ben haber

Hande Erçel'in 50 tane midye yemesi NİYE haber oldu ben hala o kısımda kaldım. Ya bu kadınları biraz salın ya rahat bırakın

Kime işle alakalı soru sorsam "Aklımdasın ben sana haber vercem" diyo aylardır haber bekliyorum.Manitam olsa bu kadar aklında olmam amk

uzun ve ağrılı bir ilişkinin ardından uzun süre dinlendikten sonra tekrar aynı duyguları hissetmemi sağlayan biriyle tanışmıştım. bu tanışma sosyal ağda olmuştu. hiç buluşmamıştık ama onunla konuştuğum her dakika huzurlu hissediyordum kendimi. sene 2010 civarıydı onunla tanışmamız. ilk buluşmamızda cem adrian konserine gitmiştik. 4 mayıs 2011, saat 20:00 civarı. ben onu otobüsten ineceği durakta beklerken otobüste beni görmesiyle birlikte yüzündeki gülümseme hala aklımdan gitmiyor. hele otobüsten indikten sonra tokalaşmak yerine bana koşarak sarılması düşündükçe çok özlüyorum. müthiş bir konserden sonra bir cafe’ye gittik, oturduk kivi çayı içtik. kivi çayını çok severdim, artı hiç aramıyorum! işte her şey böyle başladı, devamında neler oldu onlara da geliyorum. neyse cem adrian’ın sadece yağmur şarkısını bilen ben, o konserden sonra tüm şarkılarını ezberledim, her çıkan yeni albümüne sahip oldum. gel zaman git zaman cem adrian ile tanışma, görüşme fırsatı da buldum. ve hala konuşuruz, denk geldiğimizde görüşürüz. bunların hepsi onun içindi. çünkü o çok seviyordu ve benim de sevmem gerekiyordu! 

biz tabii o günlerde sevgili falan değildik sadece çok samimi iki arkadaş gibiydik, hemen her gün facebook’tan konuşurduk, o online olduğu zaman elim ayağıma dolaşırdı, hele ki bana yazdığında heyecandan ne yazsam bilemezdim ve 3-5 dk cevap veremezdim. her paylaşımımı beğenirdi, ben de aynı şekilde onun paylaşımlarını beğenirdim, sektirmeden. ben git gide ona karşı daha ciddi şeyler hissetmeye devam ettim, ama ortada çok büyük bir problem vardı. onun gel gitli bir ilişkisi vardı, çocuk bunu sürekli üzüyor, sürekli ayrılıp barışıyorlardı. (benimle konsere gittiği zaman sevgilisinden ayrıydı ve birkaç ay olmuştu ayrılalı) bunun çok üzüldüğünün farkına varmamak mümkün değildi, ben ona hem yardımcı olmak istiyordum, ama kötü gününde yanında olup, bunu kullanıyormuş gibi görünmekten de korkuyordum. uzun bir süre bekledim, bunlar tamamen ayrıldı, ayrılıklarının üzerinden tam 8 ay geçti. her şey bitmişti, tabii bu da kendini toparlamıştı. biz biraz daha az samimiydik, ama yinede konuşuyorduk… bir dönem yine sık sık konuşmaya başladık, benim çok hoşuma gidiyordu. o da bundan hoşnut gibiydi. ben birgün dayanamadım, keşke dayansaydım diyorum. hoşlandığımı söyledim, aramızda bir şeyler olmasını istediğimi söyledim. gerçek anlamda bir şeyler hissettiğimi söyledim. ama o beni istemedi, “kalbimde birisi varken, başka birisini hayatıma alamam, hele ki bunu sana hiç yapamam” dedi. çaresiz bir şekilde kabullendim durumu, çok pişman oldum. çok üzüldüm. artık ona bir şey yazarken ki heyecanımın yerini utanç almıştı. benim hissettiğim gibi hissetmiyordu. ben onun için sadece sıradan konuştuğu bir insandım. sadece iyi niyetliydim, ve onun da iyiliği için elimden gelen her şeyi yapıyordum. o da bunu her fırsatta dile getirmekten çekinmezdi. o yüzden “sen çok iyi bir insansın” cümlesini kuran olduğu zaman üzülürüm. ben iyi insan olmak istemiyorum. ben çaresiz kabullenmişken, o beni kaybetmek istemediğini, arkadaş olarak kalmak istediğini söyledi. ben de salak gibi! tamam dedim kabul ettim. sevgi, hoşlantı, hisler ondan uzak olmaktansa böyle olmasının daha iyi olacağını söylüyordu. ne de iyi oldu ya(!) 

