ekose

Mendilleriniz çok güzel.
Kravatlarınız bıyıklarınızla çok uyumlu bir kombin oluşturmuş.
Özenle taranmış saçlarınız ve kolalı gömlekleriniz, meseleye verdiğiniz öneme işaret ediyor.
Yüzünüzden okunan samimiyetiniz, sinek kaydı traşınızla biraz daha samimiyet kazanmış.
Ceketinizin ekose deseni, yakanıza iliştirmiş olduğunuz zarif rozet ve arka planda şahin bakışlarla etrafı kesen korumanızdan, saygın kimlikleriniz kolayca anlaşılıyor.
***
Saygın dirseklerinizle bir adım geriye itmiş olduğunuz, deri yelek ve yün içlikli baba da şehit babası. 

- Caner KARA

Öperek uyandırdım bu sabah ayrılığı…. 
Fırından yeni çıkan bekleyişler satın aldım…
Kırmızı mavi ekoseli yalnızlığımı serdim masaya…
Manzaraysa ayrılığa sıfır! İşte her şey hazır…
Acılarımla iki lafın belini kırdık… 
Yokluğunda bir kuş sütü eksik…
Yalnızlığım ve ben; 
seni çok bekledik!…”

Koca Boynuzlamanın Sonu ( 9 )

( ÖNCEKİ BÖLÜM : 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 )

              Yataktan kalkıp cep telefonumu aldım. Bir yandan rehberde kardeşimin telefon numarasını ararken bir yandan olayın garipliği karşısında gülmemek için kendimi zor tutuyordum.

                Nasıl gülmem… Ben çırılçıplak yatağın ortasındayım, elimde telefon… Kocam elinde ekmek bıçağı, guya bizi öldürmek üzere… Sikici aygırım çıplak, basılma ve ölüm korkusunu biraz atlatmış, eliyle yarı kalkık koca sikini örtmeye çalışır vaziyette beni izliyorlar merakla… Öyle komik bir vaziyetteyiz ki… Bir iki çalmadan sonra kardeşimin sesi duyuldu. Hoparlörü açtım, erkekler de duysun diye,

              “Efendim abla?”

              “Gülaycım, bana gelsene biraz…”

              “N’oldu abla? Bu saatte… Hayır olsun. Bir şey mi var?”

              “Yok canım, telaş etme hemen… Enişten bu gece de yok, canım sıkıldı yalnız başıma…”

              “Yaa… Yarına dersim vardı, alınacak notlar filan… Çalışıyorum abla.”

              “Kız şıllık, gel işte hemen… Burda çalışırsın dersine… Hem biri daha var burada, beraber çalışırsınız.”

              “Nasıl yani? Kim var ki?”

              “Okul arkadaşın… Emre…”

              “Emre mi? Bu saatte? Emre ne arıyor ki bu saatte sizin evde abla?”

              “Kız soru sorup durma işte…” Sesimi alçalttım biraz, fısıldayarak, kinayeli kinayeli, “Geçen gün çalıştığınız ders çok iyi geçmiş. Gelsin de yine çalışalım diyor çocuk… Anlattı biraz da… Hadi aptal, soru soracağına babamlara bende kalacağını söyle, gel hemen…”

              “Emre ne anlattı sana abla?” Sesindeki korku ve çekingenlik belli oluyordu.

              “Nasıl ders çalıştığınızı kahpecik… Hazır enişten de yok, kalk gel, iki konu daha çalışın işte… Çocuk çok özlemiş seni…” diyerek bir kahkaha attım. “Merak etme, ben dersinizi bölmem. Siz rahat rahat çalışırsınız.”

              “Tamam abla yaa… Ne anlattıysa sana o salak… Neyse… Babama söyleyeyim sende kalacağımı, hemen geliyorum.”

              Telefonu kapattım, erkekler de ben de rahatlamıştık. Kızkardeşim on dakika sonra burada olurdu. Onlar lolita kardeşim gelecek diye sevinirken, ben de üstümden yük kalktığı için rahatlamıştım. Öyle ya… Kocam benim yardımımla masum kızkardeşimi becermek istiyor diye bana hafakanlar basıyordu sürekli… Benim yüzümden kızın namusu elden gidecek diye ölüyordum. Aklımın bir köşesinde hep bu konu vardı. 

              Kızkardeşim… Körpecik… Masum… Daha düne kadar donunu topladığım küçük kız… İlk regl olduğunda ped kullanmasını öğrettiğim acemi kız… Meğer sen ne azgın, ne şeytan orospuymuşsun da haberim yokmuş benim… 

             Beni uyutup… Benim yatağımda… Benim kapatmamla sevişirsin ha? Önden olmasa da arkadan, hem de eniştenle ikimizin kayganlaştırıcı kremini kullanarak kendini siktirirsin ha? Ablanı siken puştun sikini kendi ellerinle kremlersin de kaygan kaygan bakire götüne sokarsın ha? 

              Dur bakalım sen azgın kahpe… Ayıp, günah, abla, kardeş, enişte, ensest bitti artık… Ben de seni hem aygıra, hem eniştene siktirmezsem ne olayım… Kendi ellerimle siktiricem seni… O kızışmış amına koydurucam senin… Emre’nin koca kalın yarrağını kendi elimle tutup amına sokucam senin… Dur bakalım… Görürsün sen…

              “Nereye daldın ulan orospu karı?” diye seslenen kocamın sesiyle kendime geldim, düşüncelerden sıyrıldım. Bir şeyler söyleyip duruyordu. İçimdeki öfkeyi bastırıp gülümsedim kocama,

              “Efendim aşkım? Duyamadım, pardon…” dedim yumuşacık… 

              Ne de olsa boynuzlamıştım herifi… Elinde hala kocaman bir ekmek bıçağı tutuyordu. Her ne kadar boynuzlu bir pezevenk olduğu bir gerçekse de… Sırf lolita baldızını sikme hayalini gerçekleştirebilmek için, benim sikilmeme göz yumsa da… Yine de erkek milletine güven olmaz. Yumuşak davranmalı ki, o boynuzları ilk önce alnının kabağına yerleştirenin ben olduğumu unutsun.

              “Bir şeyler bul da şu benim amcık ortağımı koltuğa bağla diyorum. Donunu da ver şuna… Senin amcığına, baldızımın götüne girmiş yarrağını gördükçe sikiştiğiniz aklıma geliyor. Asabım bozuluyor, tansiyonum yükseliyor.”

