daldes

3

IMAGINE: “…So, we got to the alleyway right, Y/N was gettin’ all scared, so we started making out, so it could get out of Y/N’s head. When I say it was mind blowing, I mean pshhhuuu,” Dinger made an explosion motion, “Mind blowing, had a good looking body too.“ Dinger leaned back onto Bobby with his tongue stuck out playfully. "God, sometimes I wish your Mom would’ve ran over your big head too.” Bobby rolled his eyes at his best friend as they talked about you and Dinger’s relationship. -Jae xx

yemin ederim, sanki senin sol kaburga kemiğinden yaratmıştı beni tanrı. sanki yıllarca aynı evde nefes almış ve aynı tabağa daldırmıştık kaşıklarımızı. sanki parmaklarımın arasındaki boşluklar senin ellerin için oradaydılar, hatta gözlerim, ve kulaklarım, tüm bedenim…sırf senin için. sense görmedin, sevmedin, sevemedin. gittin. neden.

TABİ Kİ İNSAN ACİZ BİR VARLIKTIR.

Bir erkek olduğunu düşünelim, bu erkek kadınlardan hoşlanan straight(Türkçesi ne tam olarak bilmiyorum işte hani hemcinsine karşı bir şey hissetmeyen demek) bir birey olsun.

Bir barda otursun bu erkek ve yanına bir kadın gelsin. Bir müddet sohbet muhabbet etsinler. Akabinde kadın birden elini erkeğin genital bölgesine daldırsın. Erkeğin vereceği ilk tepki şaşırma, daha sonrasında da hoşlantı olacaktır %98 ihtimalle.

Bir insan istediği kadar açık görüşlü olsun, saygılı olsun. Aynı şeyi, aynı erkeğe bir erkek yaptığı zaman ona o saldırgan tavırlar sergileyecektir.

Erkek beyni kadınlara göre daha az seçicidir ve abazadır. Özellikle şu an yaşadığımız toplumda tabiri caizse “karı olsun topraktan olsun” düşüncesi hakim aq.

Kadınlar biz rahatsız oluruz diyecekse şöyle örnekleyeyim, aynı şeyi size özel olduğunuzu hissettirdikten sonra yapsa bir erkek birey ve bu erkek birey de baya baya yakışıklı, zengin, kültürlü ve terbiyeli bir birey olsa siz de ses çıkarmazsınız. (Tabi ki yaş olayına bağlı bir post bu, gidip de 14 yaşındaki kıza dokunmaya çalışan erkeğin ben zürriyetini s2m)

Çünkü insan beyni genel olarak tek yönlü düşünüyor falan filan.

kim ne derse desin, mutlu insanın en mutlu anı, uykuya daldığı andır ve mutsuz bir insanın en mutsuz anı, uykudan uyandığı andır. insan hayatı, bir tür hata olmalı.

Bi kızla kavga ettim bi anda
Hale çekil falan dedi çekilmiyom dedim hale kaşınma dedi ne diyon lan sen dedim sonra daldık birbirimize benim 4 katımdı o mal beni fırlatmaya çalıştı tişörtünü yırttım bi güzel dövdüm

Mutlu son

ilkokulda bi gün nöbetçiyim. tahtayı siliyorum bi arkamı döndüm millet toplanmış. noluo ya diyerekten aralarına daldım çünkü nöbetçiyim havam var. kerem diye bi çocuk indirmiş pantolonu manzara sergiliyor. bi kız “kereeem dokunayım mı bi defa” deyince sınıftan kaçtım.

allah belanı vermesin kerem daha 1. sınıf ya

6

CART

Filmlerle yeniden buluşmanın keyfini yaşıyorum şu sıralar. Listem öylesine uzamış ki… Ve bu listenin başlarında bulunan bir filmle dönüş yapmak istiyorum: Cart.

Filmimizin çekim aşamalarını sene içinde takip edip heyecanla izleyeceğimiz günü bekledim. Bu filmle karşılaşmamı sağlayan şey ise oyuncular arasında yakından tanıdığımız Do Kyungusoo’nun bulunmasıydı. Sonrasında konusunu da öğrenince “işte tam bana göre bir film!” dedim.