gel zaman git zaman, o da üniversite’yi kazandı ve bulunduğu şehirden başka bir şehre gitti. ben de üniversite’de farklı şehirdeyim. ortak noktamız izmir’di. izmir’de görüşüyorduk. biz ara ara yine çok samimi dönemlere girdik ve hepsinde bana öylesine umut verdi ki, bunu alenen herkes söylüyordu artık. ve ben tekrar tekrar ona bağımlı kaldım. ne zaman ondan uzaklaşsam, ne zaman tamam artık yok desem bir şekilde hayatıma girmeyi başardı. geldi, aradı, sordu. benimle ilgilendi. 

bir dönem her gün gece 12′den sonra bana “napıyosun?” diye mesaj atmaya başladı. ben hep umutsuz bir şekilde konuşmaya devam ettim, içimde bir gram heyecan olmadan konuştum. bir gün bana “neden sen hiç yazmıyorsun” dedi. ben de “benim ilk mesajı atmam senin için önemliyse ben her an sana mesaj atarım” dedim. ve gelen cevap ne biliyor musunuz? “değil”.. peki dedim, bir daha yazmadım. özür diledi, öyle demek istemediğini söyledi. ama her şey ortadaydı. o mesajlaşmadan sonra uzun bir süre konuşmadık. samimi olduğumuz dönem cem adrian’dan herhangi bir şey imzalatıp ona vermemi çok istiyordu. ben de doğum günü yaklaşırken, ona sürpriz yapmak istedim. cem’den onun için bir albüm imzalamasını istedim, kabul etti. sonrasında bunun ev arkadaşına facebook’tan mesaj atıp ev adreslerini istedim, fakat cevap alamadım. o yüzden o sene bu süprizi gerçekleştiremedim. ara ara attığı hal hatır sorma mesajlarıyla tek tük konuşmalarımız devam etti. uzun süre konuşmadığımız zamanlarda bu durumu ben hiç başlatmadım hep o yazıyordu. sonrasın da ben de yazıyordum.

neyse bir sonraki sene doğum günü için ben albümü imzalattım, ama izmir’e o tarihte izmire dönecek diye yollamadım. ben de izmir’de olacaktım, buluşup elden verecektim mutlaka görüşmek istediğimi, ona bir şey vermem gerektiğini söyledim. tamam dedi, tam ben artık izmir’den gideceğim gün yazdı. buluşmaya vaktim yoktu, artık çok geçti. albümü veremedim ben de bir süre kaldı, bir ara kırıp atmayı düşündüm ama saygısızlık olacağından bunu yapmadım. neyse sonrasında bulunduğu şehirdeki adresini istedim, bir yere not ettim. 

o sene (27 mart 2014) bulunduğu şehire gittim belki görüşürüz diye, ama sözde telefonu bozulduğu için haberleşemedik. ben tekrar boynu bükük geri döndüm. şöyle bir şey yazmıştım. sen kalk, onu senden ayıran şehre onu görmeye git. o seni görmek istemesin. bana kimse acıdan bahsetmesin. acı; senelerdir benim sol yanımda yaşıyor. onun içindi. 

neyse, bu durumu da ben es geçtim, doğrudur dedim. doğum günü yaklaşırken albümü gönderdim, tam 3 sene sonunda bunu yapabildim. albüm eline ulaştığında fotoğrafını çekip attı, çok sevindiğini söyledi. o kadar.