              “Şey… Emre’nin külodu yok kocacım… Öyle, külotsuz gelmiş…” diye kıvrandım, içimden gülerek… Kocam da biliyordu bunu… Emre ile bütün sevişmemiz boyunca bizi izlemişti çünkü…

              “Tamam ulan… Öyle dursun, ne yapayım? O zaman sen üstüne bir şeyler giy, fingirdek karı… Ulan hiç çekinme yok mu sende? Hadi ben kocanım, utanmıyorsun. Ama bu herifin yanında amını götünü göstere göstere niye dolaşıyorsun? Oğlan seni çıplak gördükçe kule gibi yarrağı havaya dikiyor işte… Biraz daha sertleşirse salam gibi dilim dilim kesecem o yarrağını senin Emre bey… Orospu karıma bakıp bakıp havalandırma sikini…”

              “Öyle deme abi…” diyecek oldu çocuk,

              “Haa… Öyle demeyeyim di mi? Çekinmesine gerek yok zaten değil mi Emre bey? Nasıl olsa karımın amını götünü gördün sen… Görmeyi de bırak, ben yokken sabah akşam siktin karımı… Ne çekineceksiniz canım… Karımın ikinci kocası sensin. Çekinecek bir şey yok ki…”

               Gidip hole bıraktığı kamerayı aldı geldi. Emre’nin burnuna uzattı,

              “Bak… Karımı nasıl siktiğini kaydettim buraya… Dua et, öfkeden kendimi kaybedip gebertmedim ikinizi de… Modern adamım ben… Sırf elimde delil olsun diye sizi kameraya çektim. Karımın amına nasıl koydun, pompa yapa yapa nasıl zevkten bağırttın, döllerini nasıl karıcığımın amına boşalttın, hepsi burada…”

               Ben çıplak bedenime çamaşır giymeden etek bluz, iki parça giysi geçirirken kocam da kameranın Oynat tuşuna basmıştı. Elindeki minik kameranın açılır ekranında, bizim Emre ile ikimizin sikişmelerimiz, feryatlarımız gırla gidiyordu. 

              Anlaşılan kocam kendine harika bir ev pornosu çekmişti. Sevgili karısının başrolde olduğu, kendini başka bir erkeğe siktirdiği bir ev pornosu. Eminim yıllar boyu saklayacaktı bu hazineyi… Tabi bundan sonra bu ilk pornomuza yenileri de eklenecekti, emindim buna… 

              Emre kocamın burnuna dayadığı sikiş görüntülerinden biraz utanarak başını yana çevirdi. Kolay değil, eli bıçaklı adamın karısını sikiyordu ekranda…

              “Ben ne dersem onu yapacaksın. Hiç itiraz yok. Yoksa seni bitiririm. Ne mahallede, ne okulunda yaşatmam seni… İnsan içine çıkamazsın. Anlaşıldı mı?”

              “Tamam abi, anlaşıldı.”

              “Dur bakalım. Sevgili baldızım Gülay hanım gelsin, ona da hesap sorucam. Bakalım o ne diyecek bu sikiş sokuş işlerine… Senin doğru söyleyip söylemediğini anlayayım. Ondan sonra karar veririm ne yapacağıma… Hadi Gül, orospu karıcım benim, gel de sikişken kız kardeşini karşılayalım. Sen biz söyleyene kadar bu odadan dışarıya çıkmayacaksın Emre bey… Kapıyla aranda bu bıçak var, kaçmayı deneme bile…”

                 Yatak odasından çıkıp kapısını kilitledik. Kapının önünde kocama sarılıp dudaklarına yumuldum. O da hırsla sarıldı bana… Sıkıca bir öpüştük, dudaklarımızı hırpalarcasına emiştik. Ellerimi kalçalarına koyup kendime çektim kocamı, kalkmış sikini önüme sürttürürken o da aradan memelerimi yoğurup duruyordu. 

                 Neden sonra ayrıldık nefes nefese… Elimle sertleşmiş sikini şortunun önünden tutup sıktım, bıraktım. Onun eli de çamaşırsız giydiğim eteğimin altına dalmıştı. Kabarmış, Emre’nin dölleri akan ıslak am dudaklarımı avuçlamıştı. Güldüm,

              “Korkudan öldürecektin oğlanı Murat” dedim. “Ben bile korktum valla… Öylesine güzel oynadın. Hey, bu arada, harika plan kurdun doğrusu… Bir taşla beş kuş vuracaksın neredeyse…” O da güldü,

              “Öyle oldu değil mi? Biraz spontane gelişti ama, sonu güzel olacak, merak etme aşkım… Herkes mutlu olacak.” 

               “İçerde karar veremedim dedin aşkım. Neyin kararını vereceksin?”

               “Bilmiyorum karıcım yaa… Bu senin orospu kardeşin Emre ile sevişiyor ya… Ben araya nasıl, ne zaman girsem, benim sikme isteğimi nasıl karşılar, ne tepki gösterir, onu bulamadım henüz… Yoksa ilk kızlığını Emre mi alsa? Ne dersin? Gerçi sen de boynuzlandığın için aşığına bozuldun biraz ama…” Bu arada kapının zili çalmaya başladı.

               “Canım benim… İlk erkeği de olsa, ikinci erkeği de olsa, Murat bey muradına erecek yani… Bir şekilde baldızını sikeceksin bu gece… Ben de bir yolunu bulur, Emre’den intikamımı alırım, merak etme…”

               “Sorma aşkım… Çok heyecanlıyım… Hadi gel, kapıda bekletmeyelim lolita baldızımı… Oh, kızkardeşini sikmek üzereyim karıcım… Azgın kardeşinin kızlığını alacağım bu gece… Ben salondayım. Sen karşıla baldızımı… Maçı idare et, top sende…”

               Kocam salonun kapısında kaybolurken ben gidip daire kapısını açtım. Gülay meraktan kocaman açılmış yeşil gözleriyle bana bakıyordu kapının önünde… Tam kocamın dediği gibi… Lolita… 

               Uzun sarı saçlar, etli dudaklar, minicik çilli burun, iri göğüsler, incecik iki karışlık bir bel, yuvarlak kalçalar, uzun bacaklar… İp askılı, portakal yuvarlaklığındaki ve sertliğindeki sütyensiz memeleri meydanda bırakan bir bluz,  ekose kumaştan kloş minicik etek… Telaşla içeriye girip kapıyı kapatırken soru yağmuruna tuttu beni,

              “N’oldu abla? Bu saatte nedir bu Emre muhabbeti? Sana neden gelmiş? Ne anlattı ki sana? Hem nerede o?” 

