devirde

youtube

Okuldan nefret edenler net gerizekalıdır. Bilim adamları bunu araştırmaya bile gerek duymuyor galiba. Okursan adam olursun, okumazsan dağa çıkar vurulursun, liseden sonra sokak serserisi olursun, iş tutamaz oradan oraya savrulursun. Ne olacağını aç 3. sayfa haberlerinden seç. 

Yıl olmuş 2016 ve hala şu devirde okumadan bir halt olacağını sanan kuş beyinler var. Babanızın geliri aylık 50 bin değilse okumaya mahkumsunuz. Okul sizi eğitmeyebilir, gücü yetmeyebilir ama en azından cahilliğinizi alır. 

Yaşamaktan bıktığınız hayat kimilerinin kavuşamayacağı bir hayat. Kıymetini bilin.

başlık parası ölüm olan kokuşmuş aptallıklar üstüne..*



hiç kibar olmaya lüzum yok; en zekimiz bile yeterince aptal ve trajik bir masal kadar sahici.. şımarıklık bilmişliği çoktan devirdi lakin öte yandan bilmişliğin insan sesine kir kaldığı her devirde unutuldu. sanıyorum bu unutulmuşluk hissi yaşamın bel kemiği olan umudu doğurdu. insandan umut beklemek epey beceriksiz bir diyaframdan insan süslemesini dilenmek kadar komik olur.. neymiş efendim umut garibanın ekmeği imiş; evet ölülerin mezar taşı da evi oluyor.. haklılar ve haklı oldukları kadar da şımarıklar. salaklığımla çokça onur duyuyorum; zira başka da bir onur belgem henüz yok..

ocak 21, 2016 - 16.48 / ist.

bana bir gülüyorsun ya, hani murat diyorsun ya, önce adımı öğren. ayrıca bir kıza murat mı denir? azıcık düşünsen çözersin ama bu devirde kimse kimse için düşünme diyemem. neyseler. malumlar. falan filan.

deva,

sanıyorum erkek ile kadın denkliği biçimsiz bir söz kalabalığının gevezeliğini pek geçmiyor; zira kadınlar daha ziyade gözlemlediği kadarını yaşayanlar oluyor lakin öte yandan erkekler ise gözlemlenmiş olanı deşmekle meşgul kalıyorlar. iş içselleşrilmiş masumiyeti öldürmeye varınca ise çoğunlukla kadınlar her devirde ölen oluyor; ardından erkek egemenliği sahiplik duygusunun çirkefleştiği bir dil ile uzuv kazanıyor. deva, kadın olmanın yükü masallara bile dram konusu olagelmiş; üstelik prensesleri derin uykudan uyandıran prensler her çağda kurbağa ya da iyi huylu bir sefil oluyor.. sonra o çirkefliği yedi cücelerin masumiyetiyle kurtarma derdine düşülüyor. deva, kadın olaydım ilkin kaderi ve peşinden erkek dünyasındaki masumiyet sanılan sanrıyı öldürürdüm; ayrıca ne kurbağaların ne de sefil olan kişilerin bir günahı var, bence masumiyeti öldüren erkekler cinayeti her devirde sadece masallardan çalıyor..

ocak 28, 2016 - 17.00 / ist.

6

“Her gün yanı başından sessizce geçip gittiğiniz, gözlerinin içine baktığınız hatta belki uzun uzun sohbetler ettiğiniz herhangi birinin hikayesidir okuyacaklarınız…”

Klasikler vazgecilmezlerim arasında yer alsada Yeni çıkan adı sanı pek duyulmamis aynı çağı paylaştığım kişilerin kitaplarını okumaktan da bir hayli keyif alırım. Çoğunluğun aksine “abi bu devirde herkes şair herkes yazar ” tarzı ön yargılarımda olmadı hiçbir zaman. Içinde duygu barındıran herseye kıymet vermişimdir çünkü. Günümüz kabul görmüş yazar ve şairleri ha deyince olmadılar sonuçta değil mi? :)
Neyse efenim lafı fazla uzatmayayım kitap yaşanmış aşk hikayelerinden oluşuyor. Normalde aşk temalı şeyleri okumayı pek sevmem ama okurken ki ruh halime bağlı olarak altını ciziktirdigim bazı yerler oldu :)

