de-haas

‘’Ben farklı değilim, sizin bakış açınız aynı.’’
Bu söz kulaklarımdan çıkmıyor, bir psikiyatri hastasının son sözleriydi bu. Her neyse hikayeme başlıyorum.
Ben Tuna, 34 yaşındayım. 10 senedir akıl hastanesinde çalışıyorum, her gün yaşadığım olayları bu lanet olasıca günlüğe yazıyorum.  3652 sayfalık bir günlük, her gün yaşadığım lanet şeyleri yazdım. Fakat bu seferki hasta başkaydı, Mehmet’ti adı. 20’lerinin sonlarında, 1,90 boylarındaydı iri biriydi, omuzları falan genişti. Hiçbiri sevmezdi hastaların, o da hastaları sevmezdi. O genel olarak insanları sevmezdi. Hastaneye yatalı 6 ayı geçkin bir zaman olmuştu, benle son iki aydır konuşuyordu. Ondan öncesinde kimseye yanıt vermiyordu, yaşadığı şeyleri anlatmıyordu, diğer hastalardan farklıydı. Sanki şeydi biraz, rol yapıyor gibiydi. Bakın o ilk geldiği günü unutamıyorum, tüm testlerimizi başarıyla geçti, sonrasında oturdu kafasını duvarla vurmaya başladı, hemen koşmuştum. Sonra şey dedi ‘’YALVARIRIM, ZİHNİMİ ALIN, DAYANAMIYORUM!’’ bu sözlerinden sonra sakinleştirici verip bayılttık. Odasına götürdüğümüzde kimse gönüllü olmadı bakmaya, ben öne çıktım. Kabul ettim ona bakmayı, onda anlamadığım şeyler vardı, bu yüzden ettim sanırım, 6 ay oldu hala emin değilim neden kabul ettiğim konusunda ama bir gerçek var iyi ki kabul etmişim, hayatımın en iyi kararlarından biriydi. İlk aylar çok sessiz geçti. 160 gün falan olmuştu geleli. İşte bütün olay o gün başladı. Benle ilk konuşmasını yaptı, sanki muhabbet etmek istiyordu. Şizofreni hastaları buna pek ihtiyaç duymazdı, kendi kendilerine konuşurlardı genelde. Ama dedim ya Mehmet’te bir şeyler vardı…
Sabah, yanına gitmiştim. Saat 9 falandı, kalkmıştı içeri girince bana seslendi.
-Ben de seni bekliyordum, gene tam vaktinde geldin, yanıma oturur musun?
Gittim oturdum.
-Sana güvenebilir miyim?
+Elbette!
-Bu dünyadaki insanların tamamı, beni bir ucube gibi görüyorlar. Sebebi onlar gibi olmamam, yanlış. Bu böyle değil, olamaz, olmamalı. Onların hepsi aynı düşünüyor. Sanki benim hayatımı yaşamışlar gibi, benim yerime konuşuyorlar. İstersem onlar gibi rol yapabilirim.
+Nasıl?
-İnsanlığın bazı amaçları vardır, hırs ve kibir. Bunlar bir insanın olmazsa olmazıdır günümüzde ve her lanet insanda vardır bunlar. Bunlar olmayanlar var mı? evet varlar, fakat onlar ben gibi sessiz kalır, bazıları sizin gibi rol yapar, bazıları yapmaz ve benim gibi bu gömleğin içine sıkıştırılır, deli denir…
+Bence sen, sen deli değilsin. Sende bir şeyler var…
-Fark eder mi? Diğer herkes beni aynı görüyor, sebebi onlar gibi olmamam. Hiçbirisi benim zihnimden yaşayan insanları bilmiyor, onlar gerçek siz göremiyorsunuz. Çünkü; bakmayı bilmiyorsunuz. At gözlüğü takmış gibisiniz, herkese aynı bakıyorsunuz bu, bu YANLIŞ! Her insan aynı değildir, öyle olacak olsa. Tanrı hepimizi tek bir beden şeklinde yaratırdı, ten rengi olmazdı, boylar farklı olmazdı, ırklar olmazdı ve diğer lanet şeylerin hiçbirisi olmazdı! Şimdi sana bir soru; bu hayata gelme amacın ne? Kimsin sen? Tanrı seni neden yarattı? Hiç sorguladın mı?
+Şey, evet sorguladım, fakat bu neyi değiştirir? Tanrı bizi yarattı ve unuttu.
-Peki şunu düşünmedin mi? Tanrı bizi yarattı ve halimize o bile şaşırdı çünkü; işlerin böyle gideceğini tahmin bile etmedi. En sevdiği meleklerden biri olan şeytanın ihanet edeceğini bilmediği gibi. Sanırım melekte olsa, insan da olsa aynı oluyor. Tanrı yarattığı her canlının içine o duyguyu koymuş olmalı, yoksa bunun başka açıklaması olamaz… HER CANLININ İHANET ETMESİNİN BAŞKA AÇIKLAMASI OLAMAZ TUNA! Her neyse bu günlük bu kadar muhabbet yeter.
