for ev ver

MOON PRIDE (Game ver.)
Pastel*Palettes
MOON PRIDE (Game ver.)

MOON PRIDE (Game ver.)

Pastel*Palettes

丸山彩 (Aya Maruyama) | CV: 前島亜美 (Ami Maeshima)

大和麻弥 (Maya Yamato) | CV: 中上育実 (Ikumi Nakagami)

若宮イヴ (Eve Wakamiya) | CV: 秦佐和子 (Sawako Hata)

氷川日菜 (Hina Hikawa) | CV: 小澤亜李 (Ari Ozawa)

白鷺千聖 (Chisato Shirasagi) | CV: 上坂すみれ (Sumire Uesaka)

anonymous asked:

Playlist istiyorum eheehu o anon ben değildim ama olsun geri geldim.🌈

majeste - aşk dediğin
emir can iğnek - müzik kutusu
yüzyüzeyken konuşuruz - ne farkeder
son feci bisiklet - beni rahatta dinleyin
son feci bisiklet - uzaydan geldiğine göre yorgun olmalısın
son feci bisiklet - pazar ve ertesi
son feci bisiklet - gece
Kaan Boşnak - evleniyormuşsun
Kaan Boşnak - kötü başlayan yazlar
cem Belevi - yollarım olsa
ikiye on kala - iyi ve güzel kadınlar hep ağlar
bağzı şeyler - zaten kırılmış bir kızsin
onur can Özcan - yalnızlığın ezgisi
ikiye on kala - bunca zaman sonra nasılsın
emre aydın - ölünmüyor
adamlar - yanmış içinden
onur can Özcan - gülümse kadin
Pera - unut
yedinci ev - utanıyorum halimden
Kaan Boşnak - kusmak üzereyim
emre aydın - ses ver
yedinci ev - kalbim seni arıyor
emre aydın - sen beni unutamazsın
Leyla the band - yalan
Kaan Boşnak - yorgunum ve ağrılar
yüzyüzeyken konuşuruz - konuşulacak şeyler
Leyla the band - zaman
adamlar - utanmazsan unutmam
onur can Özcan - intiask
son feci bisiklet- bu kız
bağzilari - akışına bıraktım akmadı
ikiye on kala - bakkala diye çıkıp sana gelesim var
Kaan Boşnak - bizi nasıl etkiler
ikiye on kala - bazı şeyler telefonda eksik anlatılır
Oğuzhan Koç - bulutlara esir olduk
ikiye on kala - yazmaktan yorulmadım ama bir satir daha haberin olsaydı
yedinci ev - yalan
ufuk Beydemir - ay tenli kadın
tugkan - zor
adamlar - ah benim hayatım
barış uğur - sen yeniden
son feci bisiklet - modern zamanlar
Kaan Boşnak - böyle güzelsin hep böyle kal
Kaan Boşnak - ip salla
Leyla the band - yokluğunda
guntac Özdemir - benimle yan
yedinci ev - anlat ona
onur can Özcan - kibrit
Manus baba- İstanbul
yüzyüzeyken - konuşuruz adam
yirmi7 - sokak lambası
birileri - halledebilirdik
adamlar - tin tin
mavi gri - ben sende yandım
Emre aydın - buralar yalan
Onur can Özcan - yaramızda kalsın
yüzyüzeyken konuşuruz Ankara kapkara

can we talk about the boys first time? philip making sure lukas was okay with doing it, asking for consent twice. lukas smiling after philip kisses him. the two of them threading their fingers together. being cautious and gentle.

When you get to see your otp taking turn reaching out for each other and crying thinking they’ve lost each other

Armin

Eren

And then you get to see their shock after realizing the other is actually safe and they show their relief

Armin

Eren

When you get to see your otp taking turn reacting to the thought of losing each other in canon.

secret base 〜君がくれたもの〜 (Game ver.)
Past
secret base 〜君がくれたもの〜 (Game ver.)

secret base 〜Kimi ga Kureta mono〜 (Game ver.)

