dememe

zahmet-i derdin könülde ayn-ı dermandır mana
can demen mihrine tende belki cananım derem


gönülde derdinin zahmeti, derman kaynağıdır bana
can demem sevgine bedende, belki cananım derim 


Hata’i-16.yy

Psikoloğa gittiğim zamanlar, sıra bekliyorum falan. Dalmışım öyle bakıyorum mal mal. Karşıdan da down sendromlu bir çocuk geliyordu aynı zamanda da şizofrendi. Gelip "ne bakıyorsun" bana diye bağırmıştı bir de yumruk atmıştı bana. Karşılık vermedim tabiki. Kolumun morluğu 2 hafta geçmemişti çok sert vurmuştu. Neyse sonra yine hastaneye gittim. Oturup sıra beklemeye başladım. Yine o çocuğu gördüm tabi gerildim ister istemez. Çocuk bana doğru yaklaştı. Baya bir gerildim bende. Gelip vurduğu kolumu öptü. Ne olduğunu anlamadım bi an. Öyle yarım yamalak bir özür dileyip, saçımı okşayıp gitti yanımdan. Yani demem o ki, ha şizofren, ha down sendromlu, ha engelli ve ya sağlıklı falan. Böyle ayırmamak gerek. O günden sonra sadece 2 şeyi ayırdım ben; insan olan ve insan olmayan.
Bu gün yoluma yaşlı bir teyze çıktı mendil satıyordu. "Oğlum Bir tane alır mısın" dedi.  Tabi teyze deyip cebimden 1 lira çıkardım ve teyzeye verdim. Mendile gerek yok dedim. " Oğlum ben dilenci değilim mendil satıyorum" dedi. Mendili uzattı aldım, Tam giderken dur para üstünü almadın deyip 50 kuruş geri verdi. Bundan birkaç ay önce de bir olay yaşadım. Trafik de 20-30 yaşlarında bir adam camdan yaklaştı, “Parayı mezara mı götüreceksiniz” gibi bir yaklaşımla para istedi, Ben verme dememe rağmen abim çıkarıp cebinde ki 2 lira bozuğu verdi, Adam tip tip ve hoşuna gitmemiş bir tavırla baktı. Işık yandı tam giderken arkamı döndüğümde adamın parayı yere fırlattığını gördüm. İşte böyle iyi insanlar, ve böyle şerefsiz insanlar var, Demek istediğim insanlar aynı değil, İnsanlar değişik, Siz de her insanı “bu da aynı” “Bu da herkes” gibi bir yaklaşımla yaklaşmayın..
Küçükken annem saçlarımı örerdi. 60tan fazla olurdu. Çok severdim. "Annem ördü" derdim. Çok sıkı örerdi. Acırdı bazen. Gözlerim dolardı. "Anne acıyor" derdim annem de bana "Ne kadar acırsa o kadar güzel olur" derdi. O zaman saçma geliyordu. Sonuçta acı kötüdür diye düşünüyordum. Ama büyüdükçe anladım annemin ne demek istediğini. Belki saçma ama o zamanda acıdığında daha güzel olurdu ya da benim gözüme güzel gözüküyordu bilmiyorum. Yani demem o ki benim umudum bu. Ne kadar üzülürsek o kadar mutlu oluruz belki. Umarım.
Atatürk'ün pek bilinmeyen bir anısını anlatmak istiyorum. Bir gün Atatürk ve yaverleri at sürerler nereden geldiklerini hatırlamıyorum. Bir konaklama yerine giderler orda çalışan bayan onların geldiğini görünce hava sıcaktır içsinler diye ayran yapar ve içine bi tane saman koyar Atatürk ve yaverleri gelir ayranı içmeye başlarlar Atatürk o samanı görür ve kadını yanına çağırır teşekkür eder, içine saman düşmüş olduğunu söyler kadın "hayır paşam, sizin at sürerken terlediğinizi biliyorum eğer ben içine bir saman koymasaydım siz o buz gibi ayranı kafanıza dikecektiniz ve üşütüdünüz, size ihtiyacımız var der. Bunun üzerine Atatürk kadını Cumhuriyetin ilanından sonra ilk kadın millet vekillerinden yapar. Yani demem o ki kadına verilen değerlerde hiç bir siyasetçiyi Atatürkle karşılaştırmayın. Kimse Atatürk gibi bakmaz, kimse Atatürk gibi değerlerini bilmez, kimse Atatürk gibi sahip çıkamaz...

Deniz biz de, siz'deniz…

6 Mayıs’ı Deniz Gezmiş'in idam edilmesi olarak anmayın.
6 Mayıs, ölümün en alçakça geldiği fakat
en asaletli şekilde gerçekleştiği gündür.
6 Mayıs, üç fidanın boy verdiği gündür.
6 Mayıs idam değil, işkence günüdür.

“O günü iple çekenlere.”

İdam sehpasında çıkarıldığında boynuna asılan ip çift ilmektir.
Ve sırf bu yüzden Deniz Gezmiş yirmi beş dakika boyunca ölmemiştir!
İdam mı bu işkence mi?
Boynunda çift ilmeğe rağmen,
Ayağının altından tabureyi ittiren yine kendisidir Deniz'in.
Korku mu bu asalet mi?
Biraz sonra aynı sehpaya çıkarılacak olan Yusuf Aslan tam 25 dakika boyunca, penceresinden Deniz'i izlemiştir..
Acı mı bu gurur mu?
Ve Yusuf Aslan asılırken penceresinden onu seyreden Hüseyin İnan..
Henüz Deniz bile gözlerinin önünden gitmemişken…
Sabır mı bu acele mi?

Demem o ki;
Siz onları sadece sehpaya çıkarıp astınız,
Ama öldüremediniz…

Gökhan İnesi

Abi eşcinsellere birşey demem asla demem ama iki yakışıklı çocuk öpüşüp koklaşınca kendimi yemeğini kediye kaptırmış sokak köpeği gibi hissediyorum, doğruya doğru şindi.

Evliler boşanmak istiyor, Bekarlar evlenmek…

İşsizler çalışmak istiyor, İşi olanlar çalışmaktan bıkkın..

Fakirler zengin olmak istiyor, Zenginler bir parça huzur…

Ünlüler saklanıyor, Ahali ün peşinde..

Siyahlar beyaz olmak istiyor, Beyazlar bronzlaşmak..

Demem o ki, Mutlu olmak istiyorsan,

Sahip olduklarının farkında ol ve olduğun hale şükret…