durup duruken

Beraber ağlayabilirsiniz birileriyle. Herhangi biriyle. Arkadaş olur, tanıdık olur hatta yan masadaki adamın teki olur. Yeterince içli anlatırsanız içinizdekileri kolay kolay kayıtsız kalamaz kimse size. Peki ne anlatacağınızı bilmiyorsanız? Ve şişmişseniz iyice. Kimselerle konuşmak istemiyorsanız fakat bir taraftan da kusmak istiyorsanız içinizde ne kadar cerahat varsa. Ne bok yersiniz o zaman? Kimse durup duruken delirmez abi! Kimse durup dururken yıldızlarla konuşmaz! Kimse durup dururken parklarda bira içip sabahlamaz! Saygı duyun demiyorum, .mına koyim saygısının duysanız ne olacak duymasanız ne olacak. Ama en azından susun, çünkü ağızdan çıkan her söz paslı bıçak gibi kanırta kanırta batıyor bazen..

İlkokula başladığım gün annem elimi tutmayı bıraktı. O zamandan beridir ne zaman kendimi çaresiz hissetsem sağ elim sol elimi yakalıyor manasız bir refleksle. Sol elim sağ elimi değil ama. Sağ elim sol elimi. Keşke biraz daha geç büyüseydim..

Bugün bir şey söyledim birine bir yerlerde. Gerekli miydi bilmiyorum ama söyledim. Dedim ki insan doğar, büyür ve durur. Sonra ara sıra aklına geldikçe durduğu yerin altını çizer. Sonra da birileri gelir ve tam da o yerin üstünü çizer. Çizik çizik olup kalırız. İçten ve dıştan çiziliriz mütemadiyen. Ortalama insan hayat diyor buna. Sonra işine bakıp makul bir saatte uyuyor. Kafayı yiyen insansa küfredip sabaha kadar bira içiyor..