İki çocuk annesi olan Sun Hee, büyük bir markette geçici çalışan olarak kasiyerlik yapmaya başlar. Oldukça disiplinli olan markette ‘müşteri daima haklıdır’ ilkesi oldukça önemlidir, hatta neredeyse insanlık boyutlarını zorlamaktadır. Sun Hee birkaç yıl geçici çalışan olarak işine devam eder ve sonunda beklediği terfiyi alıp kadrolu çalışan olacağı sırada markette toplu bir işten çıkarma gerçekleşir, kendisi de bu işçilerin arasındadır. Tamamı kadınlardan oluşan çalışanlar bu haksızlığa ve çiğnenen yasalara karşı birleşirler. Haklarını savunmak adına çeşitli eylemler yapar sonuna kadar direnirler. Tabi bu süreçte başlarına gelmeyen kalmaz. İzleyip görmeye ne dersiniz?

Kimi zaman sinirlendim, o pembe tişörtlerden giyip işçi kadınlarla eylemlere katılmak istedim, kimi zaman da ‘gerçekte yaşanıyor mu bunlar’ diye düşüncelere daldım filmi izlerken.  Ancak oldukça ilgi çekici bir konuya sahip olan filmin konunun hakkını tam olarak veremediğini düşünüyorum. İzlerken hep bir şeylerin eksikliğini hissettim, parçalar kusursuz ve çarpıcı bir şekilde birbirini tamamlayamadı zihnimde. Özellikle de son yarıda… Yalnız şunu belirtmek isterim ki çekim teknikleri, sahne ışıklandırmaları ve renk tonları çok hoşuma gitti. Sırf bunun için bile izlenecek bir film, özellikle benim gibi estetik görüntü hakkında takıntılarınız varsa.

Ve bahsetmek için yanıp tutuştuğum bir konu daha var, filmin müziği. Baş kahramanımız Sun Hee’nin oğlunu canlandıran Do Kyungsoo’nun seslendirdiği, filmle aynı isimdeki şarkı tek kelimeyle harika!

İzlediğim hiçbir filmi zaman kaybı olarak görmem, sevsem de sevmesem de. Her filmin bana kattığı şeyler vardır elbet. Siz de izleyin bakalım nasıl bir dünya bulacaksınız bu filmde!

Uçak evet, kağıttandı. Üstelik gemi de. Ne gariptir ki yaşanmışları da kağıda yazıyoruz. Kimi kalem, kimi silgi, kimi kağıt, kim okur, kim yazar, kim bilir?

Sorarım sana, girdiğin kapı; önüne kattıkların mıdır, ardında bıraktıkların mı? İkisinden accık mı? Peki ya kapattığın kapı, sakladıkların mı? Vurduğun kilit, hafızayı harcar mı? Daldığın kapının açtığın ışığı, yolunu da açar mı? Sırtına aldığın güneş, yoluna vurmaz mı? Hep yüzüne alsan ışığı, gölgen ensende yatmaz mı? Ya hep ardını yaslasan aydınlığa, pusulan gölgen olmaz mı? Tuttuğun kapı tokmağı, tek taraflı mı? Oradan gelen, bu tarafa hiç dalmadı mı? Elin fenersiz zamanların olmaz mı? Biri gelip karanlığında mum yakmaz mı?

‘Olmaz'ların mı, yoksa 'olmazsa olmaz'ların mı listesi daha uzun hayatında? şifre bu olabilir. Konforu huzurla sık sık karıştırırız. Konfor; bir şeylere bağımlı olma durumuyken, huzur, eşsiz bir bağımsız olma durumudur oysa.

Bir; çok ama en çok üzüldüğün, bir de; minik minnacık ama içten güldüğün an'ı düşün. İkisi de terazide aynı çeker. Hülasa yaşamaya değer.

Bazıları yaşıyor, bazıları “baş ediyor”, neticede ölü değiliz ama. Gerçek hayatta önemli olan neticedir. Bazıları huzura kavuşur, bazıları paçayı kurtarır. Önemli olan düzlüğe çıkmak olur ama. Netice'ler önemli. Son zamanlarda gördüğüm şeyi şöyle tanımlayayım: mutlu olma hırsı. Bu hırsla katlettiğimizden olsa gerek mutlulukları, insanların suratında memnun bir ifade görmeyeli uzun zaman oldu. Böyle böyle ellerimizden kayıp gidiyor ziyan oluyor aslında ömür. “Lütfen hakkıyla yaşayınız. kaybolan yıllarınızdan müessesemiz sorumlu değildir.” deseydi Allah yukarılardan bize. Ne iyi olurdu.

