ay yan

  • Mutlak Seveceksin
Play

Erkek, korkunç hayat sarsıntıları altın da yorgun.Kız, bahtiyarlık ve hürriyet sarhoş… Erkek, yüzünün çizgilerinde hayat tecrübelerinin ve hayat ihanetlerinin izlerini saklıyor; Kızın parlak bakışlarında tecrübesizliğin ürkekliği ve maceraların hasreti var… Erkek yirmi beşinde ve cesur. Kız yirmisini biraz geçmiş ve fettan… ve… Mevsim bahar… işte onlar böyle karşılaşıyorlar… Erkek, kızın gözlerinde bir cennet görüyor… Kız erkeğin sert yüzünde bir masal şehzadesi arıyor… Bakışıyorlar ve geçiyorlar. Erkek, başkalarından hep kızı işitiyor… Kız, arkadaşlarından hep erkeği dinliyor.. Gençlik tez canlıdır… ve gönüllerinde uyuyan yılanlar başkaldırıyor. Gece… Etrafta ağaçların dallarını okşayan sinsi rüzgâr… Ötede beride ötüşen kuşlar ve böcekler… Gökte ay ışığı… Ve… Yan yana erkekle kız… Eğer mevsim bahar ve vakit gece olursa…

Eğer sinsi rüzgâr yapraklarla fısıldaşırsa… Eğer kuşlar ve böcekler öterken gökte ay parlarsa… Ve bu dekorun ortasında bir genç erkekle bir genç kız yan yana bulunursa… Onlar ne konuşur?… İşte bunlar da onu konuşuyorlar… Erkek: “Seni seviyorum” diyor… Kız: “Bu sizin herkese söylediğiniz sözdür, diye cevap veriyor…

Erkek ağır basıyor: Nişanlanalım!”… Kızın cevabı daha keskin çıkıyor: “Ben seni sevmiyorum ki’”…

Erkeğin karşılığı kılıç gibi iniyor: “Sevmiyorsan bu vakit benimle burada niçin bulunuyorsun?’’ Kız susuyor… Erkek de susuyor… Yaramaz kuş yoruluyor ve tembel böcek uykuya dalıyor… Ay… O, bütün esrarı biliyor… Ay her şeyi görüyor… Fakat ay naziktir… Ve kendi fazlalığını anlıyor: Bulutun arkasına çekiliyor…

Erkek kıza bakıyor: Bir ilahe gibi güzel… Kız erkeğe bakıyor: Bir masal kahramanı gibi yakışıklı… Karanlık suçları gizler… Çirkinlikleri örter… Karanlıkta her şey güzeldir… Çirkin güzel olur… Güzel, çok güzel olur… Ve eğer gönüllerdeki yılan başkaldırmışsa… Ve başlar dumanlıysa karanlıkta bir kız çabucak ilahe olur ve erkek tanrılaşır… İşin doğrusu nedir? Erkek kızı seviyor mu? Kim bilir? Kız erkeği seviyor mu? Kim bilir? Erkek kızı niçin buraya çağırmıştır? Bilinmez ki. Kız neden buraya gelmiştir? Anlaşılmaz ki… Öyleyse her şeyi bilen aya soralım… O, “ikisi de seviyor” diyor…

Ay bulutun arkasından çıkmıyor… Yaramaz kuş yorgun… Ve tembel böcek hâlâ uykuda… Erkek kızı kollarından tutarak yavaş yavaş söylüyor: “Sen de beni seviyorsun… Sevmesen buraya gelmezdin… Bir genç kız, sevmedikten sonra kendisini bu kadar tehlikeye atamaz… Sen benim olacaksın… Benim hayat arkadaşım olacaksın… Yalan mı?”… Kız susuyor… Çünkü şu dakikada çok zayıftır… Müthiş gururuna, inadına, iradesine rağmen şu dakikada dilinin ucunda bir şey dolaşıyor… Ve… Bu gecede… Bu ağaçların ortasında… Bu erkeğin yanında… “Evet! Ben de seni seviyorum” dememek için kendisiyle korkunç bir mücadele yapıyor… Gece… Sinsi rüzgâr… Bulutların arkasında uçan ay… Erkek… Ve kız…