Bunu söyledikten sonra güldü, acıktığını söyledi. Bu şekilde devam ettik, her gün bana yeni şeyler öğretti. Bazı söyledikleri, ne biliyim, bu deliyse ben ahmağın tekiyim dedirttiriyor. Baş doktorumuzla konuştum, benim ilgilenip öğrenmemi, onu araştırmamı istedi. Tamam dedim. Ve Mehmet’e çok yakın davranıyordum, diğer hastalarla diğer bakıcılar ilgilensin deyip salladım. Son 55 güne girdik, bu 55 gün benim düşünmemi sağladı, ben kim olduğumu anladım. Hayatı sorgulamaya başladım. Ama bir gün vardı, o gün bir söz söyledi, aklımdan çıkmayan birkaç cümle var. ‘’Tanrı, seni bu dünyaya, yiyip içip sıçman için göndermedi, bu saçma olurdu. Tanrı, seni bu dünyayı kirletmen için göndermedi, bu aptalca olurdu ki tanrının öyle biri olduğunu sanmıyorum. Tanrı seni bu dünyaya öğrenmen için gönderdi, anlaman için, okuman için, araştırman için yolladı. Tanrının mucizevi şeylerini anlaman için. Bunları uygulamayacaksan, yaşamanın bir boka faydası yok Tuna. Bunları uygula ki; insan olduğun anlaşılsın, diğerlerinin aksine…’’ söylediği her sözü günlüğüme birer birer yazdım ama size anlatmayacağım, ya da şey belki bir gün anlatırım, sağım solum belli olmaz benim.
O güne geldik, o cümleyi söylediği güne, aslında cümleden çok konuşma yaptı. Ama o cümle, aklımdan çıkmıyor. Her neyse o lanet günün sabahında odasına gittim ve şey demişti. ‘’Bana sade kahve getirir misin? Tanrımın yanına dinç kafayla gitmek istiyorum.’’ Ne demek istediğini anlamamıştım. Kahveyi getirdim, içtikten sonra. ‘’Testlere tekrar girmek istiyorum, bakalım ne olacak.’’ dedi ve gülümsedi. Baş doktora haber verdim, testi yaptık. Bir dahi gibiydi, sanki, o şizofreni hastası değildi de başka biri vardı. Prosedür gereği testi geçtiği için, onu orada tutamazlardı. Hastaneden taburcu edildi ve bana bir çanta verdi. ‘’Bunları, bu akşam oku…’’ dedi. Nereye gittiğini sordum, sonsuzluğa diye cevap verdi. Ardından o aklımdan çıkmayan cümleyi söyledi. ‘’Ben farklı değilim, sizin bakış açınız aynı. Tanrı size şu an acıyor, yarattığı gözleri kullanamadığınız için. Ve ben gülüyorum…’’ yola atladı bi arabanın önüne. Vücudu paramparça olmuştu, beyni kafatasından fırlamıştı bu çok iğrenç bir görüntü oldu, dayanamayıp kustum. Fakat ölürken yüzünde bir gülümseme vardı. Yıllık iznime ayrıldım eve giderken birkaç bira ve bir şişe viski aldım. Çantanın içini açtığımda binlerce sayfa vardı. Hepsini okudum, yaklaşık 15-20 saat sürdü. En arka gözde ufak bir defter vardı. Sanki, tanrıya mektup yazıyordu. Açtım okudum hepsini, bazı dikkatimi çeken şeyleri toplayıp yazıyorum.
‘’Sayın tanrım, sana kırgınım. İnsanlığı yarattın ve onlara zihinlerini kullanmayı göstermedin. Onlar, savaşlar yaptı, barış içinde yaşamayı öğrenemedi. Tanrı olan sendin, onlar kendilerini senin yerine koymaya çalıştı. Ben bunlara dayanamıyorum, haa bir de unutmadan. Sayın tanrım, neden? Zihnimde neden savaşlar var? Düşüncelerim beni kuşatıyor, dayanamıyorum tanrım, DAYANAMIYORUM! Ben de artık diğer insanlar gibi düşünmemek istiyorum, yapamıyorum. Onların zihinlerinde çığlıklar var mı sayın tanrım? Onlarda ben gibi acı çekiyorlar mı ha sayın tanrım? Ben dayanamıyorum artık. Bir akıl hastanesine yatacağım, uyuşmak istiyorum. Hastaneyi gözlemledim, orada Tuna isimli biri var, standart bir yaşamı var, ne zengin ne fakir. Ama elinden geldiğince çabalıyor, öğrenmek istiyor. Bilgilerimi ona vermek istiyorum ve öldükten sonra malvarlığımı da ona vereceğim. Avukatımla konuştum, ölümüm anında tüm malvarlığım ona ait olacak. Yakında görüşeceğiz sayın tanrım ve ben sana öteki dünyada, yanında tapacağım. Zira burada sana tapanların çoğu gösteriş için yapıyorlar ve insanları bununla kandırıyorlar, ben onlar gibi olamam, kusura bakma tanrım.’’