               Sevgilisini görebilmek için etrafına bakınıp duruyordu haspa… Onu etkilemek, cin gibi çarpmak için hazırlanmış da gelmiş, belli oluyordu doğrusu… Sıktığı erotik parfüm kokusu her erkeği baştan çıkarabilirdi. Oturma odasına götürüp koltuğa oturttum. Karşısına geçip ellerimi belime koydum,

              “Sevgilin daha önce ders çalıştığınız yerde canım… Yatak odasında…” dedim hışımla… “Seni bekliyor. Ama ondan önce benim sana sorularım var.”

              “Ne yatak odası abla? Ne diyorsun sen ya? Emre’nin senin yatak odasında ne işi var gece gece?”

              Ağzımı ararcasına, biraz şaşırmış vaziyette yüzüme bakıyordu. Ne biliyorum, ne kadarını biliyorum, merak içindeydi.

              “Yeme beni kızım. Aptal değilim ben. Sevgilinle benim yatak odamda ne haltlar karıştırdığınızı biliyorum. Hepsini…”

              “Ablacığım, ne bildiğini bilmiyorum. Tamam Emre ile öpüşüp koklaştık. Ama hepsi o kadar… Kız oğlan kızım ben abla… İstersen doktora götür beni inanmıyorsan. Evleneceğim adama saklıyorum bekaretimi…”

              “Ah Gülay… Sen giderken ben o yoldan geri dönüyordum kızım… Kızlık zarını bozmadan sikişmenin, erkeği elinde tutmanın kaç tane yolu var, ben bilirim. Dedim sana, her şeyden haberim var. Yatak odamda olanlardan da… Benim çekmecemdeki kayganlaştırıcı anal kremden de… Nasıl yaparsın bunu Gülay?”

                 Omuzları düşüverdi. Saklayacak bir şey kalmadığını anlamıştı artık… Bu kez saldırıya geçti,

              “Ne varmış bunda? Her kızın geçtiği yoldan ben de geçtim işte… Sanki sen eniştemle yapmadın bu işi… Sikişmenin kaç tane yolu varmış, biliyormuşsun öyle mi? Belki de evlenmeden önce başkalarıyla da yaptın. Kim bilir kaç erkeğe arkadan verdin…” Bunları duyunca beynim döndü. Orospu, aşığımla sikiştiği yetmiyormuş gibi bana hesap soruyordu. Yakası olmadığından ip askılı bluzunun ön tarafından tutup sarstım,

              “Sana ne küçük orospu? Kiminle yaparsam yaparım. Yaptım işte, var mı diyeceğin? Evlenmeden önce de yaptım. Ama evli bir kadınım ben, sadece kocama hesap veririm. Peki sen nasıl yaparsın? Benim yatağımda… Hem de Emre ile… Emre’yle… Nasıl sikişirsin sen Emre’yle? Utanmadın mı? Söyle bana… Nasıl? Nasıl? Nasıl?”

               Gözlerim dönmüş, bağırıp duruyordum kardeşime… Bluzun ip askıları çekiştirmeme dayanamamış, kopuvermiş, portakal memeleri meydana çıkmıştı. Ben hala parmaklarımı geçirdiğim ince kumaştan bluzu yırtmak istercesine sarsıyordum. Nitekim fazla dayanmadı, cart diye yırtıldı giysi… Paçavra gibi elimde kaldı, fırlatıp attım… 

                 Gülay belden yukarısı çıplak, hayretle yüzüme bakıyordu. Ellerini memelerine götürüp kapatmaya çalışıyordu bir yandan da… Ateş fışkıran gözlerimin içine baktı, baktı. Sonra da başını iki yana salladı şaşkınlıkla,

              “Ah ablaa… Olay benim biriyle sevişmem değil, değil mi?”

              “Ne, nasıl yani?” diye kekeledim. “Ne demek istiyorsun?” 

              “Evet canım… Olay benim bir erkekle beraber olmam değil. Yatak odanızda sevişmem de değil. Mesele Emre… Öyle değil mi? Emre…”

              “Ne Emre’si kaltak? Üste çıkmaya çalışma…” diyebildim. Bu kez şaşırma sırası bendeydi. 

              “Ah benim orospu ablam, ah… Ne yaptın kız? Emre’ye aşık mı oldun? Yoksa… Yoksa, Emre’yi baştan çıkardın, altına mı yattın? Öyle ya… Bu kadar tepki verdiğine göre… Emre’yle sikiştin sen… Emre’nin o kalın, kocaman, güzel sikinin tadına baktın. Mutlaka…” 

              Benim sesim kesilmiş, Gülay’ın sesi gitgide yükselmeye başlamıştı. Mutlaka kocam içeriden, Emre yatak odasından duyuyordu konuşmalarını… 

              “Gül hanım… Ben senin aşığınla seviştim, belki aşık da oldum, tamam… Ama sen? Vay kaltak vay… Benim yatağımda diye diye bağırıp duruyorsun. Yoksa yatak odanızda mı sikiştiniz?… Eniştemle seviştiğin yatakta mı seviştin aşığınla? Söyle bana…” Hesap soruyordu bana orospu.

              “Hadi ben meraklı, azgın ergenin tekiyim. Seks için kıvranıyorum, yokluktan, bekaret korkusundan duvarlara tırmanıyorum. Seviştim Emre’ye… Peki ya sen? Neden senin yarı yaşında, çıtır oğlanla, o kahpe piçle sikiştin? Benim gibi aç değilsin, açık değilsin. Uzaklara gidiyor, yalnız bırakıyor kocan, tamam… Ama evde olduğu her gece eniştem bağırta bağırta sikiyor seni… Karnını doyuruyor. Ev yıkılıyor senin orgazm feryatlarından, haberin yok. Eniştemin haberi var mı peki bundan? Boynuzlandığından haberi var mı zavallı adamın? Söylesene abla…” 

              Ben motor gibi konuşan kardeşime cevap veremeden arkamdan kocamın sesini duydum

              “Yok Gülaycım… Boynuzlandığımdan haberim yoktu…” 

               Sonunda kocam olaya dahil olmuştu. İkimiz de irkilerek dönüp baktık. 