Pastel*Palettes

丸山彩 (Aya Maruyama) | CV: 前島亜美 (Ami Maeshima)

大和麻弥 (Maya Yamato) | CV: 中上育実 (Ikumi Nakagami)

若宮イヴ (Eve Wakamiya) | CV: 秦佐和子 (Sawako Hata)

氷川日菜 (Hina Hikawa) | CV: 小澤亜李 (Ari Ozawa)

白鷺千聖 (Chisato Shirasagi) | CV: 上坂すみれ (Sumire Uesaka)

Fairytale

For the Anon who requested 48 with Tony “Forever”

When you were a little girl this is not the future you pictured for yourself. You were fueled on Disney Princess movies and fairy tales of beautiful woman marrying princes and moving to far off castles where they lived happily ever after. When you were little you couldn’t wait to grow up and have your own ‘love at first sight moment’ where you would fall into each other’s arms and instantly know. You wanted a big wedding with all your friends and family there. You waited a house, and a garden and two perfect little kids. You would stay home and watch them and raise them and your husband would come home every evening at six. You would all eat dinner as a family every night. Life would be perfect.

Nothing in your life was ever a movie moment, as much as Tony wished it was. You two met through his job when a friend of yours was murdered on a Navy base. You didn’t fall in love immediately. You didn’t even fall in lust. You fell into bickering right away. He was pushy and you were stubborn. But by the end of the case he got you to agree to a coffee date. There were moment in your relationship where you fell, but rather than catch you in his arms Tony fell too. You’d argued, you’d gotten angry, you’d done all those things couples do that they don’t ever do in Princess movies.

No one really proposed. You’d been at home, savoring the little time you got to spend together, and you talked about your own mortality. Tony had almost died and you were both a bit shaken. He decided that if anything were to happen he wanted you to be able to be there to make the choices, so you decided on a marriage. The ceremony was small. Immediate family and a few close friends. The rings were simple. It was intimate and nice, but nothing like the balls the princesses got, or the grande parties you’d dreamed of. 

You lived in a small apartment, and you both worked. Tony made decent money, but not the type that would enable you to be jobless. Not that you wanted to be anymore, you adored your job. You had a small garden on your balcony that you took pride in and used to grow some fresh herbs for cooking. You cooked for one most of the time. Tony was away for cases more often than not. That was one of the hardest parts that they don’t show in the movies. When your husband works for government catching bad guys he can’t be home for dinner at six every night. Some nights it broke your heart but you made it work.

You didn’t have kids. It wasn’t something you’d discussed too much seeing as you both were invested in your jobs, and the little time you got together you spent most of it trying to be normal. Having two children, no matter how perfect they were, would change a lot that you two weren’t ready to change and you decided that was okay.

Tony could quote almost every movie by heart. But your life was not a movie, and that was okay, and you were happy currently cuddled up to his side, re-watching a classic, Casablanca. It wasn’t a perfect life, but it was a life you and him had made together.

“I love you.” You murmured, snuggling in deeper to his warmth and the blankets around you.

“I love you too, forever.” He grinned, using his arm around you to give you a squeeze.

“Forever?” You asked laughing.

“Of course, (Y/N) Forever. For, ev, ver.” Tony grinned and you groaned laughing.

“Really? The Sandlot?”

“Really really.”

İblis, yer yüzüne atıldıktan sonra, Ya Rabbi bana ev ver ” dedi. ” Hamamlar senin evin olsun” buyuruldu. “Meclis” istedi. “Çarşılar ve yol ağızları” verildi. “Yemek” istedi. “Besmelesiz yenen yemekler senin olsun” dendi. “Müezzin” istedi. “Çalgılar müezzinin olsun.” buyuruldu. “Kur’an” istedi. “Şiir” verildi. “Yazın; dövme, hadisin; yalan olsun, resulün de bakıcılar, falcılar olsun, öksen, tuzağın da kadınlar olsun” buyuruldu.

Hz. Ebu Umame r.a.

some blog called murder suggestion probably: I literally want to fucking murder people lol

someone: murder is bad

them: ii  doxont unnderstandd wh, ,y  isi ev,,   eryoone bbullly…ignn,,, me ,,i,, doont reaal;;lyyy,,want to ..muuurder ,peopLee Ev,,ver\yy,onne is s oomena  to  m e  