Erkek kızı seviyor… Fakat niçin bu kadar çabuk itiraf ediyor? Çünkü erkek yalansızdır… Ve… Hayat kısadır… Neticeler çabuk alınmalıdır… Kız da erkeği seviyor… Fakat niçin sevdiğini söylemiyor? Niçin erkeğin teklifini kabul etmiyor? Çünkü kız fettandır… Âşkı yani aldatmak, zehirlemek, yalvartmak ve öldürmekten ibaret olan yalancı aşkı tatmadan teslim olmak istemiyor… Çünkü erkek yuvanın erkeğidir ve kız aşkın kadını…

Erkek gecenin, kızın ve sevginin güzelliği altında yorgun… Kız hayattan sarhoş ve erkeğin önünde bitkin… Hâlâ karşı karşıya duruyorlar… Kızın iradesi artık eriyor… Bir dakika sonra o da itiraf edecek… İşte etmek üzere… İşte…

Fakat her şeyi bilen ay, buna razı olmuyor… Birdenbire bulutun arkasından çıkıyor ve ışığını kızın gözlerine akıtıyor… İki ışık birbirine karışıyor… Çapkın kuş tekrar ötmeye başlıyor… Uyanan tembel böcek yine söyleniyor… Ve… Kızın zaafı bir anda kayboluyor…

Erkek ve kız aynı zamanda farkına varıyorlar ki erkeğin elleri kızın yüzünü tutmuş ve kendisine yaklaştırmıştır… Kız erkeğin ellerini tutuyor… Yüzünden uzaklaştırıyor… Ve erkek hiçbir şey söylemeden hiçbir mukavemet göstermeden buna itaat ediyor… Yalnız… Beş dakika önceki bir şeyi soruyor: “Niçin?”…

Şimdi hâkimiyet kızdadır ve erkeğin iradesi kızın elinde bir lâstik bağdır… Gülerek: “Çünkü ben nişanlıyım” diye cevap veriyor… Ve… Erkek sarsılıyor…

Erkek sarsılıyor.. Bu kız sahiden” nişanlı olabilir mi olamaz mı, bunu düşünemiyor… Yalnız “Kim bu bahtiyar?” diye soruyor… Kızda cevap yok… Yalnız, kudretli gözlerini ona dikiyor… Bu gözlerde erkeğin kalbini okumak isteyen bir ışık ve erkeği kıvrandırmaktan doğmuş bir gurur var… Erkek susuyor… Kız gülümsüyor… Kuş ve böcek onların pek yakınma kadar gelerek dinlemeğe başlıyor… Ve ay, gözlerini ikisine dikmiş, merakla maceranın sonunu bekliyor… Rüzgâr duruyor… Yalnız gözlerde ve gönüllerde olan korkunç bir boğuşma…

Erkek düşünüyor: Kızı büsbütün bırakıp gidebilir mi? Hayır! Öyleyse ne yapmalı? Kafasını yoruyor… Bir çare arıyor… Ve kıza teklif ediyor: “Seninle kardeş olalım!”… Kızın gözlerinde bir şahlanış var… Kabul ediyor… Ve ertesi gün antla, yeminle kardeş olmağa karar veriyorlar…

Erkek sarsılmıştır… Kızın sesi sertleşiyor… Gözleri yıldırımlaşıyor… Ve aynı merakla beklediği sözü söylüyor: “Söylediğin kadar sevseydin hiç kardeşliğe razı olur muydun?”…

Erkek engin bir şiir dinlemiş gibi ürperiyor… Ve kız büsbütün şiirleşiyor… Erkek şaşkın…”Fakat sen nişanlısın” diye mırıldanıyor… Kız: “Seven için bu bir engel midir?” diye cevap veriyor… Ve… Erkek çileden çıkıyor…