              SONRAKİ BÖLÜM : ( 10 )

Öperek uyandırdım bu sabah ayrılığı.
Fırından yeni çıkan bekleyişler satın aldım.
Kırmızı mavi ekoseli yalnızlığımı serdim masaya.
Manzaraysa ayrılığa sıfır! İşte her şey hazır..
Acılarımla iki lafın belini kırdık.
Yokluğunda bir kuş sütü eksik..
Yalnızlığım ve ben; seni çok bekledik…

* Cemal Süreya

Öperek uyandırdım bu sabah ayrılığı. Fırından yeni çıkan bekleyişler satın aldım. Kırmızı mavi ekoseli yalnızlığımı serdim masaya. Manzaraysa ayrılığa sıfır! İşte her şey hazır.. Acılarımla iki lafın belini kırdık. Yokluğunda bir kuş sütü eksik..Yalnızlığım ve ben; seni çok bekledik.. 

Cemal Süreya

20 adımda Karaköy’ün hip mekan haritası

Bundan üç sene önce hiç aklımıza gelir miydi Karaköy’ün yeni cazibe merkezi olacağı? Cihangir’den başlayıp, Asmalı ve Tünel civarına uzanan ve güzel yemekleri ilginç mimariyle buluşturan mekanlar, şimdi Yüksek Kaldırım’dan aşağı inip Karaköy’den Tophane’ye doğru bir yol aldı sanki… Bunca zamandır zaman geçirdiğimiz, çayını kahvesini içtiğimiz bu güzel yerleri yazmadan geçmek olmazdı tabi. Buyurunuz Kemankeş Mahallesi’nden Kılıçali Paşa’ya 20 adımda Karaköy’ün en hip mekanları!

1. Tükkan

Geçtiğimiz aylarda birinci yılını güzel bir partiyle kutlayan Tükkan, bana göre Karaköy’ün en sosyal mekanlarından. Arkadaş buluşmaları, doğum günü partileri, civardaki herhangi bir etkinlik öncesi toplaşmalar için sık sık gidilen restoranlardan biri oldu kısa zamanda. Etli, tavuklu yemekleri, makarnaları ve salataları özellikle o civarda çalışanların öğle ve akşam yemeği menüsünü oluşturuyor. Ayrıca kendine has kokteylleri de denemeye değer. #tukkansenin hashtag’li brandalarıyla da oldukça sevimliler.

2. Colonie

Açılalı 6-7 ay oldu ama kısa zamanda müdavimleri oluştu Colonie’nin. İyi fine-dining restoran diyebiliriz burası için. Ben edamamesinden başka bir şeyini tatmadım henüz. Ama paella’sının pek seviliyor. İç dekorasyonu gerçekten çok şık ve otururken insana kendini iyi hissettiriyor. Yalnızca her sabah o civardan yürüyen biri olarak, tüm kaldırımı kaplayan masa ve saksılarının çok sevilmediğini söyleyebilirim.

3. Ops

Ops menüsünden önce özenli dekorasyonuyla bakışları üzerine çeken bir mekan. Gri ve sarı tonlarının uyumunu çok güzel yakalayarak, en sevdiğim ikiliyi bir araya getirmişler burada. Kahve molaları, huzurlu bir çalışma ya da arkadaş buluşmaları için tercih edilebilecek yerlerden. Doyurucu bir tabak için, menüden etli ya da tavuklu wrap’ini sipariş edebilirsiniz.

4. Unter

Karabatak’ın hemen karşı köşesinde, zengin menüsü ve bana göre bir parça abartılmış fiyatlarıyla ağırlıyor Karaköy sakinini. Tam olarak fine-dining restoranı olduğu söylenemez yalnızca kahvesini içmek ya da atıştırmalık almak için de gidebilirsiniz oraya. İçerisi oldukça şık dekore edilmiş. Yaratılan atmosfer bir fine-dining restoran imajı çiziyor. Fakat bir öğlen sipariş ettiğim üçlü mini burgerlerinin, beklentilerimin altında geldiğini söyleyebilirim.

5. Karabatak

Karabatak da Karaköy’ün en eskilerinden… Çok çeşitli Julius Meinl kahveleriyle, öğle molalarının uğrak noktalarından biri. Müdavimleri çok, uğramaya değil uzun uzun zaman geçirmeye geliyorlar. Eskiden öğrenciler için fiyat politikası, bırakılan bahşiş üzerinden işliyordu. Yani öğrenciler bir kahveye, bütçelerine göre bir fiyat ödüyorlardı ama artık o uygulamayı kaldırdılar sanırım.

6. Dem Karaköy

Çay kültürüne zengin bir bakış açısıyla yaklaşan Dem Karaköy, kısa zamanda çay diyice akla ilk gelen mekanlardan biri oldu. Birkaç ay önce Bebek’te bir şubelerini de açarak, çay sevgilerini semt semt yaymaya başladılar. Yaz aylarında yaptıkları şeftalili ve çilekli soğuk çayları oldukça cezbedici. Ben ilk beyaz çayımı burada içtim ve o günden sonra tutkunu olduğumu söyleyebilirim.

7. Press

Dem Karaköy’ün hemen sırasında geçtiğimiz bahar aylarında açıldı bu mekan. Menengiçten, mırraya, damla sakızlısından yeşiline çeşit çeşit kahveden oluşan zengin bir menüsü var. Günlük olarak hazırlanan tatlı ve kurabiye alternatifleri de sunuyorlar. Mekanın esprili yanı, her masaya oyuncu ya da yazar gibi ünlülerin ismini vermiş olmaları. Canınız kahve çekerse Press’e, çay çekerse Dem’e gidebilirsiniz. :)

8. Nar Dükkan

Nar Dükkan’ın menüsü oldukça zengin. Günlük değişen ev yemeklerinden atıştırmalıklara, kahve ve tatlı çeşitlerine ne ararsanız bulabilirsiniz burada. İşletenler de çok misafirperver ve hoşsohbet. Yolunuz düşerse mutlaka uğrayın.

9. Baltazar

Karaköy’ün dönüşümü sırasında açılan ilk gurme burgercilerinden biri. İlk açıldığında da seviyordum, hala da severim. Karamelize soğanlı ve cheddarlı Baltazar burgeri favorim. Buranın enteresan özelliklerinden biri, su, soda ve tüm gazlı içecekleri çocukluğumuzda çay bahçelerinde olan büyük cam şişelerde servis ediyor olmaları.  

