dahie

instagram

Atatürk'ün de dediği gibi “Türkiye Cumhuriyetinin esas düşüncesi, kadınları değil, erkekleri dahi, savaş meydanına götürmemektir. Fakat Türk Milleti'nin yüksek varlığına, herhangi taraftan olursa olsun, ilişildiği zaman, işte o vakit Türk kadınları Türk erkeklerinin bulunduğu yerde hazır ve gözleyici ve faal olacaklardır. Bu, insanlığın yüksek huzuru, sükûnu ve dünya insanlığı için lâzım bir ödev olduğundandır ki, Türk kadını bunu yapacaktır ve yapagelmektedir ve yapar.” ve eklemek gerekirse 5 Aralık 1934 de kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmedi Türk kadını o hakkı şerefiyle aldı.

Made with Instagram

1.       Türk’lüğü değil, Sünniliği (Ehl-i Sünnet-i) koruyun.
2.       Sadece Daeş’i, Vehhabiliği değil, alayını çizin.
3.       Fettoş’u gebertin, İran’ı sevmeyin.
4.       Kapitalizmi ve popülerizmi içimizden atın.
5.       Milletperver değil, Ümmetperver olun.
6.       Modern dünyayı ve çağdaşlıklarını tanımayın.

Ve siz gençler! 
Parça parça dahi olsa şuurlu olun.

Şuur demek=Takva demek.

Şuurlu adam takvalı adamdır. 
Öyle olduğu için değil, öğrenip bildiği için inanır.

Sabırlı olun en acı hicran,
En tatlı vuslatın habercisidir.

Dia

Dia dekat. Sedekat nadi yang beriringan bersama detaknya. Tapi dia jauh. Sejauh jarak ribuan mil London - Jakarta.

Dia, gadis berperawakan mungil. Senyum manis khas perempuan Jawa tersemat di bibirnya. Berbeda dari kebanyakan gadis lainnya, dia tak terlalu menyukai rayuan laki-laki berselimut puisi, atau, perlakuan manis berwujud setangkai mawar merah.

Berbeda. Dia berbeda. Aku belum pernah sekalipun menemukan perempuan rumit serumit dia. Dia kadang menjelma musim dingin, membuatku sesekali mengernyitkan dahi. Di saat yang lain, dia berubah menjadi angin, selalu bergerak, menumbuhkan harapan-harapan masa depan, dalam genggamanku, dalam setiap langkah kakiku.


Dia, gadis mungil Jawa-ku. Membuatku hidup, sekaligus dimakamkan di waktu yang bersamaan.

||Ruang, 5 Desember 2016, 23.36||

İzlenmeye değer bi güzelliğim olmadığını o kadar çok hissediyorum ki, öylesine bakılıp geçilecek biriyim, kimse yüzümü inceleyip güzel olduğunu düşünmeyecek, kimse yaptığım şeylere ya da zihnimde dönenlere hayranlıkla bakmayacak, bir mimiğim, bir hareketimle kalbinin ritmi değişmeyecek ve ben kırıldığımla kalmaya devam edicekmişim gibi. Kendimi o kadar sevemiyorum ve bu çocukluktan beri öylesine içime işlemiş ki. En kötüsü de sırf başkalarının yaptıkları yanlışlar yüzünden böyle hissediyor olmam. Başkalarının yaptıkları yüzünden kendime küseli, çocuk bedenime dahi kızalı öyle uzun zaman oldu ki bu nasıl aşılır bilmiyorum

Bu kadar evham ve eşeleme sizlere bir mucize yaratmayacak. Bu yolun başı hatta sonu dahi yok. Siz yolda olmanın kıymetini bilin. Dert size uğramasın, iyi geceler.

Vertigo ve yan etkileri.

Ak Parti Kadın Kolları “Ata”ya (Kadına seçme ve seçilme hakkı verdiği için) saygı adı altında Antıkabir’i ziyarette bulunmuşlar. Başörtüsü ile hiç bir yerleşik hak talebine izin vermeyen, onları başlarından tutup dışarı fırlatan, karnında ki doğmamış çocuğu tekmeleyerek düşürülmesine neden olan, laiklik adı altında Müslüman kadını dış kapının mandalı olarak gören zihniyetin atasını ziyaret etmek kendi “tecavüzcüsüne aşık” olmuş teorisinin bir kez daha gerçek olduğunu bize gösterdi. Gerçi örtülerinin İslam’a uygunluğuna dahi baktığımızda cennetin kokusunu dahi alamadıklarından cehennemin kokusu nasıl diye gidip bir ziyarette de bulunmuş olabilirler. Ya da “vertigo” hastalığının kadınlarda göstermiş olduğu yan etkisi de olabilir. Kadına benim istediğim gibi olmak zorundasın yoksa sana bu ülkede sınır vermem diyen bir zihniyet kadına hak verse ne? Vermese ne? Şuur mühim bir olgu!!!

Dün Anadolu Buluşması diye bir etkinlik vardı ve bende kulis görevlisiydim. Birçok federasyonun ortak olarak yaptığı Sabahat Akkiraz, Musa Eroğlu, Grup Abdal, Koray Avcı ve Mustafa Özarslan'ın bulunduğu bir faaliyetti.
Aslında görevim kulise seyircileri almamaktı. Sonra bir federasyon gelip içeri görevli dahi olsa alma dedi, başka bir federasyondan içeri sadece kulisdeki görevlileri al dedi, bir başkası geldi polis bile olsa alma dedi ve daha bir sürü şey… En son gelen gidenden kafayı yedim “hiç kimseyi içeri almıyorum” dedim. Bu cümleyi kurduktan hemen sonra birisi geldi bende haliyle “içeri girmeniz maalesef yasak” gibisinden bir cümle kurup kapıyı adamın suratına kapattım. Daha sonra federasyon başkanı Rıdvan abi geldi “Dilan sen naptın” dedi ardından adamı içeri aldı. Meğerse adam chpde milletvekiliymiş. Ben nerden bileyimagahsjdjj
En son “benim kürt damarıma basmayın bak daha yeni adanadan geldim sinirlerimi hoplatmayın” diye bağrınca canım Aykut abim beni sahneye yolladıagshhdjja

ana dili ingilizce olan arkadaşım ingilizce sınavından altmış küsur aldı.eğitim sistemimizin geldiği noktayı çok güzel özetleyen bir sınavdı.o dahi ingilizce sınavdan korkuyorsa bi sorun var demektir artık onlar da fark etse keşke.

anonymous asked:

Ya ben kapalı değilim inşallah bu sene bende tesettüre giricem ama izmir gibi bi yerde büyüdüm annemde kapalı birisi değil malumunuz zorlanıcam ancak hak böyle istiyor ama sorunum şu ki sonradan tekrar açılmakdan şeytana uymakdan çok korkuyorum

Kusura bakma. Geç cevap veriyorum biraz kardeşim. Selamun aleyküm. Öncelikle “kapanma” kelimesini hiç sevmem ve tesettür için bu kelimeyi kullanmam. Kapanmak kelimesi bana sanki yeniliklere açık olmamak, körü körüne bir şeye bağlanmak gibi şeyler hatırlatıyor. Ben örtünmek derim. Dünyanın tüm pisliğine karşı örtümü bir duvar olarak görürüm ve “örtünmek” fiilini kullanırım tesettür için. Bunu en başta söyledim çünkü bundan sonra diyeceklerimde kapanmak değil de örtünmek diyeceğim hep. Konuya gelirsek, bunca engele rağmen böyle bir güzelliğe kalkışman bile başlı başına bir müjde. Annenin ne dediği çok önemli. Ama farz olan namaz, tesettür gibi önemli şeylerde anneni dahi geçmek gerekli. Anlat. Bıkana, sıkılana kadar anlat. İlmek ilmek içine işle. Hem belki o da ister tesettürü? Sen elinden geleni yap, gerisini Allah'a bırak. İzmir'i bilirim. Ortamını ve düşünce şeklini de bilirim. Ama olsun. Allah ne derse o! Bunun İzmir'i, New York'u falan yok. Yeniden açılma konusuna gelirsek. Bu mümkün mü? Maalesef evet. İlk örtünen her hanım için böyle bir durum mevcut. Âh kardeşim. Tesettüre girince anlıyorsun. Diyorsun ki, “Benim bundan önceki hayatım var mı sahiden? Ben tesettürle tanışmadan önce yaşıyor muydum?” diyorsun. Sırf şeytan diyor diye sakın ama sakın, vazgeçme! Sen boş değilsin demek ki, şeytan uğraşıyor seninle. Böyle düşün. Bu düşünce her aklına geldiğinde, her “Ya vazgeçersem örtüden?” dediğinde bir kendine gel. İstersen bağır şeytana. Git de. Beni bırak ben doğrusunu yapacağım de. Ohh, sonra namaz kıl Kur'an oku bir de. Çatlasın o pis şey. 😉 Tamam mı? Anlaştık mı? Allah sana iyi bir mücahide olmayı nasip etsin kardeşim. Dua et. İslam'ım tüm kızlarına nasip etsin. Varsa bir derdin beklerim he, mümine burada inşaallah 😌

Yavaş yavaş ölürler /

Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler,
Yavaş yavaş ölürler okumayanlar,
müzik dinlemeyenler,
vicdanlarında hoş görmeyi barındırmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler,
İzzetinefislerini yıkanlar
Hiçbir zaman yardım istemeyenler.

Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklara esir olanlar,
her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve
değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen,
veya bir yabancı ile konuşmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
İhtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar,
tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar
yavaş yavaş ölürler.

Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin
dışına çıkmamış olanlar.
Yavaş yavaş ölürler.


Pablo Neruda