Diyeceksiniz ki; sen çok mu uyguluyorsun söylediğin şeyleri hayatında?

Ben; taşın, ağacın, masanın, duvarın, bulutun, güneşin, kağıdın, kalemin de bir canı, bir ruhu olduğuna inanan o çocuk akla hala sahibim. Hatta sık sık üç-dört yaşlarımın fotoğrafını alırım karşıma, uzunca gözlerine bakarım. Sonra sorarım. Aslında azıcık da korkarım: “ufaklık, memnun musun benden?”..

Lakin çatlaklarımdan sızanı avucumda biriktirip yerine koyuyorum. Kimse görmeden. Çocukken profesyonel çocuktum şimdi amatör çocuk. Boyumdan büyük rüyalarım, sözlerimden çok dualarım, ne dünüm, ne yarınım, hep şu anım var. Her şeyi içimden geldiği gibi yapayım diyorum ve elimden geldiği kadar yapıyorum.

“Umrumda değil” lafını yıllar önce bıraktım galiba. Her şey gayet umrumda ve buna rağmen hayattayım. Lakin her şey eskir, en görkemli yaralar bile! bir zamanlar “acısı hiç bitmeyecek” dediğin tüm eski kesikler aynanın önünde artık sessiz sedasız. Güzellikler ve mutluluklar ise ilk günün tebessümü ile hatırlanır. Çünkü iç ses kulağına şöyle fısıldar “Merak etme,unutmak için yaratılmışız”. Bunun bilincinde olmak sıyırıyor beni biraz da tüm huzursuzluklardan.

“Güzellikler içinde olasın” der annem hep. Şimdi şimdi anladım ki; güzel olmayan zamanlar da olur, güzelliklere sarılasın yeter. Olmaz mı?

Cuma temennisi;

En iyisi de gelir, en kötüsü de geçer. “Her ne olursa olsun yanındayım!” diyenleriniz bol olsun yeter..

Sağlıcakla..

anonymous asked:

yakın zamanda sevgilim vardı.karışık bi ilişkimiz oldu.çok ayrılıp barıştık uzun süreli ayrılıklarımız oldu o başka biriyle çıktı okulda daldım ben bu herife disipline gittik felan. Sonra bi şekilde barıştık yine herşey mükemmeldi bu kızın birine yalakalık yaptı kız beni aradı şikayet etti bende sinirlendim trip attım bisürü ayrıldık ayrılınca bu eski sevgilisine gidip özür dilemiş kız affetmemiş şimdi yine bana geldi yalvarıyo barışalım diye ne yapsam doğru olur o kızla şimdi çok yakınız bide

Ya bu çocuk farzetki köpek. Kemiği nerde bulursa oraya koşuyor. Aslında tok hiçbirşeyi yok köpeğin. O kadar aç köpek varken sen tok olan köpeği beslemeye calısıyosun. Sonuç olarak ben bu kadar yavşak olan bir erkek görmedim. kadının orospusu erkekğin böyle yavşaklarıyla denktir.  Erkek nasıl ki bir orospuyla evlenmez ise kadın da bu kadar yavşak bir insanla sevgili almayı göze alabiliyorsa helal olsun derim. yani siktir et siktirsin gitsin o.ç 

ilkokul 4 deydim bizim hoca 8. sınıftan bi abime atar yaptı

canım muhammed abim dün gibi hatırlıyorum 

neyse bizim hocanın atarını yediremedi mahallede ne kadar psikopat varsa toplayıp gelmişti

hocanın burnu kırıldı ayakta bi kemiği falan çatladı görevlilerden de hasar alan baya olmuştu okul içi birbirine kinli kim varsa kavga etmeye başladık

bi kısım hocalara daldı bi kısım öğrenci vs öğrenci mütüştü ya bende gıcık olduğum bi oğlan vardı ona pata küte dalıyodum 

