ee 1

Pollyanna

Noun

[pol-ee-an-uh]

1. an excessively or blindly optimistic person.

Adjective

2. (often lowercase). Also, Pollyannaish. unreasonably or illogically optimistic:
    some pollyanna notions about world peace.

Origin:
The terms Pollyanna and Pollyannaish come from the name of the child heroine created by the American writer Eleanor Porter (1868-1920).

“Balance in life is the key, as Aristotle taught us. Nobody likes a naive Pollyanna, but neither do we like to be around people who are constantly complaining and finding fault.”
- Mark Skousen

2

“You’re not Fallen, are you?” The question pops out of my mouth before my head can censor it.
“From everything I’ve heard, that would just make me more sexy to you Daughters of Men.” He finishes taping the last bit of the blanket. “What is it that you all see in bad boys?”

Ending
Koronba
Ending
Perfidious

Adjective

[per-fid-ee-uh s] 

1. deliberately faithless; treacherous; deceitful:
    a perfidious lover.

Origin:
Perfidious has an unexceptional history in English except for one curious phrase. The English adjective has always meant much the same as the Latin perfidiōsus “faithless, dishonest.” The unusual phrase is perfidious Albion or its French equivalent Albion perfide. (Albiōn is a Latin name for the island or nation of England). Perfidious entered English in the 16th century; perfidious Albion and Albion perfide in the 19th century (Albion perfide has been in French since the late 18th century).

“Soft words will not work with me, for I know you only too well, perfidious knaves!” said Don Quixote.”
- Miguel de Cervantes (1547–1616), The Ingenious Hidalgo Don Quixote de la Mancha, translated by John Rutherford, 2000

Owwie

[EExRS]; AU; -random snippets-

Elsword waved his hand in wild movements thorough the air with tears ebbing his eyes as the long paper cut on his finger seared with the pain of a hot burning white sun.

Keep reading

The extended essay is difficult, it’s time consuming and quite frankly, it’s a bit annoying. I mean, thank you IB for piling on another assignment to our already 20 meters high pile, thank you. Now, if you’re one of the brave ones who have quieted the “science EEs are the harshest marked EEs” thoughts and have chosen to disregard the fact that you’ve essentially signed yourself up to take up residence in your lab, then this post is for you. I have tried to make my tips as general as possible, however, I did my essay in chemistry, hence a lot of these tips may be best suited to chemistry EEs. 

1. Set Your Essay In The Real World - Locate A Problem, Find A Solution.

Pick a topic that will allow you to place your essay into the wider context. The easiest way to do this is to look for global issues that you may be able to solve through chemical/biological/physical means. Look at oil spills, the food industry, previous disasters in medicine (e.g. thalidomide,) eutrophication - the list could go on. Examiners love this because it shows them that you’re aware of the greater impact that this essay may hold (a key element of every great scientific experiment ever done.) If you try and place the essay into a context that is personal to you, it shows your personal engagement and is an easy way to tick off that requirement. 

2. Reference Journal Articles

The fact that you’ve pushed yourself to read through difficult, scientific theory, which is probably beyond your level of competence, shows a lot. Seeing as most journal articles are written by scientists in the field, you can harness solid facts to back up your data and strengthen your argument. This is a must. Please do it. 

3. Why Is Your Method The Best?

Alright so you’ve found a method that is finally allowing you to gather data (hallelujah! must have taken you ages to tweak the method around.) Well, why did you pick it? Why did you alter it? Is there any other method you can use to quantify the same thing? If so, why didn’t you pick that method? Is it too expensive, hazardous or time consuming? You must ask yourself these questions and then answer them in your essay. The examiner wants to know why you feel as if your method is valid, for only then can your data be valid too.

4. Include Original Diagrams And Pictures

I tried my hardest to make sure that 90% of the diagrams used in my essay (including reaction pathways) were done by me. I used a mix of hand-drawing and microsoft word to put together my diagrams. Easy way to show effort and make your essay look great, remember, presentation is half the battle to pleasing the examiner. However, don’t go overboard. Any superfluous diagrams should go into the appendices. Everything in the actual body of your essay must be meaningful, anything else to just ‘add extra knowledge,’ can be put into the appendices.

5. Utilise Scientific Notation Throughout

This includes binomial nomenclature for any species in biology, IUPAC notation in Chemistry and proper SI units and terminology in Physics. 

