edemeyiz

En basitinden biz şimdi otursak bir rakı masasına,
Haydariyle rakı niye birbiriyle bu kadar güzel gidiyor diye kavga etmeye başlarız.
O yetmez, masa düzenini bahane ederiz, kavga ederiz.
Hatta hepsinin sonunda biz seninle niye aynı masaya oturduk diye kavga bile ederiz.
Yani anlayacağın şu sevgilim, biz seninle bir rakı masasına oturmayı bırak, iki kelam bile edemeyiz.
O kadar uzağız birbirimize artık..
Küçükken mahalleden bir arkadaşım vardı Yusuf diye. Yusuf'un ailesi biraz antin kuntin işlerle uğraşıyordu, hırsızlık falan. Bir gün ben tek başıma bilyelerle oynarken yine bizim kör dilenci Mehmet'in paraları araklamış, geldi yanıma. Bir tomar para var şerefsizin elinde. Sordum napıcan bu kadar parayı diye. Lazım olur belki diye çalmış. Lazım diye çalmıyor şerefsiz belki lazım olur diye çalıyor. Benim de küçükken en büyük hayallerimden biri hayvanat bahçesine gitmek. Bursa'da bir tane küçük hayvanat bahçesine gittim ama 10 m kare yerde, lamalar kader mahkumu gibi geziyordu, maymunun birinin adı hüseyin koymuşlar falan. Bildiğin F tipi hayvanat bahçesi, hiç zevk alamadım yani oradan. Neyse hemen bizim şehrin dışında bulunan hayvanat bahçesine götürsün diye paralarla abimin yanına gittik.Abi dedim babamın arabayı alabilir miyiz, bak bizde para var bizi hayvanat bahçesine götür. Abim Yusuf'un paraları dilenciden arakladığını öğrenince, çalıntı para kimseye şikayet edemeyiz diye bizi tokatlayıp paraya el koydu. Herkes çakal amına kodumun mahallesinde, insan kardeşine bunu yapar mı. Sabıkası olmayana kız vermiyorlar öyle bir mahalleydi bizimki. Sonra abim insaflı davrandı götürmeye karar verdi. Eve gittik. Babam Roma İmparatorları gibi yatmış, annemde erkeğini üzümle besliyor. Abim direkt konuya girdi. Abim: Baba, ben arabayı alıp kardeşimi hayvanat bahçesine götürücem.(Canım ya çok sever beni) Babam: Esenlere kadar gidersiniz. Abim: Sonra? Babam: Esenler devlet hastanesi, yoğun bakım. Sonra güldü, gidin la gidin dedi. Paranız var mı diyince abim yok dedi, aç gözlü çakal. Babam pantolonunu istedi ve o sırada abimin arka cebinde paraları görünce babam. Kemeri çıkartıp abime bir kombo yaptıktan sonra gidin dedi ve yola çıktık ve gittik. Abim yediği dayaktan beni sorumlu tuttuğu için yolda aklına geldikçe beni tokatladı. Ağlayarak gezdim bütün gün sonra. Şerefsiz Yusuf ise bütün gün eğlenmişti. Bir daha da gitmedim hayvanat bahçesine.

HAYVANLARDAN SOĞUDUM

fiziki sakatlıklar hemen  bir dikkatimizi çeker, mesela topallayan bir bacağı asla gözden kaçırmayız ancak topallayan yürekleri asla fark edemeyiz.

Uygurların yardıma ihtiyacı var!

