aylakdam

bir uzak sabah denizidir gittiğin kapı
ellerinde rüzgârın taşınmaz çamurları var
köpürmüş soylarımı toplarken çürüyen yanlarımdan
inan batmış şehirler gibi onarılmaz anılar
gözlerinde unuttuğum o eski aciz miras
almaya gelsem soluğumda dalgın yosun kokusu
biliyorum artık hiçbir gemi beni taşımaz
ve yeniden büyür içimde mağrur bir zakkum gibi
terk edilmek korkusu

susarsın bir silahsızlanma akşamı
susarsın dudaklarında ıslıklar kanar
öpülmez dudakların ıslık yarası
mavzerdir dokunmalarım kirvem bilirsin
öpemem, öpersem tekmil bir aşiret tragedyası

hüznünü ver bana yeter, gizli hüznünü
kolları bağlı hüzün olsun dört yanım
ırağına vurma beni kirvem, ağlarım, delirirsin 
sonra derler haklıdır sevdası
geç olur ki artık onarmaz rakılar
geç olur bir yaraya rakının dağılması

sen denize sırtını dönen uykusuz dağlı,
gemiler nerde (ki çoğu hüviyetidir melankolinin)
nerde aykırı mavzerler (onlara sığdıramazsın ki öfkelerini)
barut esmeri tenine sevdalarımı sürdüğüm
nasıl taşıdım bunca yıl delirmiş saçlarında
o eski şark yelini
biliyorum dokunsam parmaklarım kırılır
dokunmasam eşkıya uykusuzluğu çetin silahlar gibi.

~Murathan Mungan~

Golha

Aylakdam'a

“hangi yok oluşun bir kıvılcımısın sen!
ve hangi sabahın güneşe doğan gerçeği?
bir bahaneye değiştiğin hangi an'ın geçmişi
ve hangi yüz yılın özlem duyulan sohbetisin sen!…’‘ 

 
aylakdam

Onlar!
Onlar ki nefessiz şimdi..

Biri yatağında heyecanla sabahı beklemekte,

Biri ise gecenin bi saatinde ilk kez tanrıya küfretmekte,

Biri tüm bu ölümlerin sadece biri tarafından organize edildiğini düşünmekte,

Biri ise son kez telefona sarılıp bir daha o sese denk gelmemeye yemin etmekte,

Biri kırk beş gündür aç susuz bir şekilde doğacak güneşi beklemekte,

Biri ise iki gün sonraki testinin sonucunu merak etmekte,

Biri son gecesiymiş gibi tüm yaşadıklarını gözlerinden geçirmekte,

Biri ise dinlencesinin bitmemesi için geceyi yirmi dört saate tamamlamakta,

Biri ertesi günün hiç de aklına gelmediğini düşünmekte,

Biri ise tanrı ile ilk kez yüz yüze gelmekte,

Biri şiirlerde hep kaybettiğini aramakta,

Biri ise düşlerinin peşinde kara yazısı ile kalemini oynatmakta…

Ey kendini “ biri’‘içinde var etmeye çalışan kısık gözler!!

Katilisiniz tüm an'ların!

—  Aylakdam
youtube

Bu kimin duruşu, bu sizin en gülmediğiniz saatlerde 
Her cümlede iki tek göz, bu kimin 
Ya da kim korkuttu bu kadar sizi 
Bu nasıl sevişmek, üstelik bu kadar hızlı 
Ya da tam tersine 
Boş vermek öperken, severken boş vermek sevmelere…

 __
Edip Cansever

“dönmeye müsait bir dil ,bulanık bir göz ucu hareketi
avuçlarında sıcaktan bir ter ve koku yayan bir baş dönmesi…

sabahın dördünü beşe tamamlayan sigara külleri
ve karanlıkta griye dönmüş yeşilin bin bir halleri..

şimdi bir uykunun taa başından sesleniyorum
sesim kısık,kelimelerimse bir cumhuriyet sevinci..”

 Aylakdam