diyemedimyala

Aklına gelirsem yaz bana olur mu
Yaz işte, ne yazdığının bir önemi yok,
Bekliyorum sırf belki yazarsın diye,
Olur da şans ya aklına gelirim belki diye…
“Nasılsın” yaz mesela,
“Şimdi daha iyiyim” diyebileyim sana,
“Neden” dersen de “çünkü sen geldin” derim muhtemelen.

Arada yaz sen bana,
Arada sırada yaz işte, orada olduğunu bileyim,
Nasıl olduğunu bileyim, aklım sende kaldı biliyorsun,
Ben sana kalbimle beraber onu da vermiştim,
O yüzden sen arada yaz bana. 

Uzun uzun yaz istersen, sayfalar yetmesin
Ya da kısacık yaz ne fark eder ki
Yazmış olman başlı başına bir devrimdi…
O yüzden sen arada yaz bana.

Bir haber, bir ses, bir seda, bir selam, biraz nefes… 

Watch on reklamagerekyok.tumblr.com

Hoşgeldin kadınım benim, hoşgeldin 
Yorulmuşsundur, nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını 
Ne gül suyum, ne gümüş leğenim var 
Susamışsındır, buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim 
Acıkmışsındır sana beyaz keten örtülü sofralar kuramam
Memleket gibi esir ve yoksuldur odam

Hoşgeldin kadınım benim, hoşgeldin 
Ayağını bastın odama, kırk yıllık beton çayır çimen şimdi 
Güldün, güller açtı penceremin demirlerinde 
Ağladın, avuçlarıma döküldü inciler 
Gönlüm gibi zengin, hürriyet gibi aydınlık oldu odam 
Hoşgeldin kadınım benim, hoşgeldin.

NAZIM HİKMET 
Watch on reklamagerekyok.tumblr.com

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri…

CEMAL SÜREYA

Sen beni kır.

Korkma senin kırdığın yerleri bile sevecek kadar aptalım ben.

Sen beni umursama.

Senin boşvermişliğinle bile mutlu olabilecek kadar safım ben.

Sen beni unut.

Kendimi hatırlatmayacak kadar da efendiyimdir, ben hep usulca giderim zaten.

Ne koyuyor biliyor musun?

Hiç yok. Hiçbir şey yok. Koskocaman bir boşluk koyuyor.

Kimse yok. Kimsecikler kalmadı. Herkesin yalan olması koyuyor.

Yok. Özlenecek kimse yok. Düşünüp, düşünüp öyle birini bulamamak koyuyor.

Koyuyor işte be dostum, ne var ne yoksa şu dünyada dönüp dolaşıp hep bize koyuyor. Sonra vay efendim “neden öyle diyorsun”, “aa öyle deme ama yaa” falan filan. Biz bu dünyaya birleri, bir şeyler falan gelsin de koysun diye gönderilmişiz bence. 

Yalnızlıkmış… Ne güzel demişler bak ‘bunca insan yalnızken neden bunca insan yalnız’’ diye. Neden biliyor musun? Fiziksel yalnızlık herhangi bir insanla giderilebilirken asıl mesela ruhsal yalnızlığı geçirebilecek, ruhu doyurabilecek insanı bulabilmek., bedeni doyurmak kolay be dostum sevişmeler neyine yetmiyor, ruhunla sevişmiyorsan hiçbir şey ifade de etmiyor.

Ne koyuyor biliyor musun dostum?

Bütünü bu koyan şeylerden sonra herkesin sırf dalga geçer gibi sana bakması, sanki bunca şeyden sorumlu onlar değilmişcesine yüzüne gülmeleri ve “üzülme geçer” diyerek arkandan tekrar kuyunu kazmaya devam etmeleri öyle bir koyuyor ki…

Neyse ya dostum sen çayı demle de keyfimiz yerine gelsin.

Bize bir tek çay koymaz.

Küsmek; nazlanmaktır, yakın bulmaktır,
Benim için değerlisindir.
Küsmek, sevdiğini söyle demektir..hadi anla demektir.
Küsmek; umuttur, acabaları bitirmektir,
Emin olmaktır.
Yani, diyeceğim o ki:
Ben Sana Küstüm.

NAZIM HİKMET RAN

Sonuçta hep kaybetmişsindir

Beklentisiz ol mutlu derler ya hani. Hay ben onu diyenin… İşte ondan.

Beklentin olur, sonu hayal kırıklığı ile biter üzülürsün, kırılırsın, yıkılırsın, kahrolursun ve kaybedersin.

Sonra;

Beklemekten, beklentilerden vazgeçersin, mutluymuş gibi yaparsın, umursamıyormuş gibi, dünya sikinde değilmiş gibi, ama fark etmezsin önceleri,

En son dank eder kafana yine kırılmışsındır yine, üzülmüşsündür, kendi yalnızlığını yaratmışsındır ve bu sefer amaçsızlıktan, boşluktan kaybetmişsindir.

Sonuçta hep kaybetmişsindir.

Kazanmak senin için hep ütopyadır, ama gün gelir kayıplardan kazanç çıkarmayı öğrenirsin ve kendi ütopyan gerçek olur.

Vazgeçersen kaybedersin diyorlar. Oysaki vazgeçmek bir kaybediş değildir bence, vazgeçmek bir tercihtir. Senin seçimin, benim seçimim, onun seçimi yani her neyse. Karar kendi kararımızdır.

Vazgeçiyorsak vazgeçilmesi gerekiyordur, hepsi bu. Durur insan, düşünür ve buna karar verir. Zorunlu bir vazgeçiş ayrı bir durumdur ama orada bile bir karar veriş vardır şartlar çerçevesinde yoksa vazgeçmeyedebilir ve savaş başlatabilir insan. Eğer bunu yapmıyorsa bu da bir vazgeçiştir işte.

Vazgeçen kaybetmez, aksine kazanır. Hiçbir şeyi değilse bile kendini kazanır.

Kimse görmüyor, bilmiyor, anlamıyor.
Seni içimde büyütüyorum ben, senin bile haberin olmuyor.
Seni içimde saklayasım var çünkü.
Öyle ki tüm dünya dertlerinden sıyrıl da mutlu ol diye istiyorum bunu.
Seni içimde büyütüyorum, sevgiyle.
Seni içimin bir parçası yaptım senin bile haberin yok.
İçim, için olduğunda bütün dünya geçsin karşımıza,
Kimin umurunda.
İçinde olayım,
İçimde olduğun gibi.