capultv

Dünyanın bütün işçileri Türkiye için eyleme geçiyor

“ITUC 21 ve 22 Haziran günlerinde Türkiye ile dayanışma için dünya çapında eylem çağrısı yaptı. Biber gazı fabrikaları önünde de eylemler düzenlenecek”

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu ITUC bütün üyelerini Taksim çevresinde ve Türkiye çapında…

View Post

Durum Güncellemesi...

Su anda bu aksam evinize donun ya da donmeye calisin ya da bir sekilde sokaktan cekilin ve guvenli bir yere siginin.

Bu kaybetmek degildir.

Yarin, obur gun, 3 ay 5 ay 7 ay sonra, onumuzdeki tum zamanlar boyunca size ihtiyacimiz var.

Su anda sokaklarda eli sopali bicakli satirli insanlar var.

Bu insanlarla konusulamaz, iletisilemez bile.

Tekbirle yola cikan, buyuk ustasinin emriyle gozunu kan buruyen insanlarla su anda bas etmemeliyiz. Yapilmak istenen budur.

Ama direnis bu degildir! 

Biz cok hakliyiz ve inanin cok iyi bir noktadayiz.

Korku kralligini yiktik! Bunu unutmayin!

Ama su anda evlere cekilip dinlenmenin, yaralari sarmanin ve guc toplamanin zamanidir.

Lutfen bu aksam evlere donelim, gozu donmus satirli kisilere yem etmeyelim kendimizi. Lutfen. Lutfen.

Lutfen.

Cunku sen olmazsan, bir eksik oluruz.

“Alıntıdır”

What About Turkey

Sabaha karşı yapılan ev baskınlarıyla birlikte İstanbul, Ankara ve Eskişehir'den en az 90 kişi gözaltına alındı. Kesin sayı henüz bilinmiyor ve 24 saat kısıtlama kararı olduğu için avukatlarla görüştürülmüyor.

At least 90 people detained in İstanbul, Ankara and Eskişehir in home raids as of this morning. We don’t know the exact figure yet, and lawyers cannot see them due to 24 hours restraint order.

Too Important Advice From ODTU

ODTU'den ÇOK ÖNEMLİ TAVSİYELER

1- Türkiye'deki markalar, yatırımcılar, işverenler yabancı ağırlıklı.. Yani Türkiye'nin % 75 maddi sermayesi yabancılarda.. Ülkeyi geçindirende buradaki para.. bu döngü.. Büyük Avm'ler, markalar… İş alanları, mağazalar… Yabancı markaları özellikle ve özellikle AVM leri boykot edip bir süre bu olaylar dinene kadar tercih etmemelisiniz.. Çünkü oraya akan para aynı zamanda devlete akan paradır…

2- Devlete yakın bankaların bunların adını söylemeye gerek yok zaten biliyorsunuz.. bu bankalardan bir günde hesabınızda olan paraları çekin… bir defaya mahsus bile olsa çekin paranızı….. eğer bir günde 100 bin insan parasını çekerse krize yol açacaksınız… ilk başta küçük çapta bir kriz olsa da sonra dalga dalga yayılacaktır.

3- Küçük esnafları kullanın, mümkünse dışarıdan yemek yemeyin… evinizde yiyin… yemek yediğiniz tenceleri de vurmalı çalgı olarak kullanmaya devam edin:) bu bir psikolojik sınavdır.. unutmayın psikolojisi çöken kaybeder.

4- sosyal medya hakimiyeti elinizde olmalı, yalan haberlerden uzak durup toplumsal duyarlılık için atılan tüm bağlantıları paylaşmalısınız… örgütlü bir internet ayağı olmalı… insanların, büyük güçlerin önüne geçemeyeceği sosyal internet ortamı olmalı…

5- ulaşım araçlarını kullanmak yerine, taksi kullanın veya yürüyerek gidin… veya boykot edin iş yerine gitmeyin… kamu ve devlette görevli olan arkadaşlar korkusuzca işe gitmemeli.. sendikalar bu arkadaşları örgütlemeli… yine internet üzerinden örgütlenmeli.. unutmayın kardeşleriniz acı çekerken, 9 yaşındaki bir çocuk bile gaz kapsülü yerken sizler orda değildiniz… unutmayın acıyı.

6- sokaklarda olun, sokaklardaki insan sayısının her artışında devletin korkusu 10 kat artar… yunanistanda bir eylem olduğu zaman ailedeki tüm bireyler sokakta olur, 4-5 gün eylem sürer ve ülke mahvolur… sonra yasa değiştirilir ve insanların dediği olur… sokaklar! işte sokaklar çok önemli.. faşizm sırasında sokaklar herkesin evidir..

7- arkadaşlar benzin yani petrol, bir ülkeyi bilinç yoluyla vurmanın en büyük maddelerinden… bir süre benzin almayın.. bir süre petrollere uğramayın.. buna mecbursunuz.. bir süre sokaklarda olmalısınız… petrol devlete gelir getiren en büyük ağlardan…
8- facebook twitter gibi ağlarda bir şeyi direk paylaşmayın, paylaştığınız insanı da zanlı durumuna getirmeyin, copy paste yapın.. açık vermeyin…

9- internette tüm sosyal kurumlara şikayet yağdırın, onların sizi tehdit ettiği gibi siz de kibar bir dille hepsini tehdit edin.. bu memleket sahipsiz değil arkadaşlar. bu memleket sadece % 50 nindir diyen başbakandan korkmak var mı ? tabi yok.

10- ailenizi, bu olaylardan haberdar olmayanları, sülalenizi, yakınızı, çevrenizi bilinçlendirin.. bilinçlendireceğiniz bir kişi aydınlığın ilk ışığıdır… faşizm topla tüfekle yenilmez, faşizm beyinle yenilir… bu olaylardan haberi olmayan milyonlarca insan var.

Governor of the Istanbul's lias

External image

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu bugün (16 Haziran) yine ekranlardaydı. Yine yalan söyledi, yine gerçekleri çarpıttı. Hesap vermedi, tehdit etti. Hekimler, Çarşı, Gezi direnişçileri Vali’nin hedefindeydi. Halk direnişle Vali’ye cevap verdi.

AKP halk direnişini şiddetle bastıramadığı için Vali’yi yalanlarıyla ekran yüzü yaparken, yalanlar da işe yaramadı dün İstanbul’da yüz binler sokaklara döküldü, bugün Taksim Meydanı’na ulaşmaya çalışıyor.

 15 Haziran: Yaptığımız ‘çalışmaya’ müdahale bile denemez

15 Haziran’da saat 20.50′de Taksim Meydanı’nda ve Gezi Parkı’nda çoluk çocuk binlerce insanın, Park’ta nöbette olan direnişçilerin üzerine atılan gaz, ses bombaları, plastik mermilerle polis saldırısının başlamasından yaklaşık 2.5 saat sonra kameraların önüne geçmişti. Halk eylemleri, Taksim çevresinin tamamına, Mecidiyeköy, Şişli, Beşiktaş’a ve İstanbul’un tüm mahallelerine yayılmışken ve saldırılar sürerken Mutlu, ekranların karşısında “Gezi Parkı’ndaki çocuklarımızın hiçbirinde en ufak bir sıkıntı olmamıştır, müdahalemiz müdahale kavramının dahi fazla sayılacağı bir boşaltma çalışmasıdır.” yalan söylemiş, polis terörünü savunmuştu.Vali direnen gençler ve ziyarete gelenler bizim çağrımızla Parkı terk etti geriye “marjinaller” kaldı demiş ve ufak tefek karşı karşıya gelişlerin bir iki saatte biteceğini duyurmuştu.

Halkın İstanbul’un dört bir yanını eylem alanına çevirmesi ile  direniş 20 saati aşkın süredir devam ediyor, halk Vali’yi yalanlıyor.

 16 Haziran: Vatandaş bana da su sık diyor, hekimleri alırız, kimse otele yaslanmasın

15 Haziran’da başlayan çatışmalar 16 Haziran sabahına kadar kesintisiz sürdü. Vali bu defa da polis terörünü örtmek için ekranlardaydı.

16 Haziran’da Taksim Meydanının halka kapatıldığı, Taksim Dayanışması’nın saat 16.00′da Taksim’de buluşma çağrısına uyarak yola çıkanların polis şiddeti ile karşılaştığı dakikalarda Vali yalanlarını sıralıyor, halkı Taksim’e gelmemesi için tehdit ediyordu.

İstanbul Tabip Odası’nın yüzlerce yaralı olduğunu açıklarken, Mutlu saat 15.00′da ekranlarda sadece 2 yaralı olduğu yalanını söyledi. Halkı terörize etmek için polislere karşı silah kullanıldığını ve 2 polisin yaralandığını, bunun Taksim’e gelmeyi planlayanlar için de tehdit olduğunu söyledi. Polislerin nerede, nasıl yaralandığından ise bahsetmedi. Taksim Dayanışması’nın saat 16.00′da Taksim’de buluşma çağrısını ise İstanbul yangın yerine dönmüşken “sağlanan huzuru bozacak” bir çağrı olarak niteledi ve bu çağrıya uymanın “çatışma” anlamına geleceğini söyledi. Devletin şiddetini ve yalanlarını 20 gündür yaşayan halk ise Vali’nin tehdidine rağmen Taksim’e aktı.

Medyaya ayar

İstanbul halkına yönelen polis terörünün gizlenemez hale gelmesinden rahatsız olan Mutlu, medyadan “duyarlılık” bekliyoruz diyerek “bizim söylediklerimizi yayınlayın” mesajı verdi.

Vali : Vatandaş TOMA’ya bana da su at diyor

Hekimler 15 Haziran’dan başlayan polis saldırısında TOMA’lardan sıkılan suyun alerjik reaksiyon yarattığını duyurmuşlardı. Vali yüzlerce insanın fotoğraf paylaşarak vücutlarındaki yanma ve reaksiyonları belgelediği su için “su ilaçlıdır ama kimyasal yoktur” dedi. İlaçlı suyun nasıl olup da kimyasal özellik taşımadığına ilişkin bir açıklama ise yapamadı.Bu açıklamadan birkaç saat sonra Radikal gazetesi polisleri TOMA’nın suyuna kimyasal eklerken fotoğrafladı.

Vali, utanmadan 20 gündür içinde engellilerin de yer aldığı binlerce insana tazyikli su ile saldırırken insanların saldırıları engellemek için TOMA’ların karşısına bedenleriyle dikilmesini ise suyun sağlıklı(!) olduğunu kanıtlamak için kullandı. Vali konuşmasında yüzsüzce “vatandaş alıştı TOMA’nın önüne geçip bana da su at diyorlar” dedi.

Hayat kurtaran hekimler Vali’nin hedefinde

Direnişin başından sokaklarda, Gezi Parkı başta olmak üzere direniş alanının çevresinde çeşitli noktalarda revir kurarak hayat kurtaran, birçok insanın sakat kalmasını engelleyen ve bunun için soruşturulan, gözaltına alınan hekimler ve tıp öğrencileri de Vali’nin hedefindeydi.

Hekimlerin gözaltına alınmasına ilişkin Vali, “insanlara tıbbi yardım adı altında hizmet veriyorlar bunlar çok dikkat çekici hareketler” dedi. Hekimlerin hekimlik yapmasını “dikkat çekici” bulan Vali, hekimlerden “adeta gösteri alanlarının içine girerek beraber hareket edenlere yönelik” işlem yapacaklarını söyledi.

20 gündür neredeyse sistematik olarak polis saldırısına uğrayan ve yaralanan direnişçilerin yanında sağlık hizmeti vermek Vali tarafından suç ilan edildi. Vali’nin bir diğer özel vurgusu ise tıp öğrencilerine yönelikti. Sokak sokak yaralılara yardım eden tıp öğrencileri “şehir dışında okuyanlar buraya geldiler” diyerek hedef gösterildi. Hekimler ise “biz bu suçu işlemeye devam edeceğiz” diyerek bugün de direnişin içinde revirlerde ve sokaklarda halka yardım etti.

Otellere tehdit!

Gazetecilerin dün gece içeri atılan yoğun gaz nedeni ile insanların boğulma tehlikesi geçirdiği ve sabah saatlerinde polisin müdahale etmek için içeri girdiği Divan Oteli’ni sorması üzerine Vali, direnişçilerin “sırtını bu mekanlara dayayarak emniyetle çatışmak istediklerini” söyledi. Dün akşamdan beri otelleri basan, içine gaz bombaları atan, sığınan insanları yaralayan Vali, hiçbir otele müdahale edilmemiş gibi “gerekirse otellere de girer gözaltı yaparız” dedi. Vali bunları söylerken Ramada otelden polisler hekimleri gözaltına alıyor, Divan Otel’e polis giriyor ve içerdekileri boşaltıyordu.

Çarşı grubu spora gönül vermiştir

Vali başından itibaren direnişin  içinde yer alan ve günlerce direnişin Beşiktaş kolunu oluşturan Çarşı’ya dönük operasyona dair sorulara da “alınanların Çarşı ile ilgilisi yok alınanların kişisel eylemidir diye cevap verdi. Gezi Parkı direnişçilerini “çevreci gençler ve marjinaller” olarak ikiye bölmeye çalışanlar Çarşı’ya da benzer biçimde müdahale etmeye çalışıyor.

Daha önce de Arınç Çarşı grubunun eylemden çekildiğini ilan etmiş, Çarşı “haksızlık, adaletsizlik karşısında insanlıktan yana tarafız, olmaya da devem edeceğiz” diyerek direnişe devam ettiklerini açıklamıştı.

Çarşı bugün de Vali Mutlu’yu yalanladı, gözaltına alınanlara ve direnişe sahip çıkmak için Beşiktaş’ı eylem alanına çevirdi.

Vali yalan söylemeye halk direnişle Vali’yi yalanlamaya devam ediyor

Sendika.org