gerine

washingtonpost.com
Being a Muslim in Trump’s America is frightening. Here’s what we can do in response.
The time has come to band together to preserve what makes America great.

If there is one silver lining for the American Muslim community in the aftermath of the Trump campaign, it is that Muslims have politically mobilized at the local grass roots level in ways that have never been seen before. We saw major voter registration drives at mosques and Islamic community centers across the country as American Muslims realized the potential stakes of a Trump presidency.

Some rays of hope at the political level included the victory of a 34-year-old Muslim woman named Ilhan Omar as she successfully became the first Somali-American woman to be elected to a state legislature in Minnesota. In Michigan, professional WWE wrestler Terrance “Rhyno” Guido Gerin was also handily defeated by Muslim-American Abdullah Hammoud in the race for Michigan’s 15th House District seat. And Muslim representative Keith Ellison retained his congressional seat in Minnesota’s 5th district.

Read more here from Arsalan Iftikhar, an international human rights lawyer and founder of TheMuslimGuy.com

youtube

Hala mavi gökyüzü bak hala çok güzelsin 
Ve sakin bir rüzgarda dinleniyor dalgalar 
Bu sabah sevinçle uyan,gerin pencerende 
Paslı bir tat gibi kalsın yalnızlığın 

Anyone else miss summer?

I created this gradient the other night and wasn’t sure what to do with it, until my cousin said it reminded her of something tropical. I had the perfect stamp for it! 

OPI I’m Getting Tan-gerine, I’ll Tinsel You In
Color Club Warhol
China Glaze White on White
Mundo de Unas Black (UC 9-01)

ZIg zags from Nailsvinyls.com

L'Estampe et l'Affiche, Revue d'Art Mensuelle Illustrée / La Gravure aux Salons (1898). Jean Misceslas Peské (Russian, 1870-1949). Gerin, Dijon-Paris.

This poster, for the seminal magazine devoted to prints and posters, is the only one he is known to have designed. The languid scene in Brittany shows two women reclining on a carpet, reading, overlooking the curve of a bay, sloping hills and a small boat. It is a perfectly balanced, well-colored Nabi print. The image is a delicate patchwork of nature, art, beauty and grace. 

Bol proteinli günlerdi…
Domatesi dalından koparıp,
bahçedeki salıncağın canımızı acıtan ipinden
ve maydanoz kokulu toprak tümseklerden,
kurbağa prensini arayan genç kızların
ve bir öpücüğe tutsak kurbağa prensli genç erkeklerin
naifliğinden geçtik…

Bol hormonlu günlerin diyetine eriştik. 
Kısacık bir serüvenmiş büyümek meğer… 
Çoğumuzun elinde horoz şekerler, 
toprak üstünün sadece mezarları hatırlatmadığı, 
misket oyunlarının haritasının çizildiği günlerdi. 
Daha dün bir bardak sütle uyutuyordu beni annem, 
daha dün aldım diplomamı üniversiteden, 
daha dün hiç ölmeyecekmişiz gibi bir rüyaydı yaşadığımız 
ve okul yolunda köşeyi dönüverince karşımıza çıkıveren sevgililer…

Büyüdük de adam mı olduk şimdi, medical aşklarda? 
Büyüdük de göğe mi erdi başımız, mesafe koyarak dostluklara?

Bir acı kahvenin 40 yıl hatırı vardır diyen dudakları, 
hangi taşın altına sakladık? 
Hangi kahve fincanı dayandı ki bunca yıla, bırakın dostlukları? 
Hangisinin ismi kazındı kahve telvesindeki burukluğa? 
Araştırmalar sıvıştırma, 
karşılamalar kovuşturma olmadan önce, 
sevgiyi bölüştüğümüz, 
acıyı yüreğimize gömdüğümüz 
ve eleştirinin ayarını bir terzi maharetiyle yaptığımız yıllardı. 
Gerine gerine böbürlendiğimiz dobralığın, 
açıksözlülüğün üzerine attığımız sözde dürüstlüğün 
karşımızdakini acıtabildiğini unutmadan çok önce…

Acil hayatlar yaşıyoruz. 
Alaturka olmaktan utandığımız bir tuhaf yanımız var. 
Sanki yetişemezsek son trene, 
aynı durakta kalakalacağız. 
Kim alır bizi, kim bırakır ya da korkusuyla. 
Kimin yokluğu bizi darmadağın eder yapayalnız yollarda, 
kim kimin kurtarıcısı olabilir ki son soluğunda? 
Kimi kandırıyoruz sözde matrix uygarlığında? 
Oysa o son trene 
nasıl ve hangi duraklarda bekleyerek ulaştığımız değil mi hayat dediğimiz şey? 
Koştura koştura yetişeceğimiz hangi hayatımız? 
Geride bıraktığımız yıllar mı, 
ileride bizi bekleyen bilinmeyen duraklar mı?

