culyet

incinmiş bir notaydım, kapına dayanmıştım.
adım, soyadımın şehzadesiydi…
sonrasını tahmin edenlere çektiğim en mağrur nah hareketiydi ölümü bu kadar sevişim.

gözlerinden siyah dinler yaratan dünya sevimsizdi
ha siktir!
tüm alışkanlıklar yalandan sancılarla ve orantısız orospularla üzerime üzerime geliyordu.

gözlerimi açamıyordum, ağlıyordum
gözlerimi kısıyordum, göremiyordum
gözlerimi yiyordum, doymuyordum
gözlerimi bulamıyordum, ağlıyordum
gözlerimi açıyordum, göremiyordum
gözlerimi kapatıyordum, göremiyordum
gözlerimi kırıyordum, özlüyordum
gözlerimi yürüyordum, anlamıyordum
gözlerim anlamaya yetmiyordu. Yalnızca karanlık ve karanlıkça yalnız çocukluğum alkol komasındaydı. ölü doğmuş bir çocuğa giydirilen şeytanın romantizmi, şeytanın ütopik teni,
şeytanın dna’sı,
şeytanın soğuk ve mutsuz hali!


19 Kasım 1984
benimle aynı gezegeni paylaşmaya hazır milyarlarca insan
ve insanların yüzünde darmadağın gülüşler.

19 Kasım 1984
gözyaşlarım kelime kelime
mezarıma şimdiden: şairdi, şiirin azraili.
lütfen!


19 Kasım 1984
böyle zamanlarda nasıl davranmam gerektiğini anlatmamışlardı.
dünyalı gibi davranan tanrının çocuklarıydık…
Annemin ellerinde, babamın gölgesinde
az önce öldürüldüm.

Kaan Özer