eda's art

3

aydınlanma sonra geldi. aşk’a olan özlem, kendi derinliklerine varmaktan daha önemliydi o vakitler. aydınlanma sonradan geldi. başta gelen o sihirli his, geçmişe ait olan ve bir yap boz’un en mühim parçası misaliydi.  ufacık, kağıttan bir kayık yolculuğuna başladı.
kim dinliyor? 

September 2017 | Eda Tanses 

ki zeytinin dalı bile barıştır, umuttur sevgidir…

#ZeytinAGACIMAdokunma

17 Mayıs'ta Bilim Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı'nın hazırladığı rapor sonucu hükümetin TBMM'ne sunduğu “Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” eğer yürürlüğe girerse binlerce zeytin ağacı kesilme tehlikesi ile karşı karşıya kalacak!
_________________________________
Zeytin kadim kültürlerde ve tüm dinlerde kutsal olarak tanımlanan, bilgeliği, barışı, hayatı, kardeşliği, dostluğu, ölümsüzlüğü, zaferi, bolluk, bereketi, verimliliği temsil eden özel bir ağaçtır. İnsanlık tarihine tanıklık etmiştir ve anavatanı şu an ülkemizin de sınırlarında bulunan Mezopotamya’dır. Zeytin ağacı bulunan yere bolluk, bereket, rahmet, barış, istikrar ve güven taşımıştır. Zeytin ağacı, Ege kıyılarını gezerken, yorulup gölgesinde oturan, İlyada ve Odysseia destanlarının derleyicisi Homeros’un kulağına şöyle fısıldamıştır: “Herkese aitim ve kimseye ait değilim. Sen gelmeden önce buradaydım ve sen gittikten sonra da burada olacağım.”
____________________________________

Dünyanın en önemli sorunlarının arasında çevre ile ilgili konular yer almaktadır. Zira dünyanın en gelişmiş, zengin ülkeleri bile doğaya saygı gösterilmediğinde geri dönüşü olmayan zararlara ve çevre felaketlerine yol açıldığını görmüşler ve deneyimlemişlerdir.
Ülkemiz 171 milyon zeytin ağacı varlığı ile dünyada 2. sırada yer almaktadır. Dünyanın önemli üreticileri arasında bulunan Türkiye’nin önemli bir yasası olan 3573 nolu Zeytincilik Kanunu’nun 9. Maddesinde dekar başına 10’dan az ve 15’ten fazla ağaç olmayan yerlerdeki deliceleri aşılayarak ıslah edeceklere destek verileceği belirtilmiş. Bir diğer deyişle geleneksel olarak zeytin bahçelerinin dekar başına 15 ağaçtan fazla ağaç içermeyeceğini ifade etmiştir. Getirilmek istenen torba yasada ise dekar başına en az 15 ağaç bulunmayan yerler “zeytinlik” olarak kabul edilmeyecek denmektedir. Ayrıca 3573 nolu Zeytincilik Kanunu’nun 20. Maddesinde “Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri yapımı ve işletilmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının iznine bağlıdır.” ifadesi yer almaktadır.    
Getirilmek istenen torba yasa ile zeytinliklerin, oluşturulacak kurul kararıyla yatırıma açılabileceği; bu sahaların yatırıma açılması için kurulacak Zeytinlik Sahaları Koruma Kurulu’nun uygun görüşü ve Tarım Bakanlığı’nın izninin gerekeceği; kurulda; Çevre, Tarım, Maliye, Orman bakanlıkları temsilcileri ile ilgili sivil toplum kuruluşları olacağı belirtilmektedir. Yapılacak imar planlarında zeytinlik alanlarının korunması konusunda Zeytindostu Derneği olarak, 3573 nolu kanunun aynen uygulanması konusunda hassasiyetimizi sürdüreceğiz.
“Zeytin ağacını izinsiz kesenler, ağaç başına 2 bin TL para cezası ödeyecek”. Eski çağlarda kesimi idamla cezalandırılan kutsal bir ağaçtır zeytin ağacı. Bu yönde bir kanun değişikliği; barışı, hayatı, güzelliği simgeleyen zeytin ağaçlarımızın katledilmesine yol açacak ve çocuklarımıza, gelecek kuşaklara yapılacak en acı zulümlerden biri olacaktır.
“Zeytinlik sahalarda hayvan otlatanlar için 5 bin TL’lik para cezası öngörülürken, mevcut düzenlemedeki 3 aylık hapis cezası kaldırılmıştır.” Bu düzenleme de 3573 nolu Zeytincilik Kanunu’nun 14. Maddesine aykırıdır. Zira hayvanların zeytin ağaçlarına verdikleri zarar 5 bin TL ödenerek tazmin edilemeyecek kadar büyük olmaktadır.
Ülkemizde sanayi yatırımları elbette olmalıdır. Ancak bunu yaparken doğaya saygılı olmalı ve sürdürülebilirliğe önem verilmelidir. Aksi takdirde yapılan yanlışların bedellerini çocuklarımız ve gelecek nesiller doğa felaketleri ile acı bir şekilde ödemek zorunda kalacaklardır.
İnsanın yaşam süresi bellidir ve hepimiz bir gün elbet toprak olacağız. Ancak çevreye duyarlı ve toplumu düşünen bireyler olarak gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak durumundayız. Bu hepimizin insanlığa borcudur.
İlk amacı “ülkemiz zeytin ağacı sayısını arttırmak” olan Zeytindostu Derneği olarak tüm üyelerimiz adına bu yasa değişikliğinin karşısında ve başta UZZK olmak üzere her türlü STK ve kurumla işbirliğine hazır olduğumuzu bildirmek isteriz. Üzerimize düşen her türlü görevi almaya hazırız.
“Zeytin ağacıma dokunma” başlıklı kampanyamıza 1.000.000 imza ile desteklerinizi bekliyoruz.


