beddualar

...

Birinin inancına küfür etmek beddualar sayıp dökmek ilericilik-çağdaşlıkta, Müslüman olmak gericilik-yobazlık mı? Saygıdan,terbiyeden yoksun kişilerin böyle atıp tutması ne bileyim akıl almıyor.Sonra da inançlara saygı duymayan biz oluyoruz.

“Öyle geçti gitti işte.
Merhabalar, hoş geldinler, günaydınlar, seni seviyorumlar bıraktı aklıma gitti. Önceleri gelecek diye ottan boktan nem kapıp umutlanıyordum. Kapı zillerine, telefon titreyişlerine, balkonun çarpan kapısına, ne bileyim işte ulan. Geldi zannediyor heyecanlanıyordum. O da gelmiyordu çok heyecan yapmamam için.
Neden gittiğini anlatsın da istedim ilk başlarda. Yürütemiyoruz deseydi bari hızlı trenlerden daha hızlı ilerleyen ilişkimiz için. Çok ileriye gittik deseydi. Ne bileyim. Kalanla olunur da gidenle kalınmıyormuş deseydi. Saçma sapan bişey deseydi bari. Saçın uzun deseydi. Güzel değilsin deseydi. Çok sıkıldım deseydi. Bişeyler söyleyip beni terk etmiş olsaydı. O zaman ona yapacağımı bilirdim ben. Arkasından küfürler edebilirdim o zaman. Belalar okuyabilirdim. Kız arkadaşlarım geldiğinde akşam dedikodusunda ona topluca beddualar gönderebilirdim. Belki hayatını mahvedebilirdim. Ama işte. Hiç bişey demeden giden birine bela okuyamıyor insan. Mesajlarım çift tik bile olmuyor. Arıyorum böyle bi hat kullanılmamakta diyor karşıma çıkan şırfıntı. Hayır kullanılmıyor ama eskiden kullanılıyordu. Bunu belirtse ne olur. İşte sinirlenince de böyle oluyor. Ne zaman ona ulaşmak istesem böyle deliye dönüyorum.
Anne ben hiç iyi hissetmiyorum. Kalkmasam olurmu? Deyip yatağa geri yatamıyorum zaten. Zaten annemde kaldırmıyor beni. Iki ay önce defnettik onu da. Sonra da defnettik beni onun kolları arasında. Ama denir ya, hepsi yaralar. Sonuncusu öldürür diye. Tam da öyle. Böyle bi mektup yazıp derdimi kime anlatıyorum. Bunu kim okur onuda bilmiyorum. Galiba bu sayfaları adli tabiplerden başkası eline almaz. Cinayetten şüphelenebilirsiniz amirim. Bi adam bi kadını giderekte öldürebilir. Bununla suçlayıp o şerefsizi asabilirsiniz. ”

Beni üzen ayak küçük parmağını sehpa köşesine çarpsın,cengel bulmaca cözerken resimdeki ünlüyü bulamasın, yolda giderken insanların 'ben bunu bi yerden taniyom ama nerden' bakışlarina maruz kalsın,bisküvisini çaya batırdıktan sonra bisküviyi çaydan çıkarrken bisküvi kirilip çayın içine düssun. Sonuç olarak beni üzmeyin

Aynıları unfollow edenler için de geçerli Bu postu attıktan sonra ayak küçük parmağımı iki yerinden kırmama be demeli

Gün içinde,aylar önce ya da bir kaç yıl önce yaptığım hataları/aptallıkları hatırlayıp "Allah belamı versin ben bunu nası yaptım" demek hobilerim arasında.

Kendime ettiğim beddualar bitmek bilmiyor.

haberleri açıyorsun kahroluyorsun. ağzından dökülenler sadece ve sadece beddualar oluyor. bir iki sövüyorsun. nasıl olur ya diyorsun. vefat edenleri, ailelerini, yaşadıklarını düşünüyorsun. üzülüyorsun ama acılarını paylaşamıyorsun. sonra bi bakıyorsun etrafta neler oluyor. kimler neler yazıyor diye bi bakıyorsun.
iki paragraf ingilizce bi yazı. altta ingilizce etiketler. okuyorsun. saldırıdan bahsediyor. ülkeyi kötülüyor. her şeyin bittiğini hayatın durduğunu anlatıyor. kaostan, karmaşadan, insanların perişanlığından, tedirginliğinden bahsediyor. türkiye böyle nalet bi yer şöyle nalet bi yer diyor. kaçalım göçelim muhabbeti yapıyor. sonunu da çok afedersin “my fucking country” diye bitiriyor. elin gavuru dediğimiz adamlar da ingilizce yazıyor. tek cümle yazıyor pray diyor for diyor turkey, türk halkı yanındayız kabilinden şeyler söylüyor. bakıyorsun. kalıyorsun.
sonra rahmet okuyorsun vefat edenlere. sonra sövüyorsun ediyorsun. sonra sonra işte.