En son bir sayfa okudum beni anlatmıştı.
‘’Tanrım, bu hastanedekilerin tamamı ahmak, ahmaklar ordusu ama o herif için dayanıyorum, o herifle ilgili planlarım var…’’Bunu okuduktan sonra düşündüm, ulan bende ne bok var, kimim lan ben? Bunları hak edecek biri miyim? Diye sorguladım. Birkaç gün sonra avukatı geldi, bizim Mehmet baya zengin biriymiş. Malvarlığının %50 sini bana, diğerini kütüphane yapımı için ayırmış. Avukat bir mektup verdi bana ve şey dedi. ‘’Mehmet, ölmesi durumunda bu işlemlerden sonra bunu sana vermemi istedi. İyi günler.’’ Okumaya başladım o mektubu.
‘’Tuna, hatırlar mısın bilmem, doğduğun mahallede bir ayyaş vardı, her gece karısını ve oğlunu döverdi. Sonra baban gelip o herifi dövmüştü bir daha dokunursa öldüreceğini söylemişti. O günden sonra o adam ne anneme ne bana bir tokat atabildi. Baban benim hayatımı kurtardı, sonra biz taşındık oradan.  Ama işte, işte ayyaşın tekiydi… Günün birinde, akşam vakti içti iyice, zihni bulanıklaşana kadar içti. Eline bir tabanca aldı ve boşa bir el ateş etti. Çok korkmuştum, annem bana sarıldı. O herif, bana baktı ve şey dedi. ‘’Sen, benim gibi olma…’’ dedi ve kafasına sıktı. Beyni parçalanmıştı, annem ağlıyordu, ben öyle kalmıştım. Annem dayanamadı, kafayı yedi. Birkaç sene sonra, balkondan aşağıya atlayıp intihar etti. Gözümün önünde, cesedini gördüm. Dayanamıyordum. Öylece durmuştu, 15 yaşındaydım bu olay olduğunda. Hayatımın sonrası boktan geçti, ama okula devam ettim. Çalıştım, kazandım. Psikiyatri okuyordum. Bir işe girdim, 1 yıl falan olmuştu, akşamında patronumu gördüm sokakta, biri silah çekmişti. Koştum hemen, atladım silahı olan herife, ağzını burnunu patlattım. Polisler geldi, ifademizi aldılar. Patronum ertesi gün, evine yemeğe davet etti. Gittim. Ev baya büyüktü, kütüphanesi falan vardı. Yanında yaşamamı istedi, çocuğu yoktu. Hizmetçileri falan vardı. Onunla yaşadım, kitaplarını okudum. Yazılmış bütün kitaplar vardı sanki ve her hafta düzenli kitap okuyordu. Ben de yanında okumaya başladım öğrendim. Benliğimi o kitaplar sağladı, bana kim olduğumu o kitaplar öğretti. Sonra o adam vefat etti, bana bıraktı malvarlığını. Birkaç tane farklı şirketi varmış, çalıştığım yerin dışında. Okulu bitirdim, psikiyatr olmak vardı aklımda, ama vazgeçtim. Kitaplarla yaşadım, eve kapandım o kitapların tamamını bitirdim. Yaklaşık 50.000 tane kitap okumuştum, senelerimi aldı. Her kitap karakteri zihnimde yaşıyordu sanki… Ama sonunda öğrendim, insanlığın amacını öğrendim. Ve tesadüfen seni gördüm. Babanın yaptığı şeyler, hiç aklımdan çıkmadı. Yardım etmek istedim, böyle bir plan yaptım. O kitapları okuman dileğiyle, Mehmet…’’Birkaç hafta sonra eve gittim, dediği gibi büyük bir yerdi. Orada yaşadım, kitapları okumam yıllar sürdü. Böyle devam etti hayatım. O kitaplarda bir şey var, kim olduğunu anlaman için, bombok bir hayat sürmemen için gereken şeyler. Mehmet'e göre; tanrı, insanları yarattı sonra hayvanları ve zaman ilerledikçe anladı. İnsan ile hayvanın farkı olmadığını, sonra kitaplar gönderdi, tanrıyı anlamamız için. Sonra yazarlar yarattı, düşünürler ve şairler. Doğruyu öğrenmemiz için, ama insanlık hep açtı, kibirliydi ve bencildi. Eminim tanrı bile böyle olmasına şaşırmıştı, ama artık ben diğerleri gibi değilim. Bu dünyadaki bana ayrılan süre bitene kadar yaşayacağım, kitaplar okuyacağım ve sizden uzaklaşacağım…

