ferdis

Acı, Geçmişimizin Bize Kadeh Kaldırma Şeklidir: Şerefe!

  Bizim acımız, dünün hatalarını yarının hüsranlarına bahane yapacağımızı bilmekten kaynaklanıyor. Bilmeyerek yaptığımız her yanlış, söz konusu acı olunca ‘’bile bile lades’’e dönüşüyor. 

  Peki ne yapacağız? Nasıl acı çekmeyeceğiz? Düşünmeyeceğiz, sevmeyeceğiz,görmeyeceğiz,duymayacağız ve yine sevmeyeceğiz. Unutacağız Ferdi Tayfur’u, unutacağız Kafka’yı, Leyla’yı, Milena’yı,  Milena Gibileri.. Unutmak bir erdem değil, korkaklıktır. Bunu bileceğiz. Unutacağız. Hayatımıza artı katan ne varsa sileceğiz. Tecrübe edindiğimiz tonlarca bilgiyi suya yazmış gibi düşünüp, nehri akıtacağız. Tecrübe bir fayda değil, kırbaçtır. Bunu bileceğiz. Kırbaçlarımızı gömeceğiz. Acımızı önce hafifletip, sonra tamamiyle yok edeceğiz. Peki ya sonra? Sonra ne olacak?

  Uyuşacağız. Solacağız. İçimizden asla bir Müntekim Gıcırbey çıkmayacak. Bir kez olsun feryat figan isyan etmeyeceğiz tanrıya. Bizi sevecek. Bir kedi açlığını anlamayacağız, bütün çiçekleri kurutacağız. İçimizden asla bir Özdemir Asaf çıkmayacak. Lavinialarımızı çöpe atacağız. Dahası, hiçbir kadına Lavinia demeyeceğiz. İsimsiz kadın çöplüklerimiz olacak. Bu sayede acı çekmeyeceğiz. Uyuşacağız. Tanrı bizi sevecek. Solacağız. Kırbaçlarımız yok olacak. Tecrübemiz olmayacak. Unutacağız. Solacağız. Şebnem Şibumi Çöplüğü diye bir bataklığımız olacak. İçerisinde milyonlarca isimsiz kadın olacak.

  Peki ya bunu seçmiyorsak? Kırbacı da, allahsızlığı da, yeşermeyi de, Şibumi’yi de seviyorsak? O zaman iki kadeh rakı, Ferdi Tayfur şarkıları ve Sabahattin Ali kitapları ile yüzleşeceğiz. İçtikçe, dinledikçe, okudukça kırbaç yiyeceğiz. Acı çekeceğiz. Sevinemeyeceğiz. Tanrının gözünde cehennemin asi orospu çocukları olarak kalacağız! Bilecek, duyacak, seveceğiz.

  Şerefe!

“kim var! ” diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert “ben varım! ” cevabını verici, her ferdi “benim olmadığım yerde kimse yoktur! ” duygusuna sahip bir dava ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik…

“Spectators with sunstroke were dropping like flies,” Bobet’s team-mate Raphaël Géminiani later recalled. “At the bottom of the Tourmalet the Swiss [Ferdi Kübler] got up on his pedals and went sprinting away. He was off like a locomotive. That was his trademark. I just had time to warn him, ‘Steady, Ferdi! The Ventoux isn’t like other climbs.’ And then, between two apocalyptic attacks, Kübler put me in my place in his shaky French: ‘Ferdi also not champion like others.’ On the line, they had to scoop him off the road with a teaspoon.”

Read more of Isabel Best’s account of the 1955 stage of the Tour from Marseille to Avignon over on Rouleur

Mahir Ünsal Eriş - Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde

Mahir Ünsal Eriş’in öykülerinde şeytan tüyü var diyebilirim. Hep aynı tat var, birbirini çağrıştıran ama bambaşka öyküler. Şöyle de denebilir, başka hikaye ama aynı hayatlar. Seviyorum ben de okumayı.

Bu kitapta 150 sayfaya 14 tane öykü sığdırılmış. “Olduğu Kadar Güzeldik” kitabındaki tadı alamasam da bu kitabı da sevdim. En son öykü olan “uzunca bir diyet hikayesi”ni çok beğendim. Ve “kadınlar hep olmadık zamanlarda” da beğendiklerim arasındaydı.

@okuyorumla

Biraz olayları dışarıdan izlemek düşüncesi ile darbe girişimi hakkında hiç bir yorum yapmadım , öncelikle söylemler düşünceler üzerinde durmayı uygun gördüm . 

