birad

Beyler toplanın bi bi şey anlatıcam. Bi gün arkadaşlarla iyice eğlendik, sinema yemek falan derken tam tramvaya doğru yol alıyoruz ki mağazalarda olur ya kampanyalar hani, o kampanyalardan birine denk geldik. Bi eleman elinde çocuklar için balon dağıtıyo. Balonların üstünde de mağazanın ismi falan var öyle o saçma sapan işlerden işte. Tam önünden geçerken benim hatun dedi ki; “Bana balon alır mısın?” Ben bi şaşırdım ne balonu lan falan diye. Ama tabi kıza öyle demedim. İsterken de öyle masum bakıyo ki“ Ulan sana balonu değil mağazayı alırım kızım” diyesim geldi. Neyse çekine çekine gittim elemanın yanına; “Birader bi balon da bize versene” dedim. Adam balonu verdi, bizimkinin o suratını görmeniz lazım. Sanırsın 5-6 yaşlarında çocuk, öyle mutlu oldu lan. İçimden diyorum “Abi kızın mutlu olduğu şeye bak vay anasını ya” falan... Neyse bu balonu elinden hiç bırakmadı bindik tramvaya gidiyoruz. Hatunun ineceği durak hepimizin durağından önce geliyo. Benim de onun inceği durakta yapmam gereken bi işim vardı, o geldi aklıma. Hem bahane olmuş oldu birlikte inmek için. Bende geliyorum dedim birlikte indik. Ben işimi hallettim sonra az daha vakit geçirelim dedik parka doğru yürümeye başladık. Caddeden geçerken sohbet ede ede gidiyoruz, ben devam ederken bi baktım kız yanımda yok, döndüm arkamı arkamda öyle duruyo. Gözlerde elinden oyuncağı alınmış çocuk gibi bakıyo. Noldu dedim, hala öyle mahsun mahsun bakıyo. Ellerine baktım ki balon yok. Sonra gözlerim balonu aramaya başladı caddeye uçmuş namussuz, koşa koşa gittim balonu yakaladım. Getirdim verdim eline, “Niye koşmuyosun peşinden” dedim. “Üzülüyodum ben :(” dedi. Yok hayır öyle düşündüğünüz gibi yapmacık falan değil. Ben bu kızla 1 sene 1 ay 12 gündür birlikteyim ve deliler gibi aşığım, her hali böyleydi ve sırf bu halleri yüzünden daha çok seviyorum. Cevaba bak anasını satıyım gel de sevme lan. “Üzülceğine peşinden koşsaydın ya yakalardın” dedim. “Olsun sen yakaladın ya kahramanım benimm” dedi sarıldı. Bi balon yakalamayla kahramanı oldum. He şimdi diceksiniz ki “Tamam da sen bunu bize niye anlatıyon” Onun da sebebi var. Eğer çapkınsanız, kız düşürüp tavlamayı ve bunu herkese anlatmayı marifet sanıyosanız diye anlatmak istedim; yapmayın abi. Bir kız olsun hayatınızda, sadece bir kız. Hayatınızı ona adayın lan. Ufacık şeyden mutlu olur bi kız ya, kalbinizi, güveninizi ve sevginizi ona hissettirdiğinizde yapmayacağı şey yoktur. İnanın sizi asıl mutlu eden şey etrafınızda binlerce kızın olması değil, sadece bir kızın olmasıdır. Sevmeyi öğrenin abi, bunu öğrendiğinizde gerisi gelir zaten.
2
Birader sen taksicisin bilirsin bu saatten sonra sevmese kaç yazar?
Ya sizde de oluyor mu bilmiyorum ama bu aralar herşeyden bi bıkkınlık geldi durup durup içim sıkılıyor en son sokağa çıkıp BIKKINLIK GELDI BIRADER diye bağırıcam az kaldı
3
Benimle arkadaş olmaya çalışın dost olun kanka olun kardeş olun bacanak olun birader olun sadıç olun her şey olun ama nefretim olmaya çalışmayın rica ediyorum ya
hayaller ve sinekler

büyük emeklerle düzenlediğin çekmeceler en sonunda dağılıyor, çok severek aldığın ayakkabıları gün geliyor kapının önüne atıyorsun ve sinekler ışıklar kapandığında lambayı terk ediyor. engel olamıyorsun.

kalabalık caddede vitrin camlarından kendileriyle göz göze gelen insanlar arasından ilerliyorum. nereye gideceğimi bilmeden yürümek göğüs kafesime kuş tüyü hafifliğinde huzur baloncukları zerk ediyor. caddedeki herkes yavaşça kayboluyor, kırık kaldırım taşlarının arasında kaybolmaya yüz tutmuş kara yosunları gibi çöküyorum. sigara yok. izmaritlerin birbirleriyle konuşmasını dinliyorum.

-seninki de tam sömürmüş. utanmasa kemire kemire bitirirdi seni.

-zam geldi zam. sigaraya gelen zam dertleri de doğrusal olarak arttırıyor devrem.

-o şekilde biz de sömürülüyoruz diyorsun yani.

-yani. olan bize oluyor. zenginin sigarası her daim keyif sigarası.

-bize kalan dert keder.

“birader çekilecek misin kapının önünden?” kalkıyorum. pardon mahiyetinde elimi yavaşça kaldırıp uzaklaşma kararı alıyorum. into the wild izledikten sonra çatalcaya gidip dedesinin arsasına çadır atarak yaşayan lise aşkım ceren üniversite sınavında dereceye girmiş. sen neye girdin diyor yanımdan geçen sivrisinek kahkahalar atarak. depresyona girdim kan emicilerden. telefonumu çıkartıp sekiz kere üst üste tuş kilidini açıp kapatıyorum. mesaj yok. cevapsız arama yok. şarjım var, elhamdulillah. şarj hep var. hiç bitmiyor amına koduğumun şarjı diyip cebime atıyorum telefonu. hiç bitmiyor. 

köşeyi döndükten sonra parkın içine giriyorum. baharın habercisi cemre en son nereye düştüydü? çiçeklenmiş ağaçlar cennet havası estiriyor. tinerciler bahar kokulu esanslarını yüklenmiş, bir liram yok. allah razı olsun. merdivenleri çıkmaya devam ediyorum. dokuz, on, on bir… yalanlar söylüyorum. hikayeler düzüyorum, yapmacık maskelerimi takınıp günlerimi tüketiyorum. kaybolmaya yüz tutmuş alfabeler öğrenmek istiyorum. çok şey öğrenmek istiyorum. öğrenemiyorum. birinci tekil şahıs. sıkıntı.

-hayır, zaten öyle olsa da onun dediği mantıklı olmuyor ki.

-hep aynı. hep. hep öyle konuşuyor zaten boşver hep hep.

-ya ben umursamıyorum zaten öyle dediğime bakma. salak salak konuşuyor yani nerde görmüş

-boşver işte. zat-pardon özür dilerim.

problem değil hanfendi. problem değil. içimden konuşuyorum. perdeyle cam arasında sıkışıp kalmış bir kara sinek kadar huzursuz ve serkeş hissediyorum. camı açacak kişiyi beklerken hırpalıyorum kendimi. nash dengesi gibi mutsuzluk hayatımızın her yanında var lakin herhangi bir formülü yok. 

çayımı yudumlarken kafamı kaldırıp pencereye doğru bakıyorum. kalkıyorum, camı açıyorum. debelenen sinek gökyüzünü mesken tutuyor. uçurtma uçuran çocukların kahkahaları odaya doluyor. oluru yok.

oluru yok.