Hayatın kapıları var önümüze kapanan. 
Doğru anahtar hangi cebimizde? 
Hangi cümle bir ‘seni seviyorum'dan daha sihirli 
ve hangi kapı açılamayacak kadar kilitli? 
Perdesiz oyuncusuz bir film istiyoruz, 
oyunlarla kaprislerle vakit kaybetmeden. 
Ancak senarist de biziz oyuncu da… 
Bir oyuncak bebeğin yahut kırmızı bir bisikletin yokluğunun 
çocukluğumuza sinen öfkesi oldukça, 
sahip olma duygusunu nasıl engelleriz 
bir kırmızı porshe yahut triplex bir villaya. 
Hangi anahtarla açıyoruz önümüzdeki kapıları, 
hangi zamanda ve hangi durakta?

Büyüdük de adam mı olduk, 
okuduk yazdık da âlim mi olduk, 
diplomalarla başarı sertifikalarıyla, 
migros yalnızlıklarında, 
hazır yemek satan reyonlarda? 
Yağmura çamura esir, trafiğe mahkûm, 
cüzdan, çanta ve poşet taşıyacaksak eğer bir dost yerine kollarımızda, 
hiç büyümeseydik, çocuk kalsaydık keşke… 
Vurdulu kırdılı filmlerde hırslanıp, 
Fransız filmlerinin romansında eriyip 
pasta olsaydık gözyaşlarımızla…

Saklambaç oynamıyoruz, 
artık kimin eli kimin cebinde… 
Misketleri kaybettik otobanların ıslak zeminlerinde. 
Cemrelerin düştüğü bir bahar sabahında, 
hangi mağazanın indirim yaptığının peşinde. 
Bol tüketim günleri bunlar. 
At gelsin yenisi, yık yap yeni baştan. 
Ve kurtarmaya üşendiğimiz arkadaşlıklar. 
Kan ter içinde bir yalnızlık. 
Haddinden fazla büyümüşlüğümüze kızgınlığımız… 
Ve ortaya karışık deneysel kaçışlarımız…

Biz istemedik mi büyümeyi? 
Delindi delinecek bir ozon tabakasıyla, 
küresel bir cehennemi biz çağırmadık mı kapımıza? 
Büyüdük de adam mı olduk…

Doğru, biz istedik büyümeyi. 
Her şeyi bir anda ve darmadağın edinceye kadar istedik. 
Hâlâ da istiyoruz. 
Arkada yetim çocukluğumuz, 
anılarımızda dans ediyor alay edercesine.

Bu güne bir baktım da… 
Bunun için mi büyüdüm ben?

_Sibel Bengü, Bu güne bir baktım da… 
_Görsel: Fulvio De Marinis 

3

NYX High Voltage Lipstick

:) A creamy, shiny and extremely pigmented lipstick

:) Amp up your look with our High Voltage lipstick! Each of the 22 dramatic shades is infused with vibrant color with a super-rich finish!

:) Price : RM 45

:) Weight : 100 g

:) Shipping : Worldwide Peninsular Malaysia RM 7 East Malaysia RM 10

:) How to buy : Whatsapp +60135929458 Email : makeup.gasm@yahoo.com

:):) Don’t be shy! You can just ask me anything on my askbox! Thank you!

fıçıdaki kız,

- Bugün bir arkadaşımı göz doktoruna götürdüm. Devlet hastanesine elbette. Nefret ediyorum hastanelerden, oradaki yaşlı insanların gözlerindeki pişmanlıktan, boşa geçirilmiş bir hayatın izlerini taşıyan yüz kırışıklıklarından, karı kocaların tükenmişlik ve bıkkınlık arası duyguların sureti ile el ele tutuşmalarından, ölmekten. Onlara baktıkça, kendimi görüyor olma ihtimali bile korkutuyor beni sanırım. Yaşlanmaktan korkuyorum, bir daha genç olamamaktan, bir daha genç ölememekten. 
- Neyi varmış arkadaşının?
- Arkadaşım değil aslında, pek iyi geçinebildiğim birisi değil.
- Neden sen götürdün ki o zaman?
- Anlatacağım. Sigara ister misin?
- Olur.
- Fıçıyı yakma, dikkat et. Gözlükleri önce gözlerinin arkasına, sonrasında da başına sancılar sokuyormuş. Girdik doktorun odasına, oturduk taburelere. Arkamıza yaslanamadık tabii ki, neden bilmiyorum, bu tarz yerlerde sana arkanı yaslama lüksü tanımazlar, üstünlük gösterisi sanırım. Doktor arkasına yaslandı gerine gerine, hasta hanginiz dedi. Arkadaşım elini kaldırdı, benim dedi. Bana döndü doktor;
- Sen neden geldin?
- Arkadaşımın gözlerinde bir sorun olmalı, uzun zamandır karşılaşıyoruz yolda ama bir türlü selam vermiyor, sanki göremiyormuş gibi beni. 
Arkadaşımı aldı ve tuhaf bir teknoloji ürünü olan göz muayenesi için tasarlanmış makineye götürdü. 
- Bu mercek nasıl?
- Güzel.
- Bu mercek nasıl?
- Bu da güzel gibi.
- Hepsine güzel dersen anlayamayız hangisinin daha güzel olduğunu.
- Doktor hanım, gözlerim bozulmadan önce nasıl gördüğümü hatırlamıyorum, dolayısı ile mercekleri neye göre kıyaslamam gerektiğini de bilmiyorum. Ne görmem gerekiyor, neyin farklılaşması lazım? 

