beyaz kot

Durakta bekliyordum. Sabah 5.45 civarlarıydı. Hava soğuktu ama yağmur yağmıyordu. Ceketimin fermuarını boğazıma kadar çekmiştim, sigara paketim ceketimin iç cebindeydi ve ben bir hayli sigaraya muhtaç hissediyordum. Bir dal çıkartıp güç bela yaktım. İlk sigaram bitmeden beklediğim otobüs geldi. Izmariti yer rastgele savurdum ve düşüşünü izledim. Topuklu bi ayakkabının önünde durdu ancak benim o ayakkabıların sahibine bakmaya fırsatım olmadı. İkinci gün yine aynı durakta aynı saatte beklerken ve yine sigarayı henüz tam bitirmemişken geldi otobüs, sigaramı rastgele savurdum yere. Bu kez etrafı biraz izleyip bindim otobüse. Bugün o ayakkabıları göremediğim için hüzünlü şarkılar dinledim otobüste. Bir insan bir topuklu ayakkabıyı ne kadar da dert ediyor değil mi? Değil işte. Ben o topuklu ayakkabıların aynı model ve rengini ölen eşime almıştım. Her sabah sahibinin yüzüne bakmadan ayağında ki topuklu ayakkabını seyrediyordum. Hergün işten eve gitme sebebim tekrar sabahın olması ve benim tekrar o ayakkabıları seyretmem olmuştu. Tarih 2 Haziran 2013'dü. Sabah erkenden kalkıp sigaramı ceketime koydum ve evden çıktım. Durağa gittim ve sevdiğimi beklemeye başladım. Gelir-gelmez diye kendimle tersleşirken omzuma dokunan bi el yüzünden kendimle olan muhabbetime son verdim. Kendimden müsade istedim, arkama döndüm. Kısa, siyah saçlı, kot ceketli beyaz pantolonlu bir bayan benden çakmak roca ediyordu. Bir an önce kendimle baş başa kalmak umuduyla çakmağımı çıkardım ve verdim. Sigarasını yaktı ve geri verdi. Teşekkür etti, rica ettim. Gitmesini beklerken birden bire "kimi bekliyorsunuz" diye bir soru sordu. "Sevdiğimi bekliyorum" dedim. Sevgilim olup olmadığını sorar gibi baktı, gerçi belkide sadece baktı ama ben bunu sorduğunu sandım. Ihtimaller olasıdır. Herne'se, "Size eşlik edebilir miyim ?" Dedi. Bunda bir sakınca görmediğim için evet manasında kafamı salladım. Biraz sonra otobüsüm geldi ve bindim. İş güç vesaire derken yine akşam oldu ve eve döndüm. Biraz şarap içip şarkı söyledim, daha doğrusu radyoya eşlik ettim. Biraz daha içtim biraz daha söyledim. Uyandığımda sabah olmuştu. Otobüse çok geç kalmıştım. İşe gitmemeyi düşündüm patronu arayıp birkaç yalan söylemekte bir sakınca görmedim ve aynen de öyle yaptım. Patronum Zulkarni Bey'i arayıp "Zulkarni Bey dün akşam ne olduğuna asla inanamazsınız" diyerek cümleler kurmaya başladım ve o da büyük bir ihtimalle inanmasa bile benimle uğraşmaktan bıktığı için ses çıkaramadı. Aksam kalan şarap şişelerinin diplerini de içip kapıya bıraktım. Kahvaltı spor gazete kitap derken akşam edip uyudum ve uyandım. 5.45 durağında beklemeye başladım. Sevdiğim bu gün mutlaka gelecekti çünkü bugünlerde mutlaka gelirdi. Beklediğim gibi tam saatinde tam sigaramın izmaritini rastgele attığım yerin bitişiğindeydi ve izmaritim ayak ucunda. Onu gördükçe yanıyordu izmaritim ve içim. Kafamı kaldırıp yüzüne baktığım zaman anladım ki bu benden çakmak isteyen hanımefendiydi. Hem şaşırmış hem de yakıştıramamıştım. Bu ayakkabılar ona yakışmıyordu ama ayakkabılar mükemmel olduğu için onun gibisini dahi idare edebiliyordu. Yanına yaklaştım ve Merhaba maiyetinde başımı eğdim, beni fark etti ve selamıma karşın güler yüzle Merhaba dedi. 5.45 durağında yaklaşık 60 dakika boyunca aralıksız sohbet ettik. Bana işinde terfi edeceğini anlattı, evinden bahsetti ve yapmak istediği yeniliklerden. Gıcık sesler çıkartan kapısını parçalamak istediğinden. Bense ona sadece ayakkabılarının ne kadar mükemmel olduğundan ve birazda şiirlerine hayran olduğum şairlerin şiirlerine benzeyen bir yürüyüşe sahip olduğundan bahsettim. Hatta ona eğer bir gün birinin hayatından yürüyerek çıkıp gitse, terk ettiği kişinin yürüyüşüne tekrar aşık olabileceğini söyledim. Sonra mı? Sonra otobüsü geldi ve otobüsüne binmek için bir kaç adım yürüdü. Önce onu izledim sonra onu neden izlediğimi merak ettim. Bugün 27 Haziran 2014. O günden beri hiç görmedim onu, ben hala 5:45 durağında onu bekliyorum. O gün ona söylediğim şeyin o gün o yürüyüp giderken benim başıma gelmesi beni çokça mahvetti ancak bu pekde önemli değil artık. Onu bekliyorum, bir yıl yirmi beş gün oldu gelen giden yok ama bekliyorum. Bugün 30 Haziran 2015. Bekliyorum gelicek ben hala inanıyorum. Dün bi amcanın gece 2:32de bizim mahallenin yokuşundan inişini seyrettim. O saatte insan nereye giderdi ki... Bunu cok düşündüm ama nafile birsey gelmedi aklıma. Herne'se gelen giden olmasa da beklemeye alıştığım için üslubumu bozamıyorum artık gelsende pek önemi kalmadı seni beklemiyorum sadece beklemekten vazgeçemiyorum. Bugün 6 Mart 2016. Nefes almanın dahi beni yorduğu sabah saat 5:45 sularında ve bizim mahalledeki 5:45 durağında seni bekliyorum. Sen hiç bilmiyorsun ama ben seni seviyorum.

BEYAZ KOTLU,,,, OLGUN,,,, BALIK ETLİ,,, OLGUN BAYANLAR GÜZEL POPONUZU BEYAZ KOT RESİMLERİNİZİ YOLLAYIN PAYLASAYIM BENİ SEVİNDİRİN HASTAYIM BEYAZ KOTLU POPOLU OLGUN BALIK ETLİ HATUNLARA….