Zeytindostu Derneği

https://www.change.org/p/zeytin-ağacıma-dokunma-don-t-touch-my-olive-tree

#Zeytin #EdaTanses #Drawing #petition #baris #umut #sevgi

Falon’din’s Daughter - The Siren of War 


I was going to write something cool about Eda in this AU and how badass she is, but words will not form at all. So here, have the mostly lined version of this sketch from the other night. Eda’s on the field of battle, singing an illusion so the enemy soldiers only think they’re witnessing a slaughter. Basically maintains a reputation of being a cold hearted bitch that would rather slit your throat than speak to you. When, in fact, she’s still the sweet heart who just wants to help people and is really good at sneaking people out of camps. 

Eight helping Aloisse the Krakenite regain her lost eyesight (Dreamstone Moon).

The Doctor looked into Aloisse’s huge eye, into each of the linked pupils in turn.

‘Can you see my face?’ he asked.

'It’s all dots. Dots here, dots there…’ The Krakenite sounded weary,
exasperated. 'I’m sorry, Doctor, but I don’t think that this piece of
technology is going to work for me.’

'Give it time ’.

As if to emphasise his words further, one of the TARDIS clocks chimed.
The Doctor counted: one, two, three, four, four and a half -
Hmm. A little slow.

Aloisse withdrew her eye.'I think I’d prefer to be blind.

'No, you wouldn’t.’ The Doctor adjusted the controls of the gaudy strap-on
sensor above Aloisse’s eye stalk, increasing the resolution, decreasing the
sensitivity. 'Is that better?’

A pause. 'Yes. I can see you now. The colours are a bit strange.’

The Siren of War

-

Terror chokes the air, as if the collective breathe of the camp had been sucked from its lungs. No soldier exists who hasn’t heard stories of about the Siren or her song.

“Its her.” One soldier stammers. “It’s–”

“Shut up you idiot!” Another hisses. “Don’t say her name!”

“But why is she here? Why isn’t she on the front line with her father?!” The first soldier cowers.  

“How am I supposed to know?!” The other snaps.

“Stop your squabbling, both of you, and draw your weapons.” A third hunter interjects, eyes narrowed as they stare into the distant horizon. “She’s here.”



Here she is, Eda, Falon’din’s Daughter, the Princess of Death and Siren of War in all her glory. Her song floats across some battlefield, confusing her enemies so they turn on one another and helping mask as her soldiers and refugees fall back.

I have been working all day to finish this up. It would have been finished earlier but I kept going back and forth on the color of her coat. I decided on white armor because a) its fun to see white used as a symbol of death and b) because secretly she really is a pure symbol like white is recognized as in some cultures. Also because this means the idea can exist that Eda’s white cloak is enchanted to keep it from being stained with blood, but in reality there is rarely ever any blood to actually stain it thanks to her illusions.

I also scrapped the sword because I got tired of coloring things. XD 

bir yanım pervane, bir yanım ateş.
bir yanım dipsiz okyanus,
bir yanım köklerinden yontulmuş ağaçlarla bezenmiş hiçlikistan.
her dem kendi çıkmazlarına gebe bir gezgin…
her vakit dere olmaya hazır yağmur tanesi.
bilseydi bir yanım pervanenin değerini, diğer yanım ateş olmazdı.
başını kaldırsa okyanus, köklerim kurumuş, ağaçlarım serpeserilmiş, içim liğme.. öyle tuhaf bir çıkmaz işte.

| November 2016 et

FINALLY FREAKING SETTLED ON A DESIGN FOR EDA’S OUTFIT FOR THIS STUPID/AWESOME PICTURE I’VE BEEN WORKING ON FOR MONTHS!

Not pictured are a bad ass cape that is enchanted to look like smoke. Also @justanartsysideblog‘s Melarue and Solace wiping away tears of pride as their little girl reduces a man to tears just by staring at them.