Sen bu yazıyı “sike sike” okuyacaksın

“amına koyduğun” her şey için sen bu yazıyı okuyacaksın. “anasını sattıkların” için okuyacaksın. “karı” gibi gülenler, “karı” gibi ağlayanlar, “karı” gibi davrananlar için bu yazıyı okuyacaksın sen.“kuyruk sallayanlar” için, “verenler” için, “orospular, fahişeler, kaltaklar” için. ibneler için. okuyacaksın. sen.sen bu yazıyı “sike sike” okuyacaksın.baba, “akşam geç gelme” deyip beni sokaklardan attığın için, etek boyuma karışıp erkeğin çükünü meşrulaştırdığın için “sana güveniyorum; ama çevreye güvenmiyorum” deyip sustuğun için sen bu yazıyı okuyacaksın. anne, “kadın dediğin yemek yapmasını bilir” deyip kadını hizmetçiye indirgediğin için, evlendikten 5 ay sonra çocuk doğuran bilmem kimi evlilik öncesi cinsel ilişki yüzünden “cık cık” ladığın için, düğünümde “kırmızı kuşak” düşlediğin için, sen bu yazıyı okuyacaksın.sevgilim, kadın erkek eşitliğine inandığın için; ama her futbol maçında birinin daha amına koyduğun için, “bu kadın kesin verir” diyen arkadaşlarına güldüğün için, zeka seviyeni belden aşağı esprilere verdiğin tepkilerle tescillediğin için, sen bu yazıyı okuyacaksın.“altı yaşında kız çocukları evlenebilir” diyenlere, “tecavüz çocuğu doğurulmalı gerekirse anne ölsün” diyenlere, “kadın erkek eşit değildir”, “kadın mıdır kız mıdır belli değil”, “erkek çocuğuna annesi helaldir” diyenlere bu ülkeyi verdiğin için, yani “verdiğin” için, yani “verdiğinden” dolayı da “sikildiğin” için sen bu yazıyı okuyacaksın. sen suçlusun. sen tarihsel olarak suçlusun. sen bile bile suçlusun. bile isteye-güle oynaya suçlusun sengericiliğe ‘inanç’ özgürlüğü dediğin için, “laiklik” diyene diktatör gözüyle baktığın için, basbayağı “elmacık kemiğinden üretme kadınlar” tezine daha çok “erkek” olabilmek adına taptığın için sen: suçlusun. kadın sorununu dinler çatışması sandığın için, sınıfsaldır deyip feminizmi dışladığın için, etniktir deyip evrensel kadını yok saydığın için; müslüman-yahudi-hristiyan-alevi-sünni-ezidi, açık-kapalı-yarı açık-yarı kapalı, 6sında-7sinde-14ünde-20sinde, fakir-ortagelirli-zengin, kentte-köyde-mahallede-evde, üniversitemezunu-lisemezunu-ilkokulmezunu, okuma bilen-bilmeyen-yazan-çizen-söyleyen; her yerde, hep ve daima ve her biçimde ve ille de erk’ekler tarafından dinine, diline, ırkına, eğitimine, sınıfına bakılmaksızın kadınların öldürüldüğünü/şiddet gördüğünü/taciz edildiğini/tecavüze uğradığını görmezden geldiğin için: suçlusun.“sevdiğim için kıskanıyorum” dediğin için, düşen omuz askılarımı düzelttiğin için, mini eteğimi çekiştirdiğin, eve gidince haber ver dediğin, geç olmadı mı diye sorduğun, bütün pis düşüncelerin erkeklerin başının altından çıktığını aslında çok iyi bildiğin ama bu eril sapıklığa bir çözüm üretmek yerine hep benim hayatımdan kıstığın için: suçlusun. bana temizlik yapmayı öğrettiğin, bulaşık yıkamayı öğrettiğin, erkeklere çay servisi yapmayı öğrettiğin, kadınlığımı ev işleriyle ölçtüğün; evlerdeki hiçbir adama “kalk kendi işini kendin yap” demediğin için: suçlusun.sana bağıran adamı affettiğin, sana küfür eden adamı affettiğin, sana tokat atan adamı affettiğin, seni döven adamı affettiğin ve seni öldüren adamı ve sana tecavüz eden adamı ve seni parçalayan ve seni yakan adamı –affettikleri- affetmelerine göz yumduğun için: suçlusun. kadına; anne dedirttiğin, eş dedirttiğin, çiçektir-böcektir-narindir-emanettir dedirttiğin; erkek cinsinin yanına “bayan” cinsi eklettiğin; ama kadın ama ille de kadın dedirtemediğin için, cinsinin adından gözlerini kaçırıp utandığın için sen: suçlusun.oğullarına “sünnet düğünleri” yaptığın, kadının beline bekaret kemeri taktığın, kanlı çarşaf avına çıktığın; kitaplarına ‘kızını dövmeyen dizini döver’leri yazdırdığın, ‘kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı” eksik etmemeleri gevrek gevrek sindirdiğin için: suçlusun. ben şimdi öfkeliyim. üzgün değilim öfkeliyim. öfkemi anlıyorsun sanma, omuzumdan tutma, yanımda durma, destek olma. ben şimdi yakacağım sokakları sen bakma. içindeki erk’eği öldürmeden seni affederim sanma.ben şimdi öfkeliyim. üzgün değilim öfkeliyim. ben bu meseleyi idamla unuturum sanma. ben hurili cennetlere inanmıyorum, bana masal anlatma. öbür dünyalarım yok benim, erk’ek tanrılarım yok. mahşerim ve mahşer mahkemelerim yok. bu dünyadan başka gerçeğim yok. bana adaleti bir bilinmeyende, erk’ek halinle ve erk’ek tanrılarınla sağlayacaksan sağlama. senden adalet isteyen yok. senin adaletin yok.senin ellerinde kan var, yüzünde orgazmın hazzı. bedeninde yangınlarının isi var. dilinde kılıç gibi küfür! küfürlerini gel göğsüme batır! özge can’ım ben, beni yere yatır! yatır beni yere, aç bacaklarımı, penisini geçir! sapla bıçağını bana, benim bedenim ettir! adım yoktur benim, dök benzinini, çak çakmağını yak beni hadi çatır çatır! kemiklerim çatırdar, kulaklarım uğuldar, yaşım gözümde çağıldar, yere düşerim, debelenirim, ölürüm, yanarım ama sana minnet etmem! senin önünde eğilmem! tarihsel olarak eline geçmiş pis bir erkek gücünü kullanmakta bu kadar ısrarcısın ya sen, bu kadar ikiyüzlü, bu kadar kepaze, bu kadar kör, bu kadar canisin ya; ağzımı açsam dilim yüzüne tükürür! sen bu yazıyı “sike sike” okuyacaksın. ben öle öle yangın yeri olacağım. sen şimdi katillere “orospu çocuğu” deyip vicdanını rahatlatacaksın, sen şimdi hadım-idam deyip öldürmeyi hesap sormak sanacaksın, sen şimdi üzgünsün ya benim yanımda yer almaya çalışacaksın; biliyorum sen şimdi sesini yine benden daha çok çıkartacaksın; ben şimdi hem “orospu”yum, hem “orospu çocuğu”yum. hem afillisinden fahişeyim, hem üstüne bindiğin kaltak; hem amına koyduğunum, hem anamı sattığın: sen şimdi ister “siktir git”, ister siktirmeden git.