10. Heisenberg

Baltazar’dan sonra açılan burgerci Heisenberg, özellikle büyük posiyon ve gramajlarıyla konuşuluyor. Burgerleri çok lezzetli ve doyurucu. Etli ve tavuklu yemeklerini mutlaka makarna ve salatayla getiriyorlar. Dolu dolu bir öğlen ya da akşam yemeği için oraya da şans verebilirsiniz diyorum.

11. Pim Karaköy

Lübnan mutfağının damak tadımıza en uygun örneklerini sunan Pim Karaköy, geçtiğimiz yaz aylarında açıldı. Falafeli, tabbulesi, pita arası lezzetleri çok iyi. Cevizli ve sucuklu köfteli pitası favorim. Yanında bir de butik pastanesi var ki, her önünden geçerken vitrinine takılmadan edemiyorsunuz.

12. Gakkı

Muhit’in hemen karşısında, sıra sıra dizili küçük mekanlardan biri. Buradaki misafirperverlik ve komşuluk ilişkisi gerçekten çok güzel. Birisi mekanında yer kalmadığında ya da kahvaltı, kahve gibi spesifik bir tat için orada bulunduğunda, o işi kim en iyi yapıyorsa oraya yönlendiriyorlar sizi. Gakkı da böyle bir samimiyetle işletilen mekanlardan biri. Sahibi eski reklamcı. Her reklamcının hayalini gerçekleştirmiş ve entrikalar dünyasından uzaklaşıp, kendi minik ve huzurlu kafesini açmış. İçeride birkaç, kapı önünde 4-5 masadan ibaret burası. Kahvaltı tabağı çok güzel, hafta sonu o civarlarda nerede kahvaltı etsek diye dolaşmaya kalkarsanız, Gakkı’yı tavsiye edebilirim.

13. Coffee Sapiens

Bu civarda son açılan take away kahvecilerden. Gakkı’nın hemen bitişiğinde, bu civardaki tüm mekanlar gibi küçük ve sevimli bir dükkan. Kahveleri kadar cheesecake’leri de seviliyor. Sabah işe giderken yolunuz benim gibi buralardan düşüyorsa, ayılmak için bir latte’sini içebilirsiniz.

14. Muhit

Karaköy üzerinden ölü toprağını atarken açılan ilk mekanlardan. Özellikle bahar aylarında öğlenleri sık sık gider kahvelerini içerim. Bugünlerde dükkanın önünü kış bahçesi gibi kapatıp, elektrikli sobalarını da koydular kapının önüne. Bu haliyle Asmalımescit’in Asmalımescit olduğu günlerde, Badehane’nin yarattığı samimi kahve ortamını hatırlatıyor bana. Yazın yaptıkları zencefilli ve taze naneli limonataları çok iyi. Yolunuz düştüğünde bir kahvesini içmek ya da kahvaltı etmek için uğrayın derim.

15. Bando Kitchen

Hem güzel ev yemekleri ve makarnaları vardır hem de bol çeşitli kahveleri, bitki çayları… Ben en çok bahar aylarında kapısının önüne atıp, ekoseli örtülerle süslediği masalarında oturup kahvesini içmeyi ve sokakta olup bitenleri seyretmeyi severim. Aynı zamanda çok güzel atıştırmalık kurabiyeleri vardır. Sağolsunlar kasa önündeki cam kavanozlarda duran çeşit çeşit kurabiyeleri meraktan her sorduğumda, mutlaka ikram ederler bir tane. Özellikle de bu sebepten severim kendilerini.

16. Gran Karaköy

Ev yapımı köftesini yemek ya da bir kahvesini içmek için uğranabilecek mekanlardan biri. Asma ağacının gölgesinde kalan, bol kedili sokağında oturmak bile huzur verir insana.

17. Komodor

Pek misafirperver oldukları söylenemez ama pizzaları ve yaban mersinli, naneli gibi enteresan aromalı, gazlı içecekleri güzeldir. Ayrıca yakın zamanda hem yemeksepeti.com’a girmişler hem Cihangir Galata civarındaki evlere servis yapıyorlarmış.

18. SAHİ İstanbul

Eski İstanbul esintilerini, şehrin en tarihi noktalarından birinde hem biraz turistik hem de tüm ziyaretçilerin kendine uygun birşeyler bulabileceği bir şekilde sunuyor SAHİ İstanbul. Alt katında lokum yapımını görebileceğiniz açık mutfağı, geniş bir hediyelik eşya ve kitap reyonu ve tatlı vitrinleri var. En üst katında ise Karaköy’e tepeden bakan harika manzaralı terası… Baklavası, güllü muhallebisi ve cevizli kaymaklı lokumu gerçekten çok başarılı.

19. Mums Cafe

Civarlarda güzel take away kahve alabileceğiniz sayılı mekanlardan biri Mums. Ayrıca günlük cinnamon roll’ları, nutellalı rulo pasta, cheesecake ve havuçlu kek gibi dayanılmaz karbonhidrat bombalarını doya doya yiyebileceğiniz yerlerden biri. Açık mutfağı ve vitrini sayesinde hem yapım aşamalarını hem de sonuçlarını keyifle izleyebiliyorsunuz. Fakat benden söylemesi, kilo probleminiz varsa yaklaşmayın derim.

20. Bej Karaköy

Çok sevdiğim Fransız Geçidi’nin girişinde, şık bir restoran Bej Karaköy. İyi bir fine-dining restoranı olduğu söylenebilir ama fiyatları kalitesine kıyasla oldukça uygun. Bir hamur işi insanı olarak ben en en çok makarnalarını seviyorum. Ama dilerseniz zengin menüsünden etli veya tavuklu ana yemeklerini ya da çok çeşitli salatalarını tercih etmeniz mümkün.

Yazar: Gizem Telci @bohemisko

baldızım ve arkadasını siktim

Adım Mustafa 30 sicakhikayeler.org yaşında kumral yeşil gözlü biriyim samsundan yazıyorum.Baldızın Vahide bizde kalarak üniversiteye devam etmektedir. anlatacağım olay ise 2013 yılının Kasım ayında yaşandı,

Baldızım Vahide 21 yaşında esmer minyon tipli 142 cm boyunda 42 kğ,ince belli, iri memeli küçük kalçalı sürekli mini ve seksi giyinmeyi seven son sınıf öğrencisidir.

