edemiyorum

Dalgınlık seviyem boyumu o kadar aşmış ki bardağıma kaşığın arkasıyla nescafe koymaya çalıştım bugün. Nescafe kavanozuna daldırıyorum kaşığı, azcık bir şey geliyor “allah allaaah” diye sinirleniyorum bi’ de. 5 - 6 kere de denedim şansımı. Fark edince yere çömüp ağladım mı güldüm mü hala ayırt edemiyorum.

20 Ocak 2018

Söz veriyorum, sana asla kızmayacağım. Sana kızmak ciğerlerimi öldürüyor. İnsanlar birisine kızarak, suçlayarak rahatlarken bu beni öldürüyor. Sana kızmak kendime kızmaktan başka bir şey değil. Kendime, sana hiçbir şey anlatamadığımı, anlamadığını itiraf edemiyorum.

Yaptıklarının, aldıklarından daha değerli olduğunu anladığında beni de anlayacaksın. Yani sen beni hiç anlamayacaksın. Sergilemeye ihtiyacın olan şeyler yaptıkların olmalıydı. Güzel sevişin, güzel davranışın, dürüst oluşun, yüzüme değen yumuşacık ellerin. Ben bunun nesini, nasıl, neden anlatamam bir insana. Apaçık bir yanlışı ona nasıl gösteremem. Senin basitliğinin altında ben neden utandım.

Ben kendimi salak gibi hissettim. Gerizekalı gibi. Söylenen yalanlardan haberi olmadan senden “dürüst” diye bahseden bir ahmak gibi. Sana koşulsuz güvenen bir insana her gece bunu yaşatamazsın.

Bu soruyla bırakacağına bir insanı öldürebilirsin. Ya da ona bir özür verirsin. Dalga geçer gibi bir özür verirsin ona, sana yaptığı onca şeyden sonra sergilediğin bütün küçümseyici davranışların için. Dalga geçer gibi bir özür verirsin ama en azından bir tesellisi olur. Bana bir özür bile verilmedi. Buna bile layık görülmedi benim emeklerim. İçimde çocuğum gibi büyüttüğüm bir aşkı sevememekle cezalandırıldım. Benden olan bir şeyi sevemiyorum. Tutunabileceğim sadece bir dalım kalmış olsaydı bile severdim. Sen elle tutulur bir iyiliği bile içinde barındırmayan bir adamsın. Ne güzel sevdi diyebildim, ne dürüst diyebildim, ne pişman diyebildim senin adına. Pişman olmak için duyulan duygular bile çok görülmüş senin insanlığına.

Gözümü kapatıp uyuyabilecek kadar hakkım olmalıydı diyorum. Sadece bu hakkım olabilirdi. Bunu hakedecek kadar iyiydim en azından. Diğer her şeyi boşver, onları hep sevdiğimden yaptım. Onlar için bir şey beklemedim hiç. O yaptıklarım duvarında “carrer del carder” yazan sokakta sevdiğim adamla sıcacık bir pizza yeme şansını verdi bana.

Bunu bunu yaptım demem, ama iyi bir insanım diyebilirim. Gözünü kapatıp uyuma hakkı olabilecek kadar iyi bir insanım. Dokunmaya kıyılamayacak kadar iyi bir insanım. Valizimle tek başıma kalmayı haketmeyecek kadar iyi bir insanım. Aylar öncesinin yalanlarını duymayı haketmeyecek kadar iyi bir insanım.

Söz veriyorum, sana asla kızmayacağım. Sana kızmam için, seni sevmem gerekir.

Bugünlerde acaba deliliği içme suyuna mı katıyorlar diye düşünmüyor değilim.
Aksi halde herkesin bu halde olmasının başka açıklaması olamaz.
Değil mi?
Anlamsız tripler, düşünmeden edilen hareketler, özellikle yanlışı seçme eğilimi, kendine zarar vermeye bu kadar meyilli olmaları vs.
Liste o kadar uzuyor ki.
Ben özellikle iki konuya tahammül edemiyorum.
Birincisi düşünmemeleri, ikincisi ise sürekli yanlış olanı seçmeleri.
Hayır, ben buna aptallık demek istemiyorum. Herkes bu kadar aptal olamaz.
Herkes delirmiş olabilir tabii.
İçme suyuna kattılarsa.
Diyorum ya size.
Biri kendi kendine gülüyor, biri sadece konuşup duruyor, biri kıyafetlerini ve mevsimleri karıştırmış, biri boş boş bakarak milleti kesiyor.
Sokaklar yaşam alanı değil de sanki akıl hastanesinin bahçesi.
Ve hepimiz istisnasız deliyiz.
Kendini başka biri sanıp kimlik sorunu yaşayanlar, ne yapması gerektiğini bilmeyerek yalana ve oyunlara tutunmuş olanlarla dolu etraf.
Çok daha fazlası.
Hastalıkları ve belirtileri nasıl daraltamıyorsak insanların absürtlüklerini de ben şu an için daraltamıyorum.
Beni hayrete düşürür haldesiniz.
Bu kadarını nasıl yapar ya diyorum bazılarınız için.
Tamam kendimi de çok fazla ayrı tutmuyorum ama en azından ben akıl hastanesinde olduğunu bilen kesimdenim.
Deliliğinin farkında olan yani.
Tanrıyım diye gezmiyorum mesela. Ya da hepiniz benim kölelerimsiniz sloganlarıyla insanları sürüleştirmeye çalışmıyorum.

