dememe

Bu gün yoluma yaşlı bir teyze çıktı mendil satıyordu. "Oğlum Bir tane alır mısın" dedi.  Tabi teyze deyip cebimden 1 lira çıkardım ve teyzeye verdim. Mendile gerek yok dedim. " Oğlum ben dilenci değilim mendil satıyorum" dedi. Mendili uzattı aldım, Tam giderken dur para üstünü almadın deyip 50 kuruş geri verdi. Bundan birkaç ay önce de bir olay yaşadım. Trafik de 20-30 yaşlarında bir adam camdan yaklaştı, “Parayı mezara mı götüreceksiniz” gibi bir yaklaşımla para istedi, Ben verme dememe rağmen abim çıkarıp cebinde ki 2 lira bozuğu verdi, Adam tip tip ve hoşuna gitmemiş bir tavırla baktı. Işık yandı tam giderken arkamı döndüğümde adamın parayı yere fırlattığını gördüm. İşte böyle iyi insanlar, ve böyle şerefsiz insanlar var, Demek istediğim insanlar aynı değil, İnsanlar değişik, Siz de her insanı “bu da aynı” “Bu da herkes” gibi bir yaklaşımla yaklaşmayın..
Küçükken annem saçlarımı örerdi. 60tan fazla olurdu. Çok severdim. "Annem ördü" derdim. Çok sıkı örerdi. Acırdı bazen. Gözlerim dolardı. "Anne acıyor" derdim annem de bana "Ne kadar acırsa o kadar güzel olur" derdi. O zaman saçma geliyordu. Sonuçta acı kötüdür diye düşünüyordum. Ama büyüdükçe anladım annemin ne demek istediğini. Belki saçma ama o zamanda acıdığında daha güzel olurdu ya da benim gözüme güzel gözüküyordu bilmiyorum. Yani demem o ki benim umudum bu. Ne kadar üzülürsek o kadar mutlu oluruz belki. Umarım.
İki ay boyunca seviyorum diye yalvardım, aşığım dedim. İnanmadı. Yürüdüğüm bütün sokaklarda, parklarda onu düşündüm. Bilmedi. Ne zaman yola çıksam, başımı cama yasladım ve aklıma sadece o geldi. Zerre farkında değildi. Binlerce kez dinlediğim her şarkıda, ses ne zaman yükselse, içimde sızladı; ama o içimi göremedi. Yazdığım her satırda adı vardı. Farkında bile değildi. Ona yazdıklarımı, başkasına yazdığımı sandı. Kendini kandırdı. Bir şey demedim. Ne zaman özlesem, yüzlerce cümle yazdım. Üzerine bile alınmadı. Uyuyamadığım her gece, onu düşündüm; ama o bensiz yaşadı. Yaklaşık on kez sevgilim olmasını istedim. Hem de iki ay boyunca istedim. Kabul etmedi. Ona aşık olduğuma bile inanmıyordu ki, bana aşık olabilsin… Velhasıl; bir gün beni çok sevdi. Gerisi yara bere. Demem o ki, bir insan sizi sevemiyorsa, ona hak etmediklerini yaşatarak, kendinizi yaralar ve bunun zerre farkında olamazsınız. Yapmayın…
Ayrıca yağmuru hiç sevmezdi. Çünkü bi keresinde yağmurlu havada dışarıya çıkmak zorunda kalmıştım,hasta olmuştum. O gün "yağmur seni çok üzdü,bir daha sevmeyeceğim" demişti. Gülmüştüm öylesine. O zaman 17 yaşındaydım. En güzel yaşım... Şuan 23 yaşındayım. Bugün Doğum günü. Dayanamadım tabi kutladım FaceTime dan aradım. Her şey yolundaymış,özlememiş gibi davrandım. Tam kapatacağız veda edeceğim sevdiğim adama.Bir anda bir şey demem lazım dedi. "Hala yağmurdan nefret ediyorum..."
tuşları silinen kumanda adam gibi kumandadır  bakıyorum bazı kumandalara 2 sene poşetli duran babaanne kumandası gibi kumandamı olur normal bir insanın 20 dakikada o poşeti parçalaması gerekir günde en az 3 sefer o pil kapağının çıkarılıp takılması gerekir zaten belli bir süre sonra kırılıyor bantlıyoz demem o ki kumandanızı sevin arada bir havaya atın falan tutamayın düşsün hayatında aksiyon olsun.
Eksi bilmem kaç derece havada ceketinin yarısını omzuna indirerek gezen kıza "ay ne kadar moda giyiyo .d " demem kezban derim. Tarz gözükmek için maymuna dönüyor bazıları.
insan olmaktan yorulmak temalı bir konuşmada

-demem o ki baba, bu dünyada saksıda çiçek olacaksın.
+sulayan olmadı mı gurursun gızım.