Bunu düşünüp durduğumu söyledim tüm gün. Gülümsedi;
“Görmek en çok yanılan duyumuzdur” dedi. “Gördüğün yüzleri unutursun ancak kokusunu aldığın bir sırtı, bir boynu unutmazsın. Bence neyi görmen gerektiğini değil, neyi anlaman gerektiğini düşün. Anlamak için hangi duyularına güveneceksin, bunu düşün.” dedi.

Adını hala sormadım. 
O da benim adımı bilmiyor sanırım, sormaya pek niyeti de yok gibi. 
Üzerine küçük bir battaniye örttüm bu gece. 

I.
Kafamız güzel,
Kafamız milyonlarca kere güzel.
Kalabalığız,
Hepimizin canı yanıyor.
Geçen bir kadının üzerine düştük, bilirsin işte sevdik o'nu, o'na gülümsedik.
Fahişe dalga geçti bizimle.
Alınmadık !
Alışıktık.
Küfür ettik biraz.
Sarhoştuk dedim ya..
Tanrım seni de bekleriz bir gece.
Çok güzel acı çekiliyor burada..
Al bir kaç yalan gel.
Bekaretimi vereyim sana.
-Hahahah.
II.
Kafan güzel,
Kafanın billurlarına kadar güzel.
Yalnızsın.
Canın hepimizin canını yakmak istiyor.
Tanrım, bu puştu da al gel.
Müsaitiz.
Alın bir kaç günah gelin..
Bizi İsa gibi gerin.
III.
“Biz orospu çocuğu muyuz oğlum.” dedim
Ama kafam kokain.
“Yok” dedi, sırıtırak.
“Anamız sikiliyor lan.” dedim.
İçim nasıl ama,
Ağlamaklı.
İçimde ateşli bir parti var böyle, yangın yangın içim.
“Sırıtma” dedim, sırıtarak..
Hem, bizimle alakası yok bunların.
Bunlar kural, kanun.
Tanrım, neden böyle yapıyorsun.
Hiç gelmiyorsun.
Bir kaç parça kıyafet yolluyorsun uzaklardan.
Kimine aşk, kimine kin giydiriyorsun..
Estağfurullah efendim ! Kızmıyoruz da,
Bizi hep sert ve büyük siklere layık görüyorsun.
Tövbe ettik geçen,
Ama kafamız katliam.
Bir daha kimseyi öldürmeyeceğiz dedik, içimizde. Yaşatmayacağız da.
O kadar büyük sevmeyeceğiz.
Ama kafamız cinnet.
“Elindeki prezervatifi ne yapacaksın ?” dedim.
“Bence prezervatifle sevişmek günah değil” dedi. Tövbesine sadık puştun teki.
“Haklısın” dedim.
Ama kafamız otoban.
Tanrım,
Müsaitsen biz geleceğiz.
Yardım et, kafamızı keseceğiz
Justice.