Bir okulun başlamasından 2 ay sonra ağlayarak iş yerime yanıma geldi, ne olduğunu sordum arkadaşlarının yurttan atıldığını kalacak yer ve paralarının olmadığını bana söyleyerek 165 metre alt katlı dupleks olan evin üst katındaki boş kullanılmayan odada arkadaşlarının kalıp kalamayacağını sordu bende ablana sor ondan izin al ancak kızlar senin gibi açık mı dedim evet enişkom tam çıtırlar biri de motor dedi yani dedim mallaşma veriyor dedi
Baldız iki saat sonra yanıma geldi hanımı aradım Vahide sana ne anlattı dedim o da işte yoğun olduğunu kızları evsiz bırakma ben dışarıda okurken çok zorluk çektim bak kardeşim ne yerse onlarda aynısını yer 3 tabak fazla olur 5-6 aylığına sorun çıkarma dedi,

bende tamam dedim baldız seslenmesiyle 3 tane çıtır geldi ki aklım uçtu, memeler yerlerinden çıkacak kadar iri ve dekolteliydi,tanışmaya başladık birisi Arzu 180cm boylarında kumral-50-55 kğ luk daracık kalça dolgun memeler ve derin V yakalı buluzla memelerinin bembeyaz kısımları taşarak karşımda idi oturunca amının arasına taytı kaçtığı belli idi,2.si ise Meral çakma sarışın oda 175 boylarında,zayıf çıtı pıtı mini ekose etekli, yine derin dekolte fırlayacak memeleri ile akıl alıyordu,3.sü ise Narin idi en seksileriydi 160 cm boylarında 50 kğ luk esmer kot minili,dümdüz uzun bacakları olan, askılı V yakalı penye ile memeleri yerinden fırlayacak kadar afet di
kızları buyur ettim ikisi de sürekli firikikler veriyordu hem alttan hem üstten yemek derken evi düzenleyelim mi dedim baldız evet ya enişte dedi.

Araca bindik baldız yanımda idi arada bana bakarak göz işareti yaparak arkaya bakmamı işaretliyordu çaktırmadan baktığımda ise kızların esirgenmedem gerinerek oturduklarını kiloTlarını sergiliyorlardı
Eve varıp hanım giysilerinden verip işe koyulduk, kızlar meme sergisine devam ederken baldız yanıma geldi enişte ya bu kadar da belli etmesen olmaz mı dedi neyi dedim baksana kazık gibi meydanda şunu bir yere sabitlesen hareket etmese iyi olmaz mı dedi.kızlar bakıp bakıp gülüyorlardı derken Eşya temin ederek 2 odaya 4 kızı yerleştirmiştim
Bir kaç gün sonra tanıdık polislere irtibata geçtim neden yurttan atıldıklarını öğrendim çünkü 3 ü de odalarına erkek arkadaşlarını almışlar güvenlikçi yakalamış ve adli işlem yapılmıştı.

Aradan günler geçtikçe kızlarla daha haşır neşir oldum hanım bak kızlara takılma dedi bende hayır dedim ama kızlar evin kaloriferli olması kışında yaz ayları gibi olmasını fırsat bilip daha da açık saçık geziniyorlardı baldızım dahi iç çamaşır giymemeye başladılar, çoğu birlikte salonda oturduğumuz sırada cam gibi tüysüz am sergisini baldızım dahi sergiliyordu.

Benim kızları kestiğimi eşim fark etti beni markete lazım olmayan bir şey isteyerek gönderdi ben de evden çıkmadan hanımın telefonundan kendimi arayıp cevap verip telefonu açık bırakıp koltuğun yanına bırakıp çıktım yolda daire içini dinlemeye başladım Hanım kızlara neden iç çamaşırı giymediklerini başlarına olay gelmesinden korktuğunu benim ise dişi kuşu bile siken biri olduğumdan bahsederek başına çok iş alıyordu sizi perişan eder lütfen eşimin yanında açık gezmeyin dedi, baldızda araya girip ablaya bunların hepsi patlak dedi.

Eşim baldıza kızdı nasıl patlak dedi abla bunlar resmen oruspu yahu önüne gelenle sikişirler 20 gündür amları yarrak görmedi azgınlıkları ondandır dedi, o sırada söze Meral söze girdi sen az mı sakso çekip arkadan çaktırmadın mı dedi, baldız da en azından fabrika ayarı sağlam kızım dedi, hanım baldıza bağırıp seninle ayrı görüşcem evi kerhane yapmışsın adam istemedi olmaz dedi ben ısrar ettim olanlardan haberi olmasın dedi,onu artık takip edemiyorum dedi,
Bir kaç dakika sonra eve girmemle konu değişti bende telefonu kapattım hemen internetten 3-4 tane gizli kamera alıp odalara ve banyoya yerleştirdim, kameraları bilgisayara IP ile yönlendirip gecelik kayıtları izlemeye gündüz işyerimde izlemeye ve kontrola başladım.kızlar baldızım da dahil resmen lezbiyen ilişki kuruyorlardı gecenin ilerleyen saatlerinde tamamen soyunup anadan uryan dimdik memeleri salarak çırıl çıplak geziyorlardı,bir gün baldız yanıma geldi enişte ben i akşam banyoda cihaz buldum bunla bizi mi izliyon dedi yok dedimse de enişkom istiyorsan söyle ben istediğini koynuna sokacam ama yer lazım ev olmaz ablam banyoyu günlük kontrol edip kokluyor sen istersen yer bulursun dedi bende tamam dedim.

Bir kaç gün sonra kayınvalidem düşerek hastaneye yattı iki gün birlikte baktık, çocukların okulu için geri gelmem gerekiyordu, büyük baldız da eşime sen işten izin al ben istanbula çocukların yanına gitmem gerek dedi,
Eşim bana çocuklara Vahideyle birlikte bakarsın ama kızlara sarkma dedi bende tamam dedim.

Yola koyuldum eve vardığımda gece yarısını geçmişti, Eve vardığımda çocukları yatırmışlar kızların hepsi üst kattaki salondalardı beni baldız davet etti,Baldızımda o gün öyle giyinmişti ki merdivenleri çıkarken kalçalarının arasına kaçan mor tangasıyla kırıta kırıta çıkıyordu birden geri dönerek enişte kendini onlara sakla ben sana haramım dedi,ama sikim kazık gibi olmuştu.