Diabolik lovers Lost Eden Kino (heaven 1) ~translation~ (Esp and Eng)

La traducción esta en español abajo de todo!

This translation was made by @rkyt1965

Place: Shopping mall

Yui: (Suddenly he called me when I was going back from the school… What happened?)

*Yui walks*

Yui: Ah, Kino-Kun! …Wait, that clothes…!


Kino: When we have a date after schooltime is better using this clothes, isn’t it. Let’s go.

Keep reading

Diabolik Lovers LOST EDEN - Raito/Laito Dark Prólogo - TRADUCCIÓN AL ESPAÑOL

Traducido del japonés al inglés por @diabolik-misaki. Yo sólo hice la traducción del inglés al español :3

Translated from @diabolik-misaki‘s original Japanese to English translation.  I only did the translation from English to Spanish.

Por favor no editar ni re-subir sin mi permiso, gracias~

 ___

Keep reading

Diabolik lovers Lost Eden: Buscando calcetines en la casa Sakamaki ~La caja de Pandora que no se debe abrir~ (CD DRAMA) ~traducción~

Perdonen los errores, soy un asco con los audios. TuT
No-re subir esta traducción.

Y feliz día de la mujer~


*Reiji esta caminando*

Reiji: Ay que ver… por qué perdí el otro par el calcetín? (No entendí NO)

*Reiji sigue caminando*

*Alguien llama a la puerta*

Keep reading

Newsies Live, a review of sorts

Originally posted by whenyourfallingintheforest

So it’s looking like the reply I wrote up last night for @party-with-books on mobile, during a wifi issue, is just not going to ever post and is lost to the netherworld, which is unfortunate because, even if nothing I said was coherent, I wrote it while everything was still fresh and I was still on the most beautiful ecstasy high - the kind you can’t get arrested for. But I’m gonna try to do the play justice here, and using a lot of gifs, XD so we shall see.


Guys. Guys. Guuuuyyysssss. I just can’t. Let me start by saying I have never seen a stage production of Newsies. I’ve been listening to the soundtrack for months, but for a lot of the bits the stage show has added or edited from the original film’s story, I had absolutely zero context for, and the soundtrack is sadly missing like a crap ton of reprises. Therefore, if you care about spoilers, I suggest you stop reading this and wait for the dvd to come out or something, because I don’t feel like holding anything back.

After that note, where the heck do I even begin? The production itself. And by that, I don’t just mean the sets and the cast and the lighting and the camera. Nah, primarily at this point, I mean Spectacle.

I’ve now seen a good number of shows, in various formats, but none of them have been so energetic, alive, and overwhelming. The dancing is superb. I know for the filming they pulled out all the stops, with bigger leaps, more twirls, and a larger number of Newsies on stage, and let me tell you, IT WAS WORTH IT. A stage filled with forty or more singing, tap-dancing, leaping Newsies is a sight to behold.

I mean, there was this:

Originally posted by peregrintoook

This is Ryan Steele, as Specs, doing the full-out twirl. Our Specs was played by the amazing Jordan Samuels, but it’s a different cast member entirely who performs this move, and we get a sky high view of the spin, which I’m pretty sure is faster and longer, and the entire theater gasped and applauded.

There were hundreds and hundreds of flips, spins, cartwheels, splits, jumps, tricks, and moves I cannot name. There was tap dancing on tables. I HAVE NEVER SEEN A DANCING TROUPE OF THIS LEVEL OF EXCELLENCE IN SUCH AN EXTRAVAGANT SHOWING EVER.

Originally posted by pontmarius

The set and staging was absolutely dynamite, and it will never cease to astound me how theatrical productions can amass an entire world on a few hundred feet of stage.

Near the end of “Once and For All” the Newsies completely drop out on the vocals and then come roaring back in, and again, my entire theater gasped in awe and delight, and I was crying and covered in goosebumps.

As for Jack…

Originally posted by theatregraphics

Jeremy Jordan is the definitive Jack Kelly for me, okay?

Originally posted by coreymcott

If you’re a die hard Christian Bale or Corey Cott fan or anyone else, I’m sorry, but it’s true. There will never be another player who so fully encompasses that role for me. His Jack is so intense and passionate the. entire. time. Every single thing he says and does. The only moments we see him physically relax at all are when he’s with Crutchie (and we’re too busy crying to notice) or sharing the stage with Katherine.

And that brings me to Katherine Plumber. I was not especially anticipating her role, I have to admit. I love my Denton too much, and I was horribly concerned that the romantic angle between her and Jack would be too strong, taking away from the real love story of the play, that of this family whose name is Newsies. But I couldn’t be happier with her character and Kara Lindsay’s performance. She was amazing, and I could feel the rest of the audience connecting with her too. “Watch What Happens” is just one of her shining moments, and I am in love with her, and so happy of the way the writers brought her character in.

Originally posted by jginorton

It’s also beautiful to weave in the feminine vocals of Katherine with the only other female singing cast member, Medda Larkin (our very own being played by Aisha de Haas) in the middle of all those guys. Don’t get me wrong, because the Newsies chorus is the epitome of what makes the show so great, but having those softer moments and the gals singing brings enough of a change that it completely enlivens every other male vocal in the story.

Okay, enough being calm, rational, and technical for a minute. Let me “be real.”

I Am Not Okay. Not in this or any other universe will I ever be the same.

(The rest of this post is probably going to just be me screaming at random about different things.)

CRUTCHIE. HOLY COW. CRUTCHIE MY BABY. “Letter From the Refuge” absolutely killed me. THE FREAKIN ATTACK ON CRUTCHIE FREAKIN KILLED ME. Just him standing with Jack in the prologue with “Santa Fe.” THERE ARE NO GIFS FOR THIS. Andrew Keenan Bolger is of such high caliber, I can’t even begin to describe how much I love him in this role.

I BASICALLY CRIED SO HARD WHEN THE BULLS CLOSE IN ON THE NEWSIES. AND WHEN JACK SEES THEY HAVE CRUTCHIE. I THOUGHT I WAS GOING TO BE SICK.

Oh, yeah, also, little itty bitty detail here i was completely unaware of BROADWAY VERSION JACK KELLY IS A FLIPPIN ARTIST?????!!!! LIKE WHAT????!!!! OH.MY.GOSH. I LOVE THIS ANGLE SO MUCH. KAJLLGDFHLJFGHIERUNZUIZLGRF. HE’S PAINTING SANTA FE GUYS. LSLDGJAGKJHRUIGKNG. During “I Never Planned On You” he draws Katherine and the LED screen that assisted the set showed him sketching her as they talked and sang AND IDK IF THAT HAPPENS USUALLY IN THE STAGE PRODUCTION BUT I AND MY FRIEND AND PROBABLY EVERYONE ELSE WAS LIKE “HOLY CRAP AWWWW OHMYGOSH HOW PRECIOUS HOW PURE I’M NOT CRYING AT ALL NO” SO YEAH THAT IS A THING THAT  HAPPENED.