sonra yine onun yaşadığı şehre gittim, bu sefer amacım onu görmek değildi. ama gittiğimde ben geldim diye haber verdim. ne zaman döneceğimi falan sordu, söyledim. döneceğim gün sabahtan bana yazdı. kaçta döneceğimi sordu gece 00:30 dedim. beni görmek istediğini söyledi, olur dedim. en son 24 şubat 2013′te görmüştüm onu. ve bu olayda 24 mayıs 2014′te oluyor. tam 15 ay olmuş onu görmeyeli. nerede olduğumu sordu, söyledim biraz uzakmışsın arkadaşımın doğum gününe gideceğim yakın olsan oraya gitmeden önce görüşürdük, ama uzaksın dedi. doğum gününden erken kalkacağım o zaman görüşürüz dedi. tamam dedim. halbuki o bana seni görmek isterim dediği anda onun yaşadığı semte yola çıkmıştık bile. 15 dk geçmeden de oradaydık. neyse saat 3 gibi bunları konuşurken nerede olduğumu söyledim, cevap gelmedi. saat 8′de senin işin kaçta bitecekti diye yazdım. bana saat 11′de döndü. benim işim bitti ama sen gideceksin diye. şuan neredesin? diye sordum evde olduğunu söyledi. ben de onun yaşadığı semtte idim. çünkü ondan haber bekliyordum. 5 dakika da olsa onu görmek istiyordum. ne yapalım, çıkabiliyor musun diye sordum. artık çıkmam ki, sen gitmiyor musun saatin geldi dedi. çıkamazsan tamam dedim. çıkamam olacaktı o dedi. bir daha cevap vermedim. arkadaşıma beni otogara bırakmasını söyledim. otobüse bindim, okuduğum şehre döndüm. içimdeki acıyı tahmin edebiliyorsunuzdur belki. bu olaydan tam 2 ay sonra bana napıyosun diye yazdı. iyi sen dedim. iyiyim ben de dedi ve o an heryerden engelleyip sildim. 

çünkü artık beni kukla gibi oynatmasından sıkılmıştım. hep o olacak düşüncesiyle, hayatıma kimseyi almıyordum. ondan sonra zaten kimseye bir şey hissedemedim. kimseyi koyamadım onun yerine. çünkü korktum, aynı şeyleri yaşarım diye çok korktum. senelerce bir ilişki yaşamadım, bir ilişkiye başlarsam ne yaparım, nasıl olur diye düşünmekten hiçbir şey yapamadım. ben hep yarım kaldım, ben hep eksik kaldım. bana tüm bunları yazdıran kişi oydu aslında, benim böyle olmamın sebebi oydu. hayatım boyunca duygusal yanım baskın oldu. ben sevdim, gerçekten karşılık bulamasam da, ona olan sevgime ihanet etmemek için kimseyle birlikte olmadım. kimseyi hayatıma almadım, kimseyi aldatmadım, kimseye yalan söyleyip seni seviyorum demedim. sevilmesem de onu hep sevdim, sevgime ihanet etmedim. mesafeleri önemsemedim, bir gel mesajına atlayıp gitmek için bir an bile düşünmezdim. yaşanmamış bir ilişki de olsa, sevgime hep sahip çıktım.

artık yazmak istemiyorum. sadece gitmek istiyorum, hiç bilmediğim bir yere, hayatımdaki tüm herkesi silip, yeniden bir şeylere başlamak istiyorum. 

