fest travel

10

Noel and Richard’s honeymoon trip to Copenhagen 

2

Story time:

On September 4th, I had the lucky chance to be apart of a small group who got to watch Darren Criss and his band rehearse for Elsie Fest which is (today) September 5th.

For a good portion of my life I’ve been working festivals and working my butt off around the world to one day work towards working along side my idols or even to just cross paths with them. Yesterday, I got that opportunity with Darren. Not only did I get to meet him and talk with him and share my passion for hard work with him but I also during his rehearsal got to sing with him. (With two other lovely girls that I pulled up because when are you going to get that chance!?)

I will go into more detail about the meeting and what was said and the other opportunities I got out of yesterday but for now.

A very huge thank you to the team at Hyphenate Creative and Darren Criss, my fellow vagabond xx❤️

Anyway, I’M OFF TO CONEY ISLAND FOR ELSIE FEST!
Peace!

Tagged by @crhiscornell to answer 11 questions, here they are

1. What album (or song if you don’t listen to full albums very often) currently defines your life?
I’m all about the new First Blood record “RULES”. My life, my rules

2. When was your last haircut, and was it what you wanted?
About a month ago, I cut and color my hair by myself so I always get what I want

3. Have you ever shoplifted? (Intentional or unintentional)
I stole once a bubblegum when I was a kid and I got my ass beaten till it bled

4. Describe the best summer of your life?
A mix of traveling, music fests, art and sport stuff with my friends. Pretty much like all my past summers

5. Where would you say home is?
Wherever it feels like home

6. Would you rather have a pet rat, cat, or bat and why?
All three combined would be the ultimate pet. Maybe throw a crow in the mix. And a sloth and a shrimp

7. Do you subscribe to any lifestyles?
This is such a weird question. No, I don’t think so

8. If you had to write a book, would it be fiction or nonfiction?
I could do both, depending on the theme I would select

9. What are you most confident about?
My ability to fuck up. I ace that like a pro

10. Have you ever eaten anything out of the garbage? Or fed someone something from the garbage?
No, but I threw a few ppl in the trash head first and they most likely swallowed something

11. Have you been in a moshpit?
Yup

Thanks for tagging, it was fuuun, I hope you enjoyed my answers 😁
Nirvana in Fire Fest 2016

Jingyan traveled far and wide to bring Lin Shu a gigantic pearl.

In the true gift giving spirit of the drama that ruined our lives … 

Welcome to the first ever Nirvana in Fire Fest.

This is where we prompt each other and create fanworks for each other.

This is where we possibly find our internet soul mates (omg you ship Xia Dong/Nihuang too?? ❤ ). 

This is where we form support groups because the AANNNGGGSSTTT IS REAL (why is Jingyan’s life so hard? T___T ).

Rules and Information below.

Keep reading

FERZAN ÖZPETEK FİLMLERİNİ HEP SEVDİM

Ferzan Özpetek filmlerini hep sevdim… Çünkü dünyada aşkın, sevginin, arkadaşlığın ne kadar “derin” olduğunu işleyen birçok yönetmen var. Ancak bu duyguların aynı zamanda ne kadar “geniş” olduğunu, bu kadar iyi anlatan çok az insan var. Bu kadar geniş, yıllar sonra seni bir rüyanın peşinde koşturacak ya da hiç bilmediğin bir geçmişte hiç bilmediğin duygularla karşılaştıracak ya da sana bir anda materyal tüm değerleri geride bıraktıracak ya da tüm dünyayı karşına aldırtacak kadar “geniş”…

