gerine

12.03.2017

Diken üstünde sınava gelenler.. Sınava dizleri titreyerek girenler.. Tüm hayalleri, umutları kısacık bir zaman dilimine bağlı yığınlarca insan..

Sınava sadece dakika hesabı ile geç kalan, daha neyin ne olduğunu göremeden kapılar yüzlerine çarpan, o sınava girmeyi geriye kalan 2 milyon insandan daha fazla hak eden insanlar..

Bir kaldırım köşesine çöküp ağlayan, kendini parçalayan ‘’evden gelseydim yetişirdim.. işten geliyorum abi..’’ diyen.. İstekleri geri çevrilince ‘’Abim işten mi atacaklar seni, ne olur abim kapıyı aç’’ diyenler.. O kapıları tekmeleyenler. Durumu sessizce kabullenip annenlerinin omzunda ‘’Almadılar, sınava 1 dakika geciktim diye almadılar anne’’ diyenler..

Yine bir kaldırım taşının üzerine oturup kalan son dermanıyla ‘’Annem… Almadılar annem… 5 dakika geç kaldım.. Almadılar annem..’’ diyenler..

Yüreğim burkuluyor. Nohut tanesi kadar aklımla ben bile kendi kendime bu durum için çözüm önerileri bulurken.. O yetkili makamlarda gerine gerine oturanları… Her ay tıkır tıkır parasını alanları… Yok anlamıyorum..

Sınava geç gelenler için ayrı bir sınıf hazırlansın. Aday sınav esnası süresindeki tüm dikkat dağıtılma teşebbüslerinden sorumlu tutulsun. Ama 1 sene boyunca, belki 2, belki 3.. Kendini parçalamasının karşılığı ile yüzleşsin.

Kimse o şiirleri içerisinde ne kadar ses olayı olduğunu bulalım diye yazmadı.

Coğrafi keşifler dayatılan skolastik düşünceyi yok sayma cesareti gösterenler sayesinde yapıldı..

Matematik-Kimya-Fizik-Biyoloji hiçbiri ama hiçbiri sırf biz onlardan nefret edelim diye geliştirilmedi..

Burada bir hata var.

Herkesin bildiği ama kimsenin değiştiremediği büyük bir hata.

Hınç doluyum. Yemin ederim kendim için değil. Sınava alınmadığı için kendini harap eden, sınav esnasında stresten titreyen, kusan, bayılan yüzlerce genç için..

Yazıklar olsun.

Kocaman bir YAZIKLAR OLSUN.

youtube

Hala mavi gökyüzü bak hala çok güzelsin 
Ve sakin bir rüzgarda dinleniyor dalgalar 
Bu sabah sevinçle uyan,gerin pencerende 
Paslı bir tat gibi kalsın yalnızlığın 

7

Another relatively unknown foldable French SMG. Apparently it was a thing back then.

MGD PM-9 smg

Designed by Louis Debuit, manufactured c.1954-55 by Merlin & Gerin.
9mm Parabellum 32-round removable MP40 box magazine, open bolt delayed blowback select fire with an interesting clock-like spiral spring. Total length folded of 35cm, from 65cm unfolded.

This gun was in fact so concealable that later example have no markings of any sort, and not a single government or organization noticed them on the market. Way to overachieve.

Anyone else miss summer?

I created this gradient the other night and wasn’t sure what to do with it, until my cousin said it reminded her of something tropical. I had the perfect stamp for it! 

OPI I’m Getting Tan-gerine, I’ll Tinsel You In
Color Club Warhol
China Glaze White on White
Mundo de Unas Black (UC 9-01)

