dave dewitt

Leonardo da Vinci’nin Sofrası

Rönesans’ın ölümsüz ismi, sanat tarihinin büyük dehası Leonardo da Vinci’nin en büyük tutkusunun yemek yapmak, aşçı olmak olduğunu söyleseler şaşırır mıydınız? Hiç şaşırmayın, çünkü zihninde kırk tilki dolaşan bir adamdan beklenebilecek bir durum. Ayrıca her alanda büyük bir ‘yeniden doğuş’un yaşandığı Rönesans’ın başat aktörlerinden olarak, mutfağa da el atması kaçınılmazdı. Ama sadece o değil, içinde bulunduğu dönem ve çevrede herkes mutfağa el atmıştı. Üstelik, sadece ‘Son Akşam Yemeği’ vesilesiyle değil. Bugün en fukara sofrada bile bulunan nice baharat o dönemde saray sofralarında bile zor bulunabiliyordu örneğin. Vejetaryenler kendileri için seçenekler üretmeye çabalıyorlardı. Aynı zamanda dönemin ünlü ‘yemek yazarları’ vardı. Bugün olsa kitapları yüzbinler satacak, özel tarifleri olan aşçılardı bunlar. Hasılı kelâm, Rönesans İtalyası’nda sofra en önemli meseleler arasındaydı. Yani bugün dünyanın en meşhur mutfağı tahmin edeceğiniz üzere en büyük kırılmayı rönesansta yaşamıştı. Peki nelerdi bunlar? Örneğin o dillere destan spagetti onların icadı mıydı, yoksa hep söylendiği üzere Marco Polo aracılığıyla Çin’den mi gelmişti? Sakın o da yanlış olmasın?! Yüzlerce çeşit peyniri nasıl ürettiler peki? Ünlü yemek eleştirmeni Dave DeWitt ‘Leonardo da Vinci’nin Sofrası’ kitabında İtalyan mutfağının gizli tarihini yazıyor. Arada lezzetli yemek tarifleri de veriyor tabii.

[Leonardo da Vinci’nin Sofrası / Dave DeWitt / Çev.: Çiğdem Tümer / Oğlak Yayıncılık / Yemek / Tarih]