Çok değişik bir hikayemiz yoktu, belki de değişik olan tek şey lisede tanışmamızdı. Daha doğrusu, lisede platonik aşkım olmandı. Bu devirde çoğu kız lisede hoşlandığı kişilerin adını bile hatırlamıyordu. Ama benim sana olan duygularım hoşlanmaktanda öteydi. Sana deli gibi âşıktım. Diğer erkekler gibi sigara içmezdin, sürekli kavga etmezdin, umursamaz değildin. Birine bir şey olsa yardıma koşardın, vicdanlı bir insandın. Okulda nereye gitsem karşıma çıkıyordun. Dünya dönmeyi, akrep ve yelkovan ilerlemeyi, ben nefes almayı bırakıp seni izliyordum. Verdiğin her bir tepkiyi, hareketlerini, gülümsemeni, kahkahalarını... Belki her kıza göre yakışıklı olmayabilirdin ama bana göre güzeldin. Evet, yakışıklı değil. Güzeldin. Huyların güzeldi, gözlerin güzeldi, yüzün güzeldi... Uzun süre seni izledim, beni farkettin mi bilmiyorum. Seni ilk defa okul dışında gördüğümde, caddede ilerliyordun. Tek başınaydın. Her zamanki gibi durup seni izledim. Küçük bir kız çocuğu ayaklarının önüne düştüğünde hızla eğildin ve minik bedenini kollarından tutup ayağa kaldırdın. Sana yakındım ama beni göremeyeceğin bir yerdeydim. Küçük kız ağlamak üzereydi. Bir dizinin üstünde yere çömeldin. 'Acıdı mı bir yerin?' dedin önce. Kız burnunu çekerek başını iki yana salladı. Gülümsedim. 'Ne kadar güzelsin sen, bana bir öpücük verir misin?' Parmağınla yanağını gösterdin. Kız, dudaklarını senin her zaman pürüzsüz olan yanağına bastırdı ve hemen çekti. İlk defa o zaman sana âşık olduğumu farkettim. İlk kez orada kabullendim. Ben çoktan geri dönüşü olmayan bir yola girmiştim. Bir süre böyle ilerledi. Okula gidiyordum, seni izliyordum; eve geliyordum, seni düşünüyordum. Beklediğim kadar zor olmamıştı, çünkü mezuniyet balosunda hiç beklemediğim bir anda beni dansa kaldırdın. Bütün sene seni izlediğimi, seni gerçekten sevip sevmediğimi sordun. Farketmiştin işte. O an oradan kaçtım belki ama zamanı gelince sana âşık olduğumu söyleyebildim. Senin de bana karşı boş olmadığını söylediğinde havalara uçmuştum. Seneler geçti, benim sevgim çığ gibi büyüdü. Beni sevdiğini her söylediğinde kalbim ilk günkü gibi atıyordu. Ailelerimizle tanıştık, sanırım gerçekten iş ciddiye biniyordu. Seni bilmiyordum ama bu beni korkutmuyordu, çünkü sen olmazsan başkası da olmayacaktı. Yine hiç beklemediğim bir zamanda evlenme teklifi ettin. Üstümdeki pijamalar bunu hiç beklemediğimin bir kanıtıydı. Yüzüğü parmağıma taktın ve beni ilk kez orada öptün. Hiçbir zaman istemediğim bir şey için beni zorlamamıştın. Bizi hiçbir şey ayıramadı evet, ta ki o güne kadar. Heyecanla sana sarılmayı beklerken hızla sana doğru gelen arabayı durduramadım. Elimden hiçbir şey gelmedi, sadece izledim. Arabanın sana çarpmasını, bedeninin havalanıp sert bir şekilde yere düşmesini izledim. Yerde küçük bir göl oluşturan ve gittikçe çoğalan kan birikintisini izledim. Senin kanın olduğunu algılamam belki de dakikalar sürdü. Bu çok... acı vericiydi. Orada gözlerini kapattın ve bir daha hiç açmadın. O günden sonra ordan hiç geçmedim. Başka şehre taşınmak istedim ama yapamadım. İstanbul'un her bir köşesinde anımız vardı. Sen vardın. Ne kadar aklıma sürekli o an gelse de, gitmedim. Kendimi suçladım. O gün buluşmak için çok ısrar etmiştim. Seni benden ölüm ayırdı. Bizi ölüm ayırdı.

anonymous asked:

Bilmiyorum şu resminden yakışıklı sayıyorum seni tanımıyorum da ama tanımadan sevmek bak bu devirde zor bulunur

tanımadan sevmekte biraz devrimdir o zaman 

instagram

Bu Devirde;
Hoşlandığım bir kız vardı instagramdan birbirimizi like'lardık baska bir şey yapmiyorduk 😊😊😊

anonymous asked:

Tamam biraz da kendim için korkarak gidiyorum. Ne yapmalıyım ? İstesem unuturun tam bir sene ayrıyız. Dayanabiliyorum. Zaten bir tek yokluğuna dayanabiliyorum. Ama unutmak için mi yaşadık onca guzel günleri? Neden yazdım ki ben simdi bunları *

Sevilmekten kaçarak gitmek..Bilmiyorum ben sevilmektem hiç kaçmadım o yüzden seni ne kadar anlayabilirim emin değilim.Yazdıklarına cevap verme fırsatı yeni geçti elime,şunu söyleyebilirim sadece bu devirde herşey unutulmak için yaşanıyor.Sen öldükten,o öldükten sonra kim hatırlayacak sizi neden kapamıyorsun eski defterleri yeni sayfa aç kendine ve bu sefer sevilmekten korkmadan git sevdiğine.

youtube

Bu şarkıya bayıldığım gerçeği.