azad hind

youtube

When you need a good tune to listen to while surfing the Kali Yuga

Tarih Derslerinde Adı Geçmeyen 10 Kadın Devrimci

1. Nadezhda Krupskaya
Birçok kişi onu sadece Vladimir Lenin’in eşi olarak bilse de Nadezhda kendi adına bir Bolşevik devrimci ve politikacı idi.
1929 yılından 1939 yılında ölümüne kadar Eğitim Bakanı Yardımcılığı dahil çeşitli siyasi faaliyetlere büyük ölçüde karışmıştır. Devrim öncesinde Iska grubunun sekteterliğini yapıyor, çoğunluğunun dekode edilmesi gereken kıtalar arası yazışmaları yönetiyordu.
Devrimden sonra işçiler ve köylüler için eğitim imkanlarının geliştirilmesi için hayatını adamış, kütüphaneleri kullanılabilir hale getirmeye çalışmıştır.




2. Constance Markievicz

Constance Markievicz (kızlık soyadı Gore-Booth) bir Anglo-İrlanda Kontesi, Sinn Fein ve Fianna Fáil (İrlanda siyasi partileri) politikacısı,
devrimci milliyetçi, kadınlara seçme hakkını savunan bir sosyalisttir. Liderlik rolünün olduğu 1916 Paskalya Ayaklanması dahil pek çok İrlandalı bağımsızlık
hareketine katıldı. Ayaklanma sırasında İngiliz bir keskin nişancı tarafından yaralandıktan sonra çekilmeye ve teslim olmaya zorlandı. Teslim olduktan sonra, 70 kadın içinde hücre hapsine çarptırılan tek kadın oldu. Ölüm cezasına çarptılırdı ancak cinsiyetinden dolayı affedildi. İlginçtir ki, iddia makamı avukatı
Constance'in “Ben sadece bir kadın, bir kadını vuramazsınız”  diye yalvardığını iddia etmiştir.Oysa ki mahkeme kayıtları “ Keşke beni vurmaya edebiniz olsaydı” dediğini göstermektedir.
Constantine, dünyada bakanlar kurulunda görev alan (İrlanda Cumhuriyeti Çalışma Bakanı, 1919-1922) ve İngiliz Avam Kamarası'na seçilen ilk kadın oldu fakat Sinn Fein'in boykotçu politikasından dolayı reddetti.




3. Petra Herrera

Meksika Devrimi sırasında, soldaderas olarak bilinen kadın askerler çoğu zaman tacizle karşı karşıya kalmalarına rağmen erkeklerle birlikte çatışmalara gittiler. En çok tanınan soldaderaslardan biri olan Petra Herrera, cinsiyetini gizlemiş ve “Pedro Herrera” olarak gitmiştir. Pedro olarak örnek liderliği ve köprüleri havaya uçuşuyla itibarını kazandıktan sonra cinsiyetini açığa
çıkarmıştır. Petra, kendi gibi diğer 400 kadınla 30 Mayıs 1914 tarihinde İkinci Torreón savaşına katılmış ve başarısıyla bazılarına göre büyük itibar görmeyi haketmiştir. Ne yazık ki, Pancho Villa kadınlara itibar etmediğinden onu generalliğe yükseltmemiştir ve buna karşılık Petra, Villa'nın birliğinden ayrılıp kendi kadın tugayını kurmuştur.



4. Nwanyeruwa

Nwanyeruwa, Nijeryalı bir İgbo kadını, sömürge döneminde Batı Afrika'daki İngiliz otoriteye karşı ufak bir savaş başlattı. 19 Kasım 1929 tarihinde sayım görevi üstlenen Mark Emereuwa, Nwanyeruwa'ya “Keçilerini, koyunlarını ve insanlarını sayın” dedikten sonra aralarında bir tartışma patlak verdi.Normalde geleneksel olarak kadınlar vergilendirilmezdi fakat bu olayla kadınların vergilendirilebileceği anlaşılmıştır. Bunun üzerine Nwanyeruwa durumu diğer kadınlara anlatmış ve protestolara başladıktan sonra Kadınların Savaşı'nı başlatmaya karar vermişler. Bu bölgeden yaklaşık 25.000 kadın hem vergi değişikliklerine hem de Warrant Chiefs'in sınırsız gücüne karşı bu savaşa katılmıştır. Savaşın sonunda kadınların konumu büyük ölçüde düzelmiş, vergi planları düşürülmüş ve Warrant Chiefs'in pek çok kuvveti çekilmeye zorlanmıştır.