6. Talk To Science Teachers (Other Than Your Supervisor)

There is a set number of contact hours that you are allowed to have with your designated supervisor, but there’s nothing stopping you from seeking help/advice from other teachers. In my experience, every teacher is really willing to help you out and are genuinely interested in what you’re doing. They have a whole wealth of knowledge that you must tap into. Don’t be afraid of just politely asking them to look over a certain section, or to give you advice if something sounds right or not. 

Hudhayfah (ibn al-Yamān) رضي الله عنه said:

“Beware of ‘Talawwun’ (changing colours like a chameleon) in the matters of the religion of Allāh The Most High, The Most Exalted, for verily the religion of Allāh is one”.

[Reference: I'tiqād of Imām Al-Lālikā'ee - 1/205].

Temerarious

Adjective

[tem-uh-rair-ee-uh s] 

1. reckless; rash.

Origin:
Temerarious comes from Latin temerarius, “rash,” from temere, “rashly, heedlessly.”

“So, on a pleasant weekend in March, one crew member and three fellow hardy fools – a truly temerarious team – set off across the ice.”
Rare Look Inside Caves; St. Paul Pioneer Press (Minnesota); Apr 27, 2008.

9 sınıf başları… Daha yeni başladık liseye. O zamanlar ben çok aptalım. Her bir boku gerçek falan zannediyorum. Bir arkadaşım bana bi kız senden hoşlanıyor dedi. Bende aptalım inandım. Bana kızı gösterdiler. Baktım çok hoş bir kız. Meğer ilk aşkım olacak insanmış. O aralar herkeste bi romantik hava var 11.12.13 14:15 te herkes birbirine çıkma teklifi ediyor. Bende dedim ediyim tam burda. Ama hiç konuşmuşluğumuz yok. Tam olarak 14:10 da gittim yanına. Meraba ben Mert dedim. Oda meraba dedi adını söyledi (Adını vermiyorum). Biraz konuştuktan sonra baktım 14:14 geçiyor. Ee 1 dakika kaldı dedim. Oda neye dedi meğerse safım haberi yokmuş olaylardan. Anlattım işte 14:16 geçe dedim “Bu saatten sonra benim olur musun ? “ Hiç tanımadığım birisine . Oda daha birbirimizi tanımıyoruz dedi. Zil çaldı derslere felan girdik. Ben bunun numarasını buldum. O zamanlar sms kullanıyorduk. Haftalık 5000 sms yapardım. Tanıdık yavaş yavaş. Ben daha fazla kapıldım. Daha fazla sevdim. Sonra ben 23 / 10 / 2014 te çıkma teklifi ettim. Çok sevindi ve evet cevanbını aldım. Sonunda mutluydum. Sevdiğim kızla birlikteydim. Biz onla çok küstük çok ayrıldık. Ama hiç bi zaman sevgimiz azalmadı. Hatayı o yapınca ben affettim. Ben hatayı yapınca o beni affeti. En sevdiğim ilişkimdi. Dizinde uyuyordum. Birlikte ağlıyordum. İlk defa bu kadar huzur doluydum. Sonra 10 sınıf olduk. Büyüdük biraz farkına vardık herşeyin. Dersleri benden daha iyiydi. İddaya girerdik. Hep o kazanırdı. Hep te kolay iddalar koyardık. "Kazanan kaybedenden öpücük alıcak, çikolata” Çok mutluydum, umutluydum, huzurluydum.. Sonra bir gün bana ailesinin öğrendiğini ve çok kızdığını söyledi. Daha 10 sınıftayız ben bu zamana kadar körkütük aşığım. Dedim nişanlanalım. Benimkiler o zaman kadar herşeyi biliyor. Annemlere açtım konuyu. Anlattım. Onlarda onay verdiler. Bi tek onun ailesinin onayı kaldı. O izin vermezler. Yapmayalım dedi. Benden bi konusu aç ne dicekler dedim. Açtı. Cevap hayır oldu. Ben orda biraz umutsuzluğa düştüm. Dedim böylemi olucak. Gerçekten herşey bu kadar mıydı? Aklıma ikimiz arasında söz yüzüğü takalım dedim. Söz verelim birbirimize. Hiç kimse olmucak. Hiç kimse.. Ben buna kanatlı bir yüzük aldım. Kurtuluşumu simgeleyen. Bende siyah bir yüzük vardı. Söz verdik birbirimize hiç kimse olmucak diye. Bi kaç ay geçti. Dayanamadım. Çünkü hiç yanyana gelemiyorduk. Gören olucak diye. Sonra bizim sınıfa gel dedi teneffüslerde. Bende tamam dedim. Her gün teneffüslerimi onun sınıfında harcadım. Sonra biz bunla çook yakınlaştık. Üzülüyordu. Bende tamam sadece dışarda arada konuşalım dedim. Ama bu süreçte hiç kimse olmucak dedim. Sözümüz hala geçerli dedim. Yanlış bişey demiş olmalıyımki yıkıldı. Sessizce ve yutkunarak “Tamam” dedi sadece. O gün sınıftan kafamı kaldırmadan çıkmadım. Oda öyle yapmış.İki gün sonra bana bütün hatıralarımızı getirdi. Yüzük dahil. Herşey bitmişti anladım. Sonra 2 hafta geçti arkadaşlarım zorla çıkarttı beni dışarıya. Bi baktım o. Çocuğunun birisiyle birlikte kolkola. Dedim heralde arkadaşı. Zil çaldı ben bunları gözetliyorum. Tam gidicem. ONA SARILDI. Çok sessizdim o gün hiçbir şey konuşmadım. Yemedim, çalışmadım, ölmüş gibiydim. Ama içimden çıklarla ağlıyordum. Bi ara gözümden bir yaş süzülmüş olacakki o seneki en iyi öğretmenim. Görüp beni yanına çağırdı. Anlattım olan biteni. Dili tutuldu resmen. Bişey diyemedi. Sonra ben yazdım, çizdim, kendime zarar verdim, onun kızdığı ne bok varsa inadına yaptım. Ama hiç bi zaman unutmadım olanları. Şimdi nasıl mıyım ? Sefil durumda. İnsanlar bana kim tutar oldu. Sırf herkese gerçekleri gösterdim diye. Ama artık ağlamıyorum. Onun yerine Yarabandı takıyorum artık. Mutlu muyum? Hiçbir zaman.