Erkek bitkin.. Kız yorgun, fakat sevinçli.. Erkeği kamçılıyor.. İstiyor ki cesaretini işittiği erkek yine cesur olsun…Ve Kendisini esir etsin…

Erkek teklif ediyor: “Peki, diyor bu son görüşmemizdir. Beni yalnız bırakmadan önce bana bir hâtıra ver. Bu hâtıra senin saçlarını öperken duyacağım baygınlık olsun!”… Kız, fettan cevap veriyor: “Benim saçlarımı ancak hayat arkadaşım olacak erkek öpebilir”… Erkek yeniden sarsılıyor… Peki, diyor, öyleyse sana son defa olarak elimi uzatıyorum. Vereceğin elini dudaklarıma’ götürmeye müsaade edeceksin değil mi ?”… Kız kahpeleşiyor: “Benim elimi ancak hayat arkadaşım olacak erkek öpebilir… Hatta… Benim ayaklarımın altında ölmek saadeti de yine, ancak ona aittir!”… Erkek kızıyor… Kızı kendisine doğru çekiyor… Saçlarını öpüyor… Fakat kız çevik ve kuvvetlidir… Erkeğin elinden kurtuluyor… Koşarak gidiyor… Ve erkek… Dönemeçte kız kayboluncaya kadar ona bakıyor..Bakıyor.

Kız, artık onun yanına hiç gelmiyor… Fakat onu kıskandırıyor… Erkek onun yanına hiç gitmiyor… Fakat kıskanıyor… Kız heyecandadır ve erkek düşüncede… Fakat hayat kısadır… Kat’i neticeler çabuk alınmalıdır… Ve nihayet onlar yine karşı karşıya geliyorlar…

Bir bayram günü… Herkes gezip tozmada… Bunlar niçin böyle kapanıp kalmışlardır ve bunları karşı karşıya getiren sebep nedir? Bilinmez… Fakat onlar karşı karşıyadır Ve kızın fettanlığı, erkeğin cüretkârlığı son dereceyi bulmuştur… Kız soruyor: “Niçin o gece ben müsaade etmeden öpmek İstedin?” Erkek küstahlaşıyor: “Öpmek istedim değil… Öptüm… Ve senin müsaadenin ehemmiyeti yok!”… Kızı öfke basıyor ve haykırıyor: “Yalan yere bir kızı öptüm demek alçaklıktır!”… Son söz erkeğin yüzünde gürlemiş bir yıldırımdır… Ve artık kızın fettanlığı ölmüş, erkeğin cüretkârlığı meydanda tek başına kalmıştır… Erkek kıza bakıyor ve hiç kızmadan söylüyor: “İşte sana haber veriyorum,.. Seni öpeceğim… Hiç bir erkek hiç bir kıza önceden öpeceğini söylememiştir… Fakat ben sana erkekçesine haber veriyorum… Seni Öpeceğim… Kendini koru!”… Ve erkek ağır adımlarla kıza doğru yürüyor… Kaçmaya teşebbüs eden kızı yakalıyor… Mukavemetini kırıyor ve onu doya doya, kana kana öpüyor… Erkekte bir sarhoşluk… Kızda eksilmiş bir şey var… Ve kız bir masaya kapanarak hıçkıra hıçkıra ağlıyor…

Erkek soruyor: “Yine benim olmayacak mısın?”.. Kız kaplanlaşıyor ve cevap veriyor: “Hayır!” Erkek eğleniyor: “Nişanlına böyle mi gideceksin?”… Kız yenilmiştir ve cevabı perişan oluyor: “Ben hiç bir erkekle hayatımı birleştirecek değilim!”

