gif:ym

Behzat Ç.: Bir Hayat Hikâyesi

Sene 2010. 18 yaşına gelen her Türk genci gibi ben de vatani görevim olan Üniversite Sınavına gireceğim. Televizyonda bir fragman dönüyor. Bozkırın ortasında beyaz bir Hyundai gidiyor, duruyor. Kaputu açıyor tosun paşa, bir bakıyor olacak gibi değil. Birden radyo geliyor ekrana, frekans değişiyor. Ankara havası çalmaya başlıyor. İki adam karşılıklı misket oynamaya başlıyor. Sonra dan diye geliyor yazı: Behzat Ç.: Bir Ankara Polisiyesi.

Soruşturuyorum, araştırıyorum(ekşi sözlüğe bakıyorum desek daha doğru) roman uyarlaması. O da ne Emrah Serbes! BirGün gazetesinde röportaj yapan Emrah Serbes. Başka Emrah Serbes olamaz diye düşünüyorum.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki o 2010/2011 sezonu çok berbat geçti. Galatasaray küme düşmeye oynuyordu, hayatımda ilk defa âşık olmuştum ve hayatımda ilk defa bu kadar içten karakterleri olan bir dizi izliyordum. Diğer dizilerdeki karakterler hep yapmacık gelirdi bana. İlk bölüm başladı, o da ne? Bu bizim bildiğimiz izlediğimiz polis değil. Sövüyor, dövüyor, adamın amına koyuyor neredeyse. Ve bana daha önce yalnızca bir kez ve tam olarak gezemediğim Ankara’yı gösteriyor(hâlâ da öyle daha tam olarak gezemedim). Bir bakıyorum Gençlik Parkı diye bir yerde adam telsizi parçalıyor. O güne kadar hiçbir dizide ağlamayan ben, Behzat Ç.’nin onuncu bölümünde oturup ağlıyorum, sessizce. İçim geçiyor, televizyon karşısında sızıyorum.

Gel zaman git zaman, direk sezon finaline geçmek istiyorum. Arada bir kaç olay oluyor tabii. Ayça Eren’e ve sevgilime âşık oluyorum o arada. Ayça Eren terk etmiyor; ama sevgilim terk ediyor. Ne acı bir durum. Kitapçı bir abi var, Hakan Abi. İki kitabını da sipariş etmiş Behzat Ç.’nin. Sezon finalinden sonraki yaz onlara gidip gizli gizli okuyorum kitabı. Birinci kitabı anca bitirmişken, Hakan abi İstanbul’dan bir iş teklifi alıp çekip gidiyor. Azim’le ben piç gibi kalıyoruz ortada. Neyse daha sonra kitapların ikisini de alıp okuyorum kendim. Önemli değil.

Üç yıl içinde çok şey değişti. Ben değişmedim, ben hâlâ aynı benim. Behzat Ç. biraz değişti ama. İlk başlarda bilmemkimin sunduğu Behzat Ç., Pazar gecelerini sevdiriyordu. İki sene böyle gitti. Bu sene ise durum değişti. Bilmemkimin sunduğu Dila Hanım bitiyor, kimsenin sunmadığı Behzat Ç. başlıyor. Bu sezonun son sezon olduğunu biliyordum. Ama erkene alındığını öğrendim. Üzüldüm hâliyle. Resmen büyümeme şahit oldu o dizi. Sevdiğim; ama bana eziyet çektiren kadına “Siktir git.” diyebilmeyi öğrendim mesela.

Az önce 89. Bölümü izledim, oturup yazmak istedim. Arka fonda Vega çalıyor. Antalya’da hava kapalı, inceden soğuk. Ankara nasıldır diye merak ediyorum; ama biliyorum. Soğuk bile olsa, Bahar’ın Behzat’a “Sakın arkamdan gelme.” dediği Gençlik Parkı, Berna’nın öldüğü Sakarya-Mithatpaşa girişi kadar soğuk olamaz herhalde.

Can Erdem-Yalnızlar Mektebi 29.03.2013