dindargenclik.org

1. Bir kimse akşam üzeri üç kere: “Bismillahillezî lâ yedurru me'asmihî şey'ün fil ardı ve lâ fissemâ ve hüves semî'ul alîm” derse, akşama kadar ona ani bir bela isabet etmez.
Ravi: Hz. Osman (r.a.)

2. Bir kimse evinden çıktığında: “Bismillahi tevekkeltü alellahi lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah” derse, ona: “Sen tekeffül olundun ve korundun” denir ve şeytan ondan uzaklaşır.
Ravi: Hz. Enes (r.a.)

3. Bir kimse on kere: “Eşhedü en lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, ilâhen vâhiden ehaden sameden lem yettahiz sâhibeten ve lâ veleden velem yekün lehû küfüven ehad” derse, Allah onun için kırk milyon sevab yazar.
Ravi: Hz. Temim Eddari (r.a.)

4. Bir kimse günde yüz kere, “Lâ ilahe illallâhül melikül hakkıl mübîn” derse bu, onun için fakirlikten eman ve kabir yanlızlığından kendisine yoldaş olur ve bununla zenginliği celb etmiş ve Cennetin de kapısını çalmış olur.
Ravi: Hz. Ali (r.a.)

5. Bir kimse sabahleyin.“Eûzu billahis semîül alîmi mineşşeytânirracîm” derse sabahtan akşama kadar şeytandan emin olur.
Ravi: Hz. Enes (r.a.)

6. Bir kimse her gün sabah akşam yedi kere, “Hasbiyellahu Lâ ilahe illâ hû aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül-arşil-azîm” derse Allah onun dünya ve ahiret işlerinden ehemmiyet verdiklerine kafi gelir. İster dilden söylesin ister kalbden.
Ravi: Hz. Ebû Derda (r.a.)

7. Bir kimse, “La ilahe illallâhu vahdehû lâ şerîkeleh, lehül mülkü ve Lehül hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadîr.” Derse, bu sözü hiç bir sevab geçemez ve kendisinde de hiç bir günah kalmaz.
Ravi: Hz. Ebû Ümâme (r.a.)

8. Bir kimse yatağına gireceği zaman üç kere, “Estağfirullah ellezî lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyum ve etûbü ileyh” derse, Allah onun günahlarını, deniz köpüğü kadar da olsa ve ağaçların yaprakları adedince de olsa “Alic” in kumları miktarınca da olsa ve dünya günleri sayısınca da olsa mağfiret eder.
Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.)

9. Birkimse yatağına girerken temiz olarak, “Elhamdü lillahillezî alâ fekahera, velhamdu lillahillezî yuhyil mevta ve hüva ala külli şey'in kadir.” Derse, günahlarından anasından doğduğu günkü gibi çıkar.
Ravi: Hz. Ebû Ümâme (r.a.)

10. Bir kimse, “Cezallahu Muhammeden anna ma hüve ehlüh” derse, yetmiş katibi bin sabah yormuş olur.(Sevap yazmaktan)
Ravi: Hz. Âişe (r.anha)

Velîlerden birisi, bir gün câminin avlusunda otururken yanına bir zat gelir.Kendisine "İçeride Abdürrezzak Hoca Efendi güzelce vaaz veriyor,sen niye dinlemezsin?"diye sorar.Velî cevap vermez…Oturup kendi halinde tefekkürle hemhal olurken zat ısrar eder.Sonunda velî yerinden doğrulur ve zâta dönüp"Sen Abdürrezzak Efendi'den işitirsin, ben ise doğrudan Rezzak'tan!"der.Zat tekrar sorar: "O zaman buna delilin nedir?"O da "Delilim senin Hızır (a.s) olduğunu bilmemdir." der.Zat şaşkındır…Hızır (a.s) Rabbine dönüp der ki: "Ey Allah'ım! Halbuki ben Sen'i sevenlerin hepsini bildiğimi sanırdım." Allah'tan (c.c) gelen nida ise sarsıcıdır:"Sen Ben'i sevenlerin hepsini biliyorsun. Ama ya Ben'im sevdiklerim!"

Cemalnur Sargut-Ya Allah'ın Sevdikleri

OKUMADAN GEÇMEYİN..
Pakistanlı Dr. İşân Hüseyni yaptığı büyük hizmetlerden dolayı ödül almak için uluslararası bir konferansa gidiyordu. Uçağa bindi.
Ancak havada bir arıza olmuş ve yıldırım çarpması sonucu uçak en yakın havaalanına inmek zorunda kalmıştı.
Bir sonraki uçak 16 saat sonra kalkacaktı. Sinirlendi ve “O toplantıya muhakkak yetişmem lazım. 16 saat bekleyemem” diye bağırdı.
Görevliler gideceği şehrin 6 saat uzaklıkta olduğunu ve isterse araba kiralayarak gidebileceğini söylediler.
Acele yola çıktı ama aksilik bu sefer de yolda şiddetli yağmurdan göz gözü görmez olmuş ve selden dolayı araç gidemez olmuştu.
Yol kenarında eski bir evin kapısını çalıp hızla içeri girdi. Yaşlı bir kadın içeride oturuyordu. Süratle ona “Telefonu verir misin telefon etmem lazım” dediğinde kadın tebessüm ederek dedi ki: “Görmüyor musun evladım ne telefonu. Burada ne telefon ne de elektrik var. Geç az dinlen, yemek ye, çay iç sonra düşünürsün bu işleri”
Adam çaresiz az ısınarak yemek yedi ve çayını yudumlarken yaşlı kadın namaz kılıp uzun uzun dualar etti.
Dikkatle baktığında kadının bir beşiği salladığını ve beşikte çok küçük bir bebeğin hareketsiz durduğunu gördü.
“Kimin bu bebek anacığım? Hayırdır bu kadar uzun ağlayarak dua ettin”
Yaşlı kadın:
“Hem annesi hem de babasından yetim olan torunumdur. Ağır hastalığı var. Bölgedeki hiçbir doktor çaresini bulamadı. İşan Hüseyni adlı bir doktor var. Çaresi ondadır dediler. Ancak çok uzakta olduğundan birkaç gündür Allah'a dua ediyorum ki Allah bu bebeğin işini kolaylaştırsın.
- Doktor Hüseyni ağlayarak dedi ki "Kalk anacığım. Allah senin duanı kabul etti. Senin duan yıldırımlar çaktırıp uçağı yere indirdi. Seller akıttı ve sonunda beni size ulaştırdı. Dr. İşan Hüseyni benim.
Allahın kullarına böylece isteğini ulaştıracağına kalpten iman ettim. Bütün yollar kapanınca yeri göğü yaratana sığın. Onun iltiması dua”