desene

Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim
Elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara
Hayatımız geçiyor gözlerimin önünden
Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz
“Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz”.
Çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere
O gülün yüzü gülmüyor sensiz
O köklensin diye pencerede suya koyduğun deve tabanı
Hepten hüzünlü bu günlerde
Gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye
Masada tabaklar neşesiz
Koridor ıssız
Banyoda havlular yalnız
Mutfak dersen - derbeder ve pis
Çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş
Vantilatör soluksuHalılar tozlu
Giysilerim gardropda ve şurda burda
Memo'nun oyuncak sepeti uykularda
Mavi gece lambası hevessiz
Kapı diyor ki açın beni kapayın beni
Perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi
Radyo desen sessiz
Tabure sandalyalardan çekiniyor
Küçük oda karanlık ve ıssız
Her şey seni bekliyor her şey gelmeni
İçeri girmeni
Senin elinin değmesini
Gözünün dokunmasını
Ve her şey tekrarlıyor
Seni nice sevdiğimi.

Bir gün yine kütüphanedeyim. İngilizce çalışıyorum ama görseniz nasıl canım sıkılıyor. Dedim bari sigara içmeye çıkayım. Çıktım dışarı yaktım marlboro’mu demek isterdim ama evde sardığım sigarayı saklaya saklaya çıkarıp yaktım. Her zaman olduğu gibi kulaklıklarımda takılı tabi. Karşımda da iki kız var marlboro çıkarmışlar ama yakacak çakmakları yok. Her neyse geldi bunlar yanıma biri çakmak var mı dedi. Kulaklığımı çıkarıp gözümle ne diyorsun gibi işaret yaptım. Buda çakmak diyorum çakmak var mı dedi ama sinirli bir şekilde. Zar zor öğrendiğim ingilizcemden “I don’t speak Turkish” dedim. Kızda ki hareketleri görseniz o sigarayı o kadar çok içmek istiyor ki çakmağı anlatabilmek için her şeyi denedi ama bende tık yok. Son olarak “I can not understand” dedim buda açtı telefondan çeviriyi bana “do you have a lighter” diyor. “hee çakmak var mı desene ya” dedim kız çılgına döndü aq çakmağı’da almadı.
Desene. ben senin kalbini canım sıkılınca yumruklayıp, keyfim isteyince alçı çektiğim o duvarla bir tutuyorum desene.
Turgut Uyar'ın da dediği gibi yüz dilde "seni seviyorum" desen ne fayda bir dilde adam gibi sevmedikten sonra.
Tocmai am realizat de ce generaţia asta e aşa fucked up. De când eram mici am fost obişnuiţi cu desenele cu final fericit, în care personajele principale primesc la sfârşit ce au visat. Şi trăim cu impresia asta până când ajungem să devenim nişte adolescenţi care, la limita dintre vis şi realitate, ne dăm seama că sunt şanse mici ca visele noastre să se împlinească iar poveştile de dragoste sunt doar nişte poveşti. Începem să realizăm asta şi vrem să mergem înapoi în copilărie când credeam că totul e posibil. De aceea avem impresia că nu ne vom integra niciodată în realitatea aceasta tristă. Ne închidem în noi, sperând că vom regăsi acea fericire copilărească.
—  15iuniedarling

desene. ben senin kalbini canım sıkılınca yumruklayıp, keyfim isteyince alçı çektiğim o duvarla bir tutuyorum desene. herkes dayar oğlum o namluyu, sen şu tetiği çeksene. yapsana, madem o kadar yüktüm, gelip beni öldürsene.