İster gece olsun,ister gündüz ; ister karanlık olsun,ister aydınlık ; kadın ister şort giysin,ister makyaj yapmış,ister başörtülü olsun.. Senin ne haddine ona dönüp de bakmak. Suçu senden yirmi kilo kadar az , 10 cm kadar kısa olması mıydı? Güzel bir yüzü, iyi bir kalbi olması mıydı? Sen söyle gözlerinden vahşet saçan zavallı, onun suçu kadın olması mıydı? Sana istediğini yapabileceğini,onu kolundan tutup da istediğin yere götürebileceğini ve her gece huzur içinde uyuyacağını mı sandın? Daha beteri, istediğini alamayınca onu defalarca bıçaklayıp bir ruhu yokmuşçasına parçalayabileceğini beş para etmez karakterin mi söyledi sana? Ben biliyorum, sana bu güven nereden geldi. Sokakta tutuksuz yargılanan tecavüz zanlıları,karısını öldürmekten beter eden ve bunu kendine hak sayan içtiği süt haram olasıcalar, 12 yaşında kızla evlenen 50 yaşındaki midesizler ;kadını yaş,etik,ahlak gözetmeden fantezi malzemesi haline getiren şerefsizler. Otobüste,minibüste,sokakta,takside hiçbir şey yapamasa sözle,gözle taciz eden; bizi hep bir korkuyla yaşamaya mecbur bırakan, tecavüze uğramış kızlar utanıp bu konuda tek kelime dahi edemezken dışarıda gerine gerine gezen ciğeri beş para etmezler. Kadın hamile gezmesin, şort giymesin, gülmesin, kadının öpüşmesi ayıp ama erkektir yapar, kürtaj yasaklansın, tecavüze uğrayan anne ölsün bebeğin suçu ne ve daha nicesini diline dolamış insanda sabır bırakmayan hadsizler. Bugün bu ülkedeki hiçbir kız şaşırmadı özgecan'a olana ve hepsi bir bir hatırladı kim bilir kaç kez onunla aynı kaderi paylaşmanın yanından geçtiğini. Çünkü özgecan'ın katilleri içimizde. Onlarla yaşamayı kaldıramıyoruz,onların sözde yüce mahkemeler tarafından kollanmasını kaldıramıyoruz,küçücük kızları gözü yaşlı psikolojisi bozuk bırakan, ailesi dahil sahip çıkanının olmadığı kendini sevemeyen özgüvensiz kadınlarls dolu bi dünya istemiyoruz, hak istiyoruz,adalet istiyoruz! tecavüzü böyle basit, kadın cinayetini olağan hale getiren, kadınının hakkına,hayatına günbegün burnunu sokan bu reziller içimizde. Annesine laf edildi mi gözü dönen başkasının kızı,kardeşiyle ilgili en adi lafları eden haysiyetsizlerle hep bir aradayız. Bize özgürlüklerimizi dar eden, çocuk yaşta büyüten, cinsel sapkınlıklarından korunmak için her şeyi erken yaşta öğreten, o iğrenç bakışların manasını küçücükken kavratan özgecan'ın katilleri hepinizsiniz. Kadınının namusu size emanet degildir,çok şükür hepinizden iyi biliriz dilimize,elimize,gözümüze sahip çıkmayı. namus sadece kadında degildir. Senin olmayana dokumak en büyük namussuzluktır, namus bacak arasında degil kalptedir,akıldadır. Ve ne yazık ki ülkede,istanbul'un kalabalık sokaklarında, otobüste,yolda,markette,içimizde namusa ve şerefe hiç erişememişlerle yaşıyoruz,dilerim bir gün göz diktiğiniz,dil uzattığınız her anın dumanında,çirkin ve sapkın beyinlerinizde her gün biraz daha boğulursunuz..
7

Another relatively unknown foldable French SMG. Apparently it was a thing back then.

MGD PM-9 - Merlin & Gerin Debuit Pistolet Mitrailleur 9mm

Produced from 1954 on for a few years by Merlin Gerin.
9mm Parabellum, 32-rounds stick magazine, select fire, open bolt frankenstein wheellock-ass action shit going on. Total length folded 35cm from 65cm unfolded.

This gun was in fact so concealable that later example have no markings of any sort and not a single organization noticed them on the market. Way to overachieve.

4

yemin ederim ki BU videoyu izlediğim andan itibaren sinirden elim ayağım titriyor. eminim ki benim gibi üniversiteye girmek için harıl harıl çalışan, hem ailesini hem kendini memnun etmek için gecenin köründe fincan fincan kahve ve dikkat haplarıyla test çözen binlerce hatta milyonlarca genç vardır. ama gel gör ki yaşadığımız ülkenin başbakanı al jazeera gibi büyük bir kanala çıkıp karşısında ki ülkesini gizliden gizliye eleştiren bir sunucuya güleç bir tavırla, gerine gerine “türklere imtihan yapıyoruz, suriyelilere yapmıyoruz” diyebiliyor. elin cahil, kültürsüz insanlarına, istediği bölümü kazanabilmek için yoğun bir bunalım altında çalışan gençlerimizi aşağılayarak bu tarz insanları “üniversiteye girmesi zor olan bir ülkede” elini kolunu sallayarak girmelerine ve hatta üniversiteden mezun olduktan sonra bile iş bulamayanları görmezden gelerek “çalışma izni” almalarına izin veriliyor. peki bunlara müsaade eden kim? kim olduklarını gayet iyi biliyorsunuzdur zaten. kendi insanına 2. sınıf hatta 3. sınıf insan muamelesi yapan bu yöneticileri destekleyenler, gerçekler gözünün önünde olduğu halde hala rüyalarda yaşayanların beyni kusura bakmayın ama hükümet tarafından s*kilmiştir. o adamları destekledikleri takdirde çoğu yerde mağdur olmaya mahkumdurlar. gerçekten de denildiği gibi; bu ülkede siyaset 1938′den itibaren itin g*tüne sokuldu.