derinnarkoz

Gözlerime bak..

İyi misin..seni; üzen, kıran, inciten ne..

Ellerin, artık avuçlarımın arasında…merak etme…ben, hep yanında olacağım…ellerinin, üşümesine asla izin vermeyeceğim.

Gözlerime bak, lütfen…

Susalım, ama beraber susalım…seni iyi hissedene kadar…

Seni seviyorum.

Herkes, kendi kafasının içindeki ülkede yaşıyor…seviyoruz, bahçesinde dolaşmayı…kırıp, dökmeyi…tamir edip, onarmayı…her renk bir duygu…bazıları, yitip gitmiş…kimisi, yeni yeni filizlenmekte…kimisi dalından düştü düşecek…bir dokunuşa, bir rüzgara direniyor belkide…sen, düşme diye; ben, en çok menekşe büyütüyorum…ben de karanfil sen de menekşe kokusu…

Kaç mevsim daha direnir zamana, sen söyle.

Yürüyorum…ne kadar uzun zamandır üstelik, ben de bilmiyorum…insan, durduğu zaman anlıyor; ne kadar yorulduğunu…etrafta toprak parçasından başka hiçbir şey yok…ya da ben göremiyorum…önümde ucu bucağı görünmeyen bir yol…ve ben sadece yürüyorum…yalın ayak, canımı bir şeyler acıtıyor ama eğilip, bakmıyorum bile…dinlenmeden, durmadan öylece yürüyorum…arkama dönüp bakabileceğim bir yol yok…önümde onca yürümeye rağmen, bitmeyen bir yol…ardımsa hep bir uçurum…o kadar uzun zamandır yürüyorum ki…bazen, düşüp olduğum yerde kalıyorum…kalkmak istiyorum, ama gücüm yok…dizlerimi önüme çekip…iki elim başımın arasında, saatlerce, haftalarca, aylarca öylece bekliyorum, düşünüyorum, birazcık da ölüyorum…ne çok eksiliyorum…ve ne çok çoğalıyorum…biraz da üşüyorum sanırım…ama, çocukluğumuzdaki gibi bir üşüme değil…sadece, elerim üşümüyor…ya da ayaklarım…içim, üşüyen sadece içim artık...etrafımda onca insan…görüntülerinden başka hiçbir şey yok…seslerini duymuyorum…uzun zamandır kimseyi işitmiyorum artık…etrafımdaki bu çorak arazi ve önümde bu yoldan başka bir şey göremezken…avuçlarımda, ne demeye yeni filizler çiçekleniyor…yanındayım diyor, sanki bir ses…tüm gücümü topluyorum…önce ayağa kalkıyorum…sonra, her defasında bir öncekinden daha hızlı yürümeye başlıyorum…kopan fırtınaların ardından…duruluyor sular…belki öncesine nazaran biraz daha ifadesiz yürümeye başlıyorum…derin bir nefes alıyorum…bütün ifadeler, yüreğimde…kırıldığım yerden, daha da sağlamlaşarak yürümeye başlıyorum.

İçimde, öyle bi'panayır ki sorma gitsin…bütün duygularımı, doksan dokuz kere tesbihe diziyorlar…yüzüncü de; senin cenazeni kaldırıyorlar içimden…ölen niye benim o zaman…kimin için bu selalar…

Sen hiç, kendi cenaze namazını kıldırdın mı…  

Defalarca, aynı kişi tarafından öldürülürsünüz "içsel çatışma"..

Eğer; haklıysanız..kendinizi, karşınızdakine karşı, çok iyi ifade edebiliyor ve savuna biliyorsanız..karşınızdaki insan, uzun bir sessizlik içinde, sadece yasınızı tutuyor..kırk günlük ölü yası gibi..çünkü, konuşmaya cesareti ya da yüzü yok..belkide başka türlüsü elinden gelmiyor..

İnsan, bazı zamanlar, karşısındaki insanın masum bir kurbanı gibi..karşısındaki de, seri soğuk kanlı bir katil..ya da psikopat..”Hannibal Lecter” karakterini bilir misiniz..soğuk kanlı, nazik, iyi eğitimli ve iyi görünümlü biri..kurbanlarını öldürürken, bir tören eşliğinde öldürüyor..ve sanki pişmanlığını göstermek istercesine, onların kısa süreli yaslarını tutuyor..sanki, bir rahatlatma yöntemi..

İşte, siz de sevdiklerinizin masum bir kurbanı olursunuz bazen..kısa süreli sessizliklerinin arkasına saklanıp, olayların geçmesini beklerler..bu durum artık ritüel bir hal almıştır..defalarca, aynı kişi tarafından öldürülürsünüz..ve buna rağmen, kendinizi özel hissedersiniz..çünkü, onun sessizliğinin, içini doldurursunuz..kısır bir içsel çatışma içine girersiniz.

Gözlerin, benden başka kimseyi görsün istemezdim…kalbin, benden başkasını zikretmesin…ellerin, benden başka kimseyi sarmasın…için, bir tek  beni alsın isterdim…ne çok şey isterdim…ama; işte, bazı şeyler gerçekten imkansız…biliyor musun…benim, gönül yaram fazla yok…girmek öyle zor ki bu gönüle…çıkması da bir o kadar zor…işte, belki de bu yüzden, ne kadar kızsam da , konuşsam da, sussam da…geçmiyorsun…en kötüsü ne biliyor musun…kalbimin yarasını…ismini, ne zaman duysam, sızlayan yerimin iyileşmeyeceğini bilmek… ben değil; içim, seni çok büyüttü işte…

Sana, öyle kızgın, kırgınım ki…kızgınlığım, ara ara nüksetse de kırgınlığım geç mi yor…niye, izin verdin…inanmama…kalbimi açmama…dokunmama niye izin verdin…ben, ne uyku uyuyabiliyorum…ne yemek yiyebiliyorum…gülemiyorum…ağlayamıyorum…kısaca, hayatıma ne yaparsam yapayım konsantre olamıyorum…ben, her gece yatarken; uyandığımda, Allah’ım ne olur kalbimde olmasın diye dua ediyorum…