binle

HE is Willing

When He came down from the mountainside, large crowds followed Him. A man with leprosy came and knelt before Him and said, “Lord, if you are willing, you can make me clean.” Jesus reached out His hand and touched the man. “I am willing,” he said… No matter what you are going through, no matter how dark your road is, God loves you so much and he is willing to help you, he is willing to heal you, he is willing to bless you, he is willing to grab you and lift you up out of that darkness and into the glory… He is willing..

-YOU-Are-Loved-Forever

Artık herkes sussun! Ölülerimizi gömelim. Ölen asker de bizim askerimiz polis de bizim polisimiz siviller de bizim sivilimiz. En azından bir süre rahat bırakalım da anneleri yaslarını tutsun…

Kafası kesilmiş çocuğun resmini bin yerde gördüm en az. Annesi de gördü mü acaba?

Göğsünde en az otuz delik olan polisin fotoğrafını da bir sürü yerde gördüm. Otuz yaşında var yok. Ya onun annesi!

Analar ağlamasından çoktan geçtik… Bırakalım analar evlatlarının ölülerine usulünce ağlasın. Biz de edeple başuçlarında bekleyelim. Benim evladım yok ama dört tane kardeşim var. Birinin tırnağı taşa değse bin yerden canım yanar. Ki evlat kaybeden ananın acısını da bendeki bini binle çarparsak anlarız belki. Bu acıya nasıl dayanılır?

herkes piç oldu artık. sevgi, aşk, terli eller, kaçırılan gözler ve iki kişi arasında kalan, onlara mahrem her şey piçleşti. herkes az veya derin, bu mevzular hakkında bilgili, kimisi intiharın eşiğinde her şeyi tükettiği için. ama istisnasız herkes yürek çarpıtan mevzular hakkında piç. kimsenin bilmediği bir şey yok. “bizi leylekler getirdi” safsatası bile amatör küme klasmanında. bazen konuşmalara şahit oluyorum. aynı yaşlarda ben altımı ıslatıp, etrafta annemin kollarını arıyordum. değil aşk. pipim bile ne işe yarar bilmiyordum. bu yeni veletler, insan kaynakları onları z kuşağı diye nitelendiriyor tabi. ama ben piç demeyi daha çok uygun buluyorum. sosyal mecralarda hele sarf edilen sözler, paylaşılan görsel materyaller ve videoları gördükçe dehşete kapılıyorum. mahrem yok. hiç yok. her şey madde nasıl olsa, biliyorlarki o yarın tükenecek. o halde ben bunun amk diyorlar. nitekim onu da yapıyor. karşısında insan mı var, başka bir şey mi var hiç kıymetli değil. her gün bir önceki günden daha fazla azalıyoruz. fakat sayımız artıyor. sayımız arttıkça yıkım katsayımız binle çarpılıyor. korkmamak elde değil. çünkü bunlar piç. bunlar her şeyi tüketmek pahasına hunharca katledebiliyor. daha acısı da dönüp bakmıyorlar bile ardında bıraktıkları enkaza.

youtube

Üniversite sınavıyla alakalı bütüüün soruları buraya alıyorum.

nasıl çalıştım, kaç binle girdim, nerde okuyorum, ygs öncesi son olarak neler yapabiliriz heppsi burda.

TÜRKLER KİM Mİ ?

- Korkusundan Çin seddi yaptırılan (Mete)
- Avrupa'ya aman dileten (Attila)
- 50 binle 200 bin kişilik orduyu yok eden (Alparslan)
- 2 bin kişi ile 500 bin haçlı ordusunu Hatay'a kadar kovalayan (Kılıçarslan)
- 40 çeriyle binlerce kişilik Çin'e karşı duran (Kürşad)
- Gemileri karadan yürütüp çağ kapatıp çağ açan (Fatih)
- Herkesin ‘Bitti, gitti’ dediği zamanda topraklarını düşmanlardan kurtaran (Atatürk)