chef-k

Chef K is on that Millionare Matchmaker show that I generally loathe, but it’s actually really fun when my brother and I sit there and try to guess which of the contestants (or whatever they’re called) are queer and which aren’t. 

And we try to guess which girls are K’s type. I love it. She goes, “my celebrity crush is Natalie Portman” and there’s totes a Portman look a like so I’m just gonna ship that. 

oh god some girl just said, “I’m a Chinese teacher!” to K.

…K’s… not… Chinese. She’s Pacific Islander, right? Ugh. Fo-reeeeaaaal?

They put the queerios in rainbow lays and the heteros in one-color lays. Creative.

youtube

Khristianne Uy “Chef K” & Brittany Wiener Proposal Video

Gastronomi ve Mutfak Sanatları

           2006-2007 Yılında tamamen kendi isteğimle ileride en azından bir mesleğim olsun kaygısıyla, Çankaya İMKB Turizm ve Otelcilik Anadolu Meslek Lisesi’nin mülakatlarına girdim. Not ortalamamın yüksek olması nedeniyle elemeleri rahat geçtim. Kaydım yapıldı, okula başladım.

           İMKB, Ankara’da 1. Türkiye genelinde 3. sırada olan bir okul. Meslek hocaları dopdolu, kitap gibi, kaliteli insanlardı. Genel ders hocaları ise Anadolu Lisesi hocalarından oluşmaktaydı. Verilen eğitim ve öğretimin kalitesi oldukça yüksek düzeydeydi. Okulun bünyesinde, bir uygulama oteli, iki kapalı spor kompleksi, bir açık futbol sahası ve yemekhanesi bulunmakta. Yönetim o kadar keskin görüşlere sahipti ki, ders saatleri harici okul dışında dahi öğrencilerini izler, yönlendirir ve disipline ederdi. Öyle ki diğer liseler gibi rengarenk ve rahat giyim tarzımız yoktu. Siyah takım elbise, kravat, ayakkabı ve beyaz gömlek harici giyinemez; ense ve sakal traşımız olmadan her sabah o kapıdan içeri giremezdik.

           Birinci sınıf, diğer liselerle ortak müfredata sahipti. Ek olarak iki yabancı dil dersi vardı. Dışarıdan görüldüğü gibi aslında hiçte kolay değildi. Geçmiş seneden sınıf tekrarı yapan dokuz kişi ve atılanların maceralarını duydukça daha da ürkütücü oluyordu. Neyse ki o sene sınıfı birincilikle kapattım, geldi sıra bölüm seçmeye…

          Mutfak bölümünü seçtim. İlk mutfak önlüğüm, elbisem, şimdiki dönerci kıyafetlerindendi. Çünkü her keseye hitap ediyor ve yine bizi tek düze edebiliyordu. İngilizce derslerimiz o kadar çok ve ağırdı ki, hocalarımız da bir o kadar dolu, sekiz saatlik bir günün yarısını ingilizce dersi oluşturuyordu. Temel mutfak derslerimizde aynı şekilde…

         İkinci sınıfın ilk mutfak dersinde, doğrama tekniklerini öğrendik. Ve ilk yaptığımız şey yumurta kırmaktı, evet. Yeşil soğanlı omlet yapmıştım, net hatırlarım. Tatlılardan sakızlı muhallebi… Ve o seneyi de sınıf birincisi olarak kapatmıştım.

         Piramitsel bir eğitim sistemimiz var ya hani, sınıf atladıkça dersler daha bir mesleğe yönelikti. Üçüncü sınıfta, temel mutfak eğitimini tamamlamış artık dünya mutfaklarına geçmiştik. Ek olarak pastacılık derslerimiz de vardı. -İlk pastamızı “5″ kişi yapmıştık- İspanyol, Rus, Fransız, İtalyan, Alman… Bir çok ülkeden tarifler denemiş ve tatmıştık. Dönemde üç sınav oluyorduk ve birisi uygulama üzerineydi. O kadar çok zorlanıyorduk ki… O seneyi de lider bitirmiştim. 

         Son sınıfa geldiğimde, ÖSS sistemi değişmiş, YGS sistemi yürürlükteydi. İdol olarak aldığım bir hocam vardı, öğretmen olacaktım. Tüm hayallerim suya düştü. Aile ve Tüketici Ekonomisi Mesleki Eğitim Fak. kapatılmış, yerine Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü açılmıştı. Daha yeni olduğu için de puanları yoktu karambole geldik, bir senemiz boşa gitti. İkinci sene yerleştim. 

         Gazi Üniversitesi, Gölbaşı Yerleşkesi… Mesleki eğitim açısından oldukça elverişli, dolu dolu akademik kariyer yapabilirsiniz fakat meslek öğrenemezsiniz. Şöyle bir baktığınızda uygulama mutfağına, hayata küsebilirsiniz. Ben lisedeki mutfağımın değerini o zaman anlamıştım ilk. 

         Dershanelerde “ PARASI İYİ, 15 BİN ALAN AŞÇILAR VAR ORAYI YAZ, BAK PUANIN TUTUYOR” diye kandırılıp, bölümü yazıp gelen o kadar çok anadolu lisesi mezunu kişi var ki… Halleri acınası. Ama isteyerek araştırıp gelenler de var orası ayrı.

         Şu an ortalama bir dereceyle, tamamen salmış bir durumda, Mutfak Sanatları Bölümü son sınıftayım. Yöneticilik adına bir çok şey öğrendim. Mutfak uygulama bilgimin üzerine pek bir şey ekleyemedim ancak, teorik anlamda iyiyim. Niyet ettim yine o formasyonu alacağım…


                                                        ***


          Bu denememizi sonuca bağlayacak olursak eğer, her hangi bir devlet üniversitesinde bu bölümü okumayın. Akademik kariyer hedefiniz yoksa, özel üniversite de okuyun. Buna gücünüz yoksa, MSA gibi özel kurslara gidin bir yıl süreli. O kadar da gücünüz yoksa üniversite okumayın, direk çırak olarak başlayın bir yere. İllaki kendinizi geliştirir ve güzel bir yerlere gelirsiniz. 

         Hayatta, her evresinde kendinize küçük küçük hedefler koyun. Ciddi anlamda attığınız o taşlar yerini bulup, oturuyor. Planlı yaşayın demiyorum bakın, hedefli yaşayın. Bir çizginiz olsun. Popüler olan her şey iyi değil. Bakın popüler diye gelip dört yılınızı heba ediyorsunuz. Ne mi oluyor sonra? Mesleğin kalitesini düşürüyor, bitiriyorsunuz. Şimdi herkes aşçı, gurme, şef olmuş. Ama bildiği hiç bir halt yok. Ekran karşısında izledikleriniz, gazetelerde gördükleriniz, gaza getirmesin sizi. Öyle bir işleyiş, çalışma, para yok. Hamallık var bol bol. Varisler var bacaklarda, tabanlarda nasırlar, belde fıtık… Bayram-seyran yok, tatil yok… 

        Bakın gerçekten her şey kötüye gidiyor, her şeyi tüketiyoruz. Bu meslek değerini bilene, üstesinden gelebilecek olana şahane bir meslek. Lütfen piç etmeyin. 


                                                                                         - ERSİN GÜZEL -