Erkek kızı seviyor… Onu kendisiyle birleşmeye mecbur etmek istiyor… Kız da erkeği seviyor… Fakat kız gururludur ve inatçı… Kendisine yenilen erkekten nefret eder… İstemez… Kendisini yenen erkeğe kin bağlar… Onu da istemez… Öyleyse ne olacak? Bunu ay da bilmiyor.

Zaman yürüyor… Erkek kızı yenemedim sanıyor… Halbuki erkek kızı yenmiştir… Kız yenildiğini biliyor. Fakat bunu kendisine bile itiraf etmiyor… Hayat kısadır… Neticeler çabuk alınmalıdır… Ve takıntılar insanı yürümekten alıkoymamalıdır…

Erkek kızı unutuyor… Başkasını seviyor ve onunla evleniyor… Bu yine aynı parlak bahar gecesidir… Çapkın kuş yine şakıyor… Tembel böcek yine ötüyor… Sinsi rüzgâr asırlardan beri bitiremediği sözünü yapraklara yine fısıldıyor… Ve… Lâcivert boşlukta ay… Kız, erkeğin evlendiğini aynı gece haber alıyor… Birdenbire bir değişiklik… Pişmanlık mı? Kim bilir? Koşarak yatak odasına çıkıyor… Kendisini yatağına atıyor… Ve başını yastıklara gömerek ağlıyor, ağlıyor…

Ay bakıyor… Ve yanı başında kendisine “Bu nedir?” diye soran yıldızın kulağına eğilerek ona anlatıyor: “Erkek onu unuttu… Fakat kız hâlâ seviyor!..”

Yıldız, adaşı olan kızın felâketine şaşırıyor… Ve… Kederinden, hızla koşarak karanlıklar içinde sönüyor… Kızın yıldızı sönüyor…

Hüseyin Nihal Atsız

Totoong love moves in mysterious ways. Hindi mo alam kung ano yung mga bagay na ipapagawa niya sayo makatuluyan alng an taong mahal mo. Yung mga bagay na akala mong hindii mo kaya ay magagawa mo kapag buo ang loob mo na siya na talaga ang handa mong makasama sa huli.

Kapag nagmahal ka, mararamdaman mo lahat e. Yung pinaka masakit at yung pinaka masaya. Kapag nakita mo na siya, wala ka ng ibang gustong gawin kundi ipagyabang siya sa mga kaibigan mo.

Sa panahon kasi ngayon, sobrang swerte mo talaga kapag may taong handang magmahal sayo at mag commit sayo na ikaw lang talaga. Sa dami ng landian na nangyayari sa Internet ngayon at sa dami ng tukso na pwedeng magpabago ng nararamdaman niya sa ‘yo? Kapag nanaig ang pagmamahal, wala ka dapat ikakaba at ikatakot. Kapag mahal ka ng isang tao, siguradong ayaw kang masaktan niyan, sigurado akong kahit hindi mo bantayan yan ay gagawin niya palagi kung ano ang tama. Gagawin niya yung mga bagay na liligtas sa relasyon niyong dalawa.

Masaya magmahal :) Sobrang saya.

BAKIT SIYA?

Bakit nga ba siya?
Bakit hindi iba?
Bakit ko siya napili?
Kase binigay siya.