Doğu Türkistan’daki, yani Çin’in batısındaki milyonlarca Uygur Türk’ü yıllardır Çin devletinin baskı, işkence ve cinayetleri karşısında eziliyor. Bu devranın böyle sürüp gitmesini her vicdanlı insan ve kardeşlerinin durumundan haberdar olan her Türk gibi biz de kabul edemeyiz. Kardeşlerimiz için sizden istediğimiz yalnızca sağduyu. Çözüm ise kısa vadede belli:

Doğu Türkistan için hiçbir şey yapamıyorsak bile sosyal medyada onlardan bahsedebilir, başlarına geleni tüm insanlığa duyurabiliriz. Hatta Instagram’da paylaşırken yorulmayın diye gönderimizi kare bile yaptık:

Hadi, Türklüğün hala var olduğunu Uygur kardeşlerimize destek olarak kanıtlayalım. Buna hiç olmadığı kadar ihtiyaçları var.

youtube

Yaşanmamış ve bitmemiş işler var tembelliğimizden
Gidilmemiş  görülmemiş yerler aynı sebepten
Bir gün kaçarız da söz veremem henüz evde değilim
Basıp gidemeyiz sağ şeritten kaç kere dedim

Bana inan düşündüm gelmeyi ama üşendim ve tükendim öyle
Bana güvenme düzeltemem her şeyi huyumdan yapımdan böyle

Duyulmamış yazılmamış şarkılar söylemişiz
Hayatında hiç görmemiş birine ‘mavi’ demişiz
Bir gün gideriz de söz veremem kendimden emin değilim
Devam edemeyiz son seferden kaç kere dedim

Fiziksel sakatlıklar hemen dikkatimizi çeker. Mesela topallayan bir bacağı asla gözden kaçırmayız ancak topallayan yürekleri asla fark edemeyiz. Bir kör, sağır ya da engelli gördüğümüzde içimizden geçen ilk duygu nedir? Acırız. İçin için “vah vah” çeker, “zavallı” gibisinden mırıldanırız. Fakat o an bizden beklenen “acıma” değil yalnızca karşımızdakini “anlama"dır. Ancak bizde bunu düşünecek incelik, duyarlılık nerede? İşte bu yüzden hayat gitgide anlamsızlaşıyor çünkü insanlar günden güne daha da yitiriyor duyarlılığını.
Hayvan deneylerinin farkına varalım lütfen iki dakika ayırıp okuyun,

Arkadaşlar son zamanlarda hayvan deneyleri yapan markaları ve buna karşı olan markaları duymuşsunuzdur, lütfen bu konu hakkında duyarlı olalım ve bu markaları olabildiğince kullanmamaya çalışalım. Bunlar hep büyük markalar ve çoğusu evimizde olan ve sevdiğimiz markalar ama böyle bir durumu gözardı edemeyiz. Bizim için o hayvanların eziyet görmesi hiç adil değil. İnsan en değerli varlıktır diye bir kaide yoktur. Bu dünya hepimizin. Şimdi ben buraya en bilindik olan markaları yazıcam ama sizde lütfen internetten biraz araştırın ne demek istediğimi çok iyi anlicaksınız çünkü hayvanlar sadece öldürülmüyo işkence görüyo buna göz yummamalıyız.

DENEY YAPAN MARKALAR
Algida, Axe, Becel, Calve, Carte d'Or, Cif, Cleari Cornetto, Domestos, Dove, Elidor, Knorr, Lipton, Lux, Magnum, Omo, Rexona, Rinso, Sana, Signal, Sunlight, Vaseline, Yumoş, Ace, Alo, Ariel, Braun, Duracell, Fairy, Prima, Blendax, Gillette, Head&Shoulders, İpana, Koleson, Max Factor, Olay, Oral-B, Orkid, Pantene, Rejoice, Avon

CRUELTY FREE MARKALARI (DENEY YAPMAYAN MARKALAR)
Rossmann, Gratis, Watsons'ın kendilerine ait markaları.