5. Lakshmi Sehgal

Halk arasında “Kaptan Lakshmi” olarak bilinen Lakshmi Sahgal, Hint bağımsızlık hareketinin devrimcisi ve Hindistan Ulusal Ordusu'nda subaydı. Daha sonra Azad Hind hükümetinde Kadın İşleri bakanı olarak görev
aldı. 40'larda Sömürge Hindistanında tamamı kadınlardan oluşan ve Britanya Hindistanı'nı devirmeyi amaçlayan Rani of Jhansi Regiment adlı alayı yönetti. Alay İkinci Dünya Savaşı sırasında var olan az sayıdaki
tamamı kadınlardan oluşan alaylardan biriydi ve adını 1857 Hint İsyanı'nın önde gelen isimlerinden biri olan kadın devrimci Rani Lakshmi Bai'den almaktadır.




6. Sophie Scholl

Alman devrimci Sophie Scholl, şiddet karşıtı ve Nazi karşıtı direniş grubu White Rose'un kurucu üyesiydi. Grup isimsiz broşür ve grafitilerle Hitler rejimine karşı aktif bir direniş göstermiştir. 1943 yılının Şubat ayında, Sophie ve diğer üyeler Münih Üniversitesi'nde broşür dağıttığı için tutuklandı ve giyotinle ölüm cezasına çarptırıldı. Broşürün kopyaları o yıl Münih Öğrenci Manifestosu olarak yeniden adlandırılıp ülke dışına kaçırıldıktan sonra Müttefik güçler tarafından uçaklardan Almanya'nın üzerine bırakıldı.




7. Blanca Canales

Blanca Calanes, Porto Rikolu Milliyetçi Partisi'nin kadın kolları olan Özgürlüğün Kızları'nı düzenlemeye yardımcı olan portorikolu bir milliyetçidir. Blanca önderlik ettiği Jayuya Ayaklanması (ABD'ye karşı) ile tarihte liderlik rolü olan birkaç kadından biri olmuştur. 1948 yılında, Gag Bill, ya da Kanun 53 olarak bilinen ciddi şekilde kısıtlayıcı bir tasarı yayınlandı ve ada hükümetini yok etmek amacını taşıyan her türlü malzemeyi yazdırmak yayınlamak, satmak ya da sergilemek suç sayıldı. Buna karşılık milliyetçiler silahlı devrim planlamaya başladı. 30 Ekim 1950 tarihinde, Blanca ve diğerleri onun evinde sakladığı silahları alarak Jayuya kasabasına yürüdüler. Burada bir polis istasyonunu ele geçirip yaktılar, telefon tellerini kestiler ve Gag Hukuku'nu hiçe sayarak Porto Riko bayrağını yükselttiler. Bunun sonucunda, ABD Başkanı sıkıyönetim ilan ederek orduya ve hava kuvvetlerine kasabaya saldırmalarını emretti. Milliyetçiler tutuklanıp ömür boyu hapis cezasına çarptılırdılar. Jayuya'nın büyük bir kısmı tahrip edildi ve olayın üzeri “Porto Riko'lular arasında gelişen bir olay” şeklinde ABD başkanı ve medyası tarafından örtüldü.




8. Celia Sanchez

Çoğu kişi Fidel Castro ve Che Guevara'yı tanır ama az sayıda insan Küba Devrimi'nin kalbindeki - hatta ana karar mercii olduğu bile söylenen - kadını, Celia Sanchez'i tanımaktadır. 10 Mart 1952 darbesinden sonra Celia, Batista hükümetine karşı mücadeleye katıldı. 26 Temmuz Hareketi'nin kurucularından biri, devrim boyunca mücadele timlerinin lideri, grup kaynaklarının kontrolcüsü oldu ve hatta Batista'yı devirmek amacıyla 82 savaşçıyı Meksika'dan Küba'ya nakleden Granma'nın karaya çıkışını düzenlemeleri yapmıştır. Devrimden sonra, Celia ölümüne kadar Castro ile kaldı.




9. Kathleen Neal Cleaver

Kathleen, Kara Panter Partisi'nin bir üyesiydi ve partinin karar organı olan ilk kadın üyesiydi. Partinin sözcüsü ve basın sekreteri olarak görev yapmış, partinin hapiste olan Savunma Bakanı Huey Newton'un
serbest bırakılması için ulusal bir kampanya düzenlemiştir. O ve Angela Davis gibi partideki diğer kadınlar partinin ezici bir çoğunlukla eril olduğu görüşüne karşın partinin 3'te 2'sini oluşturmaktaydılar.



