demeden

youtube

merhaba demeden daha, bu gitmeler gitmek değil.

eğil salkım, söğüt eğil

Ne gidilen onlarca kilometreye ne beklenilen onlarca saate ne dökülen gözyaşlarına değiyor insanlar. Yapılan kötülüklere iyilikle karşılık verildikçe haklı olduğun halde özür diledikçe her şeye rağmen sevmeye devam ettikçe değerinde git gide azalıyor. İnsanlar kendilerinin canını daha çok yakana kaybetme korkusu yaşadığı insanlara yöneliyor sizde saf kalbinizle bir tarafta yosun tutuyorsunuz. 

Herkes birilerinin canını yakıyor sonrasında kendi canlarını birisi yaktığında ama ben bunu hak etmedim ama ben seni sevdim ama çabaladım ama geceleri uyumadım diyor işte insanların ne kadar iki yüzlü oldukları da burada ortaya çıkıyor. İnsan önce bir sormalı ben birisini ağlattım mı diye ağlattıysa eğer mutlu olmayı ummamalı ama yok biz ne kadar kötü olursak olalım mutluluğu hak ettiğimizi düşünen varlıklar olmuşuz. 

Diyeceğim şu ki bu yazıyı okuyan herkesin zamanında birisini ağlattığı yüksek olasılık bir insanı gölgede yaşamaya zorladığı ağzını açmaya bile cesaretinin kalmamasına sebep olduğu başını yerden kaldırmadan yürümesine neden olduğu bir gerçek o yüzden artık herkes mutlu olmak istiyorum demeden önce mutlu etmek istiyorum sevilmek istiyorum demeden önce sevmek istiyorum desin ve ihtiyacı olan insanları karanlıkta olan insanları kurtarsın da biraz olsun mutluluğu hak etsin. 

Wɪᴛʜɪɴ Cᴀsᴛʟᴇ Wᴀʟʟs | Cʟᴏsᴇᴅ

Alistair had been walking around the castle hallways in need of some sort of entertainment. However his brother and father were out doing something that he was far too young to be included. Outside it had been storming for a few hours now, inside was still damp and musty but gave a decent shelter from the storm. 

Eventually he had found himself in one of the sitting area’s, a grand fireplace had lit the room as well as many candle’s and various torches along the walls. Overhead was a large chandelier that held 38 candles. Being bored on many occasions, he’d take inventory on how many of a certain thing was within their castle. He sat down in an arm chair and picked off a book from the book shelf that was within arms reach. He fixed his posture and began to read. 

http://mhmtdemirci.blogspot.com.tr/2015/03/hoscakal-demeden-harlan-coben.html

6 senedir Harlan Coben ’in kitapları Türkçe ’ye çevrildikçe satın alıp okuyorum. İlk okuduğum kitabı olan Asla Vazgeçme ’nin tadı hâlâ damağımdadır. Hoşça Kal Demeden ilk çıktığında yeni kitabı sanmıştım fakat enteresandır Türkiye ’de basımı 2014’te olsa da Coben ‘in ilk kitabıymış. Kitabın başında ise yazarın notu var. Diyor ki Coben “Tamam, eğer bu, okuyacağınız ilk kitabımsa, hemen durun. Geri verin. Başka bir tanesini alın. Bu şekilde olabilir. Ben beklerim.” Bu yazıyı görünce çekinmedim değil her ne kadar her kitabını âdeta saniyeler içinde bitirmiş gibi hissetsem de. Fakat o, Harlan Coben… Dibine kadar şaşkınlığı, gizemi, belirsizliği tattırdı yine bana.

Keep reading

instagram

#Müslüman #genç #yaşlı #demeden #Allah #de #dua #et ..👼👼

Senden gelecek mutluluk da, acı da başım üstüne..
Hem bedel ödemeden sahip olamıyor insan bazı şeylere
Ve şimdi ben ,sadece seni sevmek istiyorum
Sonrasında bedelini acıyla ödemeye hazırım..
Ben o acıyı da,
Seninle mutlu olduğum günlere sayarım..

Alevi Haber | Alevi Haberleri

New Post has been published on http://www.alevihaber.com/alevi-nedir/basinda-aleviler/chp-alevi-ve-kurt-demeden-sosyal-demokrat-olamaz.html

"CHP Alevi ve Kürt Demeden Sosyal Demokrat Olamaz"

"CHP Alevi ve Kürt Demeden Sosyal Demokrat Olamaz"

Yazar Aydın’a göre Aleviler, bir sene önce Baykal CHP’sine çektikleri sınırdan geri döndü. Kılıçdaroğlu’nunsa AKP’nin dahi gerisine düşerek Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesine katkı vermesi imkansız.

Alevi’yi ve Kürt’ü telaffuz etmeden sosyal demokrat olmak iddiası aslında Türk ve Sünni iktidara boyun eğmek anlamı taşır. Böylesi bir buyun eğme üzerinden Alevi’nin Sünni’yle, Kürt’ün Türk’le eşitliğini yaratmak mümkün değil.”