ZIg zags from Nailsvinyls.com

4

yemin ederim ki BU videoyu izlediğim andan itibaren sinirden elim ayağım titriyor. eminim ki benim gibi üniversiteye girmek için harıl harıl çalışan, hem ailesini hem kendini memnun etmek için gecenin köründe fincan fincan kahve ve dikkat haplarıyla test çözen binlerce hatta milyonlarca genç vardır. ama gel gör ki yaşadığımız ülkenin başbakanı al jazeera gibi büyük bir kanala çıkıp karşısında ki ülkesini gizliden gizliye eleştiren bir sunucuya güleç bir tavırla, gerine gerine “türklere imtihan yapıyoruz, suriyelilere yapmıyoruz” diyebiliyor. elin cahil, kültürsüz insanlarına, istediği bölümü kazanabilmek için yoğun bir bunalım altında çalışan gençlerimizi aşağılayarak bu tarz insanları “üniversiteye girmesi zor olan bir ülkede” elini kolunu sallayarak girmelerine ve hatta üniversiteden mezun olduktan sonra bile iş bulamayanları görmezden gelerek “çalışma izni” almalarına izin veriliyor. peki bunlara müsaade eden kim? kim olduklarını gayet iyi biliyorsunuzdur zaten. kendi insanına 2. sınıf hatta 3. sınıf insan muamelesi yapan bu yöneticileri destekleyenler, gerçekler gözünün önünde olduğu halde hala rüyalarda yaşayanların beyni kusura bakmayın ama hükümet tarafından s*kilmiştir. o adamları destekledikleri takdirde çoğu yerde mağdur olmaya mahkumdurlar. gerçekten de denildiği gibi; bu ülkede siyaset 1938′den itibaren itin g*tüne sokuldu.

En çok sana açılmak isterdim ben güneşin gerine gerine denizin üstündeki dalgalara kendini bırakması gibi.En çok seninle doğmak isterdim ben ayın tüm heybetiyle dans ederek yükselmesi gibi.En çok en çok en çok.Herşeyden özel herşeyden ayrı sadece sen ol isterdim ben En çok..

3

NYX High Voltage Lipstick

:) A creamy, shiny and extremely pigmented lipstick

:) Amp up your look with our High Voltage lipstick! Each of the 22 dramatic shades is infused with vibrant color with a super-rich finish!

:) Price : RM 45

:) Weight : 100 g

:) Shipping : Worldwide Peninsular Malaysia RM 7 East Malaysia RM 10

:) How to buy : Whatsapp +60135929458 Email : makeup.gasm@yahoo.com

:):) Don’t be shy! You can just ask me anything on my askbox! Thank you!

fıçıdaki kız,

- Bugün bir arkadaşımı göz doktoruna götürdüm. Devlet hastanesine elbette. Nefret ediyorum hastanelerden, oradaki yaşlı insanların gözlerindeki pişmanlıktan, boşa geçirilmiş bir hayatın izlerini taşıyan yüz kırışıklıklarından, karı kocaların tükenmişlik ve bıkkınlık arası duyguların sureti ile el ele tutuşmalarından, ölmekten. Onlara baktıkça, kendimi görüyor olma ihtimali bile korkutuyor beni sanırım. Yaşlanmaktan korkuyorum, bir daha genç olamamaktan, bir daha genç ölememekten. 
- Neyi varmış arkadaşının?
- Arkadaşım değil aslında, pek iyi geçinebildiğim birisi değil.
- Neden sen götürdün ki o zaman?
- Anlatacağım. Sigara ister misin?
- Olur.
- Fıçıyı yakma, dikkat et. Gözlükleri önce gözlerinin arkasına, sonrasında da başına sancılar sokuyormuş. Girdik doktorun odasına, oturduk taburelere. Arkamıza yaslanamadık tabii ki, neden bilmiyorum, bu tarz yerlerde sana arkanı yaslama lüksü tanımazlar, üstünlük gösterisi sanırım. Doktor arkasına yaslandı gerine gerine, hasta hanginiz dedi. Arkadaşım elini kaldırdı, benim dedi. Bana döndü doktor;
- Sen neden geldin?
- Arkadaşımın gözlerinde bir sorun olmalı, uzun zamandır karşılaşıyoruz yolda ama bir türlü selam vermiyor, sanki göremiyormuş gibi beni. 
Arkadaşımı aldı ve tuhaf bir teknoloji ürünü olan göz muayenesi için tasarlanmış makineye götürdü. 
- Bu mercek nasıl?
- Güzel.
- Bu mercek nasıl?
- Bu da güzel gibi.
- Hepsine güzel dersen anlayamayız hangisinin daha güzel olduğunu.
- Doktor hanım, gözlerim bozulmadan önce nasıl gördüğümü hatırlamıyorum, dolayısı ile mercekleri neye göre kıyaslamam gerektiğini de bilmiyorum. Ne görmem gerekiyor, neyin farklılaşması lazım? 