-Kübra Aycicek

anonymous asked:

for the prompt writing, can you do #28 & #8 w/ demigod!Michael please?

“It’s you and me against the world.” “Always.” + “Why does that sound like you’re saying good bye?” - Send me a prompt + a boy!


Everything hurts. Oh Gods, why does everything hurt? 

“[Y/N]? [Y/N], no!” It’s Lou Ellen’s voice that shouts out for you, the other daughter of Hecate running to your side. She’s sliding to her knees beside you, eyes widened in horror. Your eyes struggle to focus on her face, vision blurring more and more by the second. But you can still manage to make out the way her eyes fill with tears and her lips part in a muffled gasp, hand cupped over her mouth. 

When did your mouth get so dry? You manage to swallow, “That b-bad, L-l-lou?” Her eyes swing up to meet yours as you reach down with a shaking hand to your side and press it there. A sharp cry leaves you at the onset of the pain and you pull back, hand covered in a mess of your own blood. “Damn.” 

Lou’s ripping at the bottom of her shirt, pressing it against the wound. It doesn’t help to staunch the flow of blood; the hole in your side too deep, too large. “No, no. We’re going to get you help…we’ll call Iris, tell her to get Apollo or one his kids or…” 

Your weak hand manages to grasp her around the wrist, “I-it won’t matter. Y-you have go, you h-have to k-keep fi-ighting.” 

She’s got tears slipping down her cheeks the longer you two stare at each other. You’re the only sibling she’s ever had and she’s the only one you’ve ever placed your trust in. Until you met Michael, that is. 

Michael Clifford, son of Iris, Goddess of the Rainbow. You’re a daughter of Hecate and where you are dark and mysterious and fiery, Michael is light and open and gentle. It’s a stark contrast no one at camp saw working and so far, you’d managed to prove everyone wrong. “L-lou, please, c-call I-iris.”

There’s a slight hesitation but she does it anyway, using the control over the mist to create a rainbow illusion, digging a drachma out of her ripped pocket to toss it through. "O, Iris, Goddess of the Rainbow, accept my offering.“

It takes a second, but Iris appears from the rainbow. The Goddess’ wings flutter, eyes taking in the blood that is still slowly leaking from your side and pooling beneath you. She had always been oddly fond of you since your introduction. 

The warmth and sadness in her brown irises makes you want your father now more than ever. “Oh, [Y/N]. What have you gotten yourself into, dear?” 

You cough, chest heaving when something thick blocks your throat. Whatever it is, it’s warm when it dribbles out the corner of your mouth. A shakey brush of your fingers against the skin there tells you it’s just more blood. “I-it’s my fault, I-iris. C-can you…” the coughing starts again, body curling in on itself even though any movement hurts. 

“I’ll go get you Michael, dear. One moment.” The rainbow fades in and out a bit, kind of like static on a TV. It clears and then it’s Michael staring back at you, the sounds of the defense line echoing behind him. 

“[Y/N]? Oh Gods! What happened?!” 

You don’t have the time to answer his question, already feeling the haze start to cloud your mind, “I’m g-gonna miss you. S-so much.”

Michael’s bottom lip is trembling through the rainbow, thick and heavy tears starting to flow down the apples of his cheeks as he takes in the scene that surrounds you. “Why does that sound like you’re saying good bye?” He chokes out, voice breaking. 

Chest heaving, you’re struggling to breathe. It feels like you’ve got a manticore burrowing into your chest. “I-I’ve only ev-ver loved three people: my dad, and L-lou.” Your sister squeezes your hand from where she still kneels next to you, “And y-you.” 

Michael’s shaking now; violently shaking. The irises of his eyes swim with panic; pupils dilating and hiding the green that you adore. “I love you [Y/N]. I swear on the Gods, I love you so much.” Oh, Gods, why did he let you go to the front lines without him? How was he going to live without you? Curse the Gods for not getting involved–someone had to save you!

“M-mike?” 

He swallows, coming back to the present; nails digging into his palms when his fist clench. “Yeah, [Y/N]?”

“I’m s-so tired, Mike.” 

Michael nods, despair bubbling low in his chest. He can still see the shallow rise and fall of your chest, but it already feels like he’s missing a limb. “I know babe. You can go to sleep if you want.” 

Your head falls a bit more to the side to face the Iris-message, eyes half-lidded when your vision blurs more. Tears continue to slowly trail down your face to pool on the ground, “’m so scared, Mikey.” Your words are slurring, chest slowing. 

“I know, I know. Me too, but I’m going to stay right here until you fall asleep, [Y/N], okay?” Michael’s own chest is heaving now, struggling under the weight of his swallowed sobs. His voice is crumbling, Do you hear me? I’ll always be here for you. It’s you and me against the world.” 

Your nod is barely detectable, eyelashes fluttering against the stained skin of your cheeks as they close. The breathe is leaving your chest slowly, the feeling in your extremities following. It’s your last breath, but Michael hears it: “Always.”

Shuu:  ……………………

Reiji: Cielos…. esto es ofensivo.

Ayato: Tch, éstos vampiros no se parecen para nada a nosotros.

Kanato: ¡Esto tiene que ser una broma! ¡Ni a Teddy ni a mi nos gusta!

Raito: Ne, Bitch-chan, y a ti, ¿te gusta esta película? ¿De veras?

Subaru: ¿Pero qué demonios se supone que es esto?

Ruki: No estoy completamente de acuerdo con el concepto de vampiro que manejan en la película.

Kou: ¡Vaaaamos~ chicos! La película no es tan mala, solo un poco cursi, fufu.

Yuma: No sé si reírme o enojarme por el tipo de “vampiro” que tienen ahí.

Azusa: …. Si se supone que son vampiros…. ¿dónde quedó todo el dolor… y el sadismo…. y el beber de humanos….? …. No entiendo por qué son así, Eve….

Carla: -Termina de ver la película.- Eh….. fue algo, eh, interesante. -Se va.-

Shin: Pfffft, ¿pero qué se supone que estamos viendo?

((*SIN OFENDER A NINGUN FAN DE ESTA PELICULA. NOS BASAMOS EN LAS PERSONALIDADES DE LOS VAMPIROS PARA RESPONDER.*))