Yazar Erdoğan Aydın, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) yönetim değişikliğinin ardından yeniden Aleviler için çekim merkezi haline geldiğini ancak bunun Alevilerin eşit yurttaş olma mücadelesine katkı sunacağının şüpheli olduğunu söyledi.

CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Alevi sorununa değinmemesine yönelik eleştirileri “Böyle bir lüksümüz yok. Etnik kimlik ve inanç üzerinden siyaset yapmamaya kararlıyım" diye cevapladı. "Önemli olan aydınların, ilgili kesimlerin ortak tepki vermesidir.”

Kılılçdaroğlu kurultay konuşmasında Alevi ve Kürt kelimelerini kullanmamıştı.

AKP’nin gerisine düşerek imkansız

Aydın’a göre bu yaklaşımın geçerliliği yok çünkü “çok kimlikli çok kültürlü bir coğrafyada sosyal demokrat olmak sadece ekonomik eşitsizlik üzerinden bir dil kurmakla" mümkün değil.

Türkiye tarihinde Aleviler ve Kürtlerin asimilasyonunu; bu süreçteki sayısız provokasyon ve katliamı düşünürsek sosyal demokrat olmak iddiası kaçınılmaz şekilde mağdurların sorunlarının çözülmesine; bunun için de pozitif ayrımcılık uygulanmasına ve mağdurların onöre edilmesine ihtiyaç duyuyor. Kılıçdaroğlu’nun Kürt ve Alevi kavramlarını kullanmasını, etnik ve inançsal mağduriyetleri doğrudan telaffuz eden bir dili devlet katında egemen hale getirmesin şart koşuyor.”

Aydın, “muhafazakar AKP’nin bile -samimiyetsiz de olsa- adım attığı" bir Türkiye’de bunun gerisine düşerek demokratikleşmeye katkı vermenin imkansız olduğunu düşünüyor.

CHP, AKP, dağınıklık

Kasım 2009’da yaklaşık 200 bin kişi Alevi örgütlerinin çağrısıyla Kadıköy’de toplanmış ve hükümetten taleplerini dillendirmişti. Aydın mitingin ardından bianet’e Alevilerin ilk kez CHP’nin gölgesinden bu kadar açıkça çıkıp sola yöneldiğini belirtmişti. Deniz Baykal’ın ayrılmasından sonra, Kılıçdaroğlu’nun başkanlığıyla Aleviler yeniden CHP’ye yaklaşmış durumda. Aydın “Ne yazık ki Baykal CHP’siyle aralarına çektikleri sınırın gerisine çekilmiş durumdalar" diyor.

Bunun yanı sıra, hükümet Alevilerin zorunlu din dersi, Diyanet, cemevleri, geçmişle yüzleşme gibi konulardaki taleplerini yükseltmesini bir dizi toplantıdan oluşan “açılım"la karşılamış ancak Alevilerin talepleri karşılık bulmamıştı. Aydın’a göre Kürtlerin kendi örgütlenmelerine yaslanmaları karşısında Alevilerin bunu başaramamış olmasının getirdiği bir kırılma da var.

Bu durumda, 2001 ortasında yapılacak seçimlerde Aleviler büyük oranda CHP’ye yönelecek. Aydın CHP’nin gerçek anlamda bir sosyal demokrat parti olmaya yönelmesinin ancak kendi solundan gelecek etkin bir muhalefetle karşılaşmasına bağlı olduğunu düşünüyor ve ekliyor:

Bu başarılamadığı sürece, dedeleri Dersim katliamın mağduru olmuş bir Kılıçdaroğlu’nun başında olduğu bir CHP bile, anlamlı bir dönüşüm ve demokratikleşme öznesi olamayacaktır.” (EÜ)

Erhan ÜSTÜNDAĞ

<!–
var prefix = ‘ma’ + ‘il’ + ‘to’;
var path = ‘hr’ + ‘ef’ + ‘=’;
var addy25006 = ‘erhan’ + ‘@’;
addy25006 = addy25006 + ‘bianet’ + ‘.’ + ‘org’;
var addy_text25006 = ‘erhan’ + ‘@’ + ‘bianet’ + ‘.’ + ‘org’;
( ‘‘ );
25006 );
( ‘
‘ );
//–>n
<!–
( ‘‘ );
//–>

<!–
( ‘’ );
//–>

İstanbul – BİA Haber Merkezi – 27 Aralık 2010, Pazartesi

Alevi Haber | Alevi Haberleri

New Post has been published on http://www.alevihaber.com/makale/leb-demeden-festival.html

'Leb' demeden festival

'Leb' demeden festival

Festivaller belirli bir bölgede yaşayan insanların yaşam tarzlarının, kültürlerinin, inançlarının, yetiştirdiği ürünlerin, sosyal faaliyetlerinin tanıtılmasını amaçlayan faaliyetlerdir.