Little Les is amazing. Like, in the old movie, he wasn’t so much a character as a plot device. He was literally the little boy with the cute face who could sell the papes. In this, Les is the one who strikes up the deal with Jack, and Les is the one who shouts a message for Pulitzer as the guard closes the door in their faces. He is so precocious and adorable and perfect, and so much more a character in his own right, I am so pleased.

DID I MENTION BEN FANKHAUSER AS DAVEY???

Originally posted by mrsanselelgort

HIS SINGING. HIS ACTING. HIS CHARACTER AND INTERACTIONS WITH JACK AND LES. The confrontation between him and Jack later on when Davey is trying to get Jack to rejoin the Strike, and he says “it’s not like anyone died” and Jack whirls on him in rage, because of what happened to Crutchie, who could very well die at that point. I COULDN’T HANDLE. And when Davey reminds him what they’re fighting for, and why they shouldn’t stop. PERFECT BOYS, PERFECT.

AND I ALMOST FORGOT RACETRACK LAJKDHF. Race is my favorite Newsie from the old movie, and I was not disappointed by him here. Benjamin Cook is an adorable angel and my favorite bit of him probably has to be when he is staring wide-eyed at Governor Roosevelt at the end, so happy and in awe. Unfortunately I can’t find any gifs of him either arg.

AND SPOT, HOW COULD I MISS SPOT CONLON Tommy Bracco’s performance left nothing to be desired, he was as spot-on as his character’s name. WE ARE BROOKLYN NEWSIES

Originally posted by wildhorns

Oh.

Oh, and then there was This:

Originally posted by winnifredfoster

I HATE/LOVE THIS PART OF THE STORY SO MUCH. When Pulitzer forces Jack’s hand, makes him face the Newsies and turn on them, in order to save them and save Crutchie and Davey and Les, but Pulitzer also gives him money to go to Santa Fe and that is all the Newsies ever see. LKDJFLHDHFAJDHFLA MY HEART HURTS

I love Jack Kelly more than Raoul or the Phantom, or Dimitri, or Valjean or Marius or Enjolras, or even arguably Fiyero. I feel every single beat of “Santa Fe” as it blooms and changes from dream to dust to dream.

I adore how the stage version plays up the affect the Newsies strike had on child laborers everywhere, how Jack proclaims it isn’t only Newsies’ rights they’re striking for.

The singing was absolutely flawless. Flawless I tell you.

Originally posted by playbill

Originally posted by playbill

IDK GUYS I JUST DON’T HAVE ANY COMPLAINTS OK

This is on par with the night I saw Wicked on tour. I will be buying the DVD. I will watch it at least once a year. I guess, if I wasn’t before, I’m a Fansie now.

So, yeah, to close: I don’t think I will ever find another thing on this earth that impacts every bit of my soul as much as musical theater does. That is a part of me I will never outgrow, and never give up. Doesn’t matter if I ever make it to see a show on Broadway, or if I ever get on behind the scenes at a theater company. This is me.

This is an experience I want to relive every day for as many days as I have. I laughed, I cried, I came home to my roomies in such a state of embarrassed, blissful exhilaration you’d think I just came home from my first date with the love of my life - which is a completely accurate comparison.

I cried so much, I laughed so hard. #NewsiesForever and all that. There is so much more I could say, so much I feel like I am completely leaving out. But truthfully, when it comes right down to it, there are no words in the human language to describe this experience and how thrilled I am that I was able to go, that I live in the same universe as this caliber of artistry and storytelling. This phenomenon is beyond anything I can say, so I’ll stop trying. ;)

I hope that answers anyone’s questions to whether or not I enjoyed Newsies Live.

Originally posted by pontmarius

youtube

Aslında bir ilahi.. Ama herkes farklı yorumlamış.. En güzeli bu.. Keyifle dinleyin.. Haa bi de hikayesini okumanızı tavsiye ederim naçizane.. 😉

That's Rich
Aisha de Haas
That's Rich

What can we say: Aisha de Haas (”Rent,” “Caroline of Change”) has taken her place as one of the greatest Medda Larkins. Her performance is just so effortless, her ability to float into light mix and phrase lines so differently. Just amazing. AND THAT LAST NOTE THOUGH. Incredible.

Vandead Carnival; Ruta Ruki: Capitulo 1


Agradezco la traducción en ingles de @orpheanvampires


Traducido por @0takudl




Prologo





Vendedor: ¡Vamos, vengan ahora! ¡Vengan aquí! ¿Qué tal probando algo de 


chocolate caliente? ¡Se está enfriando!



Otro vendedor: ¿Les gustaría tener algo dulce, algodón de azúcar? ¡Esta es 


la mejor tienda de comida para las mujeres!



Yui: Wow… Este lugar realmente es ruidoso.


(El Makai es asombroso, y tiene una atmósfera aterradora, pero eso no 


importa. )


(La gente en este mundo no es tan extraña después de todo… )



Ruki: Hey, no te separes.



Yui: ¿Eh? ¡Ah!