ADANA DA SIRADAN BİR İLKOKUL HİKAYESİ 

selim,

sadece geceleri herkes uykuya daldıktan sonra gülebildiğimi farkettim. kulaklarım tüm gece boyu bir ayak sesi kovalıyor sanki; her defasında kapımı biri çalacak ve öylece soframa ilişecekmiş gibi geliyor.. selim, aklım bir tutam da olsa kendini yitirdi biliyorum; hatta tüm yarım akıllıları koynuma aldığım ve onlarla ağlaştığım bile oluyor.. bana bir selam geldi evvelki günlerde, sadece susabildim ve duyduğum kadarını bildim; anladığım kadarına sarıldım.. selim, bir derdin ortasında çamura bulandık belki lakin garip başımıza suçların en masumunu edindik.. bildiğimizi en çok kendimizden sakındık selim !

Gitmek. Bir hançeri inceltip
Okyanusa daldırmak isteği.
Ya da düşebilmek atlasların
Dışına ki ey kalbim!
Yalnızsın bu yolculukta da…

#AhmetTelli
#Gitmek

William B. Yeats: EPHEMERA

“Bir kez olsun gözlerimden yorulmayan gözlerin
Hüzünle eğiliyor artık sarkmış göz kapaklarının altında,
Sevgimizin solmasından”

“Tükeniyor olsa da sevgimiz
gel bir kez daha duralım
gölün o ıssız kıyısında
uykuya daldığında tutku; o çaresiz yorgun çocuk,
o soylu saatte beraberce.

Ne kadar uzakta görünüyor yıldızlar
Ve ilk öpüşmemiz ne kadar uzak
Ve ah, yüreğim ne kadar yaşlı”

Dalgın gezindiler kuru yapraklar boyunca
Usulca dokunarak kadının ellerine:
“ Tutku, çok yıprattı yüreklerimizi.”

Ağaçlar çevreledi onları ve sarı yapraklar
dökülmüştü karanlığa solgun ağanlar gibi ve
o an yaşlı ve aksak bir tavşan sıçradı patikaya,
Sonbahar üzerindeydi adamın: ve bir kez daha
durdular gölün o ıssız kıyısında.
Ölü yaprakları sürüklediğini görmüştü kadının
Döndüğünde
Sessizce topladığını onları, gözleri
Göğüsleri ve saçları gibi nemli.

“Ah hüznü bırak
Yorgunuz bizi bekleyen başka aşklar için,
Sevmek ve nefret etmek için kaygısız saatler boyu
Ölümsüzlük uzanır önümüzde, ruhlarımız
Sevgilerdir ve bir sürekli ayrılış.”


Photography: Hasegawa Tohaku, Pine Trees. 

Search: pinterest.com

Biri plan mı dedii?

Bir yere gidilecekse yada herhangi bir planın p si ortaya atılsın hemen o anda hayaller kurmaya başlarım.Çok pis bir huy.Ay ne giysem ne yapsak gidince şunu bunu yaparız diye diye binbir türde hayal kurarım.
Ve sonuda hep foss çıkar.Ne giymeye karar verdigim şeyleri giyebilirim ne de yapılcakları yapabilirim.
Düşünme düşünmee düşünmeee
Desemde nafile :’/

Bugünde annemle kıyafetleri seçtik ayırdık.Önden kargoyla gidilcekleri paketledik.
Neyse yine benim aklım yavaştan yavaştan hülyalara daldı….
Yaklaşık 10 şehirden geçiyoruz 1100 kmden fazla bir yol.
Benim aklım geçiceğimiz bu şehirlerde yapabilceğimiz şeylere gitti.Bu planın başlarında Tuz Gölünü görmek var.Valla bana kalırsa bir buçuk günlük yol çıkar ikiye üçe :’/

Bir diğer planımda güya listelediğim kitaplar vardı onları okumak.Ta ne zaman yapmıştımda daha dün elime aldım bir kitap Necip Fazıldan Sabır Taşı üstaddan af diliyorum ama okuyamadım :’/

Görüldüğü gibi bende planlara uyucak istikrar yok.Nice ders çalışma çizelgeleri,planları yapmıstımda ..
Daha birde yabancı dillerimin konusu varki ona hiç girmiyim içinden çıkamam sonra anlatırım.

Niye bu kadar uzun yazdım hiç planda yokken hemde :’/