Bioderma, Cyrene, Yes To (Sehpora), Fouf (lilakutu) Freemann (Watsons), Kiss My Face(BeautyJoint), Bath And Body Works, Dirty Works (Gratis), Amway, Doa Kozmetik, Mosmos Garden, The Body Shop, Live Clean, The Crystal(Gratis), Alterra(Rossmann) , Madame Coco, Penti, Dalan, Enliven(Gratis), Phsians Formula(Sadece Eczanalarde), Rival de Loop(Rossmann), The Balm(Gratis), Wet'n'Wild(Gratis), Essence(Gratis/ Rossmann/ Migros), Hurraw, Lypsyl(Gratis), e.l.f.(BeautyJoint) , Urban Care(Gratis/ Watsons), Giovanni(Gratis), Too Faced(Sephora), Cosmed, İsana(Rossmann), Burt’s Beets(Gratis), Superdrag(Watsons), Dalin, Perlodent(Rossmann), Benri(Gratis), Pangea Organic (lilakutu), Bee Beauty (Gratis), SmashBox(Sephora), RT Fırçalar (Gratis/ Watsons/Migros), Ecotools fırçalar(Gratis) Otacı, Alpro, Doğadan.

Bu yazıyı burda görüp bir kişi bile uygulasa yeter. Ama lütfen bilinçlenip ne kullandığımızın nelere para verdiğimizin farkına varalım.

insanların Atatürk'e ve onu sevenlere küfür etmesini de, insanların Atatürk'ü sevmeyenlere küfür etmesine de, insanların Atatürk'ü yok saymasına da, insanların Atatürk'ü yücelttikçe yüceltip diğer şehitlerimizi yok saymasındanda nefret ediyorum.. evet bende Atatürkçüyüm.. insanlar saygı duymayı, duyabilmeyi henüz, hala öğrenebilmiş değil.. Atatürk'ü sevenler-sevmeyenlere, sevmeyenlerde-sevenlere küfürler edip duruyor.. elinize ne geçiyor karakterinizin ne kadar yerlerde olduğunu belli etmekten başka? kimse sevmek yada sevmemek zorunda değil ama saygı duymak zorunda herkes.. sevene de saygı duy, sevmeyene de.. küfür ediliyorsa aynı şekilde karşılık bulur o ayrı, bulmasa daha güzel tabi ama olsun.. sonuçta biz Atatürk'ü sevmeyenlerde sevsin diye sevmiyoruz.. evet bende Atatürkçüyüm ama yarın mesela sosyal medya kullanılmaz bence.. insanlar iyice suyunu çıkarmaya başladılar çünkü.. herkes olmasa bile bu işi twitter'da rt-fav, facebook'ta beğeni-paylaşım-yorum, tumblr'da like-rb-yorum, instagram'da like-yorum-takip için yapmaya başladıklarından beri ben soğudum böyle gösterimlerden.. tabi ki herkesi bunların içine dahil edemeyiz.. ama şunu tekrar söyleyeyim sevene de, sevmeyene de küfür etmediği, sataşmadığı sürece saygı, lütfen..

Aslında mesafeler mühim değil, mühim olan mesafeleri kat ederken karşımıza çıkan dikenleri olgunlukla ayağımıza batmasına izin vermek, eğer batmasına izin vermezsek mesafeleri kat edemeyiz, Leyla olursun da Mecnun'un aşkından haberi olmaz. Anlamazlar neden Mecnun'un aşkından Leyla oluyor, işte bütün mesele burada Leyla mı Mecnun oluyor aşkından, Mecnun mu Leyla, Mecnun'u neden kaybetmiş Leyla?

Made with Instagram
Hiçbirimiz, başkasının iman seviyesini ölçme hakkına sahip değiliz.
Başkasının sırtından iyi mü'min olmayı asla kabul edemeyiz.
—  Nureddin Yıldız

Geceleri başımızı yastığa koyduğumuzda kafamızdan bir sürü şey geçer.Hele ki özlediğiniz insanlar varsa kalbiniz bir süreliğine acı içinde kıvranır ve uyur kalırsınız.Söyleyin ne kadar uzun süre dayanır kalbimiz birilerini özlemeye..