(Rayos. Estaba tan distraída por mis alrededores. Me separé de Ruki-kun. )


Keep reading

List of Paintrist by Country

The second list Italy to USA

Italy

  • Leonardo da Vinci
  • Sandro Botticelli
  • Filippo Lippi
  • Francesco Pesellino
  • Antonello da Messina
  • Giovanni Bellini
  • Giovanni Ambrogio de Predis
  • Andrea Mantegna
  • Piero del Pollaiuolo
  • Ambrosius Benson
  • Raphael
  • Michelangelo
  • Guido Reni
  • Giorgione
  • Titian
  • Vincenzo Campi
  • Bernardino Campi
  • Lavinia Fontana
  • Lucia Anguissola
  • Sofonisba Anguissola
  • Francesco Bassano
  • Leandro Bassano
  • Jacopo Bassano
  • Caravaggio
  • Antonio Marziale Carracci
  • Annibale Carracci
  • Agostino Carracci
  • Lodovico Carracci
  • Giuseppe Arcimboldo
  • Paolo Veronese
  • Tintoretto
  • Domenichino
  • Tiberio Tinelli
  • Orazio Gentileschi
  • Artemisia Gentileschi
  • Francesco Furini
  • Canaletto
  • Bernardo Bellotto
  • Francisco Guardi
  • Giovanni Paolo Panini
  • Luca Carlevarijs
  • Gaspar van Wittel
  • Giovanni Battista Piranesi
  • Giuseppe Bernardino Bison
  • Gaspar van Wittel
  • Sylvester Shchedrin
  • Angelica Kauffman
  • Giulio Rosati
  • Galileo Chini
  • Giovanni Boldini
  • Federico Zandomeneghi
  • Giuseppe De Nittis
  • Serafino de Tivoli
  • Telemaco Signorini
  • Giuseppe Abbati
  • Silvestro Lega
  • Giovanni Fattori
  • Odoardo Borrani
  • Vito d’ancona
  • Vincenzo Cabianca
  • Angelo Morbelli
  • Eugene de Blaas
  • Domenico Morelli
  • Giacomo Balla
  • Luigi Russolo
  • Carlo Carrà
  • Umberto Boccioni
  • Gino Severini
  • Fortunato Depero
  • Amedeo Modigliani
  • Gianni Strino

Japan

  • Hiroshige
  • Utagawa Kuniyoshi
  • Katsushika Hokusai

Lithuania

  • Mstislav Dobuzhinsky
  • Isaac Ilyich Levitan

Mexico

  • Dr. Atl
  • Nahui Olin
  • Rufino Tamayo
  • Roberto Montenegro
  • David Alfaro Siqueiros
  • José Clemente Orozco
  • Joaquin Clausell
  • Diego Rivera
  • Frida Kahlo

Netherlands

  • Pieter Aertsen
  • Jan Steen
  • Rembrandt van Rijn
  • Hendrik Goltzius
  • Frans Hals
  • Ferdinand Bol
  • Willem van Mieris
  • Pieter Mulier, the Elder
  • Jacob Ferdinand Voet
  • Levina Teerlinc
  • Catharina van Hemessen
  • Judith Leyster
  • Pieter de Hooch
  • Gerrit Dou
  • Hans Bollongier
  • Jacob van Ruisdael
  • Godfried Schalcken
  • Jan Vermeer
  • Jan van der Vaart
  • Gaspar van Wittel
  • Joachim Wtewael
  • Gabriel Metsu
  • Vincent van Gogh
  • Johan Barthold Jongkind
  • Andreas Schelfhout
  • Wijnand Nuijen
  • Anthonie Waldorp
  • Bartholomeus van Hove
  • Johannes Bosboom
  • Jan Hendrik Weissenbruch
  • Jacob Maris
  • Matthijs Maris
  • Willem Maris
  • Paul Gabriel
  • Jozef Israels
  • Johannes Hubertus Leonardus de Haas
  • Gerard Bilders
  • Anton Mauve
  • Willem Roelofs
  • lawrence alma-tadema
  • Hendrik Willem Mesdag
  • George Hitchcock
  • Floris Arntzenius
  • Isaac Israels
  • George Hendrik Breitner
  • Jan Toorop
  • Heinrich Campendonk
  • Jan Sluyters
  • Kees van Dongen
  • Theo van Doesburg
  • Piet Mondrian
  • Willem de Kooning
  • Toon Hermans

New Zealand

  • John Buckland Wright

Norway

  • Peder Balke
  • Karl Edvard Diriks
  • Edvard Munch
  • Helene Knoop
  • Christian Krohg
  • Oda Krohg Lasson
  • Jonas Lie
  • Eilif Peterssen
  • Harald Oskar Sohlberg
  • Frits Thaulow
  • Erik Werenskiold