Çok değil 10-15 dakika önce. Annem, babam ve ben salonda haber programı izliyoruz. Sunucu 8 Mart ile ilgili bir konuşma yapıyor ve kadınlara tacizi protesto ediyor. O sırada babam şöyle bir cümle kuruyor : "Kadınlara el kalkar mı yaa kadınlar çiçektir." Gözlerim bu cümleleri duyar duymaz doluyor, saniyesinde aklımdan babamla olan binlerce anım geçiyor. Gülümsüyorum. Mesela görmeyip çürük muz aldığım zaman bana bağıra bağıra küfür etmesi, sinirlenip koşa koşa kumbaramdan 20 lira çıkarıp babamın önüne atışım ve ağlayarak odama gidişim, krize girişim, yatağıma oturup hıçkıra hıçkıra ağlayışım, babamın peşimden gelip ellerimin arasına gömülmüş başımı saçımdan çekerek kaldırışı, az sonra yüzüme patlayacak olan o tokat için ellerini nasıl havaya kaldırdığını ve gözlerinin içine bakıp "Babamsın sen benim ya babam !" diyerek ağladığım geliyor aklıma. Bir arkadaşı beni bir erkekle sokakta gördüğü için yanıma gelip "Orospu mu oldun başımıza, bu işler anca yatakta biter." deyişini düşünüyorum. 5-6 yaşlarımda annemle kavga edişi, annemi nasıl tokatladığı geliyor aklıma. Ablamla birlikte korkup yatağın arkasına saklanır, sessizce ağlardık. Araya girdiğimizde bilirdik dayak yiyeceğimizi. Ablamın boğazını sırf eve geç geldi diye sıktığını hatırlıyorum ; 8 gün devamsızlık yaptım diye beni, sınıfta kalırsan bir daha okutmam seni oturur ev işi yaparsın diye tehdit ettiğini... Evde olmadığım zamanlar arkamdan söylediği "bu kız okumaz, bak görürsün" gibi sözlerini duyuyorum yabancılardan. Tablet geçmişinde bulduğum 'grup seks-azgın liseliler-azgın kadınlar grup yapıyor' gibi aramaları anneme gösterdiğim için babam tarafından bacağıma atılan tekme geliyor gözlerimin önüne. Haklısın baba, "Kadınlar çiçektir, kadınlara el kalkmaz." (!)
Bir Dakikanı Ayırabilir Misin?

Öncelikle nasıl başlayacağımı bilmiyorum. O yüzden saçma bir giriş yaparsam affola. Uzun süredir, hatta baya uzun, hepimizin geleceğini düşünüyorum. Ne desem, nasıl anlatsam hislerimi. Bu yazıyı çok samimi yazıyorum. Ben artık insanların ölmesinden bıktım. Hani şu ecelden olanlardan değil, insanların ölmekten ziyade öldürülmesinden bıktım. Ya ben büyüklerin gözünde hala küçük bir kız olarak geçiyorum hangi ülkede olursa olsun. Ama bu adamlar benim gördüğüm şeyleri göremiyorlar mı, anlayamıyorum. Ciddi anlamda bu kadar basit şeyleri anlayamıyorlar mı, bilmiyorum. Yok bilmem toprak için, yok bilmem petrol için, yok bilmem teknoloji için insanların birbirlerine gözünü kırpmadan kıydıklarını göremiyorlar mı cidden!? Bir ben değilim, biliyorum. Siz de görüyorsunuz, siz de biliyorsunuz. Çoğu kez de “NEDEN?” diye düşünmüşsünüzdür. Ben hala cevabını bulamadım. Biz küçükleri, gençleri iyi bir çevrede yetiştirmek isteniyor, değil mi? Ama ben açlıktan ölen, bomba saldırısı yüzünden ailesini kaybeden, terörü savuşturmaya çalışan ve şehit olmaktan korkmayan asker abilerimizin çocuklarının cenaze başında ağlamalarını görmek istemiyorum artık. Ben yemekleri o kadar artsın ki, hayvanları beslesin istiyorum Afrika'daki kardeşimin. Ailesiyle deney yaparken ortalığı dağıtıp dursun istiyorum Suriye'deki kardeşimin. Annesi, babası asker diye korkmasın istiyorum ülkemdeki kardeşimin. Yani demem o ki, gelecek bizimdir. Mavi gözlü Ata’m demiş ancak şu anda bu dünyadaki yetişkinler bize sahip olabileceğimiz bir gelecek bırakabilecek mi, bilemiyorum. Bu yazıyı herhangi birisi için yazmadım ben. Artık haber izlerken değil, komedi filmi izlerken gülmekten ağlamak istiyorum çünkü. Yazıyı okuduğun için teşekkür ederim sana. O kadar süredir içimde birikmişti ki belki içimi dökmek iyi gelir dedim. O yüzden hiç kimse görmese bile bu yazıyı silmeyeceğim.