Çorum, Kuzey Anadolu ile Orta Karadeniz arasında bulunan Ankara ve Samsun illerini birbirine bağlayan karayolu üzerindeki bir ildir. Çorum, Osmanlı’nın son dönemlerinde küçük bir kasaba iken bazı ilçelerinin Amasya, Yozgat vb. illere bağlı olduğu bilinmektedir.

Hitit devletinin başkenti Hattuşaş’ın Çorum sınırları içinde bulunması ve leblebisi ile ünlü olan kentin bir başka özelliği ise 12 Eylül öncesi; kontrgerilla tarafından tezgahlanan ve aylar süren çatışmaların ve direnişlerin yaşandığı bir kent olmasıdır.

Çorum’da yaşayan insanlar, yaz ayları başladığında birçok ad altında çok değişik yerlerde festivaller düzenlemektedir. Düzenlenen bu festivalleri iki ana grupta toplamak mümkün. Birinci grup köy şenlikleri, ikinci grup ise kültür ve dini içerikli şenliklerdir. Birinci grubun en meşhurları kiraz, erik, madımak gibi ürünlerin adı ile yapılan şenlikler ve köylerin isimleri ve yayla, ova isimleri ile anılan şenliklerdir. İkinci grupta ise şehir merkezinde yapılan Hitit Festivali ve Dedesli Ovası Türkmen Şenlikleri ile türbe ve tekke şenlikleridir.

Köy ve ürün festivallerinin en önemli özelliği bir köy ya da yöredeki ürünün üretilmesi nedeniyle düzenlenen yarışmalar ve bu ad altında aynı yöredeki insanların yan yana gelmesini ve kaynaşmasını sağlamaktır. Genellikle yoksulluk ve işsizlik nedeniyle Ankara, İzmir ve İstanbul gibi büyük kentlere göç eden insanların yaşadığı metropollerde kurduğu derneklerle, Çorum’daki köy derneklerinin birlikteliği ile yapılan köy festivalleri yıllardır birbirini görmeyen akraba ve hısımların birbirini görmesini ve kaynaşmasını sağlamaktadır.

Köy festivalleri, Çorum’dan göç etmiş büyük metropollerde yaşayan insanların hâlâ büyük kentlerle bütünleşmediğini, şehir merkezinde yaşayan insanların hâlâ kentli olmadığını göstermektedir. Hâlâ kendisinin bile değil ana ve babasının doğduğu köyle ve köylüyle ilişki ve iletişim kurmak zorunda kalınması; aslında bir bakıma Almanya’ya giden işçiler gibi kapitalist bir ülkede çalışıp/yaşayan bir kişinin İskilip’in dağ köyündeki gibi düşündüğünü göstermektedir. Oysa şehir hayatı içinde kurulması gereken örgütlülükler, birleşmeler ve üretim ve bölüşüm sürecine katılmalar yok sayılmakta, bunlar ötelenmekte ve köylülük, ilkel inançlar kutsanmaktadır. Çorum’daki Alevi köylerinde daha yoğunluklu kutlanan bu festivallerin sosyal ve psikolojik yönlerinin daha iyi değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

12 Eylül 1980 sonrası kutlanmaya başlayan Çorum Hitit Festivali ise yirmi yıldan çok süren bir tarihe sahiptir. İlk kutlandığı dönemlerde tamamen amatörce ve sokakta kutlanan festival, son dönemlerde Refah ve AKP belediyeleri ile tamamen popülist, içerikten yoksun ve şova yönelik bir hal almıştır. Hitit adı Çorum’da yaşamayanlara farklı bir anlam ifade etse de son dönemde festivalle tarihin ve Hititlerin bağlantısını kurmak çok güçleşmektedir. 2008 yılı Hitit Festivali leblebi yarışmalarının, at yarışlarının, İbrahim Tatlıseslerin bulunduğu bir festival haline gelmiş ve gelecek yıl yapılacak yerel seçime hazırlıktan öte bir anlamı kalmamıştır.

Kısaca ikinci grup festivallerin de toplumsal gelişmenin, barışın, kardeşliğin ve kaynaşmanın önünü açmadığı bir gerçektir. Gerek Hitit Festivali gerekse diğer festivaller, yerel iktidar güçlerinin iktidarlarının pekiştirilmesinin ve reklamının yapılmasının dışına taşmamaktadır. Oysa festivaller, yapıldığı yöre halkının katılımı ve katkısı ile, onların emeği ile oluşmalı ve sergilenmelidir.

Bu nedenle kiraz, ceviz, armut, elma, yayla, dağ gibi festivaller yapılırken bir daha düşünülmesi ve bunların gerçek amaç ve içeriğine kavuşması gerekmektedir.

Festival, genellikle yerel bir topluluk tarafından belirlenmiş ve geleneksel olmuş gün ve tarihlerde kutlanan, yapıldığı yörenin imgesi haline gelmiş etkinlikler bütünüdür. Çorum’da yapılan festivallerin aslında bu tanımlamaya uyup uymadığı da bir tartışma konusudur.

Av. Ahmet Özdel (ÇORUM)
EVRENSEL – 8 Temmuz 2008