birad

YA ARKADAŞLAR AYIPTIR SÖYLEMESİ ARABADA BİRİSİ VAR AT GİBİ KOKUYOR.

Elimde olsa bagajda falan gidicem gerçekten kokudan gözümün rengi değişti aq yerinde su sabun görmemiş insanlardan bunaldım vallahi ya.

İki ekmek yeme git bi deodorant al madem yıkanmıyosun. Bimde bile satılıyor yav bimde bile aq. Bi de o kadar ağır kokuyo ki aq kendi kokumu unuttum birader.

Bu nasıl golgi aygıtıdır kardeş ya bu kokuyu nasıl üretebilir bir insan aq yerinde yahudi mi yiyosunuz su kaplumbağasını beslediğiniz suyu mu içiyosunuz bir vücut bu kokuyu nasıl salgılar ya gerçekten anlam veremiyorum aq.

Beyler toplanın bi bi şey anlatıcam. Bi gün arkadaşlarla iyice eğlendik, sinema yemek falan derken tam tramvaya doğru yol alıyoruz ki mağazalarda olur ya kampanyalar hani, o kampanyalardan birine denk geldik. Bi eleman elinde çocuklar için balon dağıtıyo. Balonların üstünde de mağazanın ismi falan var öyle o saçma sapan işlerden işte. Tam önünden geçerken benim hatun dedi ki; “Bana balon alır mısın?” Ben bi şaşırdım ne balonu lan falan diye. Ama tabi kıza öyle demedim. İsterken de öyle masum bakıyo ki“ Ulan sana balonu değil mağazayı alırım kızım” diyesim geldi. Neyse çekine çekine gittim elemanın yanına; “Birader bi balon da bize versene” dedim. Adam balonu verdi, bizimkinin o suratını görmeniz lazım. Sanırsın 5-6 yaşlarında çocuk, öyle mutlu oldu lan. İçimden diyorum “Abi kızın mutlu olduğu şeye bak vay anasını ya” falan... Neyse bu balonu elinden hiç bırakmadı bindik tramvaya gidiyoruz. Hatunun ineceği durak hepimizin durağından önce geliyo. Benim de onun inceği durakta yapmam gereken bi işim vardı, o geldi aklıma. Hem bahane olmuş oldu birlikte inmek için. Bende geliyorum dedim birlikte indik. Ben işimi hallettim sonra az daha vakit geçirelim dedik parka doğru yürümeye başladık. Caddeden geçerken sohbet ede ede gidiyoruz, ben devam ederken bi baktım kız yanımda yok, döndüm arkamı arkamda öyle duruyo. Gözlerde elinden oyuncağı alınmış çocuk gibi bakıyo. Noldu dedim, hala öyle mahsun mahsun bakıyo. Ellerine baktım ki balon yok. Sonra gözlerim balonu aramaya başladı caddeye uçmuş namussuz, koşa koşa gittim balonu yakaladım. Getirdim verdim eline, “Niye koşmuyosun peşinden” dedim. “Üzülüyodum ben :(” dedi. Yok hayır öyle düşündüğünüz gibi yapmacık falan değil. Ben bu kızla 1 sene 1 ay 12 gündür birlikteyim ve deliler gibi aşığım, her hali böyleydi ve sırf bu halleri yüzünden daha çok seviyorum. Cevaba bak anasını satıyım gel de sevme lan. “Üzülceğine peşinden koşsaydın ya yakalardın” dedim. “Olsun sen yakaladın ya kahramanım benimm” dedi sarıldı. Bi balon yakalamayla kahramanı oldum. He şimdi diceksiniz ki “Tamam da sen bunu bize niye anlatıyon” Onun da sebebi var. Eğer çapkınsanız, kız düşürüp tavlamayı ve bunu herkese anlatmayı marifet sanıyosanız diye anlatmak istedim; yapmayın abi. Bir kız olsun hayatınızda, sadece bir kız. Hayatınızı ona adayın lan. Ufacık şeyden mutlu olur bi kız ya, kalbinizi, güveninizi ve sevginizi ona hissettirdiğinizde yapmayacağı şey yoktur. İnanın sizi asıl mutlu eden şey etrafınızda binlerce kızın olması değil, sadece bir kızın olmasıdır. Sevmeyi öğrenin abi, bunu öğrendiğinizde gerisi gelir zaten.
bi ekip var postların altına film izle beni takip et dizi izle hd izle yazıyolar birader acaba overlokçu olacakken yanlışlıkla blog mu açtınız siktiringidin aq
