el sabunu

dün akşam üzeri şok’tan üç patlıcan, dört domates, dört kırmızı biber ve bir buçuk kiloluk yoğurt aldım. eve gelip yemek yapacağım bunlardan. niyetim bu. kasaya gittim. çıkarken de bir avuç dolusu bozuk para aldım yanıma. beş kuruş, on kuruş, yirmi beş, elli kuruşluk ve bir liralık bir avuç dolusu bozukluktan söz ediyorum. kasada aldıklarımı geçirdikten sonra on dört liralık bir hesap oluştu. aldıklarımın içinde bir de sıvı el sabunu da var. onu unuttum yazmayı. bozukları uzattım ilk kasadaki gözlüklü kadına. saydı. üzerine ne kadar daha para vereceğimi söyledi, uzattım onu da. bekledim o sırada. aklıma aldıklarımı torbalamam gerektiği gelmedi. arkamda da gençten bir çocuk var. iki ekmek ve şu an hatırlayamadığım bir parça daha ürünü vardı. sıkılıyordu. etrafı, diş macunlarının, deodorantların olduğu kısmı inceliyordu. kasiyer hesabımı kapayıp bana para üstünü uzatınca çocuğun ne yaptığıyla ilgilenmekten vazgeçip kendi eşyalarımı torbalamam gerektiğini farkettim. allahtan aynı hizada diğer bir kasa daha vardı. boştu. aldıklarımı oraya sürükleyip boş torba istedim. ne var ne yok bakmadan hızlıca aldıklarımı torbaya doldurup eve döndüm. buzdolabının üzerindeki raftan geniş bir tepsi alıp içine aldıklarımı boşalttım. suya tuttum hepsini. köşede duran tahtayı ve çekmeceden keskin bıçağı alıp doğramaya başladım patlıcanları. sonra biberleri ve domatesleri dilimledim. hepsini sırasıyla tepsiye dizdim. üzerine biraz yağ ve su boşalttım. sonra fırına koydum. etrafı toparlayıp masaya temizledim. yapacağım yemekle yoğurt yemeyi çok seviyorum. farkettim ki ben yoğurdu markette unutmuşum. hava da soğuk üşeniyorum. yoğurtsuz yiyecektim. öyle de oldu.

sorun şu: insan bir buçuk kiloluk yoğurdu nasıl unutabilir? iki üç gündür unutuyorum. bu ilkiydi. bunun dışında birkaç şey daha unuttum. onları da anlatmak isterdim. fakat neyi unuttuğumu da unuttum. biraz önce işten dönerken her zaman kullandığım yoldan başka bir yola sapmışım. çıkmaz bir sokağa girince farkettim. geri döndüm koşarak. kızacağım kendime kızamıyorum. her insanın başına gelir diyerek geçiştirdim. ama her insan bir buçuk kiloluk yoğurdu unutamaz. bugün dönerken yoğurdu soracaktım. onu da unuttum. önünden geçtim marketin. buna rağmen unuttum. eve geldim üstümü değiştim. masaya oturdum ve bir sigara sardım. insan nasıl unutabilir? bunu sordum kendime.