Hayat öylesine acımasız kurgulanmış bir oyun ki tüm sınavları tek tek geçemezsek tükenip gidiyoruz.Çoğu zaman birilerini mutlu edeyim derken birilerini mutsuz ediyoruz.Bırakın birilerini tam anlamıyla tanımayı kendimizi tanıyamıyoruz.Hadi bu sınavları geçtik diyelim en büyük derdimiz olan parayla sınavımız sonucunda başka bedene sığdırılmış bir ruh kapanında dönüp duruyoruz.Başka şehirlerde,yabancılarla,hiç istemediğimiz bir sıfatla acı içinde ömrümüzü tüketiyoruz.Herkesin kabullendiği ”haline şükret” felsefesini benimsemiş gibi yapan bedenlerimiz şizofren bir hayat yaşıyor.İşte bu aşamada belki binde birimizin akıl ettiği ve uyguladığı bir gerçek var.Pes etmemek ve ne olursa olsun tam anlamıyla mutlu olmak uğruna savaşmak.Biliyorum hem ruhumuz hemde bedenlerimiz paramparça oluyor ama sonunda anlık bir ”başardım” duygusu bile yetiyor insana.İşte bunun için yaşamalıyız.Pes edemeyiz çünkü pes eden çok insan var.Onların arasından sıyrılmamız için sadece gözlerimizin sadece bir hayal dünyasında yaşıyormuşcasına görmesini sağlamalıyız.Ve öyle devam etmeliyiz.

Unutma,özlemek güzeldir ama hayallerine özlediklerinle ulaşmak gibi bir efsane yazabilirsin…İşte o zaman gözlerini kapatıp o yorganın altında düşünmeden uykuya dalarsın…

 

3 Farklı Tesettür Modeli

1- Geleneksel Tesettür

Anneden babadan görülen şekliyle kullanılan başörtüsü veya tesettür vardır. Bu tesettürde ibadet heyecanı yoktur. Allah rızası da gözetilmemektedir. Yöresellik, ekonomik şartlar, aile baskısı, vücut tipi gibi nedenler kıyafet tercihini etkilemiştir. Güneşten korunmak, tarlada çalışırken topraktan, tozdan kaçınmak için başa konmuş bir örtü, giyilmiş bir şalvar, dinle bağlantılı bir kavramı ifade etmemektedir. Şüphesiz böyle bir kıyafetin -şekli benzemiş olsa bile- İslamîliğini iddia edemeyiz. Ne onlar ne de bunlar için çizilecek daire İslam dairesidir. Yine namaz örneğinden hareket ederek yapacağımız bir benzetme meseleyi daha iyi anlamamıza yardım edecektir: Bir spor hareketinin namazdaki secdeye benzemesi, o hareketin secde anlamını taşımasını ne kadar temin edebilir?

2- Ahir Zaman Tesettürü

Ahir zaman tesettürü: İmam Müslim’in Sahih’inde rivayet ettiği (Libas,34; 5547) bir hadiste Resûlullah sallu aleyhi ve sellem bu ahir zaman tesettürünü haber vermiştir. Bizzat hadiste bu kıyafet sahipleri için ‘Giyinmiş Çıplaklar!’ denmektedir. Giyinmiş çıplakların nasıl olabileceğini yaşadığımız bu asırda çok açık bir şekilde gördük.

Söz konusu bu hadisi şerifte Resûlullah sallu aleyhi ve sellem, giyinmiş çıplaklar dediği kadınların, yürüyüşleri, kıyafetleri ile erkeklerin dikkatlerini üzerlerine çekeceklerini haber vermektedir. Mucizevî hadislerden biri olarak gördüğümüz bu hadiste, bu tür kadınların oluşturacağı tehlikeye işaret edilmiş olmaktadır.Hadisi şerif oldukça yaygındır. (İbni Hibban, Mavsılî, Beyhakî, Ahmed, İmam Malik gibi meşhurlar tarafından da rivayet edilmektedir.)