Paylaşımlar sataşmalar ve kişilerin kendi aralarında ki yaftaları üzerine bir kaç cümle yazmayı tavsiyede bulunmayı “ Bu ülkenin bir ferdi olarak kendimde hak gördüm “ 

1. Darbe asla kabul edilemez, muhalif kimlikte olsan dahi darbeden medet ummak yılana sarılmaktır. 

2. Her ne olursa olsun sev ya da sevme “ Halkın seçtiği idarecileri halk seçimde tercih etmediği için gitmek zorunda kalmalı “

3. Demokrasiye daima sahip çık , demokrasi hepimize lazım.

4. Kesinlikle nefret söylemleri ile değil olayların gelişme şekliyle değil ana düşüncen “ Demokrasiye sahip çıkmak olmalı “ 

5. Halkın sokakta olduğu zamanlarda bunu kullanmak isteyecek provokatörler olacaktır. Başkaların talimatıyla kesinlikle ama kesinlikle camlara taş, polise askere kurşun , vs gibi durumlara kalkışma. Silahlı önlemeyi ülkenin namuslu güvenlik güçleri yapacaktır. 

6. Her ne olursa olsun “ Ülke hayrına birlik beraberlik “ temennisinde bulun. Bırakın siyasi düşünceleri bir kenara amaç “ Önce vatan olmalı önce kardeşlik olmalı “ 

7. Her yazılana , her paylaşılana her anlatılana inanma iyice araştır doğruluğunu teyit et. 

8. Popülerlik uğruna fazladan paylaşım almak like almak gibi düşüncelere kapılıp yalan bilgi ya da insanları kutuplaştırıcı söylemlerden uzak dur. 

Değerli kardeşlerim , şahsımın düşüncesi ülkemiz kırılgan bir yapı da ve zor bir zamandan geçiyor. Söylenen her yanlış söz , atılan her yanlış adım ülke de iç savaş ortamına sürükleyebilir ya da bunu isteyen kişilere zemin hazırlatabilir. 

Unutmayın kibritin alevi küçüktür ama ormanı yakabilir. 

Demokrasiye sahip çıkalım. 

Ekinlere gidiyoruz koşmaya, koşmak demiyoruz biz ama. Yüzmek diyoruz, deniz yeşil bize. İçinden düdük yapabileceğimiz bir deniz. Yorulana kadar koşuyoruz, sonra yorulduğumuz yerde atıyoruz kendimizi sırtüstü. Kollar başların altında yastık, göğe bakarak sonsuz meraklara dalıyoruz. “Allah olsan uçar mıydın?”
—  Mahir Ünsal Eriş - Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde

anonymous asked:

Ölen masum askerlere cok uzuluyoruz ama davasi icin orda can veren halka neden uzulmuyor bu devlet. Bu olaydaki tek masum halka ates acan askermi .

şehide üzülüp de ölen sivile üzülmüyosa bu devletin ayıbıdır ölen asker de bizim kaybımızdı hayatını kaybeden siviller de. fakat tatbikat var diye kandırılan askerle halka ateş açan askeri masumluk konusunda aynı kefeye koyamazsın, hiçbir emir kendi halkına ateş etmeyi söylemez eğer o emri veren varsa da bu milletin bi ferdi saymazsın

Küçükken kaset satan yere gidip “huzurum kalmadı” şarkısını söylemiştim.
Adamlar “burası o tarz bir yer değil yeğenim biz kaset satıyoruz.” deselerde anlamamış,
tüm ferdi tayfur şarkılarını bir bir söylemiştim.
Sonra adamlar gönlüm olsun diye atilla taş kasedini üstüne sesimi kaydetmişlerdi.
Babama götürüp dinletince gülme krizine girmişti.
O gün vazgeçtim ünlü olmaktan.

– sevmiyorum ben Orhan Gencebay’ı
– Orhan Gencebay değil ki bu.
– biliyorum da sevmiyorum ben Orhan Gencebay’ı, çok hesaplıyor öyle şeyleri(her şeyleri). Hesaplıyor derken, tamam belki memlekette en iyi bağlamayı o çalıyor ama… ya da ne bileyim, bazen bir şarkının sırf giriş kısmında dört tane ayrı makamı birbirine çok iyi bağlıyor falan ama sen o gitarı niye sokuyorsun ki işin içine?

duyduğu gibi davranmıyor bence. Samimi gelmiyor bana.
Bak Ferdi öyle değil misal. O bana böyle olduğu gibi, daha içten geliyor. Hiç hesapsız, kitapsız, paldır-küldür, ne gelirse…bilmediği şeylere hiç bulaşmıyor. Belki üç tane şey biliyor ama o üç şeyi en iyi o biliyor.”