Poland

  • Henryk Berlewi
  • Tamara de Lempicka
  • Edward Okun
  • Wojciech Weiss

Portugal

  • José Malhoa
  • Josefa de Óbidos

Romania

  • Mihai Criste

Russia

  • Karl Bryullov
  • Sylvester Shchedrin
  • Ivan Aivazovsky
  • Alexey Tyranov
  • Valentin Serov
  • Ilya Repin
  • Grigoriy Myasoyedov
  • Konstantin Savitsky
  • Vasily Polenov
  • Nikolai Nevrev
  • Vasily Surikov
  • Vladimir Makovsky
  • Alexander Litovchenko
  • Ivan Shishkin
  • Konstantin Makovsky
  • Ivan Kramskoi
  • Alexander Beggrov
  • Nikolai Yaroshenko
  • Mikhail Clodt
  • Isaac Levitan
  • Nikolay Dubovskoy
  • Alexey Bogolyubov
  • Konstantin Korovin
  • Abram Efimovich Arkhipov
  • Sergei Malyutin
  • Vasili Vereshchagin
  • Zinaida Serebriakova
  • Arkhip Kuindzhi
  • Boris Grigoriev
  • Leon Samoilovitch Bakst
  • Konstantin Somov
  • Alexandre Nikolayevich Benois
  • Boris Kustodiev
  • Mstislav Dobuzhinsky
  • Alexander Kiselev
  • Eugene Lanceray
  • Igor Grabar
  • Osip Braz
  • Kuzma Petrov-Vodkin
  • Nicholas Roerich
  • Mikhail Vrubel
  • Yury Annenkov
  • Ilya Mashkov
  • Pyotr Konchalovsky
  • Anna Ostroumova-Lebedeva
  • Filipp Malyavin
  • Nikolai Ivanovich Kulbin
  • Dmitry Kardovsky
  • Serge Sudeykin
  • Kazimir Malevich
  • Leonid Pasternak
  • Natalia Goncharova
  • Mikhail Larionov
  • Michael Cheval
  • Marc Chagall
  • Wassily Kadinsky
  • Alexej von Jawlensky
  • Marianne von Werefkin
  • Vladimir Gusev
  • Aleksandr Deyneka
  • Leonid Afremov

Spain

  • El Greco
  • Diego Velazquez
  • Juan del Castillo
  • Antonio del Castillo y Saavedra
  • Francisco de Zurbarán
  • Bartolomé Esteban Murillo
  • Francisco Ribalta
  • Josefa de Óbidos
  • Hyacinthe Rigaud
  • Francisco Goya
  • Narcisse Virgile Diaz de la Peña
  • Luis Ricardo Falero
  • Enrique Simonet
  • Rafael Romero de Barros
  • Julio Romero de Torres
  • Joaquín Sorolla
  • José Villegas Cordero
  • Emilio Sala
  • Jose Jimenez Aranda
  • Daniel Vázquez Díaz
  • Salvador Dali
  • Pablo Picasso
  • Juan Gris
  • Hermenegildo Anglada Camarasa

Sweden

  • Knut Ekwall
  • Richard Bergh
  • Oscar Bjorck
  • Eva Fredrika Bonnier
  • Agnes Cleve
  • Nils Kreuger
  • Johan Krouthen
  • Carl Larsson
  • Karl Nordstrom
  • Louis Sparre
  • Erik Tryggelin
  • Anders Zorn

Swiss

  • Angelica Kauffman
  • Felix Vallotton
  • Ferdinand Hodler
  • Francois Barraud
  • Arnold Bocklin
  • Paul Klee
  • Marianne von Werefkin

Ukraine

  • Yana Movchan
  • Yuriy Shevchuk
  • Ilya Repin
  • Nikolai Yaroshenko

UK

  • Hans Holbein the Younger
  • Levina Teerlinc
  • Anthony van Dyck
  • Sir Godfrey Kneller
  • John Riley
  • George Knapton
  • Thomas Hudson
  • Jonathan Richardson
  • Joshua Reynolds
  • Angelica Kauffman
  • William Hodges
  • Benjamin West
  • Thomas Lawrence
  • William Turner
  • Thomas Gainsborough
  • John Constable
  • Robert Salmon
  • James Abbott McNeill Whistler
  • Allan Ramsay
  • Alfred Sisley
  • Alfred Munnings
  • Philip Calderon
  • Cyril Power
  • John William Godward
  • John Reinhard Weguelin
  • John William Waterhouse
  • lawrence alma-tadema
  • Thomas Hill
  • William Holman Hunt
  • John Everett Millais
  • Dante Gabriel Rossetti
  • James Collinson
  • John Atkinson Grimshaw
  • Frank Bramley
  • Albert Chevallier Tayler
  • Samuel John Lamorna Birch
  • Henry Scott Tuke
  • Thomas Cooper Gotch
  • Alfred William Finch
  • Stanhope Alexander Forbes
  • Elizabeth Adela Forbes
  • Harold Knight
  • Laura Knight
  • Harold Harvey
  • Harold Gilman
  • Walter Sickert
  • Spencer Gore
  • Lucien Pissarro
  • Wyndham Lewis
  • Walter Bayes
  • James Bolivar Manson
  • Robert Bevan
  • Henry Lamb
  • Charles Ginner
  • Malcolm Drummond
  • Ducan Grant
  • James Dickson Innes
  • Maxwell Gordon Lightfoot
  • William Ratcliffe
  • Ethel Sands
  • Ethel Walker
  • Anna Hope Hudson
  • Marjorie Sherlock
  • John Nash
  • Paul Nash
  • Anthony Gross
  • Frank Brangwyn
  • John Hodgson Lobley
  • Edward Wadsworth
  • William Ayerst Ingram
  • Dod Procter
  • Ernest Procter
  • Percy Robert Craft
  • Edwin Harris
  • Henry Herbert La Thangue
  • Louise Pickard
  • Allan Douglas Davidson
  • George William Joy
  • Henry Meynell Rheam
  • Walter Langley
  • Augustus John
  • Wilfid de Glehn
  • David Hockney
  • Sherree Valentine-Daines
  • Montague Dawson
  • Charles Napier Hemy