Bunu düşünüp durduğumu söyledim tüm gün. Gülümsedi;
“Görmek en çok yanılan duyumuzdur” dedi. “Gördüğün yüzleri unutursun ancak kokusunu aldığın bir sırtı, bir boynu unutmazsın. Bence neyi görmen gerektiğini değil, neyi anlaman gerektiğini düşün. Anlamak için hangi duyularına güveneceksin, bunu düşün.” dedi.

Adını hala sormadım. 
O da benim adımı bilmiyor sanırım, sormaya pek niyeti de yok gibi. 
Üzerine küçük bir battaniye örttüm bu gece. 

En güvendiğin erkek arkadaşının bile arkandan çirkince , bir kızın onurunu kıracak şeyler söylediğini öğrendiğinde gerçekten dünyadaki hiçbir erkeğin insan olamayacağını düşünüyorsun.Neden hiçbir erkek kızları nesneleştirmeden olduğu gibi göremiyor? Ya da neden her an her saniye abaza hareketlerde bulunmak zorundaymış gibi hissediyor kendini? Şahsen ben bir erkeğin cinsel isteklerini , iğrenç emellerini ya da bir kızın kaldıramayacağı küfürleri kızların yanında gerine gerine konuşmasını dünyanın en aşağılık hareketi olarak görüyorum.Biz kızlar olarak sizin bu saçma bilinçaltınıza ya da aşağılayıcı düşüncelerinize katlanmak zorunda değiliz.Asla yapmayacağınızı bilsekte , artık kendinize bir çeki düzen vermelisiniz.
Ya abi ben cidden bıktım be. Her gün eve geldiğimde binbir sıkıntı çekiyorum. Sabah kalkıp okula gittiğimde insanlara mutluymuş gibi numara yapıyorum. Sürekli çevremdekileri güldürüyorum. Sürekli pozitif oluyorum kimsenin canı sıkılmasın diye şebeklik yapıp arkadaşlarımı mutlu etmeye çalışıyorum. Hiç değilse okulda geçirdiğim 8 saatte çevremdekiler ve ben mutlu olayım diye çabalıyorum. Gerçekten hiç sıkıntı çekmediğimi dertsiz tasasız olduğumu sanıyolar. Kız gelmiş bana sevgili dertlerinden yakınıyo. Ulan milletin ne dertleri var sen nelerle uğraşıyosun diye sorduğumda kız gelmiş sen nereden bileceksin derdi tasayı her günün ayrı eğlenceli geçiyo diyo. Ulan be gerizekalı benim evde hissettiğim üzüntünün bir gramını sen hissetsen intihar kalkışırsın. Küçüklükten beri her akşam kavgalı tartışmalı geçerken ben geceleri yastığıma göz yaşları akıtırken sabah kalkıp mutluymuş gibi gözüküp gülümseyecek kadar güçlüydüm. Sırf en yakınlarım kendilerini iyi hissetsinler diye sürekli milletle şakalaşacak onları güldürecek kadar yürekliydim ben.  Sende bende olan yüreğin birazı yok be. İnsanların bencilliğinden bıktım. İki yüzlülüklerinden bıktım. Yalancı olup her boka yalan atmalarından bıktım. Bazen arkadaşlarım bana ne kadar safsın diye gülerler. Neden insanların dediği her şeyi gerçek sanıyorsun. Şunun şu dediği yalan bunun bu dediği yalan ya da şu abarttı bu abarttı dediklerinde ben hep şok yaşardım. Hala da şok yaşamaya devam ediyorum. Ben insanların en iyi yönlerini düşünüp o iyi yönlerini ortaya çıkartmaları için onlar için savaşacak ve kimseye ön yargılı davranıp kötü davranacak kadar yüreksiz değildim. Bu yazıyı okuyan arkadaşlar lütfen mümkünse bütün arkadaşlarınıza iyi davranın. Dışarda sokakta okulda binada her hangi bi yerde karşılaştığınız her insana iyi davranın. Ne olursa olsun insanların iyi yönlerini ön plana çıkartmaya çalışacak kadar yürekli olun. Yalan söylemeyecek kadar mert olun. Saçma sebepler yüzünden insanları kırmayın. Şu eziğin teki bi tekme de biz vuralım buna diyecek kadar aşağılık olmayın. Asık suratlı olup insanlara ürkütücü hava yaratcam diye saçma sapan tavırlara girmeyin. İnsana insan gibi davranın. Her zaman mutlu gördüğünüz gülümserken gördüğünüz arkadaşınızın belki de sorunları var ama belli etmiyor. Sizi seven ve sizi mutlu eden insanlara iyi bakın arkadaşlar. Bırakmayın birbirinizi ve derdini hiç değilse dinleyin,  göz yaşını akıttığı zaman yanında olup ona kol göğüs gerin. Eğer bunu yapamayacaksak biz nasıl iyi insanlar olucaz? ‘’Biz nasıl insanlar olduk böyle ?’’ diye sorun kendinize. Çok yalnızım ya deyip sevgili arama gibi gerizekalıca şeylere merak sarmayın. Siz sevmeyen salak insanların arkasından ağlayıp ben dünyanın en şanssız insanıyım onsuz yapamam gibi gerizekalıca laflar etmeyin. Ha öyle laflar eden varsa soyunuz kurusun artık lan. Daha büyük dertleri olan bizler sizleri gördükçe nefret ediyoruz be. Ben içimde nefret duygusunu istemiyorum. Ama sizin gibi gerizekalıları gördükçe de cidden soyunuz kurusun inş demekten kendimi geri alamıyorum. Daha geçen gün sırf bi baba işsiz olup manavdan meyve bile alamadığı için intihara kalkıştı. İbret alın be . Halinize şükredin. Mükemmel bi aileye sahip olduğunuz için şükredin. Ailenizin kıymetini bilin be. Her gün evde huzurlu bi şekilde kafanızı yastığa koyduğunuz için şükredin. Şükretmeyi bilinde ibret alın artık.