Salona girdiğimizde odanın led lambaları yanıyor içeri loş olmuştu,kızların hepsinin altında kısacık pijama şort ile üstten askılı göbek açıkta kalan derin dekolteli içliksiz penyeler vardı memeler yerinden çıkacak gibiydi ben iyice azmıştım sonra Meralyanıma gelerek rahat ol istersen pantalonunu çıkart ded, baldız bi saniye diyerek ayrıldı çekmeceden bol XXL li şort çıkartıp bunu giy enişte rahat edersin dedi bende salondan çıkacağım sırada Arzu kemerimi çıkartıp burada çıkar nasılsa birazdan herkes her şeyini meydana salacak dedi nasıl dememle üzerindeki penyesini çıkartıp dimdik memelerini salıp uçlarını uzun siyah saçıylakapadıktan sonra alt kısmını da çıkarıp kırmızı transparan avuç içi kadar tangasıyla kaldı hadi kızlar demesiyle baldızm dahi hepsi soyunarak sadece amları kapalı kaldı.

Baldız yanıma geldi enişte ben en sona kaldım sıralamayı sen yap hepimiz sırayla sana am vereceğiz,ama ben bakireyim bana amdan sürtünecen arkadan gömeceksin diğerlerine de iki yönlü çakacaksın iki kişi bu gece iki kişi de yarın akşam her gece ablam gelene kadar 2 kişiyle sikişecen dedi.

Ben sıralama yapacağım sırada Arzu geldi ben bu gece adetimin son günündeyim Meral ile Narine bu gece çak ancak Narin gündüz mesai yaptı demesiye Narin amımın kahyası senmisin arkadaş demesiyle yanıma gelip diz çökerek eniştecim yalattım mı hiç diyerek şortun içine el atıp benim hazırdaki azmanı yerinden çıkarmasıyla aboooovvvvvvvvv Vayde kız eniştenin koca yaraklı olduğundan bahsetmedin kız insan arada bakar demesiyle diğer üçü de gelip hepsi elleyerek bakıp ana ne kadar büyük ya hemde kalın hiç böyle bupu alan varmı dediler Baldızın kızlar ya ben sik hastasımıyım senin gibi demesiyle sikimi tükürüpleyip emmeye başladı yarıya kadarını alıyordu birden baldız yanıma yaklaşıp hadi boş durma benim de memelerimi em demesiyle Meral sen yarını bekle anacım bu koca yarrak bu gece ikimizin sabaha kadar devam demesiyle biz Meral ve Narinin kaldığı odaya geçmek istedik ancak diğerleri itiraz etmesiyle Bir Narin bir Meral derken sikimi ikisi iyice yaladı, Baldız ile arzu da memelerini emdirip kenara çekilip izlemeye başladılar,Narin beni duvara dayamasıyla Meral tangasını yana çekip hizama geldi amından çıkan sıvıyla sikimi sıvazlayıp bacaklarını ayırıp birden sikimi eliyle tutarak amına yerleştirdi.

Kaygan olan sikim alev topu halindeki am içine kaymaya başlayınca baldız da dahil hepsi telefonlarıyla ama girişimi çekmeye başladılar, Meralin amının içine tamamen hiç zorlanmadan girdim Meral hızla girip çıkmaya başladıkça Narin meralin kalçasına baskı kurup daha derinlere indirmesini sağlıyordu ben çoktan dolmuştum itikleyip çıkmak istedikçe onlar içeri geri depiyorlardı boşalıyorum diyene kadar hepsi baskı kurmasıyla kendimi sıkarak Meralin amının derinliklerine boşalmaya başladım Meral derin bir oh çekerek bacaklarını daha sıkarak içinde kalmamı sağladı boşalmam bitene kadar hareket etmedi geri çekilip tekrar gireceği sırada ölen sikim daha ama girmedi, oturup amının içindeki tüm dölleri yere işedi,Narine em bakalım diyerek tekrar sundu Narin tekrar saksoya başlamasıyla on dakikaya kalmadan ben tekrar kazık gibi oldum Narin beni tutup kaldırdı kanepenin ayak kısmındak kanepeye sırt üstü yatmasıyla taş gibi kılsız daracık amı karşımda idi emmeme müsaade etmeyerek sok bakalım içime boşalana kadar çıkmak yo korunuyoruz aklında bir şey kalmasın demesiyle ben taş gibi durak parmak kalınlığında dudakları olan ama sikimi dayamamla Narin kıvırmaya başladı milim milim soktukça Narin bir sağa bir sola dönerek haz alıyor.

Çılgınca inliyordu, Baldızım gelip belimden turarak şu oruspuya zevk aldırmadan tamamen soksana diyerek belimi bastırmasıyla tamamen yerleştim dakikalarca git gel yaparak karşılıklı doruklara ulaşarak inleyerek boşaldık, boşalma işi bittikten sonra bir kenara çekilip oturdum dermanım kalmamıştı, sonra Meral gelip koluma girdi hadi kocacım Narinle odamıza gecelim dedi diğer kolumdan Narin tuttu yatağa nasıl girdiğimi hatırlamıyorum sabah uyandığımda ise Meralin götüne sikim sokulu halde uyandım tiksinerk çıkardım hiç göt sikmemiştim ama Meralin götünde idi sordum amdan başka yerden sana vermedim ama o aletle beni perişan ettin buna göt mü dayanır amıma baksana dedi, Narin geldi enişte sen bu yarrakla pornocu olsana dedi, üç gün işyeri kapalı kaldı üç günde kızları okula göndermedn aralıklarla sikişe devam ettim

,Hala baldızımı ne götten ne de amdan sikebildim. Baldız sana am da göt de yok diyor ne yapmalıyım bilmiyorum

Cemal Süreya

“Öperek uyandırdım bu sabah ayrılığı. Fırından yeni çıkan bekleyişler satın aldım. Kırmızı mavi ekoseli yalnızlığımı serdim masaya. Manzaraysa ayrılığa sıfır! İşte her şey hazır. Acılarımla iki lafın belini kırdık. Yokluğunda bir kuş sütü eksik. Yalnızlığım ve ben; seni çok bekledik…”



Bir yerinden tuttum huzurumu delice gülümseyip. Ekose masa örtüsünü serdim üzerine bilhassa kırmızı. Bahçeden topladığım kuru yapraklarla süsledim vazoyu, masaya güz koydum. İştahım açıldı, bol tereyağının üzerine çilek reçeli sürdüm. Ekmek dişlerimin arasındayken durdum, bu deliliğime eşlik edecek partner aradı gözlerim.