Hideki Naganuma… what a man.

Once one of SEGA’s most interesting musicians, Hideki Naganuma contributed to the soundtracks of Jet Set Radio, its sequel Jet Set Radio Future, their spiritual threequel Ollie King, the DS Sonic the Hedgehog debut Sonic Rush, the JSR-inspired anime Air Gear (under the alias of Skankfunk), and lots more under his resume.

The common assumption regarding Hideki’s sampling-based composition style is that he samples content from other songs, TV shows, film, radio skits, archival sound clips from the internet, and the like. However, this could not be further from correct.

Hideki’s work contains samples taken from sample packs SEGA and other producers provide him with during the music development stage. Most of the time, Hideki is not aware of the very, very origins (if not being the sample pack he lifted from) of these voices (and instruments, if applicable).

This post exists to gather information regarding every sample Naganuma has used in his music, where he pulled the samples from and a link to each sample individually, where you can hear it for yourself in its original form, not Naganuma’s edited version (if any editing has been done).

So far, this post contains all of Naganuma’s samples that I know of from Jet Set RadioJet Set Radio FutureOllie King and Sonic Rush. I do also plan to note down the samples he has used in Air Gear in the future, and maybe even work such as LUV CAN SAV U and Get It 2 Win It if this post still remains popular after the above is all documented.

If there is a broken link anywhere in the post, please, do not hesitate to notify me so I can fix it. I want as many people to be able to witness these finds as possible.

Found a sample and think it’s where Naganuma took the sample from? Just send the sample over and give the sample library and sample name and I’ll add it to the list if it turns out to indeed be correct. Thanks in advance for your contributation!

Documentation begins after the jump.

Keep reading

Idée Fixe

Noun

[ee-dey feeks

1. An idea that dominates the mind; a fixed idea; an obsession.

Origin:
Idée fixe is from the French idée, “idea” + fixe, “fixed.”

“The reality of obsession – its incessant return to the same few themes, scenarios and questions; its meticulous examination and re-examination of banal minutiae for hidden meanings that simply aren’t there; the cancerous way an idée fixe usurps other, more interesting thoughts – is that it is confining, not rebellious, and not fascinating but maddeningly dull.”
- Laura Miller, New York Times

5. Sedentarily

[sed-n-ter-ee
1. accustomed to sit or rest a great deal or to take little exercise.]

A stack of steak slabs spilling
Over one another, piled in
An armchair, unmoving.

Vacant, space wasting, crisp crumbs
Layered like river sediment,
Today, yesterday, the day before that

Sticky spills syrup skin to cheap nylon,
Cotton cushions will never forget this
Shape. Body fills the space.