I.
Kafamız güzel,
Kafamız milyonlarca kere güzel.
Kalabalığız,
Hepimizin canı yanıyor.
Geçen bir kadının üzerine düştük, bilirsin işte sevdik o'nu, o'na gülümsedik.
Fahişe dalga geçti bizimle.
Alınmadık !
Alışıktık.
Küfür ettik biraz.
Sarhoştuk dedim ya..
Tanrım seni de bekleriz bir gece.
Çok güzel acı çekiliyor burada..
Al bir kaç yalan gel.
Bekaretimi vereyim sana.
-Hahahah.
II.
Kafan güzel,
Kafanın billurlarına kadar güzel.
Yalnızsın.
Canın hepimizin canını yakmak istiyor.
Tanrım, bu puştu da al gel.
Müsaitiz.
Alın bir kaç günah gelin..
Bizi İsa gibi gerin.
III.
“Biz orospu çocuğu muyuz oğlum.” dedim
Ama kafam kokain.
“Yok” dedi, sırıtırak.
“Anamız sikiliyor lan.” dedim.
İçim nasıl ama,
Ağlamaklı.
İçimde ateşli bir parti var böyle, yangın yangın içim.
“Sırıtma” dedim, sırıtarak..
Hem, bizimle alakası yok bunların.
Bunlar kural, kanun.
Tanrım, neden böyle yapıyorsun.
Hiç gelmiyorsun.
Bir kaç parça kıyafet yolluyorsun uzaklardan.
Kimine aşk, kimine kin giydiriyorsun..
Estağfurullah efendim ! Kızmıyoruz da,
Bizi hep sert ve büyük siklere layık görüyorsun.
Tövbe ettik geçen,
Ama kafamız katliam.
Bir daha kimseyi öldürmeyeceğiz dedik, içimizde. Yaşatmayacağız da.
O kadar büyük sevmeyeceğiz.
Ama kafamız cinnet.
“Elindeki prezervatifi ne yapacaksın ?” dedim.
“Bence prezervatifle sevişmek günah değil” dedi. Tövbesine sadık puştun teki.
“Haklısın” dedim.
Ama kafamız otoban.
Tanrım,
Müsaitsen biz geleceğiz.
Yardım et, kafamızı keseceğiz
Justice.