En iyi seçimi yaparak koydum aynayı karşımdaki sandalyeye, “günaydın” dedim kendime. Birine günaydın diyebilmenin huzurunu gördüm yüzümde. “Reçel seni mutlu ediyor” dedim. Buna delice güldük.

“Seni mutlu edebiliyor muyum?” dedim, iyi bir dış cephe olduğumu söyledi. İyi bir sahiptim. Kendime sahip çıkıyordum. Kendime minnettar ve borçluydum. Kimseye sırtımı dayamadan geçirdiğim yılların yüzümde yarattığı lekelere, kırışıklıklara baktım; “huzura giden adımların emaresi bunlar iyi bak” dedim.

“Yaptığım en iyi şeydi, kendimi hiç kapatmayışım. Aksine bütün insanları bir kafese hapsettim, hürce dolaştım aklımın sokaklarında. Sonra kendimi kaybettim, bulamadım, sana gidelim mi?” Olur dedi, yatağıma götürdü. “Sen” dedi, “mutlu bir kadınsın.” Saçlarımı okşadım. “Kendimi sevdiğimden hep.”

İçimden martılar geçti, içim geçti ve uyudum. Benim sevgili hikayelerim yok. Benim mutlu ve yalnız sabahlarım var.

Why Do We Never See Female Ekose on Nexus?

Young female Ekose stand erect, much like their male counterparts. Young Ekose females have not yet been encountered on Nexus due to the fact that they remain on their home world, where they are charged with maintaining legislation, economics, and other bureaucratic elements of their society. Elderly Ekose females, who often rise to positions of power as bureaucrats or trade representatives, often have the freedom to travel and maintain business abroad.     

From the new Loremeggadon. Eko is run by the females and they have giant numbers of female leaders, law makers, and important administrators and officers, everyone, this makes me so happy.

@dox-wildstar

Wildstar Accelerated - PART 1a - NON STANDARD RACES

Wildstar has a TON of races, but not all of them are playable in the game. Fortunately, Tabletop RPGs have no such problems!

Below is a list of character options for non-standard Wildstar Accelerated characters. Several of these races (in particular, Luminai, Falkrin, Ikthians, Corporixians, Pell, and Torine) aren’t typically adventurers, often sticking to their own holdings. Falkrin and Ikthians in particular tend to be hostile to alien races in many cases. You will need to do additional narrative justification (and have GM permission) to pick one of these races.

Keep reading

   Psikoloğum sordu bi'gün “Kendini ondan sonra nasıl tarif edebilirsin?” diye.Aslında cevap vermek istemiyordum sadece susup uzanmak istiyordum köşedeki deri koltuğa.Psikolog eğer iyi birisi ise üzerime bide battaniye örter mi diye düşündüm bi’ an.Sonra parmaklarımı sıkarak “Hani minibüste şoföre para uzatırlar ya bi öğrenci alır mısınız bi kişi uzatır mısınız diye ha işte bende onlar gibi söylemek istiyorum bi kişi alır mısınız diye ama içimdeki ses hep bi hiç uzatır mısınız? diye çınlatıyor içimdeki boşluğu.’‘dedim.Bi’kaç dakika sessizlik oluştu odada.
   Psikolog işaret parmağı ile ’'Şurdaki dolapta battaniye var istersen uzanabilirsin seans sonuna kadar” dedi.Gülümsedim.“Keşke başka şey isteseymişim” dedim “Efendim anlamadım?” dedi.“Boşverin zaten bende anlamıyorum bu dilek işlerinin nasıl yürürdüğünü?’'dedim.Seans bitene kadar üzerimdeki kırmızı ekoseli battaniyeye ’'o” diye sarılmıştım.Belkide…herneyse böylede olacağı yokya neyse.

Kendime mavi beyaz ekoseli bir gömlek aldım. Bordo oje aldım. Çeşit çeşit kitap aldım. Diyet yapmaya başladım. Saçlarımı uzattım. İçimdeki uçurumları birbirine bağladım bugün. Sen yoksun diye saçlarımı ördüm. Madem ellerimi ellerine öremiyorum. Kalbimi saklama kutusuna aldım. Yağmurun kokusunu içime çekmedim hiç. Sen gelirsin diye penceremde fazladan bir saat daha bekledim. Ellerim üşüdü. Açtım Feridun Düzağaç dinledim. Isınamadım ben bugün. Bu hüzünlü bir yazı değil aslında sadece kafası karışık bir yazı.
Cümlelerime, beni bırakma karışıyor. Annem çay demle diyor. Kitaplar masada okunması lazım mutlaka. Bir adam var hiç görmediğim duymadığım bir adam. kokusunu bile bilmezken ben O adam için yanıyorum burda. Sen hiç yanarken üşüdün mü ? Hiç tavsiye etmiyorum. Uzaklar var aşılmak için. Seviyorsun sonunu bilmeden. İşte öyle bir şey.


Öperek uyandırdım bu sabah ayrılığı.
Fırından yeni çıkan bekleyişler satın aldım.
Kırmızı mavi ekoseli yalnızlığımı serdim masaya.
Manzaraysa ayrılığa sıfır! İşte,her şey hazır…
Acılarımla iki lafın belini kırdık.
Yokluğunda bir kuş sütü eksik…
Yalnızlığım ve ben; seni çok bekledik

“…
Öperek uyandırdım bu sabah ayrılığı
Fırından yeni çıkan bekleyişler satın aldım
Kırmızı mavi ekoseli yalnızlığımı serdim masaya…
Manzaraysa ayrılığa sıfır! işte her şey hazır
Acılarımla iki lafın belini kırdık
Yokluğunda bir kuş sütü eksik.
Yalnızlığım ve ben;
Seni çok bekledik!”

—  Cemal Süreya

Öperek uyandırdım bu sabah ayrılığı. 
Fırından yeni çıkan bekleyişler satın aldım. 
Kırmızı mavi ekoseli yalnızlığımı serdim masaya. 
Manzaraysa ayrılığa sıfır! İşte her şey hazır. 
Acılarımla iki lafın belini kırdık. 
Yokluğunda bir kuş sütü eksik. 
Yalnızlığım ve ben; seni çok bekledik..

Cemal Süreya