USA

  • Emanuel Leutze
  • Gilbert Stuart
  • John Singleton Copley
  • Charles Willson Peale
  • Benjamin West
  • John trumbull
  • William Ranney
  • Robert Salmon
  • Fitz Henry Lane
  • Wiliam Morris Hunt
  • George Inness
  • William Merritt Chase
  • John White Alexander
  • Regis Francois Gignoux
  • Albert Bierstadt
  • Thomas Cole
  • Frederic Edwin Church
  • Asher Brown Durand
  • John Frederick Kensett
  • Sanford Robinson Gifford
  • John William Casilear
  • Samuel Colman
  • Jasper Francis Cropsey
  • Thomas Doughty
  • Robert Duncanson
  • James McDougal Hart
  • William McDougal Hart
  • William Stanley Haseltine
  • Martin Johnson Heade
  • Hermann Ottomar Herzog
  • Thomas Hill
  • Jervis McEntee
  • David Johnson
  • Thomas Moran
  • Robert Walter Weir
  • Thomas Worthington Whittredge
  • Virgilio Tojetti
  • Mary Cassatt
  • James Abbott McNeill Whistler
  • John Singer Sargent
  • Carroll Beckwith
  • Frederic Remington
  • Jonas Lie
  • Thomas Hovenden
  • Thomas Eakins
  • Frederick Carl Frieseke
  • Henry Ward Ranger
  • Childe Hassam
  • Arthur Clifton Goodwin
  • Guy Rose
  • Charles Frederic Ulrich
  • Julian Onderdonk
  • Philip Leslie Hale
  • Soren Emil Carlsen
  • John Henry Twachtman
  • Julian Alden Weir
  • Robert Reid
  • Willard Metcalf
  • Frank Weston Benson
  • Edmund Tarbell
  • Thomas Dewing
  • Joseph DeCamp
  • Thomas Anshutz
  • George Bellows
  • William Glackens
  • Robert Henri
  • George Benjamin Luks
  • Granville Redmond
  • John French Sloan
  • Guy Carleton Wiggins
  • Everett Shinn
  • Reynolds Beal
  • Gifford Beal
  • John Grabach
  • Jerome Myers
  • lyonel feininger
  • Daniel Garber
  • Robert Carpenter Spencer
  • John Fulton Folinsbee
  • Walter Emerson Baum
  • Rae Sloan Bredin
  • George William Sotter
  • Nate Dunn
  • Fern Isabel Coppedge
  • Edward Willis Redfield
  • Walter Elmer Schofield
  • Roy Cleveland Nuse
  • Mary Elizabeth Price
  • William Langson Lathrop
  • Charles Rosen
  • Morgan Colt
  • Colin Campbell Cooper
  • Thomas Alexander Harrison
  • Lovell Birge Harrison
  • Eugene Speicher
  • George Hitchcock
  • Edward Simmons
  • Maurice Prendergast
  • Frank Duveneck
  • Edmund Greacen
  • Charles Courtney Curran
  • Jane Erin Emmet de Glehn
  • Francis Coates Jones
  • Hugh Bolton Jones
  • Horace Wolcott Robbins
  • Robert Wylie
  • Neil Welliver
  • Burgoyne Diller
  • Josef Albers
  • Theresa Bernstein
  • John Fabian Carlson
  • William Wendt
  • Charles Herbert Woodbury
  • John Christen Johansen
  • Ernest Lawson
  • Winslow Homer
  • Frederik Vezin
  • Matthias Alten
  • Paul Landacre
  • Albert Bloch
  • Stuart Davis
  • Mary Agnes Yerkes
  • Leon Kroll
  • Francis Luis Mora
  • Edward Hopper
  • Elaine de Kooning
  • Lee Krasner
  • Roy Lichtenstein
  • Andy Warhol
  • Raphael Soyer
  • Moses Soyer
  • Isaac Soyer
  • David Hockney
  • Guy Pene du Bois
  • Peggy Bacon
  • Albert Ernest “Beanie” Backus
  • Frank Frazetta
  • Andrew Wyeth
  • Malcolm T. Liepke

A Paintrist can belong to more then one country!

This is a list in progress …

Diabolik lovers Lost Eden Kino (prólogo principal) ~traducción+CG~

Muchas gracias mi bello angel ;w; <3 @yaochangneko

Lugar: Llanura.

Kino: … … … …
Kino: (–Cuando me di cuenta, yo ya estaba ahí.)
Kino: Donde… estoy? Y, quien demonios soy yo?
Kino: (Algo confuso, sólo avanzo. No hay nada en la tierra, sólo olor a podrido. Con cada paso que doy se más hace más dificil respirar.)
Kino: (Con sólo existir caigo en un sentimiento de sufrimiento. …Es como el infierno/mundo inferior.)
Kino: (Ahh, ya veo.)
Kino: (Seguramente yo morí en algún lugar, no hay error de ello.)


Kino: … … … …
Kino: (Ya da igual. Solamente debería morir.)
Kino: (Sin que nadie sepa…)

Keep reading