İster gece olsun,ister gündüz ; ister karanlık olsun,ister aydınlık ; kadın ister şort giysin,ister makyaj yapmış,ister başörtülü olsun.. Senin ne haddine ona dönüp de bakmak. Suçu senden yirmi kilo kadar az , 10 cm kadar kısa olması mıydı? Güzel bir yüzü, iyi bir kalbi olması mıydı? Sen söyle gözlerinden vahşet saçan zavallı, onun suçu kadın olması mıydı? Sana istediğini yapabileceğini,onu kolundan tutup da istediğin yere götürebileceğini ve her gece huzur içinde uyuyacağını mı sandın? Daha beteri, istediğini alamayınca onu defalarca bıçaklayıp bir ruhu yokmuşçasına parçalayabileceğini beş para etmez karakterin mi söyledi sana? Ben biliyorum, sana bu güven nereden geldi. Sokakta tutuksuz yargılanan tecavüz zanlıları,karısını öldürmekten beter eden ve bunu kendine hak sayan içtiği süt haram olasıcalar, 12 yaşında kızla evlenen 50 yaşındaki midesizler ;kadını yaş,etik,ahlak gözetmeden fantezi malzemesi haline getiren şerefsizler. Otobüste,minibüste,sokakta,takside hiçbir şey yapamasa sözle,gözle taciz eden; bizi hep bir korkuyla yaşamaya mecbur bırakan, tecavüze uğramış kızlar utanıp bu konuda tek kelime dahi edemezken dışarıda gerine gerine gezen ciğeri beş para etmezler. Kadın hamile gezmesin, şort giymesin, gülmesin, kadının öpüşmesi ayıp ama erkektir yapar, kürtaj yasaklansın, tecavüze uğrayan anne ölsün bebeğin suçu ne ve daha nicesini diline dolamış insanda sabır bırakmayan hadsizler. Bugün bu ülkedeki hiçbir kız şaşırmadı özgecan'a olana ve hepsi bir bir hatırladı kim bilir kaç kez onunla aynı kaderi paylaşmanın yanından geçtiğini. Çünkü özgecan'ın katilleri içimizde. Onlarla yaşamayı kaldıramıyoruz,onların sözde yüce mahkemeler tarafından kollanmasını kaldıramıyoruz,küçücük kızları gözü yaşlı psikolojisi bozuk bırakan, ailesi dahil sahip çıkanının olmadığı kendini sevemeyen özgüvensiz kadınlarls dolu bi dünya istemiyoruz, hak istiyoruz,adalet istiyoruz! tecavüzü böyle basit, kadın cinayetini olağan hale getiren, kadınının hakkına,hayatına günbegün burnunu sokan bu reziller içimizde. Annesine laf edildi mi gözü dönen başkasının kızı,kardeşiyle ilgili en adi lafları eden haysiyetsizlerle hep bir aradayız. Bize özgürlüklerimizi dar eden, çocuk yaşta büyüten, cinsel sapkınlıklarından korunmak için her şeyi erken yaşta öğreten, o iğrenç bakışların manasını küçücükken kavratan özgecan'ın katilleri hepinizsiniz. Kadınının namusu size emanet degildir,çok şükür hepinizden iyi biliriz dilimize,elimize,gözümüze sahip çıkmayı. namus sadece kadında degildir. Senin olmayana dokumak en büyük namussuzluktır, namus bacak arasında degil kalptedir,akıldadır. Ve ne yazık ki ülkede,istanbul'un kalabalık sokaklarında, otobüste,yolda,markette,içimizde namusa ve şerefe hiç erişememişlerle yaşıyoruz,dilerim bir gün göz diktiğiniz,dil uzattığınız her anın dumanında,çirkin ve sapkın beyinlerinizde her gün biraz daha boğulursunuz..