10. Esma Mahfuz

Esma Mahfuz Ocak 2011'deki Mısır Ayaklanması'nda yayınladığı bir video blog ile diğer insanları kendisiyle bir Tahrir Meydanı'nda ayaklanmaya katılmaya teşvik etmesiyle tanınmış günümüz devrimcisidir.Mısır Devrimi'nin liderlerinden biri olarak kabul edilmektedir ve Gençlik Hareketi'nin önemli üyelerinden birisidir.

Print depicting Subhas Chandra Bose, a prominent Indian nationalist, who believed in armed struggle against the British. His politics lead to the formation of Legion Freies Indien - Free India Legion as a part of the German military and later Azad Hind Fau - Indian National Army under the auspices of Imperial Japan. Inscription at the bottom reads: Netajika Swapna - Respected Leader’s Dream. Printed at Tower Half-Tone Co. Calcutta c. 1940s.

Halk arasında “Komutan Lakshmi” olarak bilinen Lakshmi Sehgal, Hint bağımsızlık hareketi devrimcilerinden biri olup, Hindistan Ulusal Ordusu’nda askerlik yapmış ve daha sonra Azad Hind hükümetinde Kadın Bakanlığı görevini yürütmüştü. 1940’lı yıllarda sömürge Hindistanı’nda İngiliz Yönetimi’ni devirmek için savaşan ve tamamı kadınlardan oluşan “Jhansi Kraliçesi” Alayının komutanıydı. Jhansi Kraliçesi Alayı, İkinci Dünya Savaşı’na katılan ordular içinde yalnızca kadınlardan oluşan az sayıdaki askeri birlikten biridir ve adını da Hint tarihindeki bir diğer ünlü kadın devrimci olan, 1857 Hint İsyanı’nın önde gelen ismi Rani Lakshmibai’den almıştır.

7

The Indian Legion

The Indian Legion (GermanIndische Legion), officially the Free India Legion (GermanLegion Freies Indien) or Infantry Regiment 950 (Indian) (GermanInfanterie-Regiment 950 (indisches), I.R. 950) and later the Indian Volunteer Legion of the Waffen-SS (GermanIndische Freiwilligen Legion der Waffen-SS), was a military unit raised during World War II in Nazi Germany. Intended to serve as a liberation force for British-ruled India, it was made up of Indian prisoners of war andexpatriates in Europe. Because of its origins in the Indian independence movement, it was known also as the “Tiger Legion”, and the “Azad Hind Fauj”. Initially raised as part of the German Army, it was part of the Waffen-SS from August 1944. Indian independence leader Subhas Chandra Bose initiated the legion’s formation, as part of his efforts to win India’s independence by waging war against Britain, when he came to Berlin in 1941 seeking German aid. The initial recruits in 1941 were volunteers from the Indian students resident in Germany at the time, and a handful of the Indian prisoners of war who had been captured during the North Africa Campaign. It would later draw a larger number of Indian prisoners of war as volunteers.

Though it was initially raised as an assault group that would form a pathfinder to a German-Indian joint invasion of the western frontiers of British India, only a small contingent was ever put to its original intended purpose. A hundred legionnaires were parachuted into eastern Iran under Operation Bajadere and infiltrated into Baluchistan Province to undertake sabotageoperations, which they reportedly did successfully, but with insignificant effect. A small contingent, including much of the Indian officer corps and enlisted leadership, was transferred to the Indian National Army in south-east Asia. The majority of the troops of the Indian Legion were only ever stationed in Europe in non-combat duties, in the Netherlands, and in France until the Allied invasion. They saw action in the retreat from the Allied advance across France, fighting mostly against theFrench Resistance. One company was sent to Italy in 1944, where it saw action against British and Polish troops and undertook anti-partisan operations.

At the time of the surrender of Nazi Germany in 1945, the remaining men of the Indian Legion made efforts to march to neutral Switzerland over the Alps, but these efforts proved futile as they were captured by American and French troops and eventually shipped back to India to face charges of treason. Because of the uproar the trials of Indians who served with the Axis caused among civilians and the military of British India, the legion members’ trials were not completed. The Legion was even less successful than Bose's Indian National Army in Burma and eastern India in military terms; however, Bose’s volunteers and the uproar that their trials caused forced the British to reconsider whether the Indian military would remain loyal to their rulers, so many historians give the INA and Free India Legion some credit for India’s independence after World War II.