Mevlit törenlerinde, kandil gecelerinde başa konan göstermelik tüller herhalde başörtüsü olarak benimsenmiş bezler değildir.Ya da yaz kurslarına giden genç kızların, annelerinin başörtülerini, eteklerini kullanıp, komik bir şekilde camilere gitmeleri de tesettür değildir.

İstanbul’da saçının telini göstermediği halde, hacc için bulunduğu Mekke veya Medine’de kendisini kardeşlerinin arasında güvende hissedip, entarisiyle dolaşan hacı teyzelerin ev kıyafetiyle dolaştıkları Mekke sokaklarındaki tavırları da tartışılır anlayışları yansıtır.

Çay bahçelerinde, ebeveynlerinin rızası, hatta bilgisi olmadan okuldan edindiği arkadaşlarıyla muhabbet eden genç kızların başlarındaki bezin adı da ‘baş örtüsü’ değildir. Ona illa bir ad verilecekse onun adı ‘ahir zaman tesettürü’ olabilir. Kudüs topraklarındaki kargaşa ne ise erkek veya kadınların kıyafetlerindeki kargaşa da odur.

Bazı Müslüman yazarçizerlerin, Müslüman kadınları Paris menşeli tesettüre davet etmeleri ise olsa olsa tuz olur biber olur yaramıza.

3- Hakiki Tesettür

Allah rızası gözetilerek başa konan veya bedene giydirilen kıyafettir. Bu kıyafet kalitelidir, temizdir, vakurdur. Ama gösteriş için değildir, teşhir etmez, gözleri davet etmez. Bedenin tamamını örter. Kıyafetin kendisi bir ziynet değildir; onu da bir kıyafetle örtmeye gerek bırakmaz. Bedene yapışık değildir. Çizgileri belirtecek kadar ince değildir. İlk bakışta küfrün simgelerini anımsatacak nitelikte değildir.

Erkeklere mahsus bir kıyafet değildir.

Bu model kıyafetin sahibi kadının seccadesi vardır, tesettürü vardır. Tesettürü seccadesidir, seccadesi tesettürüdür. Ayıplayanların ayıplamasına aldırmaz, çağı ve çağdaşı taklit etmez. Vakurdur, kibirli değildir. Ciddidir; ciddiyeti gereği kıyafetini tartışmaz.

Bu modelin sahipleri, evlendikleri gün için farklı bir kıyafet düşünmezler. ‘Evlilik bir defadır!’ gibi bir safsataya kapılmaz. Zaten evlilik bir defa olduğu için, o imtihanı kazanmam lazım, diye düşünürler.

Onların başörtüleri, dış kıyafetleri bu ümmetin onurudur; onlar ümmetin sokaklarda yürüyen mücahideleridirler. Allah onlardan razı olsun.


Nureddin Yıldız’ın Aile Davamız isimli eserinden alınmıştır.

uyumsuzluk bir sanrı kargaşası olmaktan çıktı. kendi adına var olan bir gerçekliğe evrildi. bütünün bir parçası değil artık, uyumsuzluk. bugün, bütünün kendisi oldu. kuralları ve yargıları oluştu. katı bir hal almaya başladı. kuru bir gürültüden söz eder gibi, söz edemeyiz uyumsuzluğun adından. bu kadar tanımladığım bir gerçekliğin sahiciliğinden ürküyorum. bir hatadan söz etmiyorum. çünkü insan daha yarısındayken cayabilir, hatasının. farkeder ve o an uzaklaşabilir oradan. ben bir hata selinin içinde değilim. tam olarak bir uyumsuzluk dünyasının içindeyim. göğsümde taşıdığım, bazen sevdiğim, çoğu kez kontrol edebildiğim bu illettin, şimdi içinde bir yerlerinde küçük bir yeşillik kadar abes duruyorum. dikkatim, itikadım sarsıldı. kurtarılamaz bir hastayım. cayamıyorum.