Oo bigay siya. Hindi ko siya hinanap at hindi ko rin siya hinangad. Para sakin, magkaiba ang hangad sa gusto, ang gusto panandalian lang na “ay gusto ko yan” pero kapag pinagsawaan mo wala na. Wala ng effect sayo. Pero ang hangad, kailangan mo siya. Hindi dahil sa mga bagay na binibigay niya pero dahil kakaiba yung bagay na naiibigay niya sayo. Yun yung isang bagay na hindi lahat ng tao ay maiibigay sayo. Oo inuulit ko hindi ko siya hinangad. Pero sa paglipas ng panahon, unti-unti, natutunan kong “humangad”. Natutunan ko sa kanya ang iba’t ibang bagay na hindi ko alam na noon pa lang pala nasa akin na. Hindi ko pinapansin pero andyan na pala. KALIGAYAHAN. Kaligayahan na meron ako, pero hindi ko mapakita ng totoo. Siya, siya yung nagturo sakin kung paano maging masaya. Kung pano tumawa ng walang halong lungkot o takot. Ngiti na ngayon ko pa lang nakita sa labi ko. Tawa na ngayon ko lang napansin na may totoo pa pala sakin. Na may taong tumulong sakin para malabas ko yung AKO. Oo, aminado ako, naging masama ako sa sarili ko. Pero siya? Siya yung nagpakita sakin na maging AKO. Kapag kasama ko siya alam kong lahat yun ay totoo, lahat ng kwento, tawa, iyak, murahan, lahat yun ay totoo. Pero balot tayo sa tanong kung bakit siya? Kase SIYA. Siya yung taong kapag kumain gusto niya simo’t sarap kase alam niya yung salitang hirap at sarap. Siya yung taong kapag dedicated sa isang bagay gagawin niya. Gagaiwn niya yun dahil hindi lang sa gusto niya pero dahil sobrang matulungin siya. Never niyang pinagdamutan ang iba. Kung pwepwede ibabahagi pa sa kanila. Magbibiro siya pero alam mong bibigay din naman siya sa sinabi niya. Siya yung taong sa simpleng bagay masaya na, sa mani, sa city blends, sa pancake, sa chicken, sa js, sa basketball, sa bilyar at 8ball. Siya yung taong mas pipiliin maging okay ang lahat kaysa makipagaway. Mas pipiliing kumuda ng mahaba kaysa mag sorry. Oo, ganon siya. Pero iniintindi ko na lang?, bakit? Kase sa huli, ang masasabi niya na lang naman din ay “sorry baby”. Siya yung taong araw araw binibilang yung ginastos niya kase ayaw niya na may kulang pero masaya kapag may sobra. Ibabalik ang sukli kase masyado siyang matapat na bata. Nakakatawa diba? Na kailangan mo pa siyang piliting kumain kapag nahihiya siya. Kailangan mo siyang subuan sa maraming tao para mapapayag lang siya. Oo ganon kase siya e. Pero ang cute diba? Kase hindi lahat ng lalaki papayag magpasubo ng pagkain sa lugar kung saan maraming tao. Baka daw kase mapahiya sila. Pero siya, kahit make-up-an mo pa sa kahit anong lugar yan, basta kapag sinabi kong “please” papayag siya. Kase ayaw niyang makita akong malungkot kase simpleng bagay lang naman gusto ko. Ang nasa isip niya “edi pagbibigyan ko na”.

Simpleng mga rason kung bakit siya. Pinahaba ko pa pero ito lang naman ang sagot ko sa tanong. Bakit siya? Kase siya na ang hinahangad at hahangadin ko.

Mga pagkakataong maayos ka na.

Gaano ba kahirap mag move-on? Gaano ba kahirap kalimutan ang lahat? Kokonteng mga katanungan lamang ito sa ating mga sarili na mahirap sagutin. Pero naisip mo ba na ang dapat mong itanong sa sarili mo ay, kung “kelan ako magiging maayos ulit?” kasi mas madaling sagutin ang tanong na iyan. 

Mahirap mag move-on, mahirap makalimot ngunit madali mong maaayos ang sarili mo. Kasi kahit ano pa ang iyong sabihin, kahit gaano mo ipilit na naka move on ka na, alam mong may kakaunting kirot parin, kahit anong pilit mong kalimutan ang mga bagay na magpapaalala sa kanya hindi mo magawa dahil patong patong na mga alaala ang naitago mo. Pero ang mga bagay na yan ay dahan dahang mababawasan pag sa sarili mo inuuna ang lahat. Maraming bagay ang pwedeng mangyari at pwede mong gawin na makakapagbigay ng lakas sayo upang maayos ang mga nasirang pira piraso sa puso mo.

Isang pagtanggap na ang isang taong akala mong magpapasaya sayo ng pang matagalan ay biglang nawala, pagtanggap na hindi lahat ng taong dadaan sayo ay para sa iyo. May mga pagkakataong maayos ka na. Pero karamihan doon ay akala lang pala.

‘But I thought if you ate or drank in a dream, you stayed there!’ said Tiffany.

'Aye, for most creatures,’ said Rob Anybody.  'Not for us, though.  Hooses, banks, dreams, 'tis a’ the same to us.  There’s nothing we canna get in or oot of.’

'Except maybe pubs,’ said Big Yan.

'Oh, aye,’ said Rob Anybody cheerfully.  'Gettin’ oot o’ pubs sometimes causes us a certain amount o’ difficulty, I’ll grant ye that.’
—  Terry Pratchett, “The Wee Free Men”
Baby

*Nag play yung baby by justin bieber kaya yun sabay kami kumakanta ni kuya tas nung chorus na.*

kuya : baby baby baby ohhh…

me : my baby baby baby shishishino shi shani.

kuya : anong baby yan?

me : ay akala ko yung sa meteor garden yung kinakanta ng f4 iba na pala.

Mema lang talaga yung lyrics ko yung sa meteor garden hahahay. :-((

Just take it slow.

Maraming tao na laging nagmamadali. Nagmamadaling pumasok, nagmamadaling kumain, nagmamadaling maligo, nagmamadaling maglakad, nagmamadaling lumaki, nagmamadaling tumanda, nagmamadaling mainlove. Kala ‘nyo masarap ha. Masarap naman talaga. Yung feeling na sa tuwing gigising ka sa umaga, alam mong may isang tao na puwede mong itext, puwede mong makausap, puwede mong makasama. Wala na yatang mas sasarap pa sa feeling ng in love. Pero dahil nga maraming tao ang nagmamadali, kung minsan yung infatuation, naipagkakamali nila sa love. Kaya kapag yang infatuation na yan ay lumipas, may isang maiiwang luhaan. Yun ang masakit, akala mo the feeling is mutual, well, mutual naman talaga, NUNG UNA. Kaya lang people change and feelings change. Ang malas mo lang kungi yung feelings niya nagbago, pero yung sa'yo hindi. Ang pag-ibig ay parang manggang kalabaw, Kapag pinitas sa hindi tamang panahon at pinahinog sa pilit, maasim ang kalalabasan niyan. Ang relationship ganun din. Kapag pinasok mo ang relasyon nang wala sa tamang panahon at minadali ninyo laging may isang masasaktan, at kapag nasaktan,  kung hindi ampalaya ang drama niyan, mangga ang eksena niyan, mag-mamaasim! Kasi sugod ng sugod di naman katipunero.  Kaya bago pumasok sa isang relasyon mas magandang siguraduhin muna kung totoo nga yung nararamdaman mo, pati na rin yung sa kanya. Hindi naman porque kinikilig ka eh in love ka na.Hhindi dahil laging siya lang laman ng utak mo eh inlove ka na. Kutusan kaya kita. Si Kendall Jenner laging laman ng utak ko pero di ibig sabihin inlove na ko sa kanya. Nagagandahan lang. EH ANG GANDA NAMAN KASI TALAGA!

Kaya kung nasa kilig stage pa lang kayo, hayaan mo lang. Enjoy those moments. Kasi hindi mo alam kung hanggang kailan ka kikiligin. Sa mga babae wag kayong matakot na mainip saming mga lalake, dahil kung talagang gusto namin kayo, willing to wait kame. Kapag nainip kame, wag mong panghinayangan. Kasi ibig sabihin nun hindi taos ang pagtingin namin sainyo. Wag kayong masaktan mga babae, Treat it as if you dodge a bullet. Always take your time sa pakikipagrelasyon. Ang matamis na pagmamahalan, hindi minamadali. Mas masarap pa rin yung inuunti-unti.