Neyse şimdi gideyim de tavanda yürüyeyim biraz. Yukarıda hava daha ateşli görünüyor.

Ben bugün tatil oldum tam ON BEŞ GÜN!!!
Evet sayın seyirciler. 100 tl ile tatile girdim. Fakat mesele bu değil. Mesele çok hoşlanıyorum. Ondan bu kadar etkilenmek istemiyorum ama kendimi kontrol edemiyorum. Onu istiyorum. Koklamak öpmek istiyorum. Göğsünde uyumak onu baştan çıkarmak çıldırtmak istiyorum sonra beni kollarına alsın sımsıkı sarılsın ve saçlarımı öpsün istiyorum.
Ben çok şey mi istiyorum sayın seyirciler?
Bunlat ihtimali düşük şeyler bizim için. İkimiz de biliyoruz ve itirafına gücümüz yok. Çünkü hangi hal ve duruma itiraz edeceğimizi de bilmiyoruz. Şimdilik böyle iyi diye avutuyoruz kendimizi. Daha fazlasını istersek elde edemezsek çok üzülürüz. Yani ben, ben zaten daha fazlasını istiyorum baksanıza halime.
Ayy neyse tatile dönelim. Şimdi benim bir sürü kitabım var ve son zamanlarda hiç film izleyemedim. Hele güncel filmlere o kadar uzak kaldim ki kendimi çok cahil hissediyorum. Iki film bilmeyle tabi ki bilge olamam ama biliyosunuz ki canım sinema!
Biraz egzersiz yaparım kitap okur film izlerim. Günlerim böyle geçsin diliyorum. Bir de annem teyzemin yanına gitsin.
Dünden önceki gün çok kızdırdı beni. Kötü bisey söyledi ben de daha kötü bisey söyledim. Üzüldüm ve üzdüm.
Bikac hafta ben evde yalnız olmalıyım. Buna ikimizin de ihtiyacı var.
Neyse işte uzun zamandır Ardıça gitmiyorum ve Aylak Madama. Giderim oralara orda okurum kitabımı. Gönül ister ki parklarda savrulayım. Fakat malum ankarada hava buz.
Bu süreçte daha sık yazarım diye düşünüyorum
23.33 19 ocak cuma 2018

"Sana veda edemiyorum ama kavuşacak gibi de değiliz."
Bloğuma Bir Harf Yolla

A: Bloğun çok harika
B: Saatlerce bloğunda gezebilirim
C: Arkadaşım olmanı isterdim
D: Bloğun berbat
E: Sana anonim olmayı seviyorum
F: Seninle Tumblr arkadaşı olmak istiyorum
G: Sana sarılmak isterdim
H: Bloğun çok karışık
I: Sevgilim olmanı isterdim
J: Sana tahammül edemiyorum
K: Beni fark etmeni istiyorum
L: Sana sarılmak isterdim
M: Çok hüzünlü bir blog
N: Seni tanımak çok istiyorum

hangi yolu seçersem seçeyim aklım hep seçmediğim yolda kalıyor, o yoldan gitseydim bundan daha iyi olur muydu diye düşünüp durmaktan seçtiğim yola devam edemiyorum.

Ağabeyime ‘yengeme nasıl aşık oldun?’ diye sordum, şey dedi:

Ben öyle senin gibi edebiyat yapmasını bilmem, ama onun gözlerine ilk baktığım anda bir şey oldu, içim böyle… Tarif edemiyorum. Beni hayatımda iki kadın koklayarak öptü, biri yengen biri annem Hakan. Bundan aşık oldum sanırım…