En çok da kurulan masaları, donatılan sofraları sevdim onun filmlerinde. Belki de hangi dili konuşursa konuşsun, en önemli ortak noktası kültürlerin; kare olsun, dikdörtgen olsun, yuvarlak olsun fark etmeksizin, bir masanın etrafında yemek yerken paylaştıkları, hissettikleridir. En iyi Cahil Periler’de gördük bunu, biz de orada olmak istedik… O sofranın, o paylaşımın bir parçası olmak istedik. Ya da 30larındaki Lorenzo ile 40larındaki Davide’nin misafirlerine yemek hazırlarken bir taraftan sosu da biz hazırlamak istedik(Saturno Contro). Antonia 15yıllık eşi Massimo’yu bir kaza sonucu kaybettikten sonra bir şüpheyle “hayatında başka biri daha var mıydı” sorusuna cevap bulduğunda yine o “geniş” kavram çıktı karşımıza(Cahil Periler).  Ya da Lorenzo birdenbire hiç beklenmeksizin öldüğünde arkasından mahvolan Davide’nin çaresiz çığlığını benim gibi dev ekranda izleyen kaç kişinin gözleri dolmuştur… Francesco ile Mehmet’in bir hamamda geçen sürrealist sohbetleri ya da daha önce İstanbul’a hiç gelmemiş Marta’nın bir vapurda okuduğu o mektup içimizi titretmedi mi? En çok da genç Giovanna ile yaşlı Simone’nin “Historia de un Amor” şarkısı eşliğinde kendi iç hesaplarını yaptıkları o dakikalarda karşı pencereden onları izlemeyi istemedik mi…?

Ve tabii ki müzik! Yaptığı her güzel şeyi müzikle zenginleştirerek daha çok duyu organımıza hitap eder duruma getiren Özpetek, film müziği seçimlerinde de olağanüstü! Ma che Freddo Fa, 50Mila, Passione gibi şarkıları defalarca İtalya’da gruplarımla dinlediğimde, filmlerini izlerkenki aynı sıcak duyguları hissediyorum. Ya da Cuore Sacro’nun operasal müziklerinde Irene’nin içindeki değişimi daha iyi kavrıyorum.

 Ve vazgeçilmez figüranları Özpetek’in, kanımca Türkiye’nin en iyi entelektüellerinden Serra Yılmaz ve dev müzisyen Sezen Aksu. Onların katkıları olmasaydı, bu filmlerde kesinlikle bir şey eksik kalırdı!

Ferzan Özpetek filmlerini hep sevmişimdir… Ancak bu sefer sinemaya yeni bir filmini izlemeye değil, bavulumu hazırlamış Floransa’ya gidiyorum. Çünkü bir gelenek varmış İtalya’da, başarılı, kendini ispatlamış yönetmenlerden bir opera sahneye koymalarını isterlermiş. Bunu Özpetek’e de teklif etmişler birkaç defa ancak O, çeşitli nedenlerden ötürü daha önce böyle bir projeye soyunmamış. Demek artık vakti geldi ki, opera sanatının asıl doğum yeri olan Floransa’da, Maggio Musicale Fiorentino Tiyatro’sunda aynı adlı İtalya’nın en eski müzik festivalinin açılışına Ferzan Özpetek’in sahneye koyduğu “Aida” yı izlemeye gidiyoruz hem de Zubin Mehta yönetiminde. Aslında bu bir organizasyon, kültür turlarının öncüsü FEST Travel’ın düzenlediği bir gezinin lideri olarak gidiyorum Floransa’ya.

Yanımda 29kişilik, kültür tutkunu seçkin bir grup, içimde bu organizasyonun bir parçası olmanın mutluluğu, varıyoruz tiyatroya… Filmlerde gördüğüm kırmızı halılar, asil kıyafetleriyle atlı korumalar, İtalya’da daha önce de tanık olduğum baş döndürü bir şıklık ve zerafet. Çalışanların 1saatlik grevi sonrası başladı Aida… Aynı sinemasal dil, aynı genişlik ve taa içime işleyen o sesler ve müzik. Ufacık detaylarla kocaman işler yapan Ferzan’ın o tanıdık aurası…! Gerisini zaten basın yazdı… Herşey ama herşey çok güzeldi…

© Bengi Işıl Göktürk