Akışına Bıraktım Akmadı Şarkı Sözü / Sözleri

Akışına bıraktım akmadı
Bende kapattım yolu
Baktım duvardan atlıyo, amma yine akmıyo
Zaten bende çoktan uykulu gibi bir hal var
Yıllarca uyusam bu evde neden diye sormaz kimse

Dön bir bak arkana dediler
Arkam döndü bana baktı
Nabıcaz be oğlum böyle nereye dönsem bi keder
Koştum arkandan bana doğru durmadı birde güldü
Akşama nasıl olsa dönücen geri sen bu eve

Durum bundan ibaret
Değişirse haber et
Geç kalma burda yorgunum
Uzunları yaktım ben gidiyorum

Durum bundan ibaret
Değişirse haber et
Geç kalma burda yorgunum
Uzunları yaktım ben gidiyorum.

Sen ve Ben
  • Önce sana şunu haber vereyim: Birlikte bulunduğumuz süre boyunca sanma ki ben yazmak ve anlatmakla uğraşacak, seni de okumak ve anlamaya çalışmakla uğraştıracağım. Görünüşte elbette ben kelimeleri kağıt üzerine diziyorum, yine görünüşte sen bu işaretlerden kendince anlamlar çıkarıyor, bu anlamları kendi yapındaki yerlerine yerleştiriyorsun. Ama her ikimizin de hangi ihtiyacı karşılamak üzere böyle davrandığını düşünecek olursak seni ve beni bulunduğumuz yere iliştiren ortak bir bağ olduğunu fark ederiz. Ben ne için yazıyorsam sen de onun için okuyorsun. İşte tam bu noktada bir yanlış anlamaya engel olmak gerek. Sen ve ben birbirimize muhtaç değiliz. Bizler yalnızca muhtaç yaratıklarız o kadar. Bı yüzden aramızdaki ortak bağ yani ihtiyaç içindeki yaratıklar olma bağı birbirimizi hesaba katmamızı gerektiriyor. Yine bu yüzden yazma ve okuma etkinliğine girişmekle yazar ve okur konumlarımızın kolayca birinin diğeri yerine geçmesini sağlayacak bir yolu açmış oluyoruz. Çünkü eğer ben senin senliğini gözeterek yazıyorsam, sen de benim benliğimi gözeterek okuyorsun. 'Giderek sen bendeki seni yazdığın kadar ben sendeki beni okuyorum. İki koldan başlatılmış aynı arayışın ortasındayız.'
  • |İsmet Özel, Tahrir Vazifeleri - 1|

Herif beni bişey demek için çağırıyo ısrarrla ne zaman müsaitsin diyo, müsait olduğum zamanı söylüyorum hmmm tamam bakalım ben sana haber vericem diyo. Olur ya mutlaka ara buluşalım nolursunn

HOCA BANA YETENEKSİZ DİYİNCE BEN;

ARKADAŞLARIM BANA HABER VERMEDEN TENEFÜSE ÇIKINCA BEN;

FİLM İZLEYİP ETKİSİNDE KALINCA BEN;

SINIFTA HERKESTEN YÜKSEK ALINCA BEN;

BAYRAM SABAHLARI BEN;

BİRŞEY YAPIP HABERİM YOKMUŞ GİBİ DAVRANIRKEN BEN;

PİÇLİK YAPIP SONUÇLARINI İZLERKEN BEN;

E OKUL FOTOSU ÇEKİLİRKEN BEN;

BU NEYİN KAFASI DEDİKLERİNDE BEN;

anonymous asked:

Bi çalışma planı falan yaparsan bize de haber ver nasıl çalışcağımı bilmediğimden çalışamıyorum dşwmfşsmroflwild

Asıl siz bana haber verin ben de çalışamıyorum ve başlamam lazım baya stres oldum