynadığı
kirli bir oyundur…
Fırat Çakıroğlu'nun yakın arkadaşı Fırat Çakıroğlu için yazdı

Ekim sonu 2016, Ege Üniversitesi Kampüsü'nün kış öncesi son güneşli günleri. Kampüs sabah kuş sesleriyle ağırlıyor misafirlerini.

Türkiye'nin dört bir yanından gelmiş öğrenciler derslerine yetişmeye çalışıyor, kafelerden gelen müzik, yüksek sesli konuşmalar çarşıya kadar uzanıyor. Konferans, duyuru, etkinlik afişleri duvarlarda, kampüsün otobüsü 525 her zamanki gibi dolu dolu… Köşelerde kitap okuyan, sevgilisiyle dostlarıyla vakit geçiren, çimlerin üzerinde sohbet eden gençler var.

Bu öğrencilerin çoğu buralarda neler yaşandığından habersiz, haberi olanlar da yaşanılanları unutmuş hayatlarına devam ediyor.

Belki bu güzel okuldan mezun olan öğrencilerden çok azının hatırında kalacak bu kampüsün nelere şahitlik ettiği be yıllar geçtikçe de bu sayı azalacak.

Fakültelerin köşelerine saklanan sopalar, bıçaklar, topluluk odalarından çıkan tabancalar. Kampüse giren TOMA’lar, çevik kuvvet, biber gazları, fişekler, sökülen kaldırım taşları, zincire vurulup esir alınan fakülteler, kim olduğu belli olmayan etrafta dolaşan sakallı terörist kılıklı şahıslar, helikopterlerden inen özel harekat, devrilen camları kırılan arabalar, yakılan ateşler…

Duvarlarda bilmem hangi dağda gebermiş şeytan yüzlü terörist afişleri, yakılan Türk bayrakları, rehin alınan öğrenciler, siren sesleri, azgın kalabalığın yaktıkları ateşin etrafında “kürdistan” çığlıkları, PKK sempatizanlarının “biji serok apo” sloganları…

Siyasetin yasak olduğu yerde bir terör destekçisi partinin mitingleri. Basılan sınıflar, sabote edilen dersler-sınavlar, kurulan pusular, yıldırılmaya çalışan öğrenciler, polis koruması eşliğinde derslere giren gençler, taşlı sopalı bıçaklı kavgalar, kavgalar…

Bir kaos ve bu kaosun tam ortasında Fırat Çakıroğlu'nun yükselen sesi:
“Bu teröristlerle mücadele etmek kolluk kuvvetlerinin asli görevidir. Onlar bu görevi yerine getirmedikleri için biz vicdani görev olarak bunu kendimize şart koştuk ve bir şekilde mücadele etmeye çalışıyoruz. Bunu da herkes bilsin mücadelemizden yılmayacağız arkadaşlar!”

Fırat Çakıroğlu Ege Üniversitesi Tarih Bölümü öğrencisi. Geldiğinden beri yerinde duramayan, esen, çağlayan, bu kaosu durdurmaya kararlı bir genç. Terörist başı APO'nun resminin bulunduğu standı bir tekmeyle yerle bir ederek başladı bu kaosu durdurmaya. İlk eyleminde standı dağıtan Fırat büyük bir mücadelenin içinde buldu kendini. Kendi gibi bu duruma ses çıkartan arkadaşlar edindi ve bir avuç arkadaşıyla birlikte eylemler düzenlemeye başladı.

O yıllarda ülke “Çözüm Süreci” denen bir ihanetin içindeydi. Güneydoğuda teröristler hendek kazıp, savaşa hazırlanırken ülkenin batısındaki terör uzantıları üniversitelerin kontrolünü ele geçirebilmek için her türlü pisliği yapıyorlardı.

Tüm bunlar olurken Rektör Candeğer Yılmaz, okul içindeki terör propagandalarına ses çıkarmıyor, hatta sempatizanların yasal olmadan üniversitenin imkanlarını kullanmalarına bile göz yumuyordu. Fırat okulun içindeki terör yapılanmasına karşı rektörlüğe, dekanlığa şikayete gidiyor geri çevrilince imza topluyor, yazılar yazıyor, eylemler, yürüyüşler düzenliyor, basının duyurmadığı basın açıklamaları yapıyor, gençleri örgütlüyor, kısaca elinden ne geliyorsa yapıyordu…

Bir gün yine arkadaşlarıyla rektörlüğe yürüyüş için yeni hazırlıklar yaptı, sosyal medyayı kullandı, duyurusunu birçok yerde gerçekleştirdi. Büyük destek görüyordu . Yapılacak olan “Ege'de Terörist İstemiyoruz” yürüyüşü Twitter'da Türkiye'nin gündemine bile girmişti. Üniversitede olanlar anlatıldıkça destek artıyordu. Yürüyüş için gün geldi ama beklenen destek gelmedi. Bir avuç genci gören Fırat Çakıroğlu eline mikrofonu alıp o tarihi konuşmasını yaptı:
“Bu mücadeleyi 20 kişi kalsak da 30 kişi kalsak da bu şerefsizlere vatan hainlerine karşı yürüteceğiz Allah'ın izniyle.”

Fırat'ın diğer ismi “Yılmaz"dı, tıpkı adı gibi yılmadı, mücadelesine devam etti. Hainler onu tanımaya tehdit etmeye ve pusular kurmaya başladı. Fırat pek etkilenmedi bunlardan, en zor günlerinde bile odasına çekilip saatlerce kitap okumakla meşgul olabiliyor sınav günlerinde onun yolunu gözleyen PKK sempatizanları olmasına rağmen hiç korkmadan dersine çalışıp sınavına giriyordu.

Fırat'ın bir de okulda sevdiği kız vardı, onun güvenliği için okulun içinde onunla konuşmaz oldu. Uzaktan bakışıp gülüşlerini bile saklamaya çalışırlardı. Kampüste sevdiğiyle uzaktan tebessüm eden Fırat ne sevdasından ne de kavgasından vazgeçti.

Bayrak yürüyüşüyle iyice dikkatleri çekmişti Fırat. Hainler onun resimlerini duvarlara asmaya başladılar.
Fırat kendi resmini duvarda gördüğü zaman “nasıl çıkmışım?” diye bakıp sonra yırtardı. Durumun çok ciddi olduğunun farkındaydı ama neşesini kaybetmiyordu.
Fırat'tan önceki Okul Başkanı kaygısında haklıydı “Görevi Fırat'a devretmekten korkuyorum, o kendisini hiç düşünmüyor” diyordu.

O günlerde Fırat'ı okula gitmemesi için uyaranlar oldu ama hem formasyon derslerini hem de kendi bölüm derslerini almak için okula gitmek zorundaydı.
Şubat ayı son günleri oldu Fırat'ın. Çok üstüne gittiler o son günlerinde. Hainler sekiz kişi on kişi tek buldukları Fırat Yılmaz'a kudurmuş gibi saldırıyorlardı. PKK sempatizanları HDP’li hainler çok korkuyorlardı, tek dolaşamazlardı okulda. Fırat'ı gören hainler hemen arkadaşlarının yanına kaçıyordu.
Bu olanlar Fırat'ın ne kadar zoruna gitse de akşam arkadaşlarını görünce yine tebessüm ediyor öfkesini çok belli etmemeye çalışıyordu.

Ve 20 şubat 2015 Cuma günü PKK’lı hainler Fırat'ın kanını kampüse oluk oluk akıttılar.

Fırat göçüp gitti.
Üniversite yönetimi eğitime iki gün ara verdi.

İki gün sonra hocalar, öğrenciler hiçbir şey olmamış gibi derslere devam etti. Sanki her gün olduğu gibi sadece bir trafik kazası olmuştu iki yaralı bir de ölü vardı.

Fırat'ın o güzel yüzünü televizyonda, gazetelerde görenler “yazık oldu” diyip susuyor, hayatlarına devam ediyordu. Birçok kişi sadece güzel yüzünü gördü, ülkücü olduğunu bildi. Neler yaşadığından kimlerle mücadele ettiğinden herkes bihaberdi.

21 Şubat günü dağ gibi genç toprağa verildi.

Fırat toprağa verilmeden önce yakınları son kez gördü onu. Babası “oğlum gülümsüyor, göz kırpıyor” dedi ağlayarak. Aynı görüntüye başka şahitler de vardı ama konuşamıyorlardı. Fırat tebessüm eder gibiydi, yakınları feryat figan halde.

Başına gelen onca şeyden sonra bile neşesini kaybetmeyen, tebessümünü esirgemeyen Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun gidişi, Kürşad'ın gidişine benziyordu.

Fırat, Kürşat gibi ölmüştü ama düşmemişti…

Ölmüştü ama yenilmemişti…

Yusuf Öztürk
Yeniçağ gazetesi 30 Ekim 2016

10

Bazen her şeyin bitmesi gerekir ve insan yaşadıkları içinde boğulur.Meraklı bir çocuktu bu yüzden baktı galiba bana ya da farketmeden.İyi birisiydi.Babamdan daha çok güvenirdim ben ona.Aramızda bir bağ var gibiydi ama yokmuş.Bu onu son yazışım belki de.Bu yüzden ki uzun olacak bu defa.Her gün günlük tutturacak kadar çok sevdirtti kendi.Tam bir şebek sempatik.İçimden hep çocuk bakışlı derdim ona ama o bir kere bile duymadı bunu.11. Sınıfta yeni gelmişti okulumuza listeden yeni gelenlere bakıyordum arkadaşımın sınıfında.Onun ismine odaklandım nedense bir şey olacak dedim hadi hayırlısı.Okulun başlarında hiç sevmiyordum onu nefret ediyordum.Sınıfları alt kattaydı sonradan bizim kata çıktılar.Sınıflarımız yan yana oldu.Tabi ben her teneffüs onların sınıfında.Kapıdan içeri girecekken kapıyı tutardı geçerdim kibar bir beydi galiba.Uzun eşşek oynarlardı hep.Bir keresinde zil çalmıştı çıkacaktım kapı kapalıydı önünde erkekler vardı yol vermediler.Sonra o geldi çekilsenize kız geçecek diyip kapımı açtı geçtim teşekkür ettim ama içimden.Bir kere arka bahçede voleybol oynuyorduk futbolcu sınıfı geldi bu ders biz oynicaz dediler.Yere çömeldim bunun arkadaşı geldi bişe dedi ama anlamadım.Bana mı dedin diye sorduğumda insan olana dedim dedi.Sonra lafa bu atladı melek demeye çalışmıştır melek gibi kızsın dedi.Neyse çıkıyordum sahadan oynayacak mısın diye sordu geveledim tekrar etti sonra arkadaşlarına bakıp bence oynama biz senle sonra oynarız dedi.O gün yine sınıflarına gittiğimde arkadaşıma ismimi sordu sonra soyadımı arkadaşım bağırdı ona sorsana diye soyadımı sordu söyledim ters bi tavırla.Takipleşelim mi dedi bişe demedim yüzümü çevirdim.Bir kere Almanca ödevi yapması lazımdı ben yaparım dedim telefonunu verdi ödevi yazmam için ilk ve son kez telefonuna orada dokundum karşımda oturdu biraz.Sonra zil çaldığı için gidecektim kapağı yap diye peşimden geliyordu gitmem lazım ben güzel yapamıyorum dedim.Gittim.Bir ara hırkam kapıya takıldı bu kurtardı ilk kez ellerimiz orada değdi birbirine.Bir ara sıramda oturuyorum kafamı kaldırdım biri bana bakıyo oydu gözleri dolu dolu.Kırpsa ağlicak duruyodu beni görünce yürümeye başladı.Peşinden koşmak istedim.Teneffüste arkadaşlarım okuldan gideceğini söyledi kızlara çaktırmadım ama ne demek gidecek.Gün boyunca dua ettim gitmemesi için hani biz daha voleybol oynayacaktık gidemez gitmemeli.Orada anladım işte onu sevdiğimi.Annesi falan okula gelmiş hatta.Neyse çıkışta gitmicek dediler sınıfını değiştiriyorlar ama.Bu Nasıl bir mutluluk.Çıkışta önünden yürüyorum arkadaşına kanka İngilizce de horse ne demek biliyor musun diye sordu sonra kişnemeye başladı.Allahım ben bu salak için mi dua ettim dedim o an.Dolmuş beklerken arkamdan geçtiler yine kişnedi öküz.Sadece bir kaç kez konuştuk.Naber dedi hep.Sen olsaydın daha iyi olurdum diyemedim.Bi gün arkadaşı çak kanka diyip yumruk yaptı çaktım arkasından bu geliyordu o da öyle yaptı tam çakıyordum elimi tuttu bir şey diyemedim.O da demeden gitti.Futbolcu bu tabi şampiyon oldular o gün yukarıdan onu izledim hep.O da arada baktı yukarı.İkinci dönem pek gelmediler her gün gelmesini bekledim kaç hafta saydığımı hatırlamıyorum günlüğümde yazıyor ama okumaya mecalim yok bunu yazarken bile içim gidiyor zaten.Öyle böyle bitti 11. Sınıf.12 ye gelince başta bakmamaya çalıştım dayanamadım sonra ne zaman baksam o da bana bakıyordu.Hiç konuşmadık.Bir gün nöbetçiydim hocasını sordu görmedim dedim.Kaç kez göz göze geldik sayamadım öğleden sonraları hep gidiyor ama neredeyse her gün görüyordum.Maçları başlayınca bütün maçlarına gidip izledim baktı baktım.Ya da ben baktığını sandım.Videolarını çektim sürekli.Bir gün dayanamadım yazdım ona.Cevap attı.Her neyse arkadaşlar ona karşı hislerimi o an öğrendi işte.O bana hiç bir zaman o gözle bakmamış sevmemiş beni hiç.Yutkundum ama ağlayamadım o an.Sonra acısı çok kötü çıktı nefes alamadım.Yazdığı mesajı hiç unutamıyorum.Kendine iyi bak dediğimde sende bile demedi.Kendime iyi bakamıyorum.Pazar günü konuştuğu biri olduğunu öğrendim.Kızın fotoğraflarına baktım güzel kızmış.Çok sonra anladım yanlış bir limanda yanlış bir gemi beklediğimi.Fotoğrafları hala duruyor ama silmeye karar verdim.Ses kayıtlarını videolarını arkadaşının attığı snapleri hepsini.Bu yüzden bu yazıyı yazdım.Silmeden önce bir şeyler kalsın istedim.Arkadaşlar bir insan nasıl unutulur?Ne zaman geçer geçer mi?Bu arada günlük yazıyorum demiştim ya yalan söyledim.Sadece onu hep onu bir tek onu yazdım.Şimdi elime almaya korkuyorum.Bu yazıyı bile ağlayarak yazarken her gün yeniden onu yazmaya gücüm yok benim.Ben onu çok sevmiştim.En çok onu sevmiştim.Artık yazamıyorum okuyamıyorum da eskisi gibi.İnsanın umutları bitince geriye ne kalır ki?Elde var hiç.Beni sevememesi suç değil sadece canım çok yanıyor ve o bunun farkında değil.Tek suç onun beni sevdiğini sanmamdı.Hayırlısı değilmiş.Bir de göz göze gelmeye de korkuyorum.Her seferinde başa sarıyor çünkü ama başkalaştırmıyorum.O hiç gelmedi ama hep gidecek.Sonsuz gidişlerinden öptüğüm adam sen yine benim yerime de “Kendine iyi bak.”

00:06 24.02.16 ÇARŞAMBA

bazen, “gitmemesi” kaybettirir..

seni Allah’tan ne uzaklaştırıyorsa,

o senin haram sevdan oluvermiştir..

“ama ayrılırsam, üzülür” dediğin

haram sevdan,

Allah’ın sana olan sevgisini alır senden..

unutma asla!..

dünya,

ahiretten nasibi olmayanların nasibidir!..


Birisi seni sevmediğini söylüyorsa ondan vazgeçmelisin…
Unutmalısın, alışmalısın, bir daha onu aramamalısın… Üzerine düştükçe yalnız onu değil, kendine olan saygını da kaybedersin. Gitmek isteyene kal deme, gitmemesi için küçülme. Onu sevdiğin kadar kendini de sevebilirsin.
Bırak giden gitsin… Seni sevmeyen biri için kendini üzmeye değmez.
Çünkü bazı insanlar sevilmeyi hiç hak etmez.

anonymous asked:

en çok takip ettiğin kişi kim merak ettim

LeaderOfHorde’u takip ediyorum ama tivitırda. Kendisi Bogdan Bogdanovic olur, Fenerbahçe’nin Sırp basketbolcusu. Nba’ye gitmemesi için her gün sözlü tacizde bulunuyorum. Beklerim anonim desteğe.

anonymous asked:

Kalbine en çok dokunan şair ve onun herhangi bir şiirinden kısa bir kesit

Başın döner,
Gözlerin kararır,
Ve bilincini yitirirsin.
Sonrası sonsuz karanlık..
İşler bir kere kötüye gitmeye başladı mı durduramazsın, ardı arkası kesilmez, dibe battıkça batarsın.
Bir noktadan sonra her şeyin normale dönmesi için değil de, işlerin bundan daha kötüye gitmemesi için dua edersin.
Bir çare, bir çıkış yolu ararsın kendine. Ama tüm bu aramalar boşunadır.
Ne sesini duyan biri vardır etrafında, ne de çaresizliğini gören. Tek başınasındır bu hayatta.
Serkan Keskin(İsmail Abi)-Derinlik Sarhoşluğu

Öncelikle herkese iyi akşamlar!

Gördüğünüz bu arkadaşlar darbeden sonra kapatılan KULELİ ASKERİ LİSESİ öğrencileri.Hani bazen denir ya bir erkek ağlamaz diye.Mevzu bahis vatansa hem ağlanır hem şehit düşülür.

Çoğu bizimle yaşıt ve aldıkları eğitim doğal olarak bizden biraz daha ağır ve hak etmedikleri bir suçlamayla okulları kapanıyor.Alın teriyle girdikleri okullarından,üniformalarını ütülü bir şekilde teslim etmeleri isteniyor.

Şimdi size sormak istiyorum:Kurunun yanında yaşta yanar sözünün tam açıklaması bu değil midir?

Vatanına canı yürekten bağlı bu arkadaşların emeklerinin boşa gitmemesi için Twitter’da kendi açmış oldukları #haketmedik hagtagından onlara destek verebilirsiniz.

İnsan kabullenmeyi öğrendiğinde avuçlarından bir şeyler kayıp gidiyor. bazen biriktirdiği avuçtan bir şeyler gitmemesi için kazanmak istemiyor.

Başın döner , gözlerin kararır ve bilincini yitirirsin. Sonrası, sonrası sonsuz karanlık. İşler bir kere kötüye gitmeye başladımı durduramazsın. Ardı arkası kesilmez, dibe battıkca batarsın. Bir noktadan sonra herseyin normale dönmesi için değilde, işlerin bundan daha kötüye gitmemesi için dua edersin. Bir çare bir çıkış yolu ararsın kendine. Ama tüm aramalar boşunadır. Ne sesini duyan birileri vardır etrafında, ne de caresizligini gören.. tek başınasındır bu hayatta, aldığın hiç bir karar tatmin etmez, seçtiğin tüm yollar çıkmaz sokaklara götürür seni. Hikâyenin bittiğini düşünürsün sonra nefes aldığını farkedersin. Ve aldığın her nefes, seni hayatta tutacak bir umuda dönüşür. Her kaybedişte yeniden başlarsın. Daha da güçlenerek başlarsın..

bence işi gücü olmayan insanların tatile gitmemesi lazım bence tatil hak edilmeli bakıyorum nerde boş beleş adam var sanki tüm sene ortalıkta gezmiyorlarmış gibi bir de tatile gidiyorlar aq 

anonymous asked:

En sevdiğin şiir?

Başın döner,
Gözlerin kararır,
Ve bilincini yitirirsin.
Sonrası sonsuz karanlık..
 
İşler bir kere kötüye gitmeye başladı mı durduramazsın,
Ardı arkası kesilmez, dibe battıkça batarsın.
Bir noktadan sonra her şeyin normale dönmesi için değil de,
İşlerin bundan daha kötüye gitmemesi için dua edersin.
Bi çare, bir çıkış yolu ararsın kendine.
Ama tüm bu aramalar boşunadır.
Ne sesini duyan biri vardır etrafında, ne de çaresizliğini gören.
Tek başınasındır bu hayatta.
 

Aldığın hiçbir karar tatmin etmez, seçtiğin tüm yollar çıkmaz sokaklara götürür seni.
Hikayenin bittiğini düşünürsün, sonra nefes aldığını fark edersin.
Ve aldığın her nefes seni hayatta tutacak olan bir umuda dönüşür.
 

Her kaybedişte yeniden başlarsın, daha da güçlenerek başlarsın.
Ve daha da hızlanarak dibe batarsın, en dibe batarsın.

Serkan Keskin - Derinlik sarhoşluğu
https://youtu.be/W4ky6FcxgG8