Bizim Çağrı üniversiteden arkadaşım, ruh hastası olmasına rağmen çok severim, komik çocuktur. Hasta Beşiktaşlıdır. Bir gün çağırdı, gel beraber Beşiktaş-arsenal maçına gidelim, uzun zaman oldu görüşmeyeli, ben bizimkilerden ayrı ev tuttum, rahatım bende kalırsın dedi. İyi madem falan ben kalkıp gittim bunun yanına. Bakırköy metro durağından aldı beni. Daha dakika bir gol bir. Beni beklerken canı sıkılmış; bu bi ara baya revaçta olan sahte paralar vardı ama illegal değil üzerinde de yazıyor zaten. Neyse nereden bulduysa tomarla bulmuş, yere atıyor düşürmüş gibi sonra uzak bi yere geçip izliyor. Kimse alacak mı falan diye. Kimse almazsa gidip yanına aa para düşürmüş kerizler falan diye yüksek sesle söyleyip alıp cebine koyuyor. Belki anlatınca çok böyle komik gibi gelmeyebilir, yaşamanız gerek. Neyse metro durağında böyle eğleniyor bu, ben geldim olayı anlattı böyle böyle yapıyorum falan lan olm dedim harbiden çok yoruldum. boşver başka zaman yaparız eve gidelim dedim. Tamam gidelim ama sana anlatmam gereken başka bir şey daha var dedi. Noldu hayırdır falan dedim, bu hemen küfürle karışık girdi söze. Ya benim dedem zamanın sayılı zenginlerindenmiş falan amcamlar bunu baya zor duruma sokmuş, girdikleri her işte batmışlar falan anlattı bi dünya olay. Ee benimle ne alakası var bunların dedim. o dedem alzheimer hastası şimdi ve şuanda ananemle beraber bende kalıyor dedi. Sıkıntı yok olm nolcak falan dedim, ananeminde kulakları duymuyor ben söyleyeyim de eve girince noluyoruz falan deme yani dedi. Yok be olm dert ettiğin şeye bak dedim. Neyse yürüme mesafesinde olan eve kadar bunları konuştuk, eve geldik. içeri girdik, karşımda benden biraz kısa, beyaz saçlı,mavi gözlü, naif bi adam var. Hemen eline uzandım öpecekken yok falan dedi elimi bıraktı hemen sarıldı bana. Hoş geldin yiğit çocuk falan dedi. Şaşırdım ama bozuntuya vermedim, merhaba hoşbulduk dedim, Çağrı'ya döndü bu mu komutanın dedi. o da hay komutanın anasını avradını diye homurdanıp hemen topladı aynen bu benim komutanım, beraber çok çarpıştık cephede falan dedi aslanlarım benim falan diyip adam eliyle içeriyi gösterdi, buyur etti. Ulan gülcem gülemiyorum adam sürekli bana bakıyor. Derken ananesi geldi, hemen ayağa kalktım elini öpeyim falan diye. Dede bak bak bu Çağrı'nın komutanıymış dedi. tam elini öpüyordum kadın da elini çekti. Noldu kiranın günü mü geçmiş dedi. Ben Çağrı'ya baktım lan ne kirası anane o benim arkadaşım dedemin kafa yine gitti o yüzden komutanım dedik diye anlattı. Kadın bu cümleyi ben karstan geldim olarak anladı, ne getirdin bize karstan falan dede başladı gülmeye .dd öyle olunca ben de zaten kendimi zor tutuyorum ben de patlattım kahkahayı. Çağrı da, bunlar bana kafayı yedirtecek en sonunda birader birinin aklı yerinde kulağı duymuyor, ötekinin kulağı duyuyor ama aklı yok dedi. Gel biz mutfağa geçelim birer sigara içelim falan dedi. hem güldüm hem içeri geçtik, zor durumları harbiden falan diye anlattı. Ama bi yandan onlara neler yaptığını falan anlatıyor güldürüyor sürekli .dd bir gün kalkmış dedesi erkenden okula gidicem diye, bu da onu giydirmiş güzelce kendi iş yerine götürmüş, kendi koltuğunda falan oturtmuş sonra öğle arasında eve getirmiş okul yok bugün 23 nisan falan diye.dd sen buradayken daha ne bombalar olur merak etme sen dedi. olm yapma lan böyle şeyler dedim, başka türlü de zaman geçmiyor olm kafayı mı yiyeyim bunların arasında dedi. akşam oldu, kendileri çerkez oldukları için ananesi mutfakta döktürmüş, on numara beş yıldız masa hazırlamış, biz de gidip rakı falan aldık. Dedesi hala içiyormuş, doktor bir şey demiyor mu diyorum bazen kafası güzel olunca gerçek yaşadıklarını hatırlıyor falan dedi çağrı.dd gülüştük neyse başladık hem yemek hem rakı falan. yarısına geldik şişenin, dede benim içtiğim sigara paketine aldı eline eskiden marlboro parliament falan çok lüks sigaralardı, zaten o zaman kıtlık vardı pek bulunmazdı, bakkal falan tanıdık olacak ki anca öyle onda da en fazla 2 paket diye lafa girdi. Aha açıldı bizimkinin kafası dedi Çağrı.dd Sen nerelisin oğlumla devam etti anlattı, anlattım falan epey iyiydi adam. Çok şey yaşamış görmüş geçirmiş iyi niyetli bi adam. Kendi hayatını çocuklarına adamış birisi. Ben bi tuvalete gideyim diye doğruldu yerinden. Biz sohbete falan devam ettik ulan yarım saat oldu adam yok, Çağrı ben gidip bakayım dedi, içeri gitti birden kahkahasını duydum hemen kalktım yermden gittim yanına Dedesi tuvalette yere yatmış hem anlatıyor, hem gülüyor. Mahallesinde bi hatun varmış, harbi yanıkmış ona. Maddi durumları da iyi ama kızın babası güçlerimiz bir değil falan filan diye oyalayıp vermemiş kızı buna. bu da kaçırıyım falan diyince babasından dayak yemiş, onları anlatıyor tuvalette.Aldık yerine yatırdık, biz de devam etmeye içeri geçtik. Ev tam gırgıriye.. Sabah küfür kıyamete uyandım, dede karısını evin hizmetçisi zannedip kalaylıyor. Odadan çıktım hem gülüyorum hemde onlara bakıyorum. Dede beni görünce asker selamı verdi, noldu hayırdır falan dedim. Rahat mı dedi .dd ulan dedim yaa. ddd hee rahat rahat. ya komutan dünyanın parasını veriyoruz bu kadına ev işlerinde yardımcı olsun diye ama hala daha benim kahvemin köpüğünü ayarlayamıyor dedi, gülümsedim. Ya dede olur öyle şeyler boşver sıkma sen canını dedim. Çağrı geldi yine çin keranesine dönmüş piyasa noluo lan falan diyor diğer bi yandan gözlerini ovuşturuyor. Boşver şimdi mevzuyu akşam maç kaçta çıkarız falan dedim, bişiler atıştıralım sonra duş falan alalım bi miktar alkol tüketelim öyle gideriz dedi. Gittiğimiz yer de; olimpiyat stadı gidenler bilir nerede olduğunu. Neyse kayıntı işini halledip hazırlandık ufaktan. evde jager var onu içelim bira işine hiç girmeyelim dedi. iyi madem dedim hızlı hızlı shot atıyoruz. biz forma falan giymedik sadece atkıları aldık boynumuza. Dedesi gelip gidip bakıyor ama hiçbir şey sormuyor, konuşmuyor falan. Evde sadece bizim sesimiz var. kafalar hafif çakır olunca bak şimdi napcam dedi. girişteki aynayı kucaklayıp gelmiş, oturdu yanıma dedesini çağırıyor. Geldi efendim falan diye adam kendisini görünce aynada başladı anlatmaya amca şöyle oldu böyle oldu diye. Karın kaslarım ağrıdı gülmekten, adam sanki bizi güldürmek için konuşuyor. Aynayı çekti benim dede ben Çağrı dedi bu sefer babası zannedip zamanında yaptıkları için özür diliyor ama neler yapmamış adam. Evlerine gelen hizmetçilere  asılmak, şirkete sadece güzel kadınları işe almak vs. Epey güldük ettik çıktık maça gittik, zehir gibi top oynadık ama gol yok 0-0 bitti maç. Eve dönüyoruz sesimiz kısık, canımız sıkkın, moralimiz bozuk. Eve girdik dede uyumamış kahverengi takım giymiş ayakkabılarını boyamış, mutfakta oturuyor. Noldu hayırdır dedim, gözleri dolu dolu cevap verdi. Atatürk ölmüş, siz neredesiniz dedi. Ya gülcem gülemiyorum, dedem diyip sarıldım. sabaha kadar dedenin geçmiş olaylarını dinledik amma doğru amma yanlış. Gidene kadar bana komutanım diye hitap etti. Velhasılkelam Yaşar dede kıyak adamdı. Bu anlattığım dede 1 hafta önce vefat etmiş, az önce haberim oldu. Ben de bu şekilde yad etmek istedim. Kafanızı açtıysam affola.

Sis Reyis is back!

Ben köyde büyüdüm. İneklerin, köpeklerin, çeşit çeşit hayvanların içinde. Hazır sütün alınmayıp, sağıldığı yerde. Şehir, caddede değil de mahallede, kenar mahallede büyüdüm işte. Mahallede kız erkek karışık oyun oynarken, camdan, balkondan teyzeler sürekli "Aman kavga etmeyin he çocuklar, kardeş kardeş oynayın." derdi. KARDEŞ KARDEŞ. Ben o günden beri ne bir kıza, kadına el kaldırdım ne de kaldırılmasına fırsat verdim. 18 yaşındayım lan ben, benim 2 katım yaşındaki adamlar, pardon pardon, "erkekler" benim yaptığımı yapamıyorsa. Sikerim böyle delikanlılığı. Azıcık adam olun lan. Bikeresinde eve gitmek için dolmuşa bindim, dolmuş bizim evin önüne geldiğinde, dolmuşta ben ve bir bayan kalmıştı. İnmedim dolmuştan, dolmuşcuya güvenememiştim açıkcası. Sürekli dikiz aynasından kadına bakıyordu, tuhaf tuhaf gülüyordu. Kadın da anlamıştı durumu. Devam ettim, "Sen nerde ineceksin yeğenim." dedi. "Ablamla beraberiz." dedim. Sinirlendi gibi oldu dolmuşcu. Sonra Çağrı'ya mesaj attım, "Kanka arabayı al, mahallenin üstündeki son dolmus durağına bas, çabuk gel." Kadının kulağına eğilip "Ablacım, için rahat olsun. Nerede ineceksin sen?" diye sordum. Korkudan elleri titriyordu kadının, "Son durakta iniyorum." dedi. 5 dakika daha geçmeden, arkada Çağrıyı gördüm, dolmusun tam arkasına girmiş bekliyordu. Son durağa varmamıza 2 dakika kala, "Müsait bir yerde." dedim. İndim dolmuştan, kadına göz kırptım. Hemen Çağrının yanına geçtim, koltugun altından zincirimi aldım. Dolmuş hızlandı, bizde yapıştık arkasına. Çağrı farları kapattı, tarla yoluna girdik, dolmuscu bizi göremiyor. Son durağı gecip, arabayı sağa çekti. Hızla gittik yanlarına. Tam da zamanında yetişmişiz. Ben zincirle Çağrı sopayla vura vura kırdık dolmuşun camını, atladık içeri. Kadın köşeye pusmuş, adam pantolonunu çözmeye çalışıyordu. Kafasından tuttuğum gibi indirdim adamı aşağı vurmaya başladım. Yüzüne, beline. Suratı kanlar içinde kaldı. Sonra dolmusa gecip, kadına elimi uzattım. "Türkiye kadın olmak zordur ablam, böyle hayvanlar olduğu sürece. Çok zordur." Kaldırdım kadını, evine kadar bıraktık. İçeri davet etti bizi, annesi ve babasıyla kalıyormuş, yaşlılarmış. Oturduk bir 10 dakika kadar. Durumu anlattı ailesine, sürekli "Allah razı olsun çocuklar, çok sağolun." diyip, çay, börek ikram ediyorlardı. "Biz kalkalım artık." dedim. Numaramı verdim ablaya, "Abla." dedim. "Beni bundan sonra kardeşin olarak gör, ne zaman bir durum olursa, ara, mesaj at. Aynı şekilde geliriz biz." dedim. "Sağol kardeşim, çok sağol." dedi. Hafif tebessüm ettim, geçtik çağrıyla arabaya. "Ne olacak lan bu işler böyle?" dedim. "Kanka, biz böyle mahallede büyüdük. Bize mahalledeki teyzeler, amcalar ne tembihlerdi ? Kıza el kalkmaz, koruyun onları demiyorlar mıydı? Ulan bu amına kodumun hayvanlarına, kızlara vurun, tecavüz edin mi diyorlar ? Nasıl bir memleketteyiz kanka biz."  . "Çok zor be birader." dedim. "Çok zor. Ha Türkiye de kadın olmuşsun, ha uzayda oksijen tüpün bitmiş. Ne farkı var ki ?"

anonymous asked:

What have you been recently?

Artık anasayfam da altın kaplama jipler, dövmeli kadın kalçaları, sensiz olmaz sözleri, arka planda deniz kadraj da bank, mac rujları, boya badana, gümüş casio saatleri, kahve, eskit dekore edilmiş ev- boş salonun ortasına konulmuş puf koltuk ve karşısında kitaplık tantanaları görmek istemiyorum birader. Sonra neymiş topluma karışmış aga benim böyle bi toplumda canım sıkılıyo. Kim yönetiyo ulan bu tantanayı kim bu akımın babası. Akşama kadar çalış et, 1 ay çalıştığın iki nusret hesabı yapmasın, eve gel zencilerin altın dişlerini rble, şafşaflı restoran masalarını rble, çocuk kıza sarılmış rble.. Ulan bizim neyimize daha çeyrek alacak imkan yok bide altınlı dişlere arabalara heves ediyoruz. Kim ettiriyo lan! Alışmak çok garip. Alıştırmakta bi o kadar. Sonra bunca insanın canı sıkılıyor. Sıkılır tabi abi, içgüdüsel olarak mercedes amblemini duvarında paylaşmak zorunda hissettiğin bir dayatma. Bi aile büyüğünün facebook sayfasına baksan ülke gündemi, HAYIR-EVET BOR, şok şok tubitakın reddettiği proje amerika da… kamprail, okey, en büyük eğlence: -hamit duvarına yazdı- “lan rıza napıon:)-” bide bi lise öğrencisinin heves ettiklerine, sahip olmak istediklerine, içgüdüsel olarak başarıyı böyle popüle topile tantanaları işte. Mac rujlarıyla, altın kaplama jiplerle, şekilli şukullu avizelerle anneni kandırabilir mi? Vampirler gençleri severmiş. Ya ben senin götünü sikeyim rockefeller ya

hayaller ve sinekler

büyük emeklerle düzenlediğin çekmeceler en sonunda dağılıyor, çok severek aldığın ayakkabıları gün geliyor kapının önüne atıyorsun ve sinekler ışıklar kapandığında lambayı terk ediyor. engel olamıyorsun.

kalabalık caddede vitrin camlarından kendileriyle göz göze gelen insanlar arasından ilerliyorum. nereye gideceğimi bilmeden yürümek göğüs kafesime kuş tüyü hafifliğinde huzur baloncukları zerk ediyor. caddedeki herkes yavaşça kayboluyor, kırık kaldırım taşlarının arasında kaybolmaya yüz tutmuş kara yosunları gibi çöküyorum. sigara yok. izmaritlerin birbirleriyle konuşmasını dinliyorum.

-seninki de tam sömürmüş. utanmasa kemire kemire bitirirdi seni.

-zam geldi zam. sigaraya gelen zam dertleri de doğrusal olarak arttırıyor devrem.

-o şekilde biz de sömürülüyoruz diyorsun yani.

-yani. olan bize oluyor. zenginin sigarası her daim keyif sigarası.

-bize kalan dert keder.

“birader çekilecek misin kapının önünden?” kalkıyorum. pardon mahiyetinde elimi yavaşça kaldırıp uzaklaşma kararı alıyorum. into the wild izledikten sonra çatalcaya gidip dedesinin arsasına çadır atarak yaşayan lise aşkım ceren üniversite sınavında dereceye girmiş. sen neye girdin diyor yanımdan geçen sivrisinek kahkahalar atarak. depresyona girdim kan emicilerden. telefonumu çıkartıp sekiz kere üst üste tuş kilidini açıp kapatıyorum. mesaj yok. cevapsız arama yok. şarjım var, elhamdulillah. şarj hep var. hiç bitmiyor amına koduğumun şarjı diyip cebime atıyorum telefonu. hiç bitmiyor. 

köşeyi döndükten sonra parkın içine giriyorum. baharın habercisi cemre en son nereye düştüydü? çiçeklenmiş ağaçlar cennet havası estiriyor. tinerciler bahar kokulu esanslarını yüklenmiş, bir liram yok. allah razı olsun. merdivenleri çıkmaya devam ediyorum. dokuz, on, on bir… yalanlar söylüyorum. hikayeler düzüyorum, yapmacık maskelerimi takınıp günlerimi tüketiyorum. kaybolmaya yüz tutmuş alfabeler öğrenmek istiyorum. çok şey öğrenmek istiyorum. öğrenemiyorum. birinci tekil şahıs. sıkıntı.

-hayır, zaten öyle olsa da onun dediği mantıklı olmuyor ki.

-hep aynı. hep. hep öyle konuşuyor zaten boşver hep hep.

-ya ben umursamıyorum zaten öyle dediğime bakma. salak salak konuşuyor yani nerde görmüş

-boşver işte. zat-pardon özür dilerim.

problem değil hanfendi. problem değil. içimden konuşuyorum. perdeyle cam arasında sıkışıp kalmış bir kara sinek kadar huzursuz ve serkeş hissediyorum. camı açacak kişiyi beklerken hırpalıyorum kendimi. nash dengesi gibi mutsuzluk hayatımızın her yanında var lakin herhangi bir formülü yok. 

çayımı yudumlarken kafamı kaldırıp pencereye doğru bakıyorum. kalkıyorum, camı açıyorum. debelenen sinek gökyüzünü mesken tutuyor. uçurtma uçuran çocukların kahkahaları odaya doluyor. oluru yok.

oluru yok.

anonymous asked:

Makyaj yapmaktan hoşlanır mısın?? 😂

Birader ben erkeğim ne makyajı,ben makyaj yapıp çarşıya insem